Sosyal Medyam

İnsanlık Tarihinin En Büyük Mucizeleri, Ekonomi, DWS, Teknoloji ve Kişisel Gelişim
Neden Cehennem İçin Yaratıldık? Neden Kötüyüz?

Neden Cehennem İçin Yaratıldık? Neden Kötüyüz?

Göreceksiniz ki; hemen herkes vahşidir. Bencildir. Bu yazıyı okumaktan kaçabilirsiniz. Ama sonuçlarından kaçmak imkansızdır. İnsanların ve cinlerin neden cehennem için yaratıldığını bu yazı ile daha iyi anlayacaksınız. Değişim bizim elimizde.

Bir adam şöyle dedi; yan köydekiler bizden daha güçsüz; onlara aniden zekice saldırırsak; onların mallarını ve topraklarını alır, içlerinde ki güzel kadınları ve genç erkekleri kölemiz yapabiliriz. Köyün ileri gelenlerinin hepsi bunu kabul etti. Biri içinden şöyle geçirdi; “Evet onlar bizim kadar güçlü değiller, onları yenebiliriz ve ellerindeki çoğu şeyi alabiliriz. Ama masumlar. Bize bir kötülükleri olmadı. Ama sonra kazanacağı malları ve köleleri düşündü. Sessiz kaldı.”

İş planladıkları gibi ilerledi ve kendileri kadar güçlü olmayan köyü talan ettiler. Onlara çok az bir şey bıraktılar. Artık yan köydekiler çok fakir, saldıran köy çok zengindi. Evet bu vahşetti… Bu açık bir zulümdü. Büyük bir cezayı hak etmişlerdi.

Peki gerçek hayata bakalım ve kendimize. Tüfek her zaman silah değildir ganimet toplamak için. Kimi zekasıyla vurur saf olanı ve köle yaparak karın tokluğuna süründürür. Kimi güzelliğiyle vurur kalpleri ve köleleştirir dilediğini. Kiminin ailesidir silahı, kiminin çevresi, kiminin zekası kiminin boyu posu. Herkes kendi silahıyla öldürür yan köyde ki zayıfları.

Ya o fakirler; bir çoğu aynı zulmü yapardı eğer güçlü olsalar. Hayallerindedir hep bulundukları ülkenin kralı olmak yada en güzeli olmak, en başarılısı olmak, herkesi imrendiren kıskandıran bakışları üzerinde hissetmek. Bir şeyler isteriz daima, ama sonuçlarını düşünmeyiz. Son derece masumdur; kral olmayı istemek yada patron. Ne fark eder? Masumdur mahallede ki en güzel kızı istemek, onu seven yüzlerce kişiyi hüzne itse de, savaşta yenmelidir herkesi. Patron olup herkesi emrine dizmek güzeldir. Herkesten daha iyi kazanmak. Ne kadar kazandığın önemli değil. Yetecek kadar olması yetmez. Önemli olan herkesten çok olmasıdır.

Sistemde bir sorun mu var? Yıldızları, galaksileri ve muhteşem şeyleri yaratan; adaleti unutmuş olabilir mi? Hayır. Dilese herkese çokça ve eşitçe verirdi. Baba bile bazen çocuklarının hangisine mirasını işlerinin yönetimini bırakacağını görmek için sınar. Büyük olanın önüne götürüp; pastayı bırakır. Oysa 9 kardeşi daha vardır. O çocuk sevinir hemen, oysa ağır bir sınavda. Zanneder ki; babası kendini çok sevmiştir, yada iyi çalışmış, kazanmıştır. Yada içlerinde en yakışıklısı odur. Tam tersine; babası onun içindeki vahşeti, kibri ve cimriliği ortaya çıkarmak için onu küçük bir pasta ile sınamıştır. Biliyordur onun kalitesiz bir insan olduğunu ama ortaya çıkması lazımdır ki, sonra verilecek ceza için açık bir kanıt gerçekleşsin.

Abi, pastadan pay almak isteyen kardeşlerini kovar. Der ki babam beni seçti size ne oluyor. Onu bir kasaya koyar ki; acıktıkça tek başına yesin. Baba onu gözlemeye devam eder. Bakar ki diğer kardeşler açlıktan ölecek. 2. oğluna da bir pasta verir ve onu gözlemeye başlar. O oğlu farklıdır. Yarısını kendine ayırsa da; kalan yarısını diğer kardeşleri arasında dağıtır. Baba ona bakar ve; yeterince adil değil; ama 1. öyle kötüydü ki, onu affettim der. Sonra 3. oğluna bir pasta verir. 3. oğul kendisi sadece açlığını giderecek kadar alıp, pastanın hepsini diğer kardeşlerine verir. Ama babasına da isyan etmektedir. Onu zalimlikle suçlar. Oysa baba içinden ona şöyle der; hepinize yetecek kadar verdim, ama sizi sınamak için kimine az kimine çok verdim. Sınav ortaya çıkar ve babanın tüm mirası ve şirketlerinin yönetimini jhangi oğluna bırakacağı seçileceği anlaşılır diye baba sessiz kalmakta ve gözlemlemeye devam etmektedir.

4. Oğlan ; babadan pasta yapmayı öğretmesini ister, çok çalışırım der, baba ise bir sınav yapmaktadır ama ona acır. Der ki, büyük bir pastan olmayacak ama çok çalıştığın ve sabrettiğin için sana az da olsa bundan vereceğim. 4. çocuk razı olur. Yaptığı pasta ancak kendini yaşatmaktadır ama mutludur. Diğerlerine de öğretmek ister.

5. Oğlu babasından gelen pastaya şaşırır. Bu sefer denenme sırası ondadır. Der ki; babam en fedakar olan, en üstün olanınızdır. Ben yaşayacak kadar çok az alıp, gerisini hepinize dağıtıyorum der. Tüm kardeşler çok sevinir. Kimi içinden ona ahmak der. Diğer kardeşler aç gözlülükle 5. ye gelen pastaya saldırılar ve yerler.

Sonunda baba onları gözlediği yerden çıkıp gelir ve; bu pastayı benim hazırlattığımı ve sizlere gönderdiğimi biliyordunuz. Bu evde bir nizam olduğunu, sizin için kurduğum sofrayı görüyordunuz. Bakın diğer verlerde hayat bile yokken, burası cennet gibi. İçinizdeki adaletsizliğe, vahşiliğinize ve cimriliğinize zor tahammül ettim. Şimdi hepinizi 5. kardeşinizin kölesi yaptım ve hepiniz ona hizmet edin çünkü sahip olduklarımı yönetmeye layık olan odur diyecektir.

İşte kardeşlerim dünyanın özeti budur. Tüm kutsal kitaplarda söylenen şudur ki; Allah yeryüzünü salih kullarına miras bırakacaktır. Açık ayetlerle aynen böyle denmektedir.

Salih demek; iyi kalpli, cömert ve hikayede ki benzetmeyle yalnız kendini var edip nimetlendiren babasına teşekkür ve sadakat için gönülden çalışan kişi demektir.

Hangi kardeş olmak istiyorsunuz? Pastayı gönderen babamız; perdenin ardından çıktığında size ne demesini istiyorsunuz? Tüm insanlık kardeştir. Ulaşabildiğimiz herkese karşı sorumluyuz.

Düşünmek istemiyor insanlar. Çünkü düşünmek sorumluluk getirir. Düşünmek içimizdeki vahşiliği anlamayı sağlar. Düşünmek daha fazlasına sahip olmak için insanları türlü silahlarla yavaşça öldürdüğümüzü fark etmemizi sağlar. Bu acı verir ve gereğini yapmak yani paylaşmak zordur. O yüzden düşünmek istemeyiz. Ama her şeyi yöneten güç; düşünüyor ve görüyor. Paylaşmazsak düşünmemek, es geçmek bizi kurtarmayacak ve ebedi bir ceza ile; aslında hakkettiğimizle karşılaşacağız. Gerçek ve sınırsız zenginlikten kovulmuş 9 kardeşten biri olacağız.

Bir adam yürürken; dilenen bir yaşlı kadın görmüş. Yaratıcıya “neden bu insanları kurtarmak için bişiy yapmıyorsun?” diye sormuş. Ruhunun derinliklerinden bir ses “Seni yarattım ve sana ihtiyacından fazlasını verdim. Bir şey yapmış olmadım mı?” demiş.

Saka verip kurtulun diyenlere inanmayın. Doğru ve gerçek bilgi Kuran’da dır. O şöyle demektedir.

– Allah yolunda ne kadar harcayacağınızı soruyorlar; de ki; ihtiyacınızdan fazlasını. (KURAN)

İhtiyacımız nedir? Bir ev evet, bir araba belki. Bugün ki yiyeceğimiz evet. Bir adet giysi; evet. Peygamberimiz yarın ki yiyeceği evinde olan zengindir buyurmuştur.

Öyleyse kazancımızın zorunlu ihtiyaç olmayan kısmını bölüşecek miyiz? Yoksa 9 kötü kardeşten biri mi olacağız?

Karar sizin!

Araştırmacı Yazar, Yazılım Mimarı, DWS Genel Koordinatörü, MentalBoss Software Sahibi

Başlık

Yorum Öncesi

Erdem Çetinkaya

Yazar ve Yönetmen, MentalBoss Ceo, Holotürk Sahibi

Sosyal Medyam

KATEGORİLER

Facebook Yazar Sayfası

×