HZ MUHAMMED A.S. KENDİSİNİN DE YAŞAMDAN YAŞAMA AKTIĞINI ANLATTI (2. Kitap 3. Bölüm)

Bazıları şöyle diyor; “Eğer İslam’da bir kişinin bilinci, ruhu yada nuru gibi bir parçasının daha evvel başka insanların içinde yer aldığına dair bir durum olsaydı, bunu Peygamber as. mutlaka söylerdi ve bu çok önemli bir kavrama dönüşürdü”

Aşağıdaki hadiste aynen böyle anlatmaktadır. Peygamber kendi üzerinden bu akışa ışık tutmuştur. Ancak hem Kur’an da hem de hadislerde bu konu üzeri örtülü bir şekilde anlatılır. Sadece derin düşünenlerin anlamasına izin verir bir halde. Bu son derece anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü insanlar bir kimse Allah’ın kendisini günahtan koruması ve derecelerini yükseltmesi için sakat yarattığına herkes “A bak kim bilir sen ne günahlar işledin” diyerek hor görecek ve kendilerine bakmadan çok büyük günahlara girecek, buradan türlü sapkın fikirler türeyecekti.” Şimdi bunu ben size söylüyorum lakin, benim sözüm Kur’an gibi bir vahiy olmadığından duyanlar şüphe ile bakmaya devam edecekler ve ilaca ihtiyacı olanlara ulaşan bir şurup gibi inanmak isteyenler bu yorumuma inanacaktır.

İbn Abbas (ra) aktarıyor: “‘Ey Allah’ın Rasûlü! Âdem cennette iken sen nerdeydin?’ dedim, o şöyle buyurdu: ‘Onun sulbünde idim. Sulbünde olduğum halde o yeryüzüne indirildi. Babam Nuh’un sulbünde gemiye bindim. Babam İbrahim’in sulbünde ateşe atıldım. Atalarımdan hiçbir anne-baba zina üzere bir araya gelmedi. Sürekli olarak temiz sulplerden, tertemiz rahimlere intikal ettim. Birbirinden ayrılan iki koldan ben daima en hayırlısı içinde oldum. Sonunda Allah benden peygamberlik misakını aldı, Tevrat’ta beni müjdeledi, İncil’de ismimi meşhur etti. Yüzümle yeryüzünü, görünüşümle semayı aydınlandı ve beni semasına yükseltti. İsimlerinden bir isim türetti: Arşın sahibi Mahmud, ben ise Muhammed oldum.’” [15]

Dikkatle okursanız, Allah resulünün her şeyi yaşamış gibi hatırlayıp anlattığını göreceksiniz. Ancak çok ilginç bir şekilde onların sulbunde yani sırtlarında yer alan bir hücrenin içinde ki koda atıfta bulunurcasına kendi yerini tarif etmektedir. Yani tüm soyumuzun bilincini oluşturan potansiyeller kümesi bizim içimizdedir. İçimizdeki nefsler yani insanlar; bizle birlikte bir çok şeyi deneyimler ve her bir kod kendi mizacı karakteri ölçüsünde bu bilgi ve deneyimden alacağını her biri farklı bir insan karakterinde alarak dallara ayrılıp içimizde yaşamaya devam ederler. Sonunda doğduklarında aslında gizli hafızalarında bir deneyim ve bilgi yığını ve belirgin bir karakter ile doğarlar.

Bu nedenden ötürü her papatya gibi birbirinin aynısı değildir çocuklarımız. Görünüş ve kişilikleri hatta derinlikleri ile itibari ile yer ile gök arasındaki fark gibi farklıdır bazen öz kardeşler.

Bizlerin şu anki hali bir anne yada babamızda yaşamadı. Hayır. Onun içindeydik, onlardan beslendik ama onlar değildik. Bizlerden her birimiz eğer gerekliyse gelişimiz (olgunlaşma, misyon yada arınma için) yaklaşık 500-1000 yıllık, 1 gün denen döngüler halinde zuhur etmekteyiz. Döngü zamanları ile ilgili Kur’an ayetlerini dahi göreceksiniz. Allah en iyisini bilendir.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak