HIRİSTİYANLIK HAKKINDA BÜYÜK SIRLAR (10. Kitap 3. Bölüm)

Teslis inancı Hz İsa zamanında anılan bir şey değildi. Hatta neredeyse göğe çıkışından sonra 200 seneye yakın kimse 3’leme yada teslis diye bir kavramdan bahsetmiyordu. Her yerde İsa, peygamber olarak biliniyordu. İnsan şeklinde ki tanrılara yada insanla tanrıların ilişkiye girerek var ettiği yarı tanrı insanlara tapınan Roma imparatoru ve soylular hızla yayılan Hristiyanlığı kabul etmek zorunda kalınca kendi dini ile Hıristiyanlık arasında bir sentez oluşturma yoluna gitti.

 

TESLİS – YARI TANRI OLAN İNSAN İNANCI  – İSA’DAN 200 SENE SONRA ORTAYA ATILDI

 

İlk defa teslis kelimesini kullanan kişi Antakyalı Theophilus’tur (ö. 181). Roma İmparatorluğunun MS. 4 yy da düzenlenen İznik konsiline kadar teslis ve yarı Tanrı İnsan İsa figürünü kabul ettirmek için büyük çaba harcandı. İsa’nın ilah olmadığına yada teslis diye bir şeyin hakiki Hristiyan inancında olmadığını savunan görüşteki hemen herkes yok edilmeye çalışıldı.

İsa’nın Tanrı Olmadığına İnanan Hristiyan Gruplar

Hür Kitab-ı Mukaddes Cemaati

Hristiyan Bilimi

Sosinianizm

Tanrı’nın Yedinci Gününün Cemaati,

Üniteryenizm

Yehova Şahitleri

 

Peki Roma İmparatorluğu, içinde Mısır ve Musa’nın düşmanı Firavun’un şeytani inancı olan Güneşe ve insana tapınmayı nasıl Hıristiyanlığa yerleştirdi?

 

GÜNEŞ GÜNÜNÜN KUTSANMASI – PAZAR (SUNDAY)’İN KUTSANMASI

Öncelikle kutsal olan Cumartesi günü Pazar ile değiştirildi.  Bu İsa’nın zamanında olmayan bir şeydi. Sun-day yani Güneş günü kutsal ilan edildi. İnsanlar Cumartesi günü yerine bugünde dinlenerek geçirecek ve güneş gününün kutsal ilan edeceklerdi. Bu eski ahite ilk başkaldırı idi. Devamı çok daha korkunç şekilde gelecekti.

 

Kilise İsa’nın Pazar günü dirildiğini iddia eder.

 

42-43  O gün Hazırlık Günü, yani Şabat Günü’nden önceki gündü. Artık akşam oluyordu. … Yusuf geldi… İsa’nın cesedini istedi.

 

Ve İncil’e göre 3 gün 3 gece yerin bağrında kalması gereken İsa sadece 1 gün ve 2 gece kalarak dirilir.

 

Markos 16:1

Şabat Günü geçince, (Pazar günü) Mecdelli Meryem, Yakup’un annesi Meryem ve Salome gidip İsa’nın cesedine sürmek üzere baharat satın aldılar. 2 Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler. (ve dirilmiş gördüler)

 

Haftanın ilk günü yahudi geleneğinde Pazardır. Çünkü Tanrı Tevrat’a göre 6 gün çalışmış, Cumartesi dinlenmiştir. Bu nedenle son gün tatil günüdür ve Pazarda yeniden çalışmaya başlanan haftanın ilk günüdür. Mecdelli Meryem Şabat kutlamaları güneşin batmasıyla bitince, alışveriş serbestisi başladığından akşam gidip baharatlar almış ve hemen sabah mezara koşmuştu.

Aslında dirilmesi beklenmiyordu sadece 2 gece 1 gün geçmişti. Bu nedenle geleneklere uygun olarak mağarada duran cesede sürmek için baharat alınmıştı.

İsa, Matta 12:40’da, “Yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacaktır” demiştir.

Fakat Pazar sabahı dirilmiş olarak bildirilen İsa’nın bu durumda sadece 1,5 gün ölü kaldığı görülecektir.

Aslında 3 gün 3 gecenin dolması için Pazartesi akşam dirilişin gerçekleşmesi gerekmekteydi. Yani Monday; (Ay günü). Ama Sunday Roma’da güneş tanrısına adanmış olan Güneş günü idi ve ay ile güneş arasında devamlı rekabet vardı. Ay, güneşi; güneş tutulması sırasında yeniyor ve karartıyordu. Bu nedenle kilise çevirilerde biraz değişiklik yaparak 3 gün beklemesi gereken İsa’yı Güneş festivali gününde (Sunday) dirildiğini, düşünmeyen ve  araştırmayan toplumlara kabul ettirmeyi başardı.

 

NOEL ASLINDA GÜNEŞ TANRISININ DOĞUM GÜNÜ OLARAK KUTLANIRDI

Hemen her Hristiyan Noel’i Hz İsa’nın doğum günü zanneder. Oysa ki İncil’de Meryem’in İsa’yı doğururken çobanların koyunlarını otlatmak için gezdirdikleri yazılıdır. Bu durumda Hz İsa en erken Mart en Geç Kasım’da doğmuştur. Ayrıca İncil’de insanların kendi şehrine yolculuk yaparak nüfus sayımı yaptırıldığı belirtilir ki ve günümüzde bile nüfus sayımları kışın zor şartlarında değil yazın yapılır.

İslam kaynaklarında da Meryem’in İsa’yı doğururken hurma ağacının altında oturduğu ve hurma yiyerek güç bulduğu yazar. Bu durumda mevsim yine yazdır. Kuran ve İncil burada birbirini desteklemektedir. Peki 24 aralık nereden çıktı? Neden güneşe tapıcılar, gizli firavunlar 24 aralığı ısrarla benimsemek istediler?

Çünkü 21 Aralık güneşin gökte en kısa durduğu, en zayıf olduğu gündü. Bugün  bir dönüm günüydü, güneşin burada 3 gün ölmeye yüz tutacak şekilde kaldığına ama 3 günün sonunda dirilerek tekrar güçlendiğini görmüşler ve 25 aralığı bu nedenle güneş bayramı olarak ilan etmişlerdi. Bu paganist gelenek Hristiyanlığa enjekte edildi ve insanlar İsa’nın doğum gününü kutladıklarını zannederek kandırıldılar. Amaçları paganist geleneği İsa’Nın doğumu ile değiştirmek olsaydı Cumartesi yerine Sun-day yani güneş gününü kutsamazlardı.

“The Catholic Encyclopedia” dahi, İsa’nın 25 Aralık’ta doğumunun kutlanmasının aslında bir pagan bayramından kaynaklandığını itiraf eder:

“Yaygın olarak bilinen Natalis Invicti’nin [Fethedilmemiş Güneşin Doğumu] güneş bayramının 25 Aralık’ta kutlanması, İsa’nın doğumunu Aralık ayında kutluyor olmamızdan büyük ölçüde sorumludur.”

İsa’dan sonra 300 yıl boyunca güneş tanrısının doğum günü İsa’nın doğum günü ile hiç ilişkilendirilmemişti. Ancak Roma imparatoru ve din adamları karma bir din oluşturmak için Hristiyan halkı ve devlet geleneklerini manipüle  ettiler.

TANRILARIN İSMİNİ GEZEGENLERE VEREN BATI MEDENİYETİ ROMA PAGANİZMİNİ YAŞATMAYA ÖZEN GÖSTERDİ;

Pagan Roma’nın en güçlü tanrısı ise Jüpiter’di. Diğer tanrılara örnek olarak Merkür/ticaret tanrısı, Venüs/güzellik tanrıçası, Mars/savaş tanrısı, , Plüton/yeraltı dünyası tanrısıdır. Romalılar gezegen isimlerini Tanrılarının adını vererek yaşatmaya çalıştılar ve Hıristiyanlığın kabulü Tevrat’ın ve İsa’nın reddettiği bu putperest isimlerin kalkmasını sağlamadı. Hatta daha sonradan keşfedilen Neptün’e de batı tarafından Hıristiyanlık inancına ters olmasına rağmen bir roma tanrısının adı verildi. İstisnasız tüm gezegen isimleri bir Roma yada Yunan tanrısının ismidir.

 

 

 

 

 

 

 


DESTEK ÇAĞRISI:

DÜNYAYA ULAŞMAK İÇİN YARDIMINIZA İHTİYACIM VAR!

Bu makale Erdem ÇetinkayaMet’a tarafından yazılmış Mucizelerin Sesi isimli kitabından alınmıştır.

Bu mucizelerin ilk bölümünü saygın bilim adamlarının verdikleri röportaj ve destekler sonucunda “Kutsal Gizemler, Altın Oran Kabe” isimli 105 dakikalık belgeselle dünyaya bir çok dilde duyuruldu. Sosyal medyada ve TV’lerde toplam 40 milyonu aşkın izlenme saysına ulaştı. Binlerce kişinin Allah’a yönelmesine ve inancını değiştirmesine vesile oldu.

Şimdi çok daha fazla mucizeyi Allah ilham etti ve tüm dünya ile paylaşmak için tüm dünya dillerinde profesyonel belgeseller hazırlamalı, kitaplar ve belgeseller bir çok dile çevrilmelidir. Akabinde Allah2ın bu mucizelerini duyuran, tüm dünya da milyarlarca insana ulaşan büyük tanıtım kampanyaları düzenlenmelidir.  İyiliğin emri ve kötülüğün nehyi, iman etmekten sonra ki ilk görev ve en büyük ibadettir. En büyük iyilik imana, cennete, insanlığın birleşmesine vesile olmak ve cehennemden kurtuluşu sağlamaktır.

İlk adımı 14 yıllık bir çalışma ve büyük fedakarlıklarla gerçekleşen bu seslenişe sizde PDF kitaplarımızdan alarak destek olabilirsiniz. Eğer gerçekten inanıyorsak Yaratıcımıza; inancımızın ve sadakatimizin kanıtı olarak fedakarlık yapmalıyız.

Mucizelere tanık olmaktasınız. İnsanoğlunun önünde iki seçenek vardır. Ya bu mucizelerin tamamının tesadüfen oluştuğunu tek tek kanıtlamalı yada onlara iman edip mucizelerin dünyaya yayılmasına tüm gücüyle destek vermelidir.

Rabbin gözünden bakın kendinize, her şeyi verdiğiniz ve sonsuz cenneti armağan edeceğiniz insanoğlu, sizden emanet ettiklerinizin onda birini bile esirgiyor. Ona değer verir miydiniz?

Hz İsa;
– Zengin birinin cennete girmesi devenin iğne değilinden girmesinden daha zordur. (imkansızdır)

Kuran;

      • Malı sayıp biriktirenin vay haline. Altını gümüşü sayıp yığar.
      • Sana mallarından ne kadarını Allah yolunda vereceklerini soruyorlar. Onlara de ki; “ihtiyaçlarından fazlasını”.

Buda:

“…sahip olunan her mal ve mülk bencillik günahını arttırır”

Gerçekten sonsuz yaşamın gelişine, cennete ve cehenneme inanarak Allah’ın yüceliğini kabul eden  bir insan onda biri vakfetmekten tereddüt etmez. Mucizeleri dünyaya yaymak için Allah’a infak edin. O da size hem bu dünyada hem de sonrasında güzel bir hayat lütfetsin.

İnsanoğlu haşa Kainatın ilahına allah’a bir lamba cini gibi davranıyor. Sürekli bencilce, hizmetçisiymişçesine istiyor ama Rabbim ne ister diye sormuyor. İşi düştüğünde O’nu yardıma çağırıyor ama O’nun için fedakarlık yapmıyor. Sanki o Allah’ın değil, Allah onun kuluymuş gibi davranıyor. Öyleyse Allah insanoğlunun nankör ve bencillik dolu sesine neden cevap versin?

Sorularınız ve desteğiniz için mail atmanız yeterlidir.

“Mucizelerin Sesi” adlı kitabımdaki tüm içeriği ücretsiz olarak sitemde makaleler halinde yayınlıyorum. Ama toplu ve sıralı halde bir kitap olarak edinmek ve bu yolla da HAK DİNİN dünyaya mucizeler ve kanıtlarla yayılmasına destek olmak isterseniz aşağıdaki linkten alabilirsiniz.

ŞİMDİ E-KİTABI SATIN AL

E-mail: kutsalgizemler @ gmail.com

Sevgi ve inançla kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak