KURAN’DA BAŞ ÖRTÜSÜ VAR MI? ÖRTÜLÜ SIRLAR VE ÇIPLAK GERÇEKLER!

Kuran’da baş örtüsü emrinin var olduğunu iddia edenlerin örnek gösterdiği bir kaç ayet vardır. Bu ayetleri birlikte analiz edelim.
 


CİLBAB AYETİ

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, dışarı çıkarken üstlerine cilbablarını alsınlar. Bu, onların tanınmasını ve bundan dolayı incitilmemelerini sağlar. Allah, Gafûrdur, Rahîmdir.” (Ahzab, 33/59)

 

Cilbab nedir hemen buna bakalım;

Tefsirciler bize cilbab`ın nasıl giyildiğini ve uygulama biçimini de anlatırlar. Meselâ:

Ibnü`l-Cevzî: Başlarını ve yüzlerini örterler.

Ebû Hayyân: “cilbablarını idnâ etsinler” ifadesi, bütün bedenin örtülmesini anlatır. “Üzerlerine” denmekle de yüzleri kastedilmiştir. Çünkü Cahiliyyet Döneminde kadınların açık olan yerleri yüzleri idi.

Ebu`s-Su`ûd: Kadın cilbabı başına atar, ve kenarını da göğsüne sarkıtır. Bu âyet; kadınlar herhangi bir sebeple çıkarlarsa, yüzlerini ve bedenlerini örterler anlamına gelir.

Süddî de: Bir gözleri hariç, bütün yüzlerini kapatırlar, demiştir.

Ibn Kudâme: Cilbab (giyilmeyerek) entari üzerinden kuşanılır.

(Cilbabı [gömleği] haram olan erkeğin namazı kabul olmaz.) [Hadis: Rivayet Hadis Alimi Bezzar]

Demek ki cilbab kabaca yüzün bile tanınmasını engellicek ölçüde kapayan geniş bir örtüdür. Erkekler de zaman zaman bu örtüyü sırtlarına yada başlarına çeker, güneşten, rüzgardan ve kumdan korunurlardı. Peki Allah bunun neden giyilmesini emretmiş? Kadınların incitilmemesi (yaralanmaması, öldürülmemesi vb) için emretmiş. Bu durumda bu ayetin neden indiğine bakalım.

 

Hicretten sonra savaş ortamı kendini iyice hissettirmeye başlamış ve Medine’de peygamberin safına giren herkesi öldürmek için planlar yapılır olmuştu. Hatta bu sıralarda hem kafirler hem de müslümanlar yakaladıkları yerde birbirlerini öldürmeye başlamıştı. Etkin olan isimlere suikastler düzenleniyordu.

 

Peygamberimizin as. kızı Zeynep validemize de bir suikast düzenlendi. Yanında onu koruyan bir erkek olduğu halde, deve üzerindeyken kendisine mızrak atıldı. Mızrak onu devesinden düşürdü. Hamileydi ve bu düşmeden ötürü düşük yaptı. (Karnında ki bebek öldü). Yaralanan validemiz babasının yanına gidemedi ve araya giren kişiler onu Allah’ın yardımıyla ölümden kurtardı.

 

Böyle bir ortamda kadınların kimliğinin ortaya çıkması tanınması son derece sakıncalıydı. Kadınların mümkün olduğunca evde kalması ve çıktığında tanınmayacak şekilde örtünmesi emredildi. Ancak bu emrin onları sıkmak değil korunmaları için olduğu ifade edildi. Bu ayete göre kadınların benzeri bir güvenlik tehdidi oluştuğunda aynı şekilde örtünmeleri gereklidir. Ama incitilecekleri bir durum kesin olarak yoksa o zaman cilbab ile örtünmelerine gerek yoktur.

 

HUMURLAR AYETİ

Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini korusunlar; ırzlarını korusunlar. Görünenler müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Örtülerini (HUMURLARINI), göğüslerinin üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları (KAYIN PEDERLERİ), kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri ve hizmetçilerinden) erkek olanların ihtiyacı olmayanlara, yahut henüz kadınların avretini bilmeyen (yaşı çok küçük) çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. “ (Nûr, 24/31)

 

Analiz için; http://www.kuranmeali.com/Elfaz.php?sure=24&ayet=31 (kelimelerin detaylı incelemesi; o kelimenin Kuran’da diğer ayetlerde nasıl kullanıldığını görmek için üzerine tıklayınız)

 

Önce humur kelimesinin “baş örtüsü” mü, yoksa sadece örtü mü olduğuna bakalım. Humur kelimesinin kökü “örtmek” kelimesinden gelir. Seccadelerin küçük olanına da humur dendiği gibi, saran örtüye de humur denebilir. Humur’un sadece başa özgü bir kelime olduğunu kimse kanıtlayamaz. Eğer ayette humur’un başı ve saçı gizlemesi gereken bir örtü olduğuna dikkat çekilmek istenseydi, göğsünüzün üzerine humur’u vurun yerine, saçlarınızın ve göğsünüzün üzerine derdi. Saçının bir teli bile görünse bir kadının, 40 yıl yanacağına dair bir gerçeklik olsaydı İslam’da elbette Allah kadınları korumak için çok açık ve net şekilde “saçlarınızın tellerini bile gizleyin, yoksa yanarsınız” derdi.

 

Ayetin başında ve devamında ziynetlerden bahsetmesi humurun asıl görevinin göğsün üzerine yerleştirilen ziynetlerin gizlenmesiyle ilgili olduğunu düşündürtmektedir.

 

Bazı tefsirciler ziynetten maksadın kadının yüzü ve eli hariç her yeri olduğunu iddia ediyorlar. Yani kadına; “ziynetlerinizi gizleyin” diye emredildiğinde yapmaları gereken altınlarını ve hazineleri gizlemek yerine “yüzleri hariç” her yerlerini gizlemek olmalıdır. Peki Kuran ziyneti nasıl tanımlıyor?

 

Andolsun, biz gökte birtakım burçlar yarattık ve seyr edenler için onu ziynet yaptık (süsledik). Hicr/16

 

Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve zinet olsun diye (yarattı). Allah şu anda bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıtaları) yaratır. Nahl/8

 

Dediler ki: Biz sana olan vâdimizden, kendi kudret ve irademizle dönmedik. Fakat biz, o kavmin (Mısır’lıların) zinet eşyasından (altından imal edilmiş ) bir takım ağırlıklar yüklenmiş, sonra da onları atmıştık; aynı şekilde Sâmirî de (altın buzağı yapmak için) atmıştı. Tâ-Hâ/87

 

Anlaşılıyor ki her türlü süs ve dünya malı ziynettir. Ancak bu ayette ki ziynetin altınlar olduğunu devamında ki ifadelerden daha iyi anlayabiliriz. Çünkü ayet aynen şöyle diyor;

 

“Kadınlar bu kendiliğinden görünenler hariç (yüzük, hızma vb.) ” ziynetlerini, kayınpederlerine, ihtiyacı olmayan erkek hizmetçilere, kardeşlerinin yetişkin çocuklarına, diğer kadınlara gösterebilirler.” İnsaflı olan her akıl “destur” diyecektir. Eğer kadının ziyneti göğüsleri, kalçası, bacakları gibi yerler olsaydı hiç bunlar sayılan ve haram olan kimselere gösterilebilir miydi? Haydi yakın akraba diye hoş görüldü diyelim. Peki erkek hizmetçilere ve diğer mümin (yüksek iman sahibi) kadınlara gösterilmesi neden serbest olsun?”

 

Açıktır ki ayet ziynet derken “altın kastetmektedir. Allah kadının göğsünü anmaktan çekinmediği gibi diğer azalarını saymaktanda çekinmezdi. O açıkça göğsünün üzerine örtüsünü vursun diye emretmiştir. Kapanacak yeri açıkça belirtmiştir. Zaten ayetin devamında “ihtiyacı olmayan erkek hizmetçiler” derken, maddi durumu iyi olan hizmetçilerden bahsetmektedir. Bizler köleleri hep fakir zannediyoruz. Oysa çok varlıklı ailelerin köleleri Osmanlı’da olduğu gibi oldukça zengindirler. Eskiden ömürlük çalışma anlaşması yapmış herkese de köle denirdi. Kölelerin kendi evleri, maaşları olabilirdi. Bazı köleler asla azat edilmek istenmez bunu kovulmak olarak görür ve çok zengin birinin kölesi olmakla övünürlerdi. Aynı şimdi ki gibi…

 

Aslında humurun göğsün üzerine vurulma nedeni en çok takının ve kolyenin göğsün üzerinde olması nedeniyledir. Altın ziynetlerin yakın akrabalara, çocuklara ve mümin kadınlara açılabilmesine verilen ruhsat onların zorla gasp konusunda çevreye karşı daha zararsız ve güvenilir bulunmaları nedeniyledir. Allah onların tamamen gizlenmesini hoş görmemiş, süslenmeyi güzel bulmuş ama onların güvenliği için belli gruplara göstermesine izin vermiştir. Gösterişi yasaklamıştır. Bunu da kadını ve malını korumak için yapmıştır.

 

Ayetin devamında, zinetlerin bilinmemesi için ayağın yere vurulmasının yasaklanması yine aynı nedenledir. Hiç bir kadının bacağı, göğsü veya kalçası ayağını yere vurunca ortaya çıkmaz. Sadece bazılarında belli belirsiz bir hareket oluşur ki bu da bol bir elbise üzerinden anlaşılmaz. Ancak bilezikler, halhallar ve kolyeler ayağınızı vurdukça ses çıkarır.

 

Ayrıca cahiliye döneminde kadınların Kabe’yi çıplak tavafı yaygındı. Çünkü günah işlemiş oldukları elbiselerle tavaf etmek istemezlerdi. Yani sanılanın aksine Mekke’de kadınlar son derece açık giyinir ve kutsal bir alanda bile soyunmaları ayıplanmazdı.

 

“Bu yıldan sonra hiçbir müşrik hac yapmayacak, kimse Beytullah’ı çıp­lak tavaf etmeyecektir.” (Buhârî, Hac, 67)

 

Ancak Mekke’de ahiret inancı olmadığından ve polis teşkilatı ve devlet yapısı oluşmadığından hırsızlık çok yaygındı. En büyük risk önce hırsızlık sonra da farklı inançtaki insanların dini sebeplerle öldürülmesiydi. Bu nedenle kadınlara, erkekleri kendilerine saldırmaya teşvik etmemek için, önce ırzlarını korumaları, bakışlarını korumaları ve sonrada hırsızlardan korunmak için altın ziynetlerini gizlemeleri emredilmiştir. Çünkü kadının incitilmesine sebep olan 3 ana unsur budur.

 

 

GİYSİNİN AMACI NEDİR?

Ey Adem oğulları! Size ÇİRKİN yerlerinizi örten giysi ve giyinip süsleneceğiniz elbise indirdik. Takva elbisesi ise en hayırlı olandır. İşte bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alırlar. A’râf Suresi 26. Ayet

 

Rabbin iki elbise indirdiğini biriyle çirkin yerlerin örtüldüğünü yani iç çamaşırları olduğunu anlıyoruz. Çirkin yerlerimiz içlerinden pisliğin çıktığı ve vücudumuza göre daha koyu renkli deriye sahip, etrafı daha kıllarla kaplı olan bölgelerimizdir.

 

İndirilen diğer elbise ise iç çamaşırların üzerine süslenmek için giyilen elbisedir. Takva elbisesi ise; Allah’tan korku elbisesi demektir. Çünkü insanı felaketten ve cehennemden ancak korku elbisesi korur.

 

Eğer Allah, elbiseyi kadını tamamen örtmek için indirmiş olsaydı, elbisenin süs ve çirkin yerleri gizleme amaçlı olduğunu açıklamazdı. Kadını güvenlik tehdidi yokken çarşafa mahkum etmek ona yapılmış bir zulümdür. Allah erkeğinde kadının da elbise ile çirkin yerlerini kapatmasını ve süslenmesini istemiştir.

 

 

HADİSLERDE ÖRTÜNME

Peygamberimizin bu emri bizzat uygulama şeklini, Hz. Aişe, ablası Hz. Esma`yı örnek vererek anlatır: Bir gün Hz. Ebu Bekir`in kızı Esma ince bir elbise ile Resulullah`ın huzuruna girmişti. Hz. Peygamber ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu: “Ey Esma! Şüphesiz kadın ergenlik çağına ulaşınca onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir”. Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti. (4)

 

Mekke ve Medine döneminde kadınlar üzerinde ki güvenlik riskleri devam ederken ve o zaman ki toplumsal yapıda polis ve mahkeme teşkilatlarının bulunmayışının kadınları her zaman kapalı giyinmeye teşvik ettiğini bilmeliyiz. Elbette peygamberimizde ailesine bunu tavsiye etmiştir. Hz. Esma’ya hitabında “uygun değildir” ifadesi kullanması da bunun bir tavsiye olması ve peygamber halkına yakışanı tarif etmesi ile açıklanabilir.

 

KADINLARI ÖRTÜNMEYE ZORLAMANIN MANTIKİ VE VİCDANİ SORUNLARI

Genelde katı İslami yorumculara göre kadının güvenli bir ortamda bile örtünmeye zorlanmasının mantıksal hikmetleri de vardır. Bunlar şöyledir;

 

1) Erkekler kadının açık yerlerine bakar ve tahrik olurlar. Bu da onları zinaya sevkeder veya ulaşamadıkları için rahatsız eder.

 

Bu söz doğrudur. Lakin aynı sorun kadınlar içinde vardır. Kadınlarda yakışıklı erkeklerin açık vücutlarına bakarken tahrik olabilir, zinaya kaçabilir veya erişemedikleri için acı çekebilirler. Bu durumda gelenekçi yorumcular, Allah’ı haşa adil olmayan ve erkek kayıran bir anlayışla tarif etmiş olurlar. Bu Allah’a bir iftira olur. O adildir. Erkeğe basit bir şort giyerek örtünme emrini yerine getirmiş olurken, kadını illa her yerini sımsıkı kapatacaksın diye zorlamak, çifte standarttır.

 

Ayrıca bu aklı eksik yorumcuların açılmasına izin verdiği yüz bölgesi; kadının en güzel, en çekici yeridir. Eğer tahrik olma nedeniyle kadın kapatılıyorsa, kadının ağzı, gözleri ve yanakları da kapatılmalıdır. Çoğuna göre bunlar kadının diğer azalarından bile tahrik edici olabilmektedir. Bu durum onların yaptıkları yorumun aslında kendi içinde tutarsızlıklar içerdiğini gösterir.

 

2) Gelenekçi yorumcular coğrafi etkinin zulmüne karşı cevapsızdırlar.

 

Otobüste iki kadın düşünün. Bunlardan birisi türbanla sımsıkı kapalı, diğeri bol ve açık kıyafetlerle serin şekilde oturan bir kadın olsun. Eğer bir gelenekçi islam yorumcusu; Kuran’da açık emir olmadığı halde bunu emir gibi ifade ederek Allah’a iftira atarsa; o zaman milyarlarca kadının sıcak yaz aylarında çektiği büyük sıkıntının vebalini alacak ve cehennemde kendine yer bulacaktır. Ayrıca bu kadınlar; erkeklere neden emir yok ve rahatlık var diye itiraz etseler ve dinden çıksalar, başka dine geçseler; o zaman büsbütün yanacaklardır. O kötü yorumcuların; kendisi JETSKY üzerinde rüzgarda ve suda zevk-ü sefa ederken, müslüman kadınları siyah çarşaflar içinde güneşin altında haşlayanlara sıcak su azabı haktır.

 

3) Kuran; 22:78 O sizi seçti ve dinde sizin için bir güçlük kılmadı; buyurmuştur Allah.

 

Allah müslümanların zorluk çekmesini istemediğini belirttiği halde, kadını bir süs olduğu açıklanan elbise ile süslenmekten uzaklaştırmak, düz ve süsten uzak bir çuvala, işkence odası ve kaynar kazana hapsetmek nasıl bir vicdandır.

 

 Son söz; Elbette erkeğinde kadının da kendini Allah’a adamış insanlar olarak tahrikkar, nefsi uyandırmadan giyinmesini destekliyoruz. Ama bunu yaparken aynı zamanda son derece şık ve hayranlık uyandıran elbiseler giymemiz Allah’ın bizden beklediğidir. Kimsenin gözlerini de şekilsiz kıyafetlerle bozmaya hakkımız yoktur. Kadınlarımızı yaz sıcağında mahvetmeye ve dinden soğutmaya hakkımız hiç yoktur.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak