parallax background

Hz.İsa’nın Büyük Sırrı – 2. Bölüm

23 Eylül 2017
Hz.İsa’nın Büyük Sırrı
23 Eylül 2017
B irçok sahte peygamber türeyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak... Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar. (Matta 24:11, 24)

"Çarmıhta geçen saatler"


Hz. İsa mükemmel bir insandı ve Yaratıcının takdirine tüm insanlardan daha fazla bağlıydı.

Çarmıhta bağıran kişi ise davasından bihaber ve sürekli haber verip durduğu olayı kavrayamamış bir cahildir. O asla Hz İsa olamaz.

Matta 27/46; Markos 15/34;

“Ve dokuzuncu saate doğru, İsa: “Eli, eli, lama sabktani? Yani: ‘Allah'ım, Allah'ım beni niçin terk ettin!’ diye yüksek sesle bağırdı.”

"Hz. İsa çarmıha gerilmiş olsaydı..."


A llah'a yüksek sesle bağırıp, hesap soran bir adam düşünün..Birde sevdiği kadın için bile gülümseyerek ölüme gidebilen binlerce cesur insanı…

Son nefesinde uzaktan tanıdığı kralı için bile "kralım için canım feda" diyerek ölen binlerce savaşçıyı… Hz İsa yaratıcısına karşı bu kadar dahi fedakar olamayacak birisi midir?

Hz İsa'nın geri kalan hayatını ve sözlerini incelediğimizde o eğer çarmıha gerilen kişi olsaydı, "evet, bunu bekledim, kendimi feda ettim, herkesi bağışla, ben razıyım" demesi gerekmez miydi? Bu ifade hiçbir şekilde kendisini seve seve bilerek isteyerek insanlık için feda eden birinin ifadesi değildir.

DELİL - 4 ÇARMIHTAN KURTULUŞ HZ İSA'NIN DUASIDIR

Peki Hz İsa'nın dahi beklenti içinde olduğu çarmıha gerilerek öldürülmesi ve akabinde tüm insanlık için gerçekleşecek büyük kıyım-kıyamet neden olmadı?

Hz İsa'nın yürekten, secdeye kapanarak defalarca ettiği bir duayı Yaratıcının reddetmeyeceğine inanıyorsanız; Hz İsa'nın da çarmıha gerildiğine inanamazsınız. Çarmıh hadisesinden bir önceki gece dağda oturduklarında şunlar olmuştu.

Matta 26;

37: Petrus ile Zebedi'nin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye ve ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.

38: Onlara, “Yüreğim ölüm derecesinde kederli” dedi. “Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.”

39: Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. “Baba” dedi, “mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun.”

40: Öğrencilerin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrus'a, “Demek ki benimle birlikte bir saat uyanık kalamadınız!” dedi.

41: “Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.”

42: İsa ikinci kez uzaklaşıp dua etti. “Baba” dedi, “eğer ben içmeden bu kâsenin uzaklaştırılması mümkün değilse, senin istediğin olsun.”

43: Geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına bir ağırlık çökmüştü.

44: Onları bırakıp tekrar uzaklaştı, yine aynı sözlerle üçüncü kez dua etti.

45: Sonra öğrencilerin yanına dönerek, “Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz?” dedi. “İşte saat yaklaştı, İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor.

46: "Kalkın, gidelim. İşte beni ele veren geldi!”

(Unutmayın Matta 26'ya göre Hz. İsa kaseyi kanını taşıyan bir anlaşma sembolü olarak tanıtmıştır. Hz. İsa'nın kanının dökülmesi ile gerçekleşecek bir anlaşmayı sembolize eder. Bu anlaşma kendisine inanları kurtarırken inanmayan çoğunluğu ise acı ve sonsuz bir cezaya düşeceklerdi)

Hz. İsa kaseden işkenceden korktuğu için kaçmıyordu. Çünkü İncil'deki bağcı hikayesinde anlattığı gibi kendisi Yahudiler tarafından çarmıha gerilirse önceki kavimlere olduğu gibi toptan yok edileceklerine inanıyordu. İnsanlığın kıyıma uğramasını istemiyordu. O nedenle kase gitsin diyordu. Kase ortadan kalksın…

Havariler Hz İsa göğe çekildikten sonra görünen ve hakkında İsa mıydı diye şüpheye düştükleri kişiler ise çoğunlukla sahte peygamberlerdi. Ona biraz olsun benzeyenler O'nun yerine geçmek için can atıyordu.

Yüzlerinin aşırı benzemiyor olması sorun değildi. Çünkü Hz İsa geri dönmesi beklenen İlyas peygamberin Yahya as. ile geri döndüğünü, ama insanların anlamadığını söylemişti. Bu nedenle kendisi de ruhen başka bir surette geri dönebilir diye düşünüyorlardı.

Ancak bu kimseler tenha yerlerde kısa süreli görünüyorlardı çünkü Roma askerleri yeni Mesihler konusunda uyarılmış ve olası isyanı önlemek için peşlerine düşmüştü.

(Hz İsa'nın Mezarında Ağlayan Meryem, İsa gibi davranan adamı tanımıyor)


Yuhanna 20;

13: (İsa'nın yakın bağlısı) Meryem'e, "Kadın, niçin ağlıyorsun?" diye sordular. Meryem, "Efendimi almışlar" dedi. "O'nu nereye koyduklarını bilmiyorum."

14: Bunları söyledikten sonra arkasına döndü, İsa'nın orada, ayakta durduğunu gördü. Ama O'nun İsa olduğunu anlamadı.

15: İsa, "Kadın, niçin ağlıyorsun?" dedi. "Kimi arıyorsun?" Meryem O'nu bahçıvan sanarak, "Efendim" dedi, "Eğer O'nu sen götürdünse, nereye koyduğunu söyle de gidip O'nu alayım."

Dikkat ediniz, ne Meryem onu tanıyor, ne de sahte İsa dublörü onu tanıyabiliyor.

(Çarmıh olayından sonra bir gün dağda bir adam görürler)


Matta 28;

16: On bir öğrenci Celile'ye, İsa'nın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.

17: İsa'yı gördükleri zaman O'na saygıyla eğildiler. Ama bazıları kuşku içindeydi.”


Markos 16;

“12: Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.”


Luka 24;

15: Bunları konuşup tartışırlarken İsa yanlarına geldi ve onlarla birlikte yürümeye başladı.

16: Ama onların gözleri O'nu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.”

17: İsa, "Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?" dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.

18: Bunlardan adı Kleopas olan O'na, "Yeruşalim'de bulunup da bu günlerde orada olup bitenleri bilmeyen tek yabancı sen misin?" diye karşılık verdi.

19: İsa onlara, "Hangi olup bitenleri?" dedi. O'na, "Nasıralı İsa'yla ilgili olayları" dediler. "O adam, Tanrı'nın ve bütün halkın önünde gerek söz, gerek eylemde güçlü bir peygamberdi.


Luka 24;

36: Bunları anlatırlarken İsa gelip aralarında durdu. Onlara, "Size esenlik olsun!" dedi.

37: Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.

38: İsa onlara, "Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?" dedi.

Bu görünümlerin bir kısmı Hz. İsa'ya da ait olabilir. Çünkü Kuran O'nun vefat ettiğini ve akabinde göğe alındığını ifade etmiştir. Ruhen bazı kişilere görünmesi mucize nev'inden mümkün olabilir. Ama anlaşılıyor ki bu görünümlerin çoğu kendini Hz İsa'ya benzetmeye çalışan kimselerin çaresiz çabalarıdır.

Hz İsa özellikle yalancı Mesihler konusunda havarilerini şiddetle uyarmıştı.

"Birçok sahte peygamber türeyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak... Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar."


(Matta 24:11, 24)

Dikkat edin özellikle sahte Mesihlere karşı uyarmaktadır ve seçilmiş olanlar hariç hemen herkesi kandırabilecekler.

Peki neden İncil yazarları ve havariler ısrarla gördükleri birilerini Hz İsa'ya benzetmeye çalışıyorlardı?

Elimizde neden Hz İsa ve halkının konuştuğu dilde İbranice bir İncil yok? En eski İncil Yunancadır. İsa Yunan mıydı? İbranice İnciller bulunamıyor. Çünkü İseviliğin ilk yıllarında insanlar Hz. İsa'nın İbranice sözlerini yazmaya gerek duymadılar. Çünkü Hz. İsa çok geçmeden kısa sürede geri döneceğini söylemişti;


Matta 16;

27: İnsanoğlu, Babası'nın görkemi içinde melekleriyle gelecek ve herkese, yaptığının karşılığını verecektir.

28: Size doğrusunu söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, İnsanoğlu'nun kendi egemenliği içinde gelişini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.”


Markos 9;

“1: İsa, "Size doğrusunu söyleyeyim" diye devam etti, "Burada bulunanlar arasında, Tanrı Egemenliği'nin güçlü biçimde gerçekleştiğini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var."


Luka 9;

“27: Size gerçeği söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, Tanrı'nın Egemenliği'ni görmeden ölümü tatmayacak olanlar var."

Orada bulunan herkes öldü ama Hz İsa geri dönmedi. Bu nedenle mevcut nesil ölene dek Hz İsa'nın sözlerini yazılı kitap haline getirme gereği duyulmadı. Yazılan İnciller oradaki son insan öldükten sonra 2. nesil tarafından yazılan araştırma kitaplarıydı. Kutsal kase uzaklaştırılmış, tehir edilmişti.

Yani 40-50 yıl geçmeden kesinlikle geri dönecekti. Asıl beklenen çarmıh hadisesinden 3 gün sonra dönmesiydi. Her yerde havariler; bugün yarın geri dönecek diyorlardı. Böyle bir ortamda İncil yazmaya gerek yoktu. Her an kıyamet kopabilirdi.

Bu nedenle elimizdeki İnciller yaşayan son havariler de öldükten sonra yazılmıştır. Havariler İncil yazmaya gerek duymamıştır. Onlar için her gün son gündü. İncil daha sonra hakim siyasi görüşe sahip araştırmacıların onlarca yıl sonra halk arasında dolaşıp yaşlı dedelerden duydukları sözlerin toplanması ile oluşmuştur.

Bu durumu bizzat 4 büyük İncil'den biri olan Luka İncilinde açıkça ifade edilir;


Luka 1;

“1-3: Sayın Teofilos, birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize ilettiler. Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.”

Havariler ve halk Hz İsa'nın hemen döneceğine kesin gözüyle baktığından ona biraz dahi benzeyen herkesi suret değiştirmiş bile olsa; dirilen İsa olabileceği konusunda büyük bir şartlanma ve bekleyiş içindeydiler.

Yazar Erdem Çetinkaya
Yazar Erdem Çetinkaya
Erdem Çetinkaya, dünyanın en çok izlenen İslam Belgeselini yapmış ve İslam'ın yeni mucizeleri ile Kuran'ın doğru anlaşılması için çalışmalar yürütmektedir. Ayrıca Hologram teknolojilerinin üretimi konusunda çalışmalar gerçekleştirmektedir. Holotürk Hologram Sistemler, Mivafilm ve Reklamcılık ile Sosyal Ajansim.com un sahibidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir