BAZI RÜYALAR VE DURUGÖRÜLER

Tanımadığım İki Âlim Melek;

Rüyamda iki sarıklı ve cübbeli kişi tahta bir evde diz üstü duruyorduk. Nazar edip içimdeki bir kapıyı açtılar. O an yüzlerinde ki manayı gördüm, sanki Arapça harflerle dolu bir simaydılar. Etkisi öyle şiddetliydi ve tarifsiz ki bulunduğum yere yığıldım.

29 YAŞINDA ALLAH’A TEALAYA SARILDIM

İstanbul’da ki Kutsal Gizemler Belgesel öncesi Bilim Adamları ile Yapılacak İstişare Toplantısı Günü;

Bilim adamlarını ve âlim olarak ulaşabildiğim kimseleri güzel bir restoranda yemeğe davet ettim ve projeksiyonla onlara sunum yaparak görüşlerini aldım. İşte o gün evveli gecesi bir rüya gördüm.

Rüyamda uzaya benzer bir yerdeydim. Boşluk vardı. Diz çökmüş sürekli ve şiddetle ağlıyordum ve Allah’ı çağırarak “keşke ayaklarını öpebilsem, yüzümü sürebilsem” diye sesleniyordum. Nereden geldiğini bilmediğim müthiş bir özlem içimi cayır cayır yakıyordu.

O an Allah’ın ayakları göründü ve kapanıp sarılıp ağladım, çok mutlu oldum. Akabinde birden kendimi uzayda gördüm. Dünya bir nokta gibiydi, ayaklarım dünyada başım ise uzayın çok dışında bir noktadaydı. Karşımda Allah Celle Celalühü olduğunu bildiğim bir adam gördüm. Işıktan; sakalsız ve saçsız yaşlı ve ciddi, etkileyici bir insan görünümünde, tezahür etti. Bana sarıldı. Bende ona sarıldım. O an kalbinden güçlü bir rüzgâr kalbime aktı. Rüzgârın içinde tanecikler vardı. Bir güzellikle kalbim doldu; sevgiyi hissettim. Rabbime sarıldığımda ikimizin de ayağı dünyada idi; lakin tüm kâinat minik bir zerre gibi görünüyordu.

IŞIK DİSKİ

Yine aynı yaşlarda bu sefer bir rüya gördüm.  Rüyamda uyuduğum odada idim ve yüzüm duvara dönüktü. Arka duvarda neredeyse tüm duvarı kaplayan bir enerji alanı açıldı. İçinden ışık fışkırıyordu ve çok parlaktı. Bu enerji alanı diğerinden farklı olarak bir hortumun her şeyi içine emmesi, her şeyi kendine mıknatıs çekmesi gibi çekiyordu. O an hissettim ki bu çekim enerjisi ahirette insanları tek bir meydan da toplayan çekim enerjisi nev’indendir. İnsanlar sanki bir gökten yere düşermişçesine bir çekim alanına doğru sürüklenecekler. Kimi düşe kalka, kimi taklalar atarak, kimi de son sürat koşarak ya da uçarak o çekim alanına doğru çekilecekler. Bu durumda öleceğimi düşündüm ve Allah’a hazır olmadığımı yapmak istediğim hizmetler olduğunu söyledim. Çok korkmuştum. Somyanın demirine sımsıkı tutunuyordum son gücümle. Az kalsın tutunamayıp enerji alanı diskine doğru çekilecektim. Sonra kapı kapandı ve ben gözümü açtım.

RÜYADA CENNET

Rüyam da göğün son katındaydım. Cennet taşlarını gördüm. Cennette taşların üzerinde Muhammed yazdığını duymuş ama tam inanamamıştım. O da birçok peygamberden biri diyordum. Ama önlerinde Muhammed arkalarında Allah yazıyordu. Yeşildiler ve taşların içi fosforlu ve yarı saydam değerli taşlar gibi parlamaktaydı.

Ancak cennette görmenin dünya görüşünden farklı olarak ruhsal görmenindi fiziksel görme işine dâhil olduğunu anladım. Görülen aynı dünyada ki şekiller gibiydi. Ancak ruha dolan mana olağanüstü güzel ve dayanması zor bir düzeyde etkileyici idi. Orada sadece şekilleri değil manalarını ve taşıdıkları enerjileri de görebiliyordunuz. Onun kimliği de görülüyordu. Kimliğine bağlı ruh enerjisi de. Ruhumuza bin voltluk bir elektrik verilmişçesine baktıkça sarsılıyordum.

Muhammed ismini birde arşın altında olup da kâinatı çeviren çıkrık benzeri bir mekanizmanın üzerinde yazılı gördüm. Rabbin enerjiden eli katmanları açarak geldi ve o ruh eli, havada akan bir nur gibi kavradı ve çevirdi.

UYANIKKEN PERDE AÇILDI VE CENNETİ GÖRDÜM

Gözlerim açıktı, hastanede ve yataktaydım; Sadece nedeni belirsiz sıradan bir hastalıktı. Gözümün önünde bir perde açıldı; büyük üstü yeşil düz yükselen kayalıklar arasından akan nehirler, şelaleler ve büyük kayaların üzerine yerleştirilmiş cennet köşklerini gördüm.

RÜYADA KADINLAR

Rüyamda nadiren kadınlar görüyordum ve her normal insan gibi bende de birlikte olma isteği hâsıl oluyordu ve onlara uzanıyordum. Ve her buna yeltenişimde o odaya annem ya da akrabalarım doluşuyordu ve bu iş asla gerçekleşmiyordu. Diğer insanlar gibi rüyamda hiç bir zaman ilişki yaşayıp banyo yapmak zorunda kalmadım.

Rüyada bile yaşayamamak elbette bazen off çektiriyordu tabii. Eğer bunlar rüyadan ibaret olsa bu kadar korumazlardı diye düşündüm. Belki de rüyalar rüya değildi… Gerçeğin piştiği bir mutfaktı.


DESTEK VE KARDEŞLİK ÇAĞRISI:

Bu makale Erdem ÇetinkayaMet'a tarafından yazılmış Mucizelerin Sesi isimli kitabından alınmıştır. Tüm yaygın dünya dillerinde sitelerimizin ve youtube kanallarımızın açılması için çalışmalar devam etmektedir.

Bu mucizelerin ilk bölümünü saygın bilim adamlarının verdikleri röportaj ve destekler sonucunda "Kutsal Gizemler, Altın Oran Kabe" isimli 105 dakikalık belgeselle dünyaya bir çok dilde duyuruldu. Sosyal medyada ve TV'lerde toplam 40 milyonu aşkın izlenme saysına ulaştı. Binlerce kişinin Allah'a yönelmesine ve inancını değiştirmesine vesile oldu.



Şimdi çok daha fazla mucizeyi Allah ilham etti ve tüm dünya ile paylaşmak için tüm dünya dillerinde belgeseller hazırlamalı, kitaplar ve belgeseller bir ok dile çevrilip, seslendirilmeli ve grafik tasarımcılarla en güzel şekilde sunulmalı. Tüm dünya da milyarlarca insana ulaşan büyük tanıtım kampanyaları düzenlenemlidir. Sosyal medyada tüm ülkelerde yeterli insanın görmesini sağlayarak hep birlikte insanlık tarihinin en büyük HAKKIN ilanını gerçekleştirmeliyiz. İyiliğin emri ve kötülüğün nehyi, iman etmekten sonra ki ilk görev ve en büyük ibadettir. En büyük iyilik imana vesile olmak ve cehennemden kurtuluşa vesile olmaktır.

İlk adımı 14 yıllık bir çalışma ve büyük fedakarlıklarla gerçekleşen bu seslenişe sizde PDF yada basılı kitaplarımızdan alarak destek olabilirsiniz. Eğer gerçekten inanıyorsak Yaratıcımıza; inancımızın ve sadakatimizin kanıtı olarak fedakarlık yapmalıyız. Onun yüce ismini ve muhteşem mucizelerini, ilahi sözlerini ilan etmek bağlılığın doğal bir davranışıdır.

Bununla birlikte aklınıza takılan her türlü soruyu paylaşabilirsiniz. Yürekten Allah'a yönelmiş ve fedakar kardeşlerimizin birbiri ile tanışarak kardeş olmalarını ve her türlü sorunlarının çözümü için peygamberin sünneti gereği yanlarında olmayı görev biliyoruz.

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

Mucizelere tanık olmaktasınız. İnsanoğlunun önünde iki seçenek vardır. Ya bu mucizelerin tamamının tesadüfen oluştuğunu tek tek kanıtlamalı yada onlara iman edip mucizelerin dünyaya yayılmasına tüm gücüyle destek vermelidir.

Sahip olduklarımızın en az onda birini Allah'a sadakatimizi ispatlamak için harcamalıyız. 10 zeytin yerine 9 yiyerek kim aç kalır ki? 10 gümüş değerinde bir elbise yerine 9 gümüş değerinde bir elbise kimi açıkta bırakır? Rabbin gözünden bakın kendinize, her şeyi verdiğiniz ve sonsuz cenneti armağan edeceğiniz yaratığınız, sizden 1/10'u bile esirgiyor. Ona değer verir miydiniz?

Allah için fedakarlık yapalım ki O'nun mucizeleri dünyaya yayılsın ve yeryüzünde Allah'ın ismi yücelsin, dinler bir öncüyle birleşsin, dünyaya iyilik ve barış hakim olsun. Hz. Musa'ya "Sen ve Rabbin gidip bizim için savaşın" diyenler gibi olmayın, mücadeleden ve fedakarlıktan kaçmayın. Kazancının onda birinden vazgeçmek kimseyi fakir yapmayacağı gibi, cimri olanın da inancı kabul edilmeyecektir. Asıl makbul olansa ihtiyaçtan fazlasının tamamının Allah'a verilmesidir. Çünkü mucizelerle dolu Kuran ve diğer kutsal kitaplarda böyle emredilmiştir. İster kendiniz, ister bizim yardımımızla tanıtım kampanyanları düzenleyin ve farklı dillere kitap ve belgeselleri çevirtin.

Hz İsa; - Zengin birinin cennete girmesi devenin iğne değilinden girmesinden daha zordur. (imkansızdır)

Kuran;
      • Malı sayıp biriktirenin vay haline. Altını gümüşü sayıp yığar.
      • Sana mallarından ne kadarını Allah yolunda vereceklerini soruyorlar. Onlara de ki; "ihtiyaçlarından fazlasını".


Buda: "...sahip olunan her mal ve mülk bencillik günahını arttırır"

Gerçekten sonsuz yaşamın gelişine, cennete ve cehenneme inanarak Allah'ın yüceliğini kabul eden  bir insan onda biri vakfetmekten tereddüt etmez. Mucizeleri dünyaya yaymak için Allah'a infak edin. O da size hem bu dünyada hem de sonrasında güzel bir hayat lütfetsin.

İnsanoğlu haşa Kainatın ilahını hizmetçisi zanneder gibi. İşi düştüğünde O'nu yardıma çağırıyor ama O'nun için fedakarlık yapmıyor. Öyleyse Allah insanoğlunun nankör ve bencillik dolu sesine neden cevap versin? İnanıyorsa insan artık gereğini yapsın. İnanmadıysa da her delile karşı ayrı kanıt getirsin. Yoksa artarak gelen felaketleri için şikayet etmesin!

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

E-mail: kutsalgizemler @ gmail.com

Sevgi ve inançla kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak