HİKMETLİ SURETLER VE BİRBİRLERİYLE OLAN İLİŞKİLERİ

Dünya üzerinde ki her biri en az Arap yarımadası veya kıta büyüklüğündeki suretlerin kendi içlerinde pek çok mucize olduğu gibi bazı ortak noktaları ve benzetme olmadığını kanıtlayan birtakım özelliklere sahiptirler. Onlardan bazıları şunlardır;

A)  KUTSAL AÇI

Tüm şekillerin başları batıya dönüktür. Dünya eksenine oturup Kuzey Kutbunu yukarıya alarak, alışılagelmiş şekilde dünya haritasına bakan bir gözün gördükleridir. Aşağıda ki şekilde ki gibidir. Bu görünüm hepinizin yıllardır gördüğü açıdan gördüğü görünümdür. Dünya güneş sistemi çevresinde izlediği, dünya ekseni denen yola 23 derece 27 dakikalık bir boyun büküşle döner.

İşte bu kutsal açıdır tüm şekilleir ortaya çıkaran. Sadece şekilleri çıkardığı için değildir bu kutsallık. Aslında dünyanın eksen eğikliği, eksene yaptığı açı ile ifade edilmelidir. Bu açı 66 derece 33 dakikadır. Allah kelimesinin ebced ayı verilen sayısal değeri 66’dır. Ve Allah’a yükselen derecelerin dünyada ki karşılığı 33’tür.

Deccalin yani lanetli İblis’in sayısının 666 olarak ilan edilmesi sizi şaşırtmasın. İblis; Allah’a, Alemlerin tek Rabbine öykünür ve onu taklit eder. İlahi ismin sayısal ifadesi olan 66’yı alır, haşa ben onu aşacağım diyerek 666 yapar. WWW olarak herkese sözde adını yazdırır.

Aynı şekilde o 19 ve 109 ilahi tasarım sembollerini ters çevirip 9 ve 11 yaparak her yerde kullanır. Bu hususları ve incelikleri farklı bir kitapta derinlemesine açıkladım. Tüm kitaplar birbirine bağlıdır.

Şimdi; 66 derece, 33 dakika ile boyun eğmiş; bu derecedeyken kendi üzerine bir vahiyle resimlerini çizmiş ve sırlarını açıklamış olan dünyanın sözlerine şahit olun.

Bilmelisiniz ki, dünya bu dereceye 40.000 yıl önce gelmişti. Çünkü dünyada kendine has bir suretle secde eder.  22.10° ila 24.50°dereceler arasında eğilip doğrulur. Her eğilmesi ve doğrulması arasında 41.000 yıl vardır. Neredeyse 256 yıl her derecenin her bir dakikasında bekleyerek devam eder. Yani 66 ve 33 un birleşerek 99’u ifade etmesi ve 1 ve tek olanı beklemesi; ortaya çıkarması ancak 40.000 yılda bir kez gerçekleşir. İşte o yıllardayız.

Bu yıllar Kitab-ı Mukaddes’te anlatılan 7 günün sonudur.

Bir günde 1440 dakika olduğu malumdur. (24X60). Hz Muhammed’in (as) Medine’ye hicret ederek İslam’ın kitlesel kabulünün başlangıcı sayılan Hicri 1440 yılında olmakla kimi uzun kimi kısa günlerin sonuna geldik. 1440 da bugünün yani bu çağın dakikası dolmuştur. Fetret dönemi bitmiş, 7. Güneş doğmuştur.

B)  NESNELERİN BÜYÜKLÜĞÜ

Bazıları muhalefet etmek adına; harita çok büyük ve yaklaştırdıkça sınırsız sayıda anlamlı görünen şekle ulaşabilirsin diyebilirler. Oysa gösterdiğimiz tüm şekiller ülkelerden büyüktür. Hatta birçoğu kıtalarla boy ölçüşebilir ya da kıtanın bizzat kendisidir.

Dünyayı basket topu gibi düşünürsek eline alıp bakanın baktığında göremeyeceği kadar küçük şekillere bakılmamıştır. Elbet o şekillerde de farklı hikmetler gizlidir. Ancak dünyanın en büyük mesajları en büyük şekillerde gizli olduğunu düşündüğümüzden kıtalarla boy ölçüşemeyecek ya da ülkeler kadar büyük olmayan şekillere bu kitapta yer verilmemiştir.

 

C)  SURETLERİN ALLAH’A BOYUN EĞİŞİ

İstisnasız her şey Allah’a boyun eğmiştir. İsteyerek ya da istemeyerek. Göreceksiniz ki tüm şekiller, Amerika kıtasındakiler dahi, güneş doğuş yönünün tersine, yani batıya doğru boyun eğmişlerdir.

İslam dininde peygamber aracılığı ile bildirilen bir husus vardır ki; güneş doğarken ve batarken, secde edilmez. Çünkü toplumlar çağlar boyu güneşe ilah diye taptılar, put haline getirdiler. Onlara benzememek ve putperestlerden ayrılmak için gözlerin idrak edemediği, ama gözleri idrak eden yüce Allah’ı güneşten ayırarak secde etmek önemlidir.

Allah’ul alim; İslam dininde güneş yerine ayın sembol olarak yerleşmiş olması, en büyük put olan güneşin ışığını ve sözde ilahlığını ayın önüne geçip ışığını yok etmesi suretiyle güneşi küçültmesi yüzünden izin verilmiştir.

Bu nedenle tüm suretler güneşe sırtlarını ya da ayaklarını dönmüş, aksi yönde ise boyun bükmüşlerdir.

Tüm yüzlerin baktığı en batının batısı; en doğunun doğusu olan büyük okyanusta bir şekil değildir. Eğer orada Allah’ın sureti ya da ismi yazılı olsa idi, Avrasya’da ki şekiller ters döner ve ona bakardı. Anlaşılıyor ki; Allah Teala şekilleri çizerken dünya dönmüş ve bir merkez ya da secde noktası belirlemeksizin hepsini daimî batıya döndürmüştür.

 

D) SURETLERİN YERİ

Suretlerin bazıları çok korkunç ve zebaniler suretinde, bazıları ise son derece asil yada sevimli hoş bir surette görünmektedir. Gösterilen bir zebani ise; ateş gibi yanan Sahra gibi bir çölde gösterilmiştir. Avustralya’da çizilmiş olan Zebani hariç, tüm zebaniler ve cehennemliklerin şekilleri Sahra’ya çizilmiştir ki burası neredeyse gerçek anlamda dünyanın cehennemi ve ölüm mekanıdır.

Melek olarak gösterilen suret ise, çok sevimli ve hoş bir surettedir. Yeri ise denizdedir. Suyun altına çizilmiş sudan bir bedene sahip gibi görünmektedir.

İnsan olarak çizilenler ise şehre dünyada ki en büyük ve en eski şehirlerin yönetim yerlerine çizilmiştir.

 

E) ŞEKİLLERİN BİRBİRLERİ İLE ANLAMLI İLİŞKİLERİ VE BAĞLARI OLMASI

Örneğin bir tabloda 4 suret birden görünmektedir. Bu suretlerin her birine tek başına tesadüf denebilseydi bile tüm bu şekiller birbiri ile muazzam bir ilişkiye girince bunlara artık tesadüf demeye ne akıl ne vicdan izin verir.

Bir tarafta kanatlı ve dehşet görünümlü bir zebani, bir noktaya ateşten nefesini üflerken, üflenen noktada bir yüz varsa, o yüz acı çekiyorsa, ortada bir ateş denizi ve adama akan ateş dalgaları varsa ve bunlar dünyanın cehennem olarak tabir edilen bir bölgesine çizilmişse buna kimse tesadüf dememelidir.

Bu çağın insanı; kendince ölülerin suretlerini diriltmekte, denizi yarmakta ve göz boyayan teknolojilerde mesafe kat etmiştir. Bu nedenle bu çağın insanına gösterilecek mucizeler ilim ve teknolojinin ulaşamayacağı düzeyde olacaktır.

Dünyanın küçük bir köye dönmesi ve tek bir şehir gibi yaşanması nedeniyle, çağların sonunda sunulacak mucizeler tüm insanlığın göreceği türden olacaktır. Ve Rabbin adetidir, elçilerini şehirleirn merkezine gönderir. Kur’an da böyle yazılıdır. Şahsım bir peygamber olmasa da, Allah’ın ve peygamberlere lütfedilen mucizeleri duyurmak için bilim adamlarınca dünyanın coğrafi merkezi kabul edilen Anadolu’da zuhur ve ilan ettirmiş olması da hikmetli görünmektedir.

Tv’lerin gösterdikleri ilizyon olabilir. O nedenle Tv’lerde göklerin yarıldığını, ölülerin dirildiğini görmeyeceksiniz. Hepinizin evinde yada bizzat ölçüp deneterek yada daha da ötesi seyahat edip kendi gözlerinizle bakabileceğiniz türden mucizeler tüm insanlığa ulaştırılacaktır.

Mucizeler açıkta olsa, yüzlercesi bir araya da gelse, Allah’ın iman etmesini istemedikleri, cennetine yakıştırmadığı zalimler ve nankörler iman edemeyecektir. Zaten iman ve inanç insanların iyi olanlarının özelliğidir. Çok şüpheci, aceleci ve tartışması insanlar, hayatlarını daima bir şeylere muhalaefet ederek geçirirler. Çatışma ve huzursuzlukla beslenirler. Yarısı su dolu bardağı, yarısı boş olarak tarif ederler. Onlara mucizeleri yorumla dediğinde; sana boşluk olarak gördükleri yerlerden söz ederler. Onlar bir çiçek bahçesine girdiklerinde, var olan çiçekleri övmek yerine, neden şu çiçeklerde yok derler ve mutsuz olurlar. Bir yemekte güzel olanı övmeyip, kusur bulduğu meze ile yemeği zehir ederler. Baktığı şeylerin güzel yanlarını görmeyen, görse de es geçip dile getirmeyen insanlar sadce Allah’ı değil, çevrelerinde ki insanları da rahatsız ederler. Bu bir hastalıktır. Öyle bir hastalıktır ki hem; bulaşıcıdır. Sizler güzellikle görüp takdir edebilen insanlarla bir arada bulunun ve sözünüz geçen nazik insanları bu şekilde yaşamaya, bakmaya ve daha güzel bir hayata davet edin.

Şimdi göreceğiniz şekiller masum ve haksızlığa uğramış olanlar için bir müjdedir. Çünkü hakim kalemi kırınca, katil üzülse de maktülün ailesi teselli olur.

Cehennem neden gerekli olduğunu, bir insanın sonsuza dek ateş azabına nasıl layık olduğunu ve bu cezanın adil olduğunu size delilleri ile ummadığınız bir şekilde, bu kitabın en sonunda anlatacağım.

Şimdi dünyanın can bulup, dil bulup, sunduğu haberlerden cehennem ve kıyametle ilgili olanlara bakalım.


DESTEK VE KARDEŞLİK ÇAĞRISI:

Bu makale Erdem ÇetinkayaMet'a tarafından yazılmış Mucizelerin Sesi isimli kitabından alınmıştır. Tüm yaygın dünya dillerinde sitelerimizin ve youtube kanallarımızın açılması için çalışmalar devam etmektedir.

Bu mucizelerin ilk bölümünü saygın bilim adamlarının verdikleri röportaj ve destekler sonucunda "Kutsal Gizemler, Altın Oran Kabe" isimli 105 dakikalık belgeselle dünyaya bir çok dilde duyuruldu. Sosyal medyada ve TV'lerde toplam 40 milyonu aşkın izlenme saysına ulaştı. Binlerce kişinin Allah'a yönelmesine ve inancını değiştirmesine vesile oldu.



Şimdi çok daha fazla mucizeyi Allah ilham etti ve tüm dünya ile paylaşmak için tüm dünya dillerinde belgeseller hazırlamalı, kitaplar ve belgeseller bir ok dile çevrilip, seslendirilmeli ve grafik tasarımcılarla en güzel şekilde sunulmalı. Tüm dünya da milyarlarca insana ulaşan büyük tanıtım kampanyaları düzenlenemlidir. Sosyal medyada tüm ülkelerde yeterli insanın görmesini sağlayarak hep birlikte insanlık tarihinin en büyük HAKKIN ilanını gerçekleştirmeliyiz. İyiliğin emri ve kötülüğün nehyi, iman etmekten sonra ki ilk görev ve en büyük ibadettir. En büyük iyilik imana vesile olmak ve cehennemden kurtuluşa vesile olmaktır.

İlk adımı 14 yıllık bir çalışma ve büyük fedakarlıklarla gerçekleşen bu seslenişe sizde PDF yada basılı kitaplarımızdan alarak destek olabilirsiniz. Eğer gerçekten inanıyorsak Yaratıcımıza; inancımızın ve sadakatimizin kanıtı olarak fedakarlık yapmalıyız. Onun yüce ismini ve muhteşem mucizelerini, ilahi sözlerini ilan etmek bağlılığın doğal bir davranışıdır.

Bununla birlikte aklınıza takılan her türlü soruyu paylaşabilirsiniz. Yürekten Allah'a yönelmiş ve fedakar kardeşlerimizin birbiri ile tanışarak kardeş olmalarını ve her türlü sorunlarının çözümü için peygamberin sünneti gereği yanlarında olmayı görev biliyoruz.

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

Mucizelere tanık olmaktasınız. İnsanoğlunun önünde iki seçenek vardır. Ya bu mucizelerin tamamının tesadüfen oluştuğunu tek tek kanıtlamalı yada onlara iman edip mucizelerin dünyaya yayılmasına tüm gücüyle destek vermelidir.

Sahip olduklarımızın en az onda birini Allah'a sadakatimizi ispatlamak için harcamalıyız. 10 zeytin yerine 9 yiyerek kim aç kalır ki? 10 gümüş değerinde bir elbise yerine 9 gümüş değerinde bir elbise kimi açıkta bırakır? Rabbin gözünden bakın kendinize, her şeyi verdiğiniz ve sonsuz cenneti armağan edeceğiniz yaratığınız, sizden 1/10'u bile esirgiyor. Ona değer verir miydiniz?

Allah için fedakarlık yapalım ki O'nun mucizeleri dünyaya yayılsın ve yeryüzünde Allah'ın ismi yücelsin, dinler bir öncüyle birleşsin, dünyaya iyilik ve barış hakim olsun. Hz. Musa'ya "Sen ve Rabbin gidip bizim için savaşın" diyenler gibi olmayın, mücadeleden ve fedakarlıktan kaçmayın. Kazancının onda birinden vazgeçmek kimseyi fakir yapmayacağı gibi, cimri olanın da inancı kabul edilmeyecektir. Asıl makbul olansa ihtiyaçtan fazlasının tamamının Allah'a verilmesidir. Çünkü mucizelerle dolu Kuran ve diğer kutsal kitaplarda böyle emredilmiştir. İster kendiniz, ister bizim yardımımızla tanıtım kampanyanları düzenleyin ve farklı dillere kitap ve belgeselleri çevirtin.

Hz İsa; - Zengin birinin cennete girmesi devenin iğne değilinden girmesinden daha zordur. (imkansızdır)

Kuran;
      • Malı sayıp biriktirenin vay haline. Altını gümüşü sayıp yığar.
      • Sana mallarından ne kadarını Allah yolunda vereceklerini soruyorlar. Onlara de ki; "ihtiyaçlarından fazlasını".


Buda:"...sahip olunan her mal ve mülk bencillik günahını arttırır"

Gerçekten sonsuz yaşamın gelişine, cennete ve cehenneme inanarak Allah'ın yüceliğini kabul eden  bir insan onda biri vakfetmekten tereddüt etmez. Mucizeleri dünyaya yaymak için Allah'a infak edin. O da size hem bu dünyada hem de sonrasında güzel bir hayat lütfetsin.

İnsanoğlu haşa Kainatın ilahını hizmetçisi zanneder gibi. İşi düştüğünde O'nu yardıma çağırıyor ama O'nun için fedakarlık yapmıyor. Öyleyse Allah insanoğlunun nankör ve bencillik dolu sesine neden cevap versin? İnanıyorsa insan artık gereğini yapsın. İnanmadıysa da her delile karşı ayrı kanıt getirsin. Yoksa artarak gelen felaketleri için şikayet etmesin!

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

E-mail: kutsalgizemler @ gmail.com

Sevgi ve inançla kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak