Kategori: Kıta Şekillerinde İlahi Mesajlar

  • İBLİS’İN İNSANLA BİRLEŞMESİ VE KANINI KOKLAMASI (7. Kitap 8. Bölüm)

    Avrasya ve Afrika kıtalarındaki devasa varlık sembollerinin her biri, bir diğerine bağlı. Hep birlikte o kadar muhteşem bir uyum içinde insanlığın gelmiş ve geleceğine ilişkin haberleri veriyorlar ki; her bakışımda hayranlık ve ürperme arasında dolaşıyorum.

    Tüm imkanlarımı kullanarak, Allah’ın lütfu ve yardımıyla, sizlere yapabildiğim en güzel şekilde dünyanın haberlerini iletmeye devam edeceğim.

    Yukarıdaki resimde Urfa Müzesinde yer alan bir heykel görüyorsunuz. Aynı Göbeklitepe’de olduğu gibi şeytani görünümlü bir takım yaratıklar insanların üzerine binip onlarla birleşmektedir.

    Aşağıda insan kanından yayılan koku ile beslenen varlıklar görüyoruz. Kan kokusu ve yanan et kokusu çevredeki ruhsal varlıkları doyurmaktadır.

    İblisin uçmasını ve dünyayı gezip yayılmasını sağlayan kanat İngiltere. Sömürge imparatorluğunun önde gelen isimlerinden İspanya başı, İtalya/Roma onun sağlam olan ayağı, Yunanistan ve Balkanlar Osmanlının attığı taşla dağılmış sakat bacağı (İçinde çok sayıda Müslüman yaşar). Onun fitne dolu duygularının kaynağı olan kalbi Fransa’da bulunmaktadır. Ülkeleri dini birliklerinden koparıp milliyetçi sistemle ırklarına göre parçalayan fikir ve kültür birliği yerine soydaşlığın üstünlüğü savunan ilkel milliyetçilik/ulusçuluk akımın öncüsü de Fransa’dır.

    Elbette her birey ayrı ayrı değerlendirilmelidir ve tarihte işlenen suçlar yada günümüzde bazı liderlerin işlediği suçlar toplumun geneline mal edilemez. Sarf ettiğim sözlerim ve sert eleştirilerim Avrupa’da yaşayıp geçim telaşında olan barışçıl ve iyi kalpli insanlar için söz konusu değildir.

    İnanıyorum ki, gerçeği arıyorlar ve içlerinde vicdan merhamet ve sevgi var. Hepimiz gibi. Onlara ve tüm dünyaya verdiğim önem nedeniyle, o tüm gücümle onların da bu uyarılardan haberdar olmaları için çalışıyorum. Asla liderlerin ve onların kölesi olmuş vahşi kalabalıklar haricindekileri işlenen kabahatler nedeniyle suçlamıyorum. Hatta inanıyorum ki; bilgi ve araştırmaya olan ilgisi en yüksek seviyede olan Avrupa’nın bilge ve düşünür kesimi bu mesaja en güçlü desteği verebilir.

     

    İBLİS’İN (DECCAL’İN RUHU) HADİSLERDE TARİF EDİLEN ÖZELLİKLERİ

    KANATLIDIR

    Hz. Peygamber (asm) bu hususta şöyle demiştir:

    “Cin taifesi üç kısımdır: Üçte birinin kanadı vardır, havada uçarlar. Üçte biri yılanlar, köpekler şeklindedirler. Üçte biri de göçebe olup, insanlarla beraber dolaşırlar.” (Ramuz el ehadis )

    BURNU MÜHÜRLÜDÜR

    Çünkü Dabbe kafirlerin burnunu-yüzünü mühürlemektedir. (Önceki hadislere bakınız)

    TAŞLANDIĞI İÇİN KÖR VE TOPALDIR

    İblisin vesvesesi bitmeyince Hz.İsmail, babasına der ki:

    – Bu beni rahatsız ediyor.

    İbrahim As:

    –  Ona taş at, uzaklaşsın.

    İsmail As. Taş atıp şeytanın sol gözünü kör eder. (Gözünün suyu yüzünden aşağı akar)

    “Andolsun ki biz, göğü yıldızlarla bezedik ve bazılarıyla şeytanların taşlanmasını sağladık. Onlara alevli ateş azabını hazırladık.” (Mülk Suresi, 67/5)

    Hz. İbrahim hac ibadetini yapmaya geldiği zaman, Akabe Cemresi yanında şeytan ona göründü. Bunun üzerine onu yedi adet taşla taşladı, şeytan yere battı. Sonra Orta Cemre yanında şeytan ona tekrar göründü. Yedi taş da orada attı. Böylece şeytan tekrar yere battı. Bir müddet sonra Küçük Cemrenin yanında yine karşısına dikildi. Burada da yedi taş daha atınca artık şeytan iyice yere yığılıp kaldı.

    Ayrıca Hz. Havva dahil bir çok kutsal kişiliğin Şeytan’ı taşladığı ve yaraladığı bildirilmektedir.

    “Siz ancak şeytanı taşlıyor (Kabe’de) ve ancak atanız İbrahim Aleyhisselamın yolunu izliyorsunuz.”( hadis)

    Halk arasında “Topal Şeytan”, “Kör Şeytan” deyimleri bu dini hikayeler ve betimlemeler nedeniyle oldukça yaygındır.

    KUYRUKLUDUR

    Resûlullah Efendimiz ashâbıyla otururken üç kere “Allah lânet etsin” buyurduktan sonra

    “Allah düşmanı İblis kuyruğunu arkasına sokup yedi yumurta çıkardı. Bu yumurtalar onun insanlara musallat edeceği çocuklardır.

    Kuyruğu Türkiye’nin başından İstanbul’a doğru omuriliğine girmiş meta fiziki bir bağ gibi görünmektedir. Kanadı gövdeye bağlayan uzun bir köprüleri vardır. Namaz kılan insan siluetinin ensesine girmiştir.

  • ŞEYTAN SEMBOLÜ AFRİKA’NIN KANINI EMİYOR (7. Kitap 7. Bölüm)

    İblisin ve kölelerinin bu kan tutkusu, kanı, gıda olarak kullanmalarından kaynaklanmaktadır.

    Nitekim şeytanların, kendi yaşamlarını ve yurtlarını anlatan ve medyumlar aracılığıyla yazılan “Lemurya Yolu”nda; dişi şeytanların hayız kanının, bitkiler ve kendileri için oldukça besleyici olduğu ballandırılarak anlatılır.

    Ayrıca, Peygamberimizin, “her haram olan şeyin; ölü eti, leş ve kanın, şeytanların yiyeceği olduğu” beyanı, sahih kaynaklarda yer almaktadır.

    Asur krallığının kuzeydeki önemli bir merkezi olan Harran’da paganizminin ritüelleri, Abbasiler devrine kadar sürmüştür. Her yıl Ağustos ayında düzenlenen korkunç insan katliamı, İbnu’n Nedim’in el-Fihristi’nde şöyle anlatılmıştır:

    “Bugün de onlar, tanrılarına (!) yeni doğmuş bir erkek bebek boğazlarlar. Sonra onu kaynatırlar ve aromalı bitkilerle, yağla yoğurarak fırında pişirirler. Sonunda kemiklerden, organlardan arta kalanları tanrılara(!) sunu olarak yakarlar.”

    Eski Yunan’da İlyada ve Hesiodos’un kitaplarında; hayvan yağ ve kemiklerinin, tanrıların(!) hazır bulundukları törenlerde yakıldığı; tanrıların(!) kurban etlerinden, kanlarından ve yakılma sırasında yağlardan ve kemiklerden çıkan dumanlardan beslendikleri anlatılmaktadır. Yine Nuh’un, gemi’den indiğinde kurbanlar kestiği ve yayılan kokulardan yararlanmak için tanrıların (şeytanların) toplandığı, Gılgamış Destanı’nda yer almaktadır.

    Meksika’da Yucatan bölgesinde yaşamış olan Toltekler, inandıkları Güneş tanrısı(!) adına düzenli bir şekilde insan boğazlamışlardır. Kendisini “Güneş tanrısı(!)” olarak takdim eden İblis, bu zavallı insanları, insan kurban etmezlerse Güneş’in doğmayacağı palavrasıyla korkutmuştur.

    Ritüel aynen şöyledir; kurban edilecek insanın göğsü obsidyen denen camla ve bir bıçak ile yarılır, hala atmakta olan kalp dışarı çıkarılır. Burada amaç, tanrılarını (İblis’i) en sevdiği yiyecek olan insanın hayat kaynağı kalple besleyerek; Dünya’nın enerji kaynağı olan Güneş’in sürekli olarak doğmasını garantiye almaktır. İnsanları, alçakça kandırarak yapılan bu kan-kokulu beslenme törenleri, örnek dinsel davranış, tanrılara(!) gösterilebilecek en yüksek saygı olarak sunulmuştur.

    Afrika ise bu çirkin işi daha da ileriye götürerek, yamyamlığın merkezi haline dönüştü. Çünkü insanlar şeytanlara hizmet ettiği gibi artık kendileri de şeytanlaşıyor ve şeytanlar gibi besleniyorlardı.

    Aşağıdaki şekilde insanlık tarihini en acı ve dramatik olayı olan şeytanlara insan kurban etmenin tablosunu görüyorsunuz. Tam kalp hizasından vücudu parçalanmış Afrikalı bir kadın. Yaşlı yüzü ve gözlerinden akan göz yaşları ile Afrika’nın dramına ayna tutuyor. Şeytan ise burnunu o kana sokmuş üstünde duruyor. Kesilen insanın kalbinden akan kan sanki bir oluktan bir kaseye doluyor.

    Şeytan hakkındaki şeklin detaylı tanımını ilgili bölümden bakabilirsiniz.

    Şeytan gerçekten de ezoterik öğretilerde tarif edildiği gibi burnunu ölünün kanından ve etinden yayılan buhara sokar ve içine çekerek beslenir.

    Günümüzde hala bazı gizli ve paganist örgütler insan kurban etmeye devam ediyorlar. Bazı görüşlere göre büyük saldırılar yada savaşların bir kısmı da özellikle bu nedenle çıkarılıyor. Gerçeği en iyi bilen Allah’tır.

    Yüce Allah’ın, yakın bir çağa kadar dünyanın hakim dini olan kanlı paganizmi dünyanın geçmiş ve geleceğinin tarihini gösteren bu tabloya işlemesi son derece hikmetlidir.

    Avrupa’daki özelikle eski liderler, Afrikayı ve Amerika’yı kolonileştirmiş, bu kıtadaki nüfusun önemli bir kısmını yok etmiştir. Bu günümüzde kendilerinin de kabul ettiği bir gerçektir. Yani bu resim Avrupalı devletlerin Afrika insanını, öldürmesi ve sömürmesine işaret ettiği gibi şeytanın da pagan dini yoluyla kanını sömürmesine de ayrıca işaret etmektedir.

    Her şeyi gören ve bilen Allah; yüce bir kitapta her şeyi kaydetmiştir.

  • HAYVANLAR İÇİN YARATILMIŞ BİR ZEBANİ (7. Kitap 6. Bölüm)

    Evet insanlardan zalimlik eden çoktur ama hayvanlardan da böyle olanlar vardır. Kutsal metinler bizlere hayvanların da bir sorgu, ödül ve cezaya tabi olacaklarını söylüyor. İnsanların zebanileri insana benzerken, hayvanlarınki de kendi cinslerinden olmaktadır.

    Yine insanlardaki gibi sağda zebani, solda azap edilen hayvan görülmektedir. Yine hepsinin başı sola bakmaktadır ve ekvatora paralel durmaktadırlar. Azap edilen hayvanın başı sırtlan, fare vb. hayvan başlarını andırmaktadır.

     

    50 km ye yakın çapı olan gözün yakından görünüşü. Mavi göz, cehennem halkının belirgin özelliklerinden biridir. Bilim adamları daireler şeklinde tasarlanmış dağların nasıl ve ne şekilde oluştuğunu hala çözemediler. Daha önceleri meteor düşmesi sonucu oluştuğu düşünülen bu şekillerin şu an ise erozyon sonucu oluşmuş olabileceği tezi üzerinde duruluyor. Ama erozyonun neden düzgün ve iç içe geçmiş dalgalar oluşturduğu çözülemedi.

    Doğada dairesel yapılar oluşup bunun da cehennemliklerin göz rengi olan mavi şekillerde olması tesadüf olarak görülse bile, bu dairesel gözün, bir göz çukuruna muhteşem şekilde benzeyen bir alana özenle yerleştirilmiş olması tesadüf ihtimalini yok etmektedir. Yani sadece göz dairesi ile değil, gözün kirpik dizili alanı da mükemmel ve çok düzgün şekilde betimlenmiştir. Tüm bunlarla birlikte, bu gözün de gerçek bir canlıda olduğu gibi kafanın ve vücudun içine tam olması gereken yere yerleştirildiğini görmek ve bu yüzün de karşısında yine kendi cinsinden bir varlığın başını görmek oldukça şaşkınlık vericidir. İnsana azap eden zebaniler insan suretinde; hayvana azap edenler ise hayvan suretindedir.

    Uydudan çekilen fotoğraflar belki de atmosfer ve sis yüzünden ya da resimleri birleştirirken kullanılan ton eşitleme yazılımları yüzünden soluk ve detaysız görünebilir. Çünkü sissiz bir havada yeryüzüne baktığımızda rengarenk ve çok detaylı görüyoruz. Ancak Google earth’ün standart uydu resimleri soluk görünüyor. Bilinçli bir gizleme olduğunu sanmam, ama size gösterdiğim renklerin gerçek görünüme daha yakın olduğunu tahmin ediyorum. Çünkü Sahra’ya çıplak gözle bir tepeden baktığınızda aynı bu şekilde kıpkırmızı ve capcanlı renklerle dolu kum tepeleri ve siyah kayalar görürsünüz.

  • KOÇ ŞEKLİNDEKİ AZRAİL’İN; ÖLÜMÜN ÖLDÜRÜLÜŞÜ (7. Kitap 5. Bölüm)

    Şüphe yok ki yeryüzündeki en büyük olaylardan birisi de ölümün ölüşü, yani sonsuzluğun başlangıcıdır. Tüm canlılar için bir milattır kıyamet ve ölüm meleğinin yok edilerek ölümsüz bir hayatın başlangıcı. Bu sahneyi açık ve net bir şekilde Afrika’da görmekteyiz.

    Allah’ın kendisine verdiği emirle canlıların ruhlarını almakla görevli olan ölüm meleği için Kur’an ve Hadislerde  Melekü’l-Mevt (ölüm meleği) terimi kullanılmaktadır.

    “De ki; üzerinize memur edilen ölüm meleği, canınızı alır Sonra Rabbinize döndürülürsünüz” (Secde, 32/11)

    Onun emrinde de bazı melekler vardır. Bu melekler de kendilerine Allah tarafından ulaştırılan emirleri yerine getirirler. “Nihayet birinize ölüm gelince elçilerimiz onun canını alırlar, onlar hiç geri kalmazlar” (el-En’âm, 6/61)

    Kur’an’da, meleklerin kâfir olan bir kul ile mümin olan bir kulun canlarını alışları tasvir edilmektedir.  Kâfirlerin can verişleri şöyle tarif edilmektedir:

    “Melekler, kâfirlerin canlarını alırken onları görseydin, onların yüzlerine ve arkalarına vuruyorlar: Haydi, yangın (Cehennem) azabını tadın diyorlardı ” (el-Enfal, 8/50) 

    Nâşitat meleklerinin müminlerin canlarını da tatlılıkla alışları şöyle ifade edilmektedir:

    “Melekler iyi insanlar olarak canlarını aldıkları kimselere de: Selâm size, yaptıklarınıza karşılık Cennet’e girin’ derler” (en-Nahl, 16/32)

    Hadislerde Azrail

    Ölüm meleği Musa’ya ruhunu alması için gönderilir. Musa, melekul mevt’e tokat atıp bir gözünü çıkarır. Melekul mevt Rabbine dönerek: “Beni öyle bir kula gönderdin ki, ölümü istemiyor” der Allah O’na gözünü iade eder.”[5][6]

    Görüyoruz ki Azrail’in tek gözü yara almış lakin Allah gözünü yeniden iade etmiştir. Onun yeryüzündeki suretinde dahi bu fark göze çarpmaktadır.

     

    ÖLÜM MELEĞİ AZRAİL KOÇ ŞEKLİNDEDİR

    Allâhü Teâlâ hazretleri, ölümü alaca bir koç suretinde yarattığında, ona:

    -“Bu heyetin (ve şeklin) üzerine meleklerin saflarının arasına git” (ve onların içine gir)” dedi.

    Ölümü (müşahhas olarak alaca koç şeklinde) gören meleklerden hepsi bayıldılar. Tam bin sene baygın olarak yerde kaldılar.

    Ruhu’l-Beyan Tercümesi Cilt 7, S. 474

    Ibn-i Ebi Hatem, Katade’den;

    «O Allah ki, ölüm ve hayâtı yarattı» mealindeki âyet-i kerime¬nin tefsirinde şöyle rivayet etmiştir:

    «Hayat Cibril’in atıdır, ölüm, güzel bir koçtur. [9] (Yâni ölüm de hayat gibi yaratıktır)

    Mukatil ve kelbî şöyle demişler :

    «Allah, ölümü koç şeklinde yaratmış, kimin yanından geçse Ölür, hayatı da at şeklinde yaratmış kimin yanından geçse dirilir.»

    Ebu’ş-Şeyh ve İbn-i Hibban, Kitab’üi azametfde, Vehb bin Mü-nebbih’ten rivayet ettiklerine göre şöyle demiştir:

    -Allah, ölümü siyah ve beyaza bürünmüş güzel bir koç şeklinde yaratmış. Dört kanadı vardır. Biri arşın altında, biri yerde, biri maşrıkta, biri mağripte; Allah ona “ol” demiş o da olmuş. “Ortaya çık” demiş, o da çıkıp Azrail’e görünmüş.

     

    AZRAİL’İN KOÇ SURETİNDE KESİLMESİ VE YOK EDİLMESİ

    Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu:

    “Kıyamet günü ölüm, alaca bir koç suretinde getirilir. (Ebu Kureyb şunu ziyade etti:) Cennet ile Cehennem arasında durdurulur. (Hadisin kalan kısmında ittifak etmişlerdir). Müteâkiben: Ey Cennet ahalisi! Sizler bunu tanıyor musunuz? denilir. Cennetlikler hemen başlarını kaldırıp bakarlar ve: “Evet, bu ölümdür” derler. Sonra: “Ey Cehennem ahalisi! Sizler bunu tanıyor musunuz?” diye sorulur. Onlar da başlarını kaldırarak bakarlar ve: “Evet, bu ölümdür” derler. Bunu takiben koçun kesilmesi emrolunur ve derhal boğazlanır. Bundan sonra: “Ey Cennet halkı! Cennette ebedi yaşıyacaksınız, artık ölüm yoktur. Ve ey Cehennem halkı! 

    Sizler de ebedisiniz, artık ölüm yoktur denilir.” Bundan sonra Allah Resulü şu ayeti okudu: Onları hasret günü ile korkut. Çünkü onlar hâlâ gaflet içinde ve hâlâ iman etmemişken iş bitmiş olur.Allah Resulü bu ayeti okurken eliyle dünyaya işaret etmiştir.

    Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 5087

    Anlaşılıyor ki; aşağıda çizdiğim şekilde kanatlı bir koç sağ tarafına yatırılıyor. Daha sonra ardında onu yiyerek yok eden bir ateşten varlık, bir de onun başında durup onu öldürmekle görevli insan suretinde ama ne olduğu bilinmeyen bir varlık var. Bunları bir ressam değilim ama elimden geldiğince çizdim.

    Kıyamet günü, kıyametin kopuşu ardından ilk olacak olay insanların diriltilmesi ve ölümün öldürülmesi olduğundan Afrika’nın en sağında bu çizimi göreceğimizi biliyordum. Din kökenli ilahi alfabelerde sağdan sola okunur. Bu resimli kitabı ikon ve grafiklerle yazılmış evrensel dile sahip bir kitap gibi düşünürsek sağdan sola okumamız gereklidir.

    Aşağıdaki resim Google Earth’den alındı ve hiçbir değişiklik yapılmadı. Dünyanın uzaydan çekilmiş uydu görüntüsüdür. Gördüğünüz alan Nil nehrinin batısı olan Sahra çölünün yarısını farklı bir deyişle Afrika kıtasının dörtte birine yakın bir alanı gösteriyor. İşte bu devasa alana muhteşem şekiller çizilmiş. Yukardaki karakalemle çizdiğim şekli aşağıda görüyor musunuz?

    Göremiyorsanız bir de buna bakın. Aynı resmin sadece contrast efekti verilmiş hali. Yani koyu alanlar daha koyu, açık alanların rengi daha koyu olacak şekilde bir renk filtresi uygulandı. Aslında bu efektli görünüm, atmosfer ve sisten kaynaklanan soluklaştırıcı etkiyi gidermek gibi. (Büyük görmek için  telefonunuzu yan çevirin ve zoom yapın.)

    Daha net görmeniz için Boynuzlu koçun çevresindeki alanların bir kısmını sildim. Birbiri ile mükemmel bir etkileşim içinde, 3 kahramanı olan, muhteşem hikayeye sahip bir haber!?

     

    KOÇ TASVİRİ

    Alnındaki alaca lekeden, boynuzunun kıvrımı ve sol boynuz üzerindeki yanlamasına boğum çizgilerine kadar her ayrıntısı muhteşem bir koç.

    İki gözü ve iki burun deliği ile eksiksiz. Hadislerde anlatıldığı gibi 4 kanatlı, her ayağının yerinde bir kanat var ve açıkça görülüyor. Eğer Allah muhteşem bir tasarımla, koçu kesen sert adamla kanatları ayrıştıran bir görüntü vermişse o zaman tepedeki kanatlarla 4 olacaktır.

    Hadislere göre Hz Musa ölümden korkup onun bir taşla gözünü çıkarmış fakat Allah ona acıyıp gözünü iyileştirmiş. İki gözü arasında biraz fark görünüyor. Aynı gerçek bir koyun ve koç gibi karnı daha koyu renkli ve yere temas eden tüyleri kıvırcıklaşıp topak olmuş. Tüm bu ayrıntılar inanılmaz derecede mükemmel. Görünen sadece bir siluet değil. Her detay mükemmel.

    Boynunun sol tarafına vurulmuş bir bıçak yarası görünüyor ve bir kırmızılık hafifçe aşağı akmış.

    Kanatları gerçek bir kanat gibi, uçları tel tel ve çizgi çizgi. Aynı hadisi şerifte anlatıldığı gibi sağ yanına doğru yatırılmış Azrail’in. Ve doğal olarak kendisini kesen zat’a doğru bakmakta.

     

    AZRAİL’İ ÖLDÜRMEKLE GÖREVLİ VARLIK

    İki kanadı arasına işlenmiş “kesici varlık” çok dehşetli bir insan suretinde koça doğru bakıyor. Lakin baş şekli mi böyle yoksa kask mı takmakta? Bıçak ise son derece detaylı görünüyor. Üzerinde kanca ve dairesel şekiller var ve oldukça büyük bir kama gibi.

    Onu kesen kişi olduğunu gösterircesine sağ elinde bir bıçakla bekliyor. Gözleri ise yukarı doğru çekik ve büyükler. Ölümün bir daha dirilmesinin mümkün olmadığını göstermek için olsa gerek; koçun sağ arkasından sarılmış bir varlık onu yemek ve yok etmekle görevlendirilmiş. Sol eliyle bacağından kavrayıp ardından doğru yemeye başlamış. Nil Nehri bu varlığın siluetini oluşturmuş.

  • CEHENNEMDEKİ ZEBANİLER -SAHRA (7. Kitap 4. Bölüm)

    Sahra. 80 dereceye ulaşan sıcaklığı, yıllarca tek damla yağmur düşmemiş ateş rengi kavurucu kumlarıyla pek çoklarına göre dünyanın cehennemi. Tarihte ordular, kervanlar Sahra cehennemine girmemek için uzun yollar dolaştılar ve adını korkunç sıcak ve ateş çıkan topraklarından ötürü ölüm çölü koydular.

    Pek çok kutsal kitapta özellikle cehennem sahneleri detaylı olarak tarif edilmiştir. Cehennemliklere azap edici cehennem melekleri, ateş azabıyla ve çukurlara atılmış insanlara ebedi bir azap verirler. Birazdan göreceğiniz sahneler sizi korkutabilir ve aklınızdan çıkmayabilir. Evet çıkmamalı ve korkutmalı da. Bu korku bizlerin daha dikkatli ve hassas, daha iyi ve doğru olduğumuz bir hayat sürerek bu ateşten korunmamıza fayda sağlayabilir. Bu nedenle bana ölümü ve cehennemi hatırlatması için, bu resimleri sıkça görebileceğim bir yerde tutmaya çalışıyorum.

    İncelemeye Afrika’dan başlayalım. İlk resim bize cehennemin haberlerini anlatıyor. İki farklı zebani iki insanı ateş rüzgarları ile kavuruyor. Cehennemin görüntüsü 4 farklı varlığın yüzü ile TV’de yayınlansa idi en büyük haber olurdu.

     102.7- …ileride bileceksiniz. Eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız, Yemin olsun, o cehennemi mutlaka göreceksiniz!; Sonra onu kesin olarak gözle göreceksiniz. Yine yemin olsun, onu gözünüzle apaçık göreceksiniz!

    Resimde hiç bir oynama yoktur. Afrika’nın tüm kuzeyini yani tüm sahrayı kaplayan çok büyük bir semboller kümesidir. Tüm imajlar gibi bu imaj da dünya 23 derecelik eğimi ile dönerken uzayda dünya eksenine yerleşik bir gözden bakılmışçasına incelenmiştir. Şaşırtıcı şekilde tüm yüzler aynı yöne bakmakta, yer ile olan açısı tamamı sanki belirli bir çizgiyi zemin kabul etmişcesine o çizgi ile paralel şekilde çizilmiştir. Yani bu sembolleri haritayı döndüre döndüre değil dünyanın eksenine yerleşmiş bir gözden alışageldiğimiz açıdan bakarak gözlemledim. Zoom yapmaya dahi ihtiyaç duymadım. Dünya dönerken karşıma çıkan resimleri çizdim.

     

    Afrika’nın kuzey doğu kısmını neredeyse kaplayan 4 kişilik devasa şekil cehennemden canlı yayınla haberleri gösteriyor gibi…

    Yanan ilk kafa. Aynı Kur’an’da tasvir edilen cehennem sahneleri gibi ateşten bir çukurun içinde yanan bir kafa görünüyor. Yine ayetlerde tarif edildiği gibi yüzü kararmış. Arkadan vuran ateşin gücü öyle büyük ki başın yarısını vurdukça eritmiş ve dümdüz etmiş. Belki de başını yasladığı sıcak düzlem onu bu şekilde eritti ve zeminin şeklini verdi.

    Şekillerin birbiri ile çok anlamlı bir etkileşim içinde olması tesadüf olma ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Büyük kanatlı zebaninin ağzından çıkan ateş dolu soluk, lavlar gibi akıyor. Dalgalar var. Kafaya çarptıkça kafanın etrafından dolaşıyor aynı gerçek bir sahnede olduğu gibi.

    Bu adamın ağzı aşağı doğru gerilmiş ve adeta yüzünün iskeleti görünmüş.

    Aşağıdaki resimde ise özellikle burnu simsiyah mühürlenmiş ve yine yüzü yanmış biri görülmekte. Dabbe ile ilgili hadislerde göreceksiniz ki kafirlerin burunları siyah mühür ile mühürlenecek. Yüzler ise kararacak.

    Ateş rüzgarında başı duman duman yanan adamın yüz derisi adeta çökmüş. Kaşları yanaklarının üzerine doğru inmiş ve dünyanın en mutsuz bitik ve ümitsiz insanı gibi duruyor.

    Öyle özel çizilmiş ki her şey; adamın kafasının pişmesinden kaynaklanan dumanlar çığlık atan bir ruh şeklini almış. Öyle ki baktığı şekil kendisine ateş püskürten zebani. Akımların hedeflerinde bu kafalar var ve hedeflerini tam isabetle vuruyorlar.

    Dünyanın en korkunç haberini sunuyor olmaktan ötürü üzgünüm. Keşke zalimler işledikleri suçun ve verdikleri zararın büyüklüğünü idrak edebilselerdi. Gaflettekilerin hali, uçuruma giderken uyarıları umursamayan bir şoförün haline benziyor. Allah kalpten inanan salih tüm kullarını azabından muhafaza edecektir.

    Bu sahneler beni çok ürkütse de; Allah’a insanları uyarmak için mucizeler göstermesini ve deliller vermesini talep ettiğim günü hatırlıyorum. Duam akabinde bunlar gibi yada farklı türlerde yüzlerce mucize ilham olundu. Bunları çok değerli ve bilgili insanlarla istişare ederek onaylarını alarak sizlere sunuyorum. Sadece kendi görüşüm ve keşfimle hareket etmek istemiyorum. Eğer bunların gerçek birer mesaj olduğuna inanmasam ve paylaşmaya mecbur hissetmesem bu acı ve dehşet dolu sahneleri size göstermezdim. Umarım ki ibret alınır ve bunlar yaşanmadan dönenler olur.

    Siyah yüzlü yandan görünen zebaninin gözünün yakınındaki göz pınarı ve tuz dolu çukurlardan göz irisine çok benzeyen bir takım oluşumlar.

    Neml Suresi: 93 

    Ve şöyle de: Hamd Allah’a mahsustur. O, delillerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız . Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir. 

    Fussilet 53

    İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz ki onun gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması, yetmez mi?

  • HİKMETLİ SURETLER VE BİRBİRLERİYLE OLAN İLİŞKİLERİ (7. Kitap 3. Bölüm)

    Dünya üzerindeki her biri en az Arap yarımadası veya kıta büyüklüğündeki suretlerin kendi içlerinde pek çok mucize olduğu gibi bazı ortak noktaları ve benzetme olmadığını kanıtlayan birtakım özelliklere sahiptirler. Onlardan bazıları şunlardır;

    A)  KUTSAL AÇI

    Tüm şekillerin başları batıya dönüktür. Dünya eksenine oturup Kuzey Kutbunu yukarıya alarak, alışılagelmiş şekilde dünya haritasına bakan bir gözün gördükleridir. Aşağıdaki şekildeki gibidir. Bu görünüm hepinizin yıllardır gördüğü açıdan gördüğü görünümdür. Dünya, Güneş sistemi çevresinde izlediği, “Dünya ekseni” denen yola 23 derece 27 dakikalık bir boyun büküşle döner.

    İşte bu kutsal açıdır tüm şekilleir ortaya çıkaran. Sadece şekilleri çıkardığı için değildir bu kutsallık. Aslında dünyanın eksen eğikliği, eksene yaptığı açı ile ifade edilmelidir. Bu açı 66 derece 33 dakikadır. Allah kelimesinin ebced ayı verilen sayısal değeri 66’dır. Ve Allah’a yükselen derecelerin dünyadaki karşılığı 33’tür.

    Deccalin yani lanetli İblis’in sayısının 666 olarak ilan edilmesi sizi şaşırtmasın. İblis; Allah’a, Alemlerin tek Rabbine öykünür ve onu taklit eder. İlahi ismin sayısal ifadesi olan 66’yı alır, haşa ben onu aşacağım diyerek 666 yapar. WWW olarak herkese sözde adını yazdırır.

    Aynı şekilde o, 19 ve 109 ilahi tasarım sembollerini ters çevirip 9 ve 11 yaparak her yerde kullanır. Bu hususları ve incelikleri farklı bir kitapta derinlemesine açıkladım. Tüm kitaplar birbirine bağlıdır.

    Şimdi; 66 derece, 33 dakika ile boyun eğmiş; bu derecedeyken kendi üzerine bir vahiyle resimlerini çizmiş ve sırlarını açıklamış olan Dünya’nın sözlerine şahit olun.

    Bilmelisiniz ki, Dünya bu dereceye 40.000 yıl önce gelmişti. Çünkü Dünya da kendine has bir suretle secde eder.  22.10° ila 24.50°dereceler arasında eğilip doğrulur. Her eğilmesi ve doğrulması arasında 41.000 yıl vardır. Neredeyse 256 yıl her derecenin her bir dakikasında bekleyerek devam eder. Yani 66 ve 33 un birleşerek 99’u ifade etmesi ve 1 ve tek olanı beklemesi; ortaya çıkarması ancak 40.000 yılda bir kez gerçekleşir. İşte o yıllardayız.

    Bu yıllar Kitab-ı Mukaddes’te anlatılan 7 günün sonudur.

    Bir günde 1440 dakika olduğu malumdur. (24X60). Hz Muhammed’in (as) Medine’ye hicret ederek İslam’ın kitlesel kabulünün başlangıcı sayılan Hicri 1440 yılında olmakla kimi uzun kimi kısa günlerin sonuna geldik. 1440 da bugünün yani bu çağın dakikası dolmuştur. Fetret dönemi bitmiş, 7. Güneş doğmuştur.

    B)  NESNELERİN BÜYÜKLÜĞÜ

    Bazıları muhalefet etmek adına; “harita çok büyük ve yaklaştırdıkça sınırsız sayıda anlamlı görünen şekle ulaşabilirsin” diyebilirler. Oysa gösterdiğimiz tüm şekiller ülkelerden büyüktür. Hatta birçoğu kıtalarla boy ölçüşebilir ya da kıtanın bizzat kendisidir.

    Dünya’yı basket topu gibi düşünürsek eline alıp bakanın baktığında göremeyeceği kadar küçük şekillere bakılmamıştır. Elbet o şekillerde de farklı hikmetler gizlidir. Ancak Dünya’nın en büyük mesajları en büyük şekillerde gizli olduğunu düşündüğümüzden kıtalarla boy ölçüşemeyecek ya da ülkeler kadar büyük olmayan şekillere bu kitapta yer verilmemiştir.

     

    C)  SURETLERİN ALLAH’A BOYUN EĞİŞİ

    İstisnasız her şey Allah’a boyun eğmiştir. İsteyerek ya da istemeyerek. Göreceksiniz ki tüm şekiller, Amerika kıtasındakiler dahi, Güneş doğuş yönünün tersine, yani batıya doğru boyun eğmişlerdir.

    İslam dininde peygamber aracılığı ile bildirilen bir husus vardır ki; güneş doğarken ve batarken, secde edilmez. Çünkü toplumlar çağlar boyu güneşe ilah diye taptılar, put haline getirdiler. Onlara benzememek ve putperestlerden ayrılmak için gözlerin idrak edemediği, ama gözleri idrak eden yüce Allah’ı güneşten ayırarak secde etmek önemlidir.

    Allah’ul alim; İslam dininde Güneş yerine Ay’ın sembol olarak yerleşmiş olması, en büyük put olan Güneş’in ışığını ve sözde ilahlığını, Ay’ın önüne geçip ışığını yok etmesi suretiyle Güneş’i küçültmesi yüzünden izin verilmiştir.

    Bu nedenle tüm suretler Güneş’e sırtlarını ya da ayaklarını dönmüş, aksi yönde ise boyun bükmüşlerdir.

    Tüm yüzlerin baktığı en batının batısı; en doğunun doğusu olan büyük okyanusta bir şekil değildir. Eğer orada Allah’ın sureti ya da ismi yazılı olsa idi, Avrasya’daki şekiller ters döner ve ona bakardı. Anlaşılıyor ki; Allah Teala şekilleri çizerken Dünya dönmüş ve bir merkez ya da secde noktası belirlemeksizin hepsini daimî batıya döndürmüştür.

     

    D) SURETLERİN YERİ

    Suretlerin bazıları çok korkunç ve zebaniler suretinde, bazıları ise son derece asil yada sevimli hoş bir surette görünmektedir. Gösterilen bir zebani ise; ateş gibi yanan Sahra gibi bir çölde gösterilmiştir. Avustralya’da çizilmiş olan Zebani hariç, tüm zebaniler ve cehennemliklerin şekilleri Sahra’ya çizilmiştir ki burası neredeyse gerçek anlamda dünyanın cehennemi ve ölüm mekanıdır.

    Melek olarak gösterilen suret ise, çok sevimli ve hoş bir surettedir. Yeri ise denizdedir. Suyun altına çizilmiş sudan bir bedene sahip gibi görünmektedir.

    İnsan olarak çizilenler ise şehre, dünyadaki en büyük ve en eski şehirlerin yönetim yerlerine çizilmiştir.

     

    E) ŞEKİLLERİN BİRBİRLERİ İLE ANLAMLI İLİŞKİLERİ VE BAĞLARI OLMASI

    Örneğin bir tabloda 4 suret birden görünmektedir. Bu suretlerin her birine tek başına tesadüf denebilseydi bile tüm bu şekiller birbiri ile muazzam bir ilişkiye girince bunlara artık tesadüf demeye ne akıl ne vicdan izin verir.

    Bir tarafta kanatlı ve dehşet görünümlü bir zebani, bir noktaya ateşten nefesini üflerken, üflenen noktada bir yüz varsa, o yüz acı çekiyorsa, ortada bir ateş denizi ve adama akan ateş dalgaları varsa ve bunlar dünyanın cehennem olarak tabir edilen bir bölgesine çizilmişse buna kimse tesadüf dememelidir.

    Bu çağın insanı; kendince ölülerin suretlerini diriltmekte, denizi yarmakta ve göz boyayan teknolojilerde mesafe kat etmiştir. Bu nedenle bu çağın insanına gösterilecek mucizeler ilim ve teknolojinin ulaşamayacağı düzeyde olacaktır.

    Dünya’nın küçük bir köye dönmesi ve tek bir şehir gibi yaşanması nedeniyle, çağların sonunda sunulacak mucizeler tüm insanlığın göreceği türden olacaktır. Ve Rabbin adetidir, elçilerini şehirlerin merkezine gönderir. Kur’an’da böyle yazılıdır. Şahsım bir peygamber olmasa da, Allah’ın, peygamberlere lütfedilen mucizeleri duyurmak için bilim adamlarınca dünyanın coğrafi merkezi kabul edilen Anadolu’da zuhur ve ilan ettirmiş olması da hikmetli görünmektedir.

    Tv’lerin gösterdikleri illüzyon olabilir. O nedenle Tv’lerde göklerin yarıldığını, ölülerin dirildiğini görmeyeceksiniz. Hepinizin evinde yada bizzat ölçüp deneterek yada daha da ötesi seyahat edip kendi gözlerinizle bakabileceğiniz türden mucizeler tüm insanlığa ulaştırılacaktır.

    Mucizeler açık da olsa, yüzlercesi bir araya da gelse, Allah’ın iman etmesini istemedikleri, cennetine yakıştırmadığı zalimler ve nankörler iman edemeyecektir. Zaten iman ve inanç insanların iyi olanlarının özelliğidir. Çok şüpheci, aceleci ve tartışmacı insanlar, hayatlarını daima bir şeylere muhalefet ederek geçirirler. Çatışma ve huzursuzlukla beslenirler. Yarısı su dolu bardağı, yarısı boş olarak tarif ederler. Onlara “mucizeleri yorumla” dediğinde; sana boşluk olarak gördükleri yerlerden söz ederler. Onlar bir çiçek bahçesine girdiklerinde, var olan çiçekleri övmek yerine, “neden şu çiçekler de yok ?” derler ve mutsuz olurlar. Bir yemekte güzel olanı övmeyip, kusur bulduğu meze ile yemeği zehir ederler. Baktığı şeylerin güzel yanlarını görmeyen, görse de es geçip dile getirmeyen insanlar sadece Allah’ı değil, çevrelerindeki insanları da rahatsız ederler. Bu bir hastalıktır. Öyle bir hastalıktır ki hem; bulaşıcıdır. Sizler güzellikle görüp takdir edebilen insanlarla bir arada bulunun ve sözünüz geçen nazik insanları bu şekilde yaşamaya, bakmaya ve daha güzel bir hayata davet edin.

    Şimdi göreceğiniz şekiller masum ve haksızlığa uğramış olanlar için bir müjdedir. Çünkü hakim kalemi kırınca, katil üzülse de maktulün ailesi teselli olur.

    Cehennem neden gerekli olduğunu, bir insanın sonsuza dek ateş azabına nasıl layık olduğunu ve bu cezanın adil olduğunu size delilleri ile ummadığınız bir şekilde, bu kitabın en sonunda anlatacağım.

    Şimdi Dünya’nın can bulup, dil bulup, sunduğu haberlerden cehennem ve kıyametle ilgili olanlara bakalım.

  • YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ; İLAHİ TABLODUR (7. Kitap 2. Bölüm)

    Allah Teala bir sineğin kanadını dahi rastgele yaratmamıştır. Milyonlarca çeşit canlıya ve özel önem verdiği insanlara ve diğer varlıklara bir yurt olarak hazırladığı, en değerlilerini gönderip yaşattığı dünyanın kıta şekillerini de muhteşem anlamlar içerecek hayranlık uyandıran semboller gizleyerek yaratmıştır.

    Kur’an ve kutsal kitaplar; Allah’ın Rahman sıfatı ile dünyada tecelli edeceğini, insanların yeryüzünde toplanacağını, tüm göktekilerin de Rahman’a biat etmek için göklerden yeryüzüne geleceğini ifade ederler. Dünya bu kadar önemli bir yerken onun her detayı da bir saray misali anlam ve derin hikmetler arz edecektir. Etmelidir de!

    Her kim “Allah rastgele yapmış, kıtaların içindeki desenler renkler ve şekiller bir mana içermiyor, rastgeledir” derse… O kişi Allah’ı tasarım yönünden hikmetsiz bir iş yapmakla suçlamış olur ki, bu sözü söyleyeni dinden çıkarabilir. “Ben göremedim” diyebilir ama “yoktur” diyemez. 

    Gördüğüm olağanüstü semboller, Amerika, Afrika ve Avrupa ve Asya kıtasının tümünü kaplayan ve her biri en büyük bir ülke büyüklüğündeki muazzam şekillerdir. İstisnasız tüm şekiller dünya eksenine düz şekilde bakarak, haritanın açısını çevirmeksizin fark edilmiştir.

     

    HAYALİ BENZETMELERİ HİKMETLİ ÇİZİMLERDEN NASIL AYIRIRIZ?

    Bulutları, bazı kayaları değişik şekillere benzetenleri duymuşsunuzdur. Sonsuz sayıda kaya ve bulut içinden elbette bazıları belli şekillere benzeyecektir. Onların dahi henüz zuhur etmemiş bir anlamı ve hikmeti vardır.  Ancak bizlerin baktığı yer, dünyanın yüzeyindeki kıtaların şekilleridir, rastgele seçilmiş kayalar ve bulutlar değildir.

    Yine de şekillerde gördüğümüz sembollerin ve yorumlarının daha da sağlam ve geçerli bir hale gelmesi için, şeklin hikayesinin çevresindeki diğer şekillerle ilişkisinin kutsal kitaplarda anlatılan çok önemli bir konuya işaret tutması gereklidir.

    Örneğin; Cehennem ve ateş renkleriyle boyanmış bir tuval düşünün. Bu tuvalde ağzından ateş püskürten  kanatlı bir cehennem meleği ve meleğin yüzünü açıkça gören birisi bu görüşünü ve yorumunu sağlamlaştırmak için, o yüzün karşısında acı çekip haykıran ve yanmış bir yüz de bulabiliyorsa işte o şekil rastgele görünmüş bir şekilden daha da öte, bir mucize haline gelmektedir.

    Ben yeryüzü şekillerine baktığımda;  bir otomobil, bir uçak yada süt içen bir kedi de görebilirdim. Ama bunları değil doğrudan kutsal kitapların anlattıklarını gördüm. Zaten yeryüzünü boyayan Rab, bu tablo ile neyi anlatabilirdi? Olmuş ve olacak bir çok önemli şeyin, resmini çizerek tüm varlıklara zamanı geldiğinde uluhiyetini ve yüceliğini göstermek son derece hikmetli bir yaklaşım olurdu.

    Göstereceğim tüm şekiller aşağıdaki resimde çerçeve alınmış alanlarda bulunmaktadır. Haritanın açısını değiştirmenize yada zoom yapmanıza gerek kalmadan her varlık birbirine yakın büyüklüklerde ve ekvator düzlemine 23 derece açıyla paralel durmaktadır. Yani dünyaya uzaydan bakarken 23 derece eğik olduğunu fark ederiz. İlahi ressam çizerken dünyanın eğik döndüğünü bilircesine çizimlerini bu eğikliğe uygun yapmıştır.  Hem de işaretler birbirine yakın büyüklüklerde ve aynı açıyla durmaktadırlar.

    Dünyanın uzaydan görünüşünü gösteren ve Avrupa ile Amerika’yı yukarda gösteren klasik NASA fotoğraflarını görmüşsünüzdür. Biz de aynı alışılagelmiş bu açıdan bakarak her şeyi göreceğiz.

    KUR’AN’DA YERYÜZÜNÜN DİLE GELECEĞİ YAZIYOR MU?

    Kur’an’da birden çok ayet kıyamete yakın dönemde pek çok sırrın ortaya çıkacağı ve büyük delillerin görüneceğini ifade etmektedir.

    Zilzal Suresi

    ﴾1-3﴿ Yeryüzü sarsıldıkça sarsılır, içindekileri dışarıya çıkarır ve insan, “ne oluyor?” der ﴾4﴿ İzin günü, yeryüzü, haberlerini anlatır.
    ﴾5﴿ Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.
    ﴾6﴿ İzin günü insanlar yaptıkları kendilerine gösterilsin diye gruplar halinde gelirler. ﴾7﴿ Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür.
    ﴾8﴿ Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onu görür.

    Ayette yeryüzünün içindekileri çıkarması için kullanılan kelime “esgaleha” kelimesidir. “Eşgal” yani şekiller kelimesi ile olan benzerliği dikkat çekicidir.

    Depremlerse grafiklerde görüldüğü üzere 1900’lü yıllardan beri arttıkça artmıştır.

    Yeryüzü haberlerini elbette anlatacaktır. İzin günü kıyametten önce sırların ortaya çıkıp toplumlara yaptıklarının haber verileceği farklı bir gündür.

    Eğer zaman gelmişse ve yeryüzü insanlığa haberlerini anlatacaksa bu evrensel bir dilde olmalıdır. Karmaşık bir meseleyi evrensel dilde anlatmanın en mükemmel yolu şekillerdir.

    Gerçekten de yeryüzü Rabbin vahyettiği ve takdir ettiği şekilde kendini öyle muhteşem şekil ve renklerle boyamıştır ki; her ülkenin iman derecesi, geçmiş ve geleceğin haberleri dünya üzerinden okunabilmektedir. Bu sırrı size açıklayacağım ve bu haberleri birlikte bir gazeteden okur gibi ama dünya canlısının ilahi emir üzerine çizdiği resimlerle ve renklerle okuyacağız. Her şey muazzam bir doğruluk ve harikuladelikte çizilmiş. Yine de en iyi bilen yüce Allah’tır.

    Şimdi bu upuzun haber gazetesi misali dünya yüzeyinin ancak bu günlerde (1440 hicri yılı) okunması nasip olan haberlerini benimle beraber inceleyin.

    Her bir şekli ve anlattığı teferruatlı haberleri gördükçe git gide daha derin bir şekilde yeryüzünün resimlerle konuşup haber verdiğine iman edeceğinizi umuyorum. Sonuna dek tüm şekilleri haber hikayeleri ile birlikte okuyunuz. Git gide şaşıracaksınız. Çünkü şekiller birbiri ile etkileşim içinde ve hepsinin bir hikayesi var.

    Kontrast verildiğinde detayları daha net görürsünüz.

    Haydi her birine yakından bakalım.

    Resimlerdeki detayların hepsini Google Earth’e bakarak buldum. Ancak daha net görmek için imajlara herhangi bir filtre programı ile kontrast vermeniz yani renkleri abartmanız, daha net görmenizi sağlayabilir. İki türlü de göstermeye çalıştım. İmajların doğruluğunu ve hiçbir değişiklik yapılmadığını Google Earth’u ücretsiz indirerek cep telefonunuzla yada bilgisayarınızla test etmeniz çok kolaydır.

  • ALLAH’IN BOYASI – YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ (7. Kitap 1. Bölüm)

    Yeryüzündeki en küçük nesneleri ve canlıları bile muhteşem güzellikte boyayan ve biçim veren kendisinden başka ilah olmayan Yüce Allah’tır.

    Allah’a isyan edenler ve yok sayanlar bile Allah’ın yarattıklarına aşıktır. Özlerinde Allah’ın yarattıklarına ve vurduğu boyaya olan hayranlıklarına rağmen, suçları nedeniyle istediklerine eriştirmediğinden ötürü Allah’a düşman kesilmişlerdir. Yani yok sayan ve isyan eden dahi, zahirde yaratılana, hakikatte yaratana aşıktırlar. Ama itiraf edemezler. Kalp aynası kirlenince varlığın güzelliğini göremez olur.

    Arif ise, bir çiçeğe, bir buluta, bir güzele, hatta kuru ağaca bakarken, gözleri hayretinden gözyaşına boğulur. Çiçeğe “Allah’ım” der. Kalp sevdiğine ismi yerine “Aman Rabbim” der. Övgüler yalnız Allah’a dır. Hakikatte ondan gayrı hiçbir varlık övgüye layık değildir.

    Aşıkların maşuka tapmak istemesi ve gönüllü kul köle olmaları; onda Allah’tan bir esinti görmelerindendir. Ruh unutulanı hatırlamış, kalp aynasında Hak parlamıştır. Bu yüzden övgünüzün içine “Maaşallah” sözünü mutlaka yerleştiriniz. Anlamını bilerek söyleyiniz. MaşaAllah, “Allah istedi inşaa etti, Allah diledi yaptı” demektir.

    Sevdiğinize “çok güzelsin” demek yerine “seni böyle güzel yaratan Allah ne yücedir” deseniz daha yerindedir. O bundan rahatsız olursa; kendini güzel yaratana nankör olan, size daha büyük nankör olacaktır. Ancak Allah’a içten düşman olanlar, O’nun isminin anılmasından rahatsız olurlar. Dinden ve Allah’ın işlerinden bahsetmek şeytana ağır gelir. Çünkü o, Rabbine isyankar ve düşman oldu. Şeytan insanlardan da olur cinlerden de.

    Elmalılı Hamdi Yazır Meali

    Allah’ın boyasına bak, Kim, Allah’dan daha güzel boya vurabilir ki? İşte biz O’na ibadet edenleriz.

    (Kur’an 2.138)

    İnsanların çirkin dedikleri domuzlar, böcekler dahi, tasarımlarıyla işin erbabı olanları secdeye götürürler. Bir sanatçı insanları korkutması için sipariş edilmiş Lunapark’taki hareketli maketleri en korkunç şekilde tasarlamaya çalışır. Gerçekten korkunç yaptı diye, kim onu suçlayabilir. Onun görevi korkutmaktır.

    Yer ve gökteki her şey Allah’a varlığıyla bile övgüler sunar. En küçük zerreler onun aşkıyla titrer ve döner. Rabbin sevgisi öyle büyüktür ki; o kendi kendini sever. Kendi kendini över. O, kendi içinde bizde olduğumuzdan ötürü bizi var etmeyi, var tutmayı takdir eder. Allah’ın kendisine sevgisi olmasaydı, kainatı yaratmazdı ve biz de yok olurduk.

    Yaratılmış her akıl ve göz Allah’ı HAKKIYLA takdir etmelidir ki, Allah Teala kendinde var ettiği sizleri, sizlerin içinde var ettiği kendini daha da sevip yüceltsin.

    Her kim Allah’ı yok sayar, ona isyan ederse, günahlar işleyerek saygısızlık ederse, Allah’ta unutma yoktur. Allah sonsuza dek o kötü sözü hatırlayacak ve gazaba gelecektir. Öfkelenip tabiri caizse üzülecektir.

    Sıkıntılar insanın bu hayatında yada evvelki Kalu Bela hayatında, yada sırlı hayatlarda yaptıkları ile kendi elleriyle yaptıklarının sonuçlarıdır. Yüce makam isteyenler de sınanırlar. Çünkü sıkıntılar ve sınavlar bir kişinin kabiliyetlerini ölçmek içindir. Kendi potansiyelinizin en üstü düzeyini görene dek en üst düzey zorluklarla sınanırsınız. Ne zaman pes dersiniz, yükseliş sınavı durur. Zirveniz belli olmuştur.

    Lakin ceza olarak gelen musibetler böyle değildir. Pes de deseniz yalvarsanız da; takdir edilen ceza kolayca geri gitmez. Tevbe ve infak onları hafifletip kaldırabilir ama kalem kırılmışsa geri dönüş olmaz. Kalem kırılmadan kendini affettir. Çünkü suçun Allah ile birlikte tüm kainata tüm yaratılmışa ebediyyen bir zarar verdi. Kader kitabında daha derin bir şekilde bunu idrak etmeniz için açıklayacağım.

  • ŞEYTANİ 9 ve 11 KÜLTÜ (911) (3. Kitap 4. Bölüm)

    9.11 olaylarından Güneş sistemindeki 109’lu yapı ve 19 sayısına kadar her şeyi en saf ve gerçek hali ile göreceksiniz.

    9’dan başlayalım.

    Tarihte Mısır’da Tanrıların sayısı 9’du. Her birinin farklı güçleri vardı. Ve Mısır kralları bu sözde tanrıların oğulları olduklarını söylüyorlardı. Soy bozulmasın diye ensest bir evlilik yolu izlenmişti.

    Tevratta bu tanrı oğulları şu şekilde anlatılıyor;

    “Ve dünyanın üzerinde insanlar çoğaldılar, oğulları ve kızları oldu; ve bir gün Tanrı‘nın oğulları insanın kızlarını gördüler, beğendiler, onları eşleri olarak seçtiler. Onlardan, güçlü ve yenilmez bir nesil doğdu.” 

    Şaşırtıcı bir şekilde Tevrat, şeytan yani kovulmuş melekler olan dev Nefilimlerden “tanrı oğulları” diye bahsediyor. Şeytan sanki Tanrının oğluymuş gibi yüceltilmiş görülmektedir. Yahudi ve Hristiyan din adamları bu konuda sessiz. Fakat işin aslı şudur. O zaman “Tanrı” dedikleri cinlerin kralı idi. Sahte bir Tanrı da olsa; halkın tanrısı olarak o bilinirdi ve her kültürde farklı ismi vardı. Allah’a inanan ise azdı. Ondan gelen soy, insanlarla evlenip çocuk yaptığından ve halkın hükümdarı olduğundan; Torah halkın ifadesini değiştirmeden kullanmıştı.

    En eski yazılı metinler olan Sümer tabletlerinde dahi anlatılan Nefilimler yani Anunnakiler uzaydan dünyaya inmek zorunda kalan şeytan ırkıydı, insanoğlunu köleleştiriyordu ve kadınların güzel olanları ile evleniyordu. Altını topluyordu. Az da olsa şeytan ve insan karışık bir nesil oluşmuştu. Şeytandan gelen nesil şeytan imparatorluklarının temsilcileri olarak normal insan soyunu yönetiyordu.

    Sümer tabletlerinde bu soyun renkli gözlü olduğu yazıyordu. Gerçekten de bilim adamlarına göre renkli göz normal insan geninde yoktur. Bu durum 10 bin yıl kadar önce Anadolu’da ortaya çıkmış genetik bir bozukluk olarak tanımlanır.

    Mısır’daki insan ilahlar sistemi bu soydan olmakla tanımlanıyordu. Ve bu sözde şeytan ilahların sayısı 9 olarak sayılmıştı.

    Grekoromen din ve mitolojilerinde kardeş tanrıçalar olan ilham perileri (muse) geleneksel olarak dokuz tanedirler.

    Tüm kainatın ve yaratıcının evrensel dili olan matematikte ise; 10 mükemmel ve tam sayı kabul edilmişti. İnsanoğlu bu sistemi kullansın diye 10 parmaklı dizayn edilmişti. 10 Yaratıcıyı, tam ve mükemmel oluşu simgeliyordu. 9 ise onun halifelik verdiği gezegenleri yönetme yetkisine sahip liderleri. Şeytan da, Güneş sistemindeki bu 9’lar meclisinde, dünyanın eski halifesi olan melekti.

    Yaratıcının köle yapılan ve ezilen ilkel insan ırkını şeytandan kurtarmak istemesiyle daha gelişmiş olan Adem yaratıldı. Melekler meclisinde şeytanın kışkırtmasıyla Yaratıcıya isyan noktasına gelindi, çünkü şeytanın imparatorluğu Adem’in yani insanoğlunun eline veriliyordu. İblis bu durumu reddedince cezalandırılmak üzere meclisten kovuldu ama iddiasını ispat için mühlet almayı başardı. Oysa bu onun düştüğü bir kuyuydu.

    Tevratta peygamber iblisi şöyle tarif eder;

    Ey parlak yıldız, seherin oğlu (Lucifer), göklerden nasıl düştün!… İçinden, “ Göklere çıkacağım ” dedin. Tahtımı Tanrı‘nın yıldızlarından daha yükseğe koyacağım…Bulutların üstüne çıkacak, kendimi Yüceler Yücesi’yle eşit kılacağım” dedi. Ancak ölüler diyarına, ölüm çukurunun dibine indirilmiş bulunuyorsun. (İşaya 14 /12-15)

    İblisin bu ideali kendince 10’dan sonra gelen ve hakimiyet sahibi 9 olan kendisinin, yaratıcısını da aşarak 11 olmasını ifade ediyordu. İblis Yaratıcısına meydan okuyordu.

    Bu kült, satanizmde 9’dan 11’e yükselme sembolizmini getirmiştir. 9 – 11 yada birleştirilmiş hali 911 satanizmin en güçlü sayısal sembolüdür ve şeytanın amansız savaşının özetidir.

    Kuran’da tüm dünyayı bile karıştırabilen bu örgüt sayısının altı çizilerek anlatılır. Geçmişte Allah onları yok etti ama iblis aynı örgütü tekrar tekrar “9’lar konseyi” adı altında kurmaktadır.

    “O ŞEHİRDE DOKUZ KİŞİ (ELEBAŞI) VARDI Kİ, BUNLAR YERYÜZÜNDE BOZGUNCULUK YAPIYORLAR, İYİLİK TARAFINA HİÇ YANAŞMIYORLARDI.” Neml / 48

    Şeytan incilinde;

    Stanistler için

    9 büyük günah

    9 büyük ilke

    9 bildiri gibi

    9’la şifrelenmiş temel bölümler bulunmaktadır.

    Örnekler sayısızdır.

    Sanırım şeytan için 9‘un ne denli önemli olduğunu ve 10’u aşarak 11’e yükselme idealinin cehennemden kurtulmak için tek seçeneği olduğunu artık iyice anladık.

    Holywood bu sayıya özellikle vurgu yapıyordu. 9’lar adında bir film çektiler. 9’lar filmi tanrısal güçlere sahip birinin hayat hikayesini anlatıyordu.

    Matrix ve Terminatör filminde dahi 9 ve 11 kültünü sıkça görürsünüz. Filmlerde saatler sık sık akrep 9 yelkovan 11 i gösterecek şekilde ayarlanır.

    Gözümüze sokmaktan çekinmeyecek ve “güç bizde” diyecek kadar kibirli olan bu örgüt insanoğlunu cehenneme sürükleme, köleleştirerek keçi görünümüyle sembolleşen İblis’e taptırtma konusunda gözü dönmüş bir hırs içinde.

    Mısır’ın 9 sözde tanrının temelini oluşturduğu dinde Horus en önemli sözde tanrılardan biri. Sembolü tek göz. Piramitin içinde vurgulanarak sözde Mısır Tanrısı horus kendisine dünyanın en çok basılan ve taşınan parasında yer buldu.

    Amerikan dolarında Tanrı horusun resmi çizilmiştir ve yanında şöyle yazar: “Biz Tanrıya inanıyoruz.” Hangi tanrı olduğu gayet açık. Horus yada Mısır Tanrılarına. Altında yeni dünya düzeni yazmaktadır. Bu düzenin 9-11 bağlantısını bizzat eski Başkan Bush’un ağzından dinleyeceksiniz.

    Hz Muhammed kıyamete yakın zamanda dünyaya hakim olacak bu şeytan imparatoruna Arapça bir kelime olan “DECCAL” adını vermiştir. Bu büyük bir mucizedir. Çünkü İblis’in kendi resmini çizdiği ve ilahlığını iddia ettiği paranın üzerinde açıkça DCCL yazmaktadır. Bu bir romen tarihlemedir, bilmeden yazmışlar ama peygamber as.’ın mucizesi ortaya çıkmış. Ona selam olsun.

    Şimdi gelelim küresel 9-11 ayinlerine ve devlet başkanlarının bile nasıl onların kontrolünde olduğuna.

    9.11.1991

    BUSH ilk kez “new world order” kelimesini kullandı ve mecliste yeni bir dünya düzeninden bahsetti.

    10 yıl aranın ardından darbe vuruldu dünyaya.

    9.11.2001 şeytani ayini başladı. Bu ayin her yönüyle 9 ve 11 şeytani kültü üzerine inşa edilmişti.

    11 sayılı uçak saat sabah 9 da ikiz kuleye çarptı.

    eyalet olan ve 11 harfli olan NEWYORK ayinin merkezi seçildi.

    Uçaklar 90. katı hedefleyerek çarptılar.

    Bu şeytani örgütün organize ettiği sahte bir terör saldırısıydı. Usame Bin Ladin saldırıyı hiçbir zaman üstlenmedi. Uçaklar çarptıktan sonra binanın sağlıklı şekilde yıkılmasını sağlamak gerekiyordu. Domino etkisiyle tüm şehir yıkılabilirdi. Binanın içine önceden örgütün yerleştirdiği patlayıcılar patlatıldı. Pek çok polis memuru ve itfaiyeci bu patlamaları çok net duydularını ifade eden röportajlar verdiler ve bu patlamalar kameralara yakalandı. Hükümet sonunda patlayıcıları kabul etti ama teröristlerin bunu yapmış olabileceğini iddia etti. Oysa ki tüm bina kolonlarını tonlarca patlayıcılarla doldurmak güvenliğin çok yüksek olması nedeniyle imkansızdı.

    Peki, babası 9.11.91’de yeni dünya şeytani düzenini ilan eden oğul Bush 9.11 sabah 9’da ne yapıyordu. Efendi Babhomet’in hayatını çocuklara okuyordu sembolik olarak. Günah keçisi hikayesi kitabı elinde öğrencilerle birlikte. Amerika saldırı altında kendisine bu 2 kez söylenmiş ama o ısrarla öğrencilere bu hikayeyi okumak istiyor. Ve tarihin en ağır saldırısı altında iken bunu kendine görev biliyor. Yorum sizin.

    Hristiyanlık ileride değinileceği üzere şeytani sistem tarafından ve pagan imparatorluğu olan Roma tarafından paganizme evrilmişti. Günlerin uzamaya başladığı Güneşe tapınma günü Noel ilan edilmiş. Kutsal gün İncil’de aksi yazmasına rağmen Cumartesi’den güneş günü anlamına gelen SUNDAY’e yani Pazar’a taşınmıştı. Peygamber İsa süper güçleri olan bir pagan tanrısına çevrilmişti ve Yaratıcı yerine İsa’ya tapınmak teşvik ediliyordu.

    Dünyada tek yaratıcıya tapan tek din İslam’dı ve müslümanların her daim parçalanmış ve kaos içinde tutulması, ellerindeki madenlerin alınarak ve sömürülerek fakir ve cahil tutulmaları gerekiyordu. Afganistan ve Irak ardından sahte örgütler yoluyla Suriye işgal edildi.Yani; tüm vaat edilmiş topraklar. Dünyayı hakim olacağı iddia edilen Deccal’in gelişine hazırlandı. Onu “mesih” olarak tanıtacaklardı.

    9.11 ayini bu örgüt tarafından zaman zaman değişik ülkelerde değişik eylemler için sembol gün yada rakam seçiliyordu. Bir kaç örneğe bakalım;

    Deccalin kontrolündeki tüm ülkelerde kimlik numaraları 9 yada 11 rakamlıdır.

    Tüm telefon numaraları 11 rakamlıdır.

    Dünyanın en popüler sporu  Amerikan ve Avrupa Futbolu 11 kişi ile oynanır ve saha 110 metredir.

    Acil yardım çağrısı Amerika’da 911, dünyanın tamamına yakınında ise 11 ile başlayan numaralardan müteşekkildir. Bu çok önem verdikleri bir durumdur. Çünkü yardım gerçek dinde yalnız Yaratıcıdan istenirken onların sisteminde 11’e yükselen şeytan ve hizmetçilerini yardıma çağırmak sembolize edilmiştir. 

    Hz Musa’nın düşmanı olan ve Boğa heykeli Menat’a tapan paganistler, bu geleneklerini büyü ve cin tapıcılığını devam ettirdiler.

    Bugün borsanın sembolü boğa heykelidir ve borsa binalarının önünde bu heykel bulunur. Menat bir para birimidir.

    9.11 gününde özetle – bakalım neler oldu.

    9.11.1991 Yeni dünya düzeni Amerikan meclisinde ilan edildi

    9.11.2001 İkiz Kuleler yıkılıp müslümanlara savaş açıldı

    9.11.2015 ( Kabe’ye vinç devrildi, yüzlerce hacı öldü, tavaf durdu ve Kabe’de yıkılma girişimi gerçekleşti)

    9.11.1853  (Dünyanın kontrol aracı olan internetin temeli sayılan dünya telgraf ağı bugün ilk kez kullanıma açıldı)

    9.11.1923 (Amerikan tarih sistemine göre)(Mustafa Kemal mevcut tek partinin başkanı seçildi ardından İslam hilafetini lağvetti.

    Saat 9 – 10 11 1938 (Atatürk’ün açıklanan ölüm tarihi ve saati kesinlik arz etmemektedir. Ancak ölüm tarihi ve saati öyle ayarlanmalıydı; şeytanın 9’dan 11’e yükseliş miti vurgulanmalıydı. O nedenle amerikan takvim sistemine göre Saat 9da 10.11. (10 kasım) tarihinde ölümü ilan edildi. Tüm Müslüman Türk milleti bu şeytani saatte 9’da saygı duruşu yapmaya zorlandı. Çünkü şeytan 9’du ve 11’e çıkması gerekliydi. Bu bilgi spekülasyona açıktır. Atatürk’ün ölüm saatini ayarlayanlar şeytanın yükselişi mitine inanan kimseler midir? Yoksa bizzat kendisi midir? Bu bilgi tarihin karanlık sayfalarında kalacaktır. Dünyanın en ünlü şeytana tapıcısı ve satanisti olan Aleister Crowley’ın oğlunun adını Atatürk koymasının nedeni hala bilinmiyor. Kanlı bıçaklı Türklerle savaşan milletlerin liderlerinin de neden Atatürk hakkında övgü dolu sözler söylemeye başladıklarını ve Atatürk’ün ülkeyi, savaştığı güçlerin insanları gibi giydirip, kültürünü yok ettiği gibi daha pek çok ilginç olayın iç yüzeyi henüz bir muammadır.

    9.11.1980 (Bu günün gecesi Amerika Türkiye’de bir darbeye ön ayak oldu ve ertesi gün Amerikan gazeteleri başardık yazdı.)

    9.11.1986 (Pakistan’ın Hindistan’dan koparak İslam devleti kurmasını sağlayan Muhammed cinnah şehit edildi)