DİZ ÇÖKMÜŞ İNSAN SİLUETİ (7. Kitap 12. Bölüm)

Mekke’den Kudüs’e, Kudüs’ten İstanbul’a uzanan alanları birleştirdiğimizde ortaya diz çökmüş bir insan silueti çıkmaktadır. Bu şekli ve özelliklerini daha önce Kutsal Gizemler isimli belgeselimde işlemiştim.

Yeri gelmişken burada daha detaylı incelemekte fayda görüyorum.

 

Abdullah İbn-i Abbâs (r.a.) buyurdu:

“Kıyamet gününde dünya insanların önüne şöyle gösterilecek

Dünya saçının akı karasına karışmış, gözleri korkudan gömgök olmuş, azı dişleri, görünen, çirkin yaratılışlı (görünüşlü) yaşlı bir kadın suretinde getirilir. İnsanları seyreder. İnsanlara:

“Bunu tanıyor musunuz?” diye sorulur. İnsanlar da:

“Biz onu tanımaktan Allâh’a sığınırız.” derler.

“O, uğrunda birbirinizle çarpıştığınız, birbirinizi kestiğiniz, uğrunda birbirinize darılıp küstüğünüz, birbirinize hased ettiğiniz, buğz ettiğiniz, birbirinize kibirlenip gururlandığınız dünyadır.” denilir.

Sonra dünya cehenneme atılır. Dünya:

“Yâ Rabbi! Nerede bana tâbi’ olanlar, benim yardımcılarım.” deyince Allâhü Teâlâ:

‘Dünyaya tâbi’ olanları, onun yardımcılarını da cehenneme atın’ buyurur.” (Şuabü’l-Îman)

 

 

Bu görsel dek sembolün dişil olduğunu gösteren ve sadece bir benzetme olmadığı kanıtlayan pek çok işarete sahiptir. Özetlersek;

  • Ayakkabısı sivri uzun ve ince topukludur. Ayakkabının icat olduğu en eski çağlardan beri soylu kadınlar ince topuklu ayakkabılar giymektedir.
  • İki bacağının birleştiği yerde rahim yolu net şekilde görünmektedir.
  • Bu insanın karın yani bebeğin oluşup büyüdüğü; annelik yeri Mekke’dir. Kur’an da Mekke şehirlerin anası olarak “Ummul Kura” ismiyle tanıtılır.
  • Kudüs bu insanın kalbine denk gelir ki; kalp vahiy alan yerdir. Dünyada ki tüm şehirler içinde en çok vahiy alan yani en çok peygamberin geldiği yer Kudüs’tür.
  • Hadis’i şerifte gözlerinin gök rengine dönüştüğü yazar, yani mavidir. Bu şeklin gözleri bir göldür ve tarif edildiği gibi mavi gözlere sahiptir.
  • Bu suretin ağız hizasından sanki bir konuşma balonu bir söz çıkmış ve Kıbrıs şekline girmiştir. Kıbrıs’a baktığımızda havarilerin doğduğu toplandığı ve Hıristiyanlığı yaydığı yer olduğunu görürüz. Kutsal kitaplar Hz. İsa’yı “Rabbin kelimesi” olarak tanımlar. O sözdü. Söz Meryem’de insan oldu. Ve Onun sözleri olan İncil’in Kıbrıs’ta kitaplar halinde dünyaya özellikle Barnabas öncülüğünde yayıldığını görüyoruz. Yol arkadaşı Pavlus ile birçok konuda ters düşüp düşman derecesine gelseler bile Kıbrıs tartışmasız Hz İsa’nın sözlerinin dünyaya yayıldığı yerdir.
  • Bu insan şeklinin beyin bölgesi İstanbul’a ve Ege’ye düşmektedir. Bu bölgeler gerçek manada bir beyin gibi tarih boyunca dünyanın hâkim güçlerinin yönetim merkezi olmuştur.

Kişinin elinde tuttuğu bir çiçek gibi görünen Nil nehri, aynı bir bitki gibi içi su dolu ve yem yeşil bir görünüm arz etmektedir. Yani sembolün kendisi ile yaşamsal fonksiyonu birbiri ile muhteşem şekilde örtüşmektedir. Bu çiçek şekli toprak rengi, sıradağlar ya da çöl sınırları gibi değişik coğrafi şekillerle de verilebilirdi. Ama bunun yerine en anlamlı olan seçilmiş ve Afrika’nın çiçeği olan Nil insanın elinde ki bir gül gibi durmaktadır. Aynı zamanda bu tespih olarak da değerlendirilebilir ki; tespih ipi ve taşları nasıl çektikçe bir nehir gibi kayıyorsa, Nil de çağlar boyunca böyle akıp gitmektedir.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak