CENNETİ GÖRÜŞÜM VE MELEK ARKADAŞ (8. Kitap 6. Bölüm)

Maddi dünyaya hapsedilmek öyle dayanılmaz bir ağırlıktı ki. Sürekli öte âleme açılacak bir kapı arıyordum.

Allah’a çok dua ettim. Bana sorularıma cevap verecek nerde ne yapacağımı söyleyecek bir melek arkadaşım olsun dedim. Sürekli meleğimi çağırıyordum. Gelen giden olmuyordu.

Daha sonra cinleri çağırmaya başladım. Gözümü kapatıp yapayalnız evde cinler gelin diyordum. Onları görmeye çalışıyordum. O kadar şey yapmama rağmen hiç bir şey gelmiyordu. Gözümü karartmıştım sanki…

Zamanla rüyaların ötesine geçemiyorum arada çok düşünmekten midir, yoksa gerçekten gökten midir bilmediğim rüyalar görüyordum ama ötesi olmuyordu.

Bir gün rüyamda annemi gördüm. Bir mağaradan çıkıp geldi. Şöyle dedi; “bir kız çocuğu varmış, meleklerle görüşüyormuş”. Anneme “yaa nasıllarmış, neye benziyorlarmış?” diye sordum. O an ellerini yana açtı; böylelermiş dedi. Kendisi değil ama dış çeperi, sureti melek şekline büründü. Ellerinin serçe ve yüzük parmağı bitişik, işaret ve orta parmağıda bitişik hale geldi. Sonra bir enerji yüklendi mahiyeti değişti ve o an benim beynime bir bıçak saplandı. Gördüğüm şey bu dünyadaki geometri ile açıklanabilen bir şey değildi. Beynim bakmaya güç getiremeyip çatlamak üzereydi. Sanki korku ve azamet kelimeye bürünmüş tüm haşmetiyle karşıma geçmişti. Şekiller üstü, ruhu yıldırım gibi çarpan olağanüstü bir enerji hissettim. Sabah ezanının okunması ile aniden uyandım.

Rüyamda çığlık atıyordum. Belki de 3 ay etkisinden çıkamadım, beni suskunlaştırdı bu rüya. Hissettiğim şeyi tanımlamaya çalıştım. En azametli dağlara baktığımda kırkta biri kadar da olsa benzeri şeyler hissediyordum. O günden sonra melek görme ve arkadaş olma arzum kayboldu.

CENNETTEN BİR PENCERE AÇILMASI

Yine 11 yaşlarında akşam evde Türkçe Kuran okuyordum. Gayet uyanıktım. O an karşımda karıncalanan plazma bulutu içinde bir pencere açıldı. İçinde cennet vardı. Dünyada ki şeylerden olsa da içinde; baktığın her şey ruha öyle bir lezzet veriyordu ki; bu sefer de aldığım lezzete dayanamadı ruhum. Zevkten ölünse muhakkak ölürdüm. Sadece birkaç saniye bakabildim ve ağlayarak Allah’a perdeyi kapatması için yalvardım. Açılan pencere kapanmıyordu. Ayağa kalkıp telaşla dolaşmaya başladım. TV izledim ve zihnimi oyaladım. O zaman gitti.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak