HZ. İSA ÇARMIHA GERİLMEDİ; İNCİL’DEN KANITLARI (10. Kitap 1. Bölüm)

Hıristiyanlar dikkatli dinleyin. Bu size Allah katından gelen kanıtlarla dolu yepyeni bir uyarıdır. Kutsal kitabınız İncil’den kanıtlarla Hz İsa’nın gerçek hikayesini bilin ki efendiniz İsa’yı, O’nun ve Sizin İlahınız olan Allah’ı sözlerinizle incitmeyin. Çünkü sözlerinizden ve inancınızdan ötürü dünyanız artık yıkılmak üzere. O istiyor ki; kendisi hakkında ki gerçek ortaya çıksın, gelecek olan gelip İsanın gerçek hikayesini size açıklasın. Ahitte size anlatılan Allah’ın kayasını tanıyın, ona sığının ve işaretlerini görün ki kurtuluşa eresiniz.

Size İsa’nın çarmıha gerilmediğini, göğe çekilerek kurtarıldığını, onun bir ilah değil sadece bir peygamber ve yüceltilmiş değerli bir kul olduğunu bizzat  İsa’nın incilde ki sözleri ile kanıtlayacağım. Onun sözünden sağlam kanıt tanıyor musunuz? Sonsuz yaşamınızı, dualarınızı ve hayatınızı üstüne inşa ettiğiniz inançlarınızı yanlış bir kaya üzerine kurmak ve bedbaht olmak istemezsiniz. Öyleyse beni iyi dinleyin. Çünkü şimdi öz kitabınızdan kanıtları açıklayacağım. Ki İsa’nın ruhu artık huzur bulsun ve inananları azaptan kurtulsun.

 

KANIT 1-

 İSA’NIN EN BÜYÜK YEMİNİ VE EN BÜYÜK ANLAŞMASI ÇARMIHA GERİLMEDİĞİNİ KANITLAR

O son akşam yemeğinde en büyük yeminini etti.

Matta 26:

27: Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek, «Hepiniz bundan için» dedi.

28: Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.

29: Size şunu söyleyeyim, “Babamın egemenliğinde sizinle birlikte tazesini içeceğim o güne dek, asmanın bu ürününden bir daha içmeyeceğim.”

 

İsa; Elinde ki kaseyi tutarken; Sizinle birlikte tazesini içeceğim güne dek.. Demesinden anlıyoruz ki; kase deki tazeliğini ve güzelliğini yitirmiş ekşimeye yüz tutmuş ucuz bir ekşi şaraptır. Çünkü İsa ve havarileri fakirdi ve şarabın iyisini tazesini bulamamış olmaları çok normaldi. Yemek olarak ise kuru bir ekmeği bölüştüler.

 

Anlıyoruz ki; bu büyük anlaşmanın sembolü olan kutsal kase ve ekşi şarapla büyük bir mesaj verilmiştir.  Eğer İsa gibi görünen bir insan artık, asmanın ürününden; yani şarap, rakı, votka yada ekşimiş şarap olan sirke içerken görülürse, bilinmelidir ki o kişi İsa değildir.

 

Ama ertesi akşam İsa kanını döküp eziyetler çektiğinde anlaşmanın kendi üzerine düşen kısmını yerine getirir ama Allah kimseyi sevgili bir kulunu işkence ederek öldürdüler diye affedecek değildir. Bu nedenle çarmıhta ki kişi İsa değildir ve bu nedenle sözünü hiç hatırlamadan kendisine verilen şarabı içer.

 

Yuhanna 19; 

28: Daha sonra İsa, her şeyin artık tamamlandığını bilerek Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi için, “Susadım!” dedi.

29: Orada ekşi şarapla dolu bir kap vardı. Şaraba batırılmış bir süngeri zufa dalına takarak O’nun ağzına uzattılar.

30: İsa şarabı tadınca, “Tamamlandı!” dedi ve başını eğerek ruhunu teslim etti.”

 

 

Markos 15:36

Aralarından biri koşup bir süngeri ekşi şaraba batırdı, bir kamışın ucuna takarak İsa’ya içirdi. Dur bakalım, İlyas gelip O’nu indirecek mi?” dedi. Ama İsa yüksek sesle bağırarak son nefesini verdi.

 

İsa ne havarileri ile birlikte şarap içmiş, ne tazesini içmiş nede Tanrı’nın egemenliğine yada cennetinde hep birlikte içmişlerdir. Yani İsa yeminini en az 3 farklı şekilde bozmuş görünmektedir. Bu durum dahi çarmıhtaki kişinin İsa olmadığını tek başına kanıtlamaktadır. Ama delilleri dinlemeye devam edin.

İsa çölden sonraki ikinci sınavını geçmiştir, Yaratıcı İsa’ya ihanet eden Yahuda’nın yüzünü değiştirerek İsa ya benzetir ve Allah Yahudileri kazdığı kuyuya düşürür.

 

KANIT 2

 TEVRAT’A İMAN EDİYORSANIZ: ÇARMIHA GERİLEN LANETLENMİŞTİR

 

Tevrat, Yasanın Tekrarı 21;

“22-23: Ölüm cezasını gerektiren bir suçu olan suçlu öldürülmesi için bir tahta parçasına asıldığı zaman cesedi gece boyunca o tahtada asılı kalmasın… Çünkü asılarak öldürülen tanrı tarafından lanetlenmiştir…”

 

Yahudiler özellikle Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesini istiyorlardı.

 

Luka 23;

“20: İsa’yı salıvermek isteyen Pilatus onlara (yahudi halka) yeniden seslendi.

21: Onlar ise, “O’nu çarmıh’a ger, çarmıh’a ger!” diye bağrışıp durdular.”

 

Eğer Hz İsa’yı çarmıha asarak öldürebilirlerse onun Tanrı katında değersiz bir düzenbaz olduğunu ( haşa ) kanıtlayacaklardı. Çünkü çarmıha gerilerek ölen kişiler Tevrat’a göre lanetliydi. Tevrat yasalarının ve sözlerinin asla değişmeyeceğini bizzat Tevratta Allah söylüyordu. Halkta Tevrat’ın bu hükmüne güveniyordu. Bu nedenle tüm Yahudi halkı onun test edilmesi için özellikle çarmıha gerilmesini istedi.

 

Bu konuya bir çözüm bulamayan Pavlus sürekli kendisine bu içinden çıkılmaz durumu ifade eden ve “o adam yani İsa Tevrat’a göre lanetlidir. Tevrat’a göre Tevrat’ın hükmü sonsuza dek değiştirilemez” diyen Yahudilere şöyle cevap veriyordu;

 

Pavlus’tan Galatyalılara Mektup 3;

 

“13: …İsa Mesih kendisi lanet olarak bizi kanunun lanetinden akladı…”

 

iyi niyetli olsa bile Çaresizlik içinde verilmiş bir cevap. İsa kendisi lanet oldu… Haşa… Lanet; denilen şey bir iğrençliktir. Sevgi peygamberi olarak anlatılan Hz İsa’nın çarmıha gerilince “Lanet olduğunu” ifade etmek yanlış cevaptır.

Öyleyse Tevrat’a inanan hiç bir hıristiyan İsa’nın çarmıha gerildiğine inanamaz.

 

DELİL -3 ÇARMIHTA Kİ KİŞİ SIRADAN BİR KİLİSE PAPAZI KADAR BİLE İNANÇLI DEĞİLDİR

 

Hz İsa mükemmel bir insandı ve Yaratıcının takdirine tüm insanlardan daha fazla bağlıydı. Çarmıhta bağıran kişi ise davasından bihaber ve sürekli haber verip durduğu kendini feda etme meselesini kavrayamamış farklı bir insandır.

 

Matta 27/46; Markos 15/34;

“Ve dokuzuncu saate doğru, İsa: “Eli, eli, lama sabktani? Yani: ‘Allah’ım, Allah’ım beni niçin terk ettin!’ diye yüksek sesle bağırdı.”

 

Sanki yeminini ve amacını unuttu. Zaten bunun için yaşıyor ve yeminler ediyordu. Bekliyor ve bunu kabul ediyordu. Allah’a yüksek sesle bağırıp, hesap soran şaşkın bir adam düşünün.. Birde sevdiği kadın için bile gülümseyerek ölüme gidebilen binlerce cesur insanı… Son nefesinde uzaktan tanıdığı kralı için bile “kralım için canım feda” diyerek ölen binlerce savaşçıyı… Hz İsa yaratıcısına karşı bu kadar dahi fedakar olamayacak birisi midir? Hz İsa’nın geri kalan hayatını ve sözlerini incelediğimizde o eğer çarmıha gerilen kişi olsaydı, kesinlikle “evet, hep bunu bekledim, kendimi feda ettim, bunun hatırına herkesi bağışla, ben razıyım” derdi? Bu ifade hiçbir şekilde kendisini seve seve bilerek isteyerek insanlık için kurban eden birinin ifadesi değildir. Bu kişi tanrının adak koyunu değildir. Bu şaşkın bir adamın ifadesidir. O Ne olduğunu kavrayamayan Yahudadır. Sahte peygamber zannederek ele verdiği İsa nedeniyle ödüllendirilmeyi beklerken nasıl bir duruma düştüğünü çözememiş ve Allah’a neden diye sormaktadır. Çünkü Yahuda İsayı ele vermekle iyi bir iş yaptığını zannediyor ve ödül bekliyordu. O da İsa karşısında ki yahudilerdendi ve casusluk yapıyordu.

 

DELİL – 4 

ALLAH’IN İSA’NIN DUASINI REDDETMEYECEĞİ DELİLİ? 

Peki Hz İsa’nın dahi beklenti içinde olduğu çarmıha gerilerek öldürülmesi ve akabinde tüm insanlık için gerçekleşecek büyük kıyım-kıyamet neden olmadı?

Hz İsa’nın yürekten, secdeye kapanarak defalarca ettiği bir duayı Yaratıcının reddetmeyeceğine inanıyorsanız; Hz İsa’nın da çarmıha gerildiğine inanamazsınız. Çarmıh hadisesinden bir önceki gece dağda oturduklarında şunlar olmuştu.

 

Matta 26;

“37: Petrus ile Zebedi’nin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye ve ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.

38: Onlara, “Yüreğim ölüm derecesinde kederli” dedi. “Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.”

39: Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. “Baba” dedi, “mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun.” ( Kasenin İsanın kanı olduğunu hatırla)

40: Öğrencilerin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrus’a, “Demek ki benimle birlikte bir saat uyanık kalamadınız!” dedi.

41: “Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.”

42: İsa ikinci kez uzaklaşıp dua etti. “Baba” dedi, “eğer ben içmeden bu kâsenin uzaklaştırılması mümkün değilse, senin istediğin olsun.”

43: Geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına bir ağırlık çökmüştü.

44: Onları bırakıp tekrar uzaklaştı, yine aynı sözlerle üçüncü kez dua etti.

45: Sonra öğrencilerin yanına dönerek, “Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz?” dedi. “İşte saat yaklaştı, İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor.

46: Kalkın, gidelim. İşte beni ele veren geldi!”

 

( Unutmayın Matta 26 ya göre Hz İsa kaseyi kanını taşıyan bir anlaşma sembolü olarak tanıtmıştır. Hz İsa’nın kanının dökülmesi ile gerçekleşecek bir anlaşmayı sembolize eder. Bu anlaşma kendisine inananları kurtarırken inanmayan çoğunluğu ise acı ve sonsuz bir cezaya düşeceklerdi)

Hz İsa kaseden işkenceden korktuğu için kaçmıyordu. Çünkü İncil’de ki bağcı hikayesinde anlattığı gibi kendisi Yahudiler tarafından çarmıha gerilirse önceki kavimlere olduğu gibi toptan yok edileceklerine inanıyordu. İnsanlığın kıyıma uğramasını istemiyordu. O nedenle kase gitsin diyordu. Kase ortadan kalksın… Affedilmenin kaseden başka yolu varsa o olsun.

Allah elbette en sevdiğinğ parçalatak öldürdüler diye insanları bağışlayacak bir sadist değildi. O İsayı ve inananları sınamış, İsa nın fedakarlığını ve çilesini görmüş. Ona inanan herkesi zaten affetmişti. O İsa yı asla onların eline bırakmayacaktı. İsa kendini kanıtladı ve ölüme yürüdü acı çekti. Ama kurtuldu. Göğe çekildi.

 

DELİL 5- ÇARMIHTAN SONRA GÖRÜLEN İSA’LARIN ÇOĞU SAHTE PEYGAMBERDİR ÇÜNKÜ EN YAKINLARI BİLE ONLARI TANIYAMAZ

Havariler Hz İsa göğe çekildikten sonra görünen ve hakkında İsa mıydı diye şüpheye düştükleri kişiler ise çoğunlukla sahte peygamberlerdi. Ona biraz olsun benzeyenler O’nun yerine geçmek için can atıyordu. Yüzlerinin aşırı benzemiyor olması sorun değildi. Çünkü Hz İsa geri dönmesi beklenen İlyas peygamberin Yahya as. ile geri döndüğünü, ama insanların anlamadığını söylemişti. Bu nedenle kendisi de ruhen başka bir surette geri dönebilir diye düşünüyorlardı. Çünkü İlyas nuru Yahya da geri dönmüştü. Ancak bu kimseler tenha yerlerde kısa süreli görünüyorlardı çünkü Roma askerleri ortaya çıkan yeni Mesihler konusunda uyarılmış ve olası isyanı önlemek için peşlerine düşmüştü.

 

(Matta 24:11, 24)

“Birçok sahte peygamber türeyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak… Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar.”

Dikkat edin özellikle sahte Mesihlere karşı uyarmaktadır ve seçilmiş olanlar hariç hemen herkesi kandırabilecekler. Seçilmişlerden olan havariler dahi şüpheye düşmüştür.

( Hz İsa’nın Mezarında Ağlayan Meryem İsa gibi davranan adamı tanımıyor)

 

Yuhanna 20;

“13: (İsa’nın yakın bağlısı Mecdelli ) Meryem’e, “Kadın, niçin ağlıyorsun?” diye sordular. Meryem, “Efendimi almışlar” dedi. “O’nu nereye koyduklarını bilmiyorum.”

14: Bunları söyledikten sonra arkasına döndü, İsa’nın orada, ayakta durduğunu gördü. Ama O’nun İsa olduğunu anlamadı.

15: İsa, “Kadın, niçin ağlıyorsun?” dedi. “Kimi arıyorsun?” Meryem O’nu bahçıvan sanarak, “Efendim” dedi, “Eğer O’nu sen götürdünse, nereye koyduğunu söyle de gidip O’nu alayım.”

Dikkat ediniz, ne Meryem onu tanıyor, nede sahte İsa dublörü onu tanıyabiliyor.

 

( Çarmıh olayından sonra bir gün dağda bir adam görürler )

 

Matta 28;

“16: On bir öğrenci Celile’ye, İsa’nın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.

17: İsa’yı gördükleri zaman O’na saygıyla eğildiler. Ama bazıları kuşku içindeydi.”

 

Markos 16;

“12: Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.”

 

Luka 24;

“15: Bunları konuşup tartışırlarken İsa yanlarına geldi ve onlarla birlikte yürümeye başladı.

16: Ama onların gözleri O’nu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.”

“17: İsa, “Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?” dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.

18: Bunlardan adı Kleopas olan O’na, “Yeruşalim’de bulunup da bu günlerde orada olup bitenleri bilmeyen tek yabancı sen misin?” diye karşılık verdi.

19: İsa onlara, “Hangi olup bitenleri?” dedi. O’na, “Nasıralı İsa’yla ilgili olayları” dediler. “O adam, Tanrı’nın ve bütün halkın önünde gerek söz, gerek eylemde güçlü bir peygamberdi.

 

Luka 24;

“36: Bunları anlatırlarken İsa gelip aralarında durdu. Onlara, “Size esenlik olsun!” dedi.

37: Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.

38: İsa onlara, “Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?” dedi.

 

Bu görünümlerin bir kısmı Hz. İsa’ya da ait olabilir. Çünkü Kuran O’nun vefat ettiğini ve akabinde göğe alındığını ifade etmiştir. Ruhen bazı kişilere görünmesi mucize nev’inden mümkün olabilir. Ama anlaşılıyor ki bu görümlerin çoğu kendini Hz İsa’ya benzetmeye çalışan kimselerin çaresiz çabalarıdır. Yada havarilerin benzetmesidir. Hz İsa özellikle yalancı Mesihler konusunda havarilerini şiddetle uyarmıştı.

Peki neden İncil yazarları ve havariler ısrarla  gördükleri birilerini Hz İsa’ya benzetmeye çalışıyorlardı?

Elimizde neden Hz İsa ve halkının konuştuğu dilde İbranice bir İncil yok? En eski İncil Yunancadır. İsa Yunan mıydı?  İbranice İnciller bulunamıyor. Çünkü İseviliğin ilk yıllarında insanlar Hz. İsa’nın İbranice sözlerini yazmaya gerek duymadılar. Çünkü Hz. İsa çok geçmeden kısa sürede geri döneceğini söylemişti;

 

Matta 16;

“27: İnsanoğlu, Babası’nın görkemi içinde melekleriyle gelecek ve herkese, yaptığının karşılığını verecektir.

28: Size doğrusunu söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, İnsanoğlu’nun kendi egemenliği içinde gelişini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.”

 

Markos 9;

“1: İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim” diye devam etti, “Burada bulunanlar arasında, Tanrı Egemenliği’nin güçlü biçimde gerçekleştiğini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.”

Luka 9;

“27: Size gerçeği söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, Tanrı’nın Egemenliği’ni görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.”

 

Orada bulunan herkes öldü ama Hz İsa geri dönmedi. Bu nedenle mevcut nesil ölene dek Hz İsa’nın sözlerini yazılı kitap haline getirme gereği duyulmadı. Yazılan İnciller oradaki son insan öldükten sonra 2. nesil tarafından yazılan araştırma kitaplarıydı. Kutsal kase uzaklaştırılmış, tehir edilmişti.

 

Yani 40-50 yıl geçmeden kesinlikle geri dönecekti. Asıl beklenen çarmıh hadisesinden 3 gün  sonra dönmesiydi. Her yerde havariler; bugün yarın geri dönecek diyorlardı. Böyle bir ortamda İncil yazmaya gerek yoktu. Her an kıyamet kopabilirdi.

 

Bu nedenle elimizdeki İnciller yaşayan son havarilerde öldükten sonra yazılmıştır. Havariler İncil yazmaya gerek duymamıştır. Onlar için her gün son gündü. İncil daha sonra hakim siyasi görüşe sahip araştırmacıların onlarca yıl sonra halk arasında dolaşıp yaşlı dedelerden duydukları sözlerin toplanması ile oluşmuştur.

 

Bu durumu bizzat 4 büyük İncil’den biri olan Luka İncilinde açıkça ifade edilir;

Luka 1;

“1-3: Sayın Teofilos, birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize ilettiler. Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.”

Havariler ve halk Hz İsa’nın hemen döneceğine kesin gözüyle baktığından ona biraz dahi benzeyen herkesi suret değiştirmiş bile olsa; dirilen İsa olabileceği konusunda büyük bir şartlanma ve bekleyiş içindeydiler.

Hz isanın duasıyla kase uzaklaşmış. Allah inanmaları ve iyi insanları sadece pişman olmalarıyla affetmiştir. Kıyamet ertelenmiş gelecek yeni insanlara şans verilmiştir. Eğer İsa çarmıhta öldürülseydi Allah o toplumu yada dünyayı toptan yok edebilirdi ama onlara dahi merhamet edilmiştir.

DELİL 6 –  ÇARMIHTA Kİ İSA DEĞİLDE HAİN YAHUDA İSE, YAHUDA’NIN SONU BELİRSİZ VE SÖYLENTİLERLE DOLU OLMALIDIR

Gerçekten de Yahuda sonu belirsizdir. Herkes hakkında farklı bir şeyler söylüyor ama kimse kesin gerçeği bilemiyordu.

 

Matta 27;

“4: “Ben suçsuz birini ele vermekle günah işledim” dedi. Onlar ise, “Bundan bize ne? Onu sen düşün” dediler.

5: Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.”

 

Elçilerin İşleri 1;

18: “Bu adam, yaptığı kötülüğün karşılığında aldığı ücretle bir tarla satın aldı. Sonra baş aşağı düştü, bedeni yarıldı ve bütün bağırsakları dışarı döküldü.

19:Yeruşalim’de yaşayan herkes olayı duydu. Tarlaya kendi dillerinde ‘Kan Tarlası’ anlamına gelen Hakeldema adını verdiler.”

 

Bir insan hem kendini asarak intihar edip ölmesi, hem de çok yükseklerden düşüp bedeninin yarılması ve bağırsaklarının saçılması gibi bir olayın aynı anda olması imkansızdır. Ayrıca hikayenin birinde Yahuda parayı pişman olup iade etmiş, ötekisinde o parayla güzel bir tarla alıp yatırım yapmış, çiftçiliğe soyunmuştur. Yani Yahuda’nın sonunda ki halkın farklı söylentileri ve bilinmezlik; Kuran’ın iddiasını daha da güçlendirmektedir.

 

Gerçekte ise ihanet eden Yahuda’nın yüzü İsa’ya benzetilmişti. Kazdığı kuyuya düşürülen ve İsa yerine çarmıha gerilen yahuda öldükten sonra mezara götürülmüştü. İsa’nın yerine geçmek isteyen sahte peygamberler mezarı açıp onun yerine oturduklarına göre muhtemelen mezardan İsa suretinde ki Yahuda’yı almış ve tanınmaması için yüzünü parçalayarak gizli bir yere gömmüş olmalıydılar. Çarmıha gerilen lanetli olandı, Tevrat asla yalan söylemezdi. Ve o lanet Yahuda’nın peşini öldüğünde bile bırakmıyordu.

 

Bu bilgileri kim mi haber vermektedir. Şüphesiz İsa’yı ve İncil’i tasdik edici olarak gönderilmiş yüce Kuran ve onun İsa sevdalısı, milyarlarca aileye oğullarının adını isa koyduracak kadar çok sevdirten şerefli Muhammed as.dır. O elbette yakından araştırılmaya ve kendisi inanılmaya layıktır.

 

Dikkatle dinleyin şimdi İsa’nın tanrı olmadığını yine İncilden delillerle ispatlayarak devam edeceğiz.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak