KURAN’DA NİBİRU VE ANUNNAKİLER (1. Kitap 21. Bölüm)

Günümüzde 8 gezegen ve 3 cüce gezegen ile 11 gezegenin varlığı kabul edilmektedir. Ancak Nasa yakın bir zamanda 12. gezegenin varlığını açıkladı. Henüz görünmese de adına Planet X dendi. Ancak bu pek çoklarına göre Kuran’da ki 12 kardeşin 12 gezegeni temsil etmesi tasviri ile Nibiru olarak Sümerde ki bazı yazıtlarla ilişkilendirildi. 

Musa, Nibiru’dan geldiğine inanılan Annu’ların ve soylarının ilahlaştırıldığı toplamlara savaş açmıştı ve halkı da bu inançlarını kolay bırakamadılar ve sık sık boğa tapımına ve baal’e geri döndüler. Baal Anunna tanrılarından Enlil’İn ismiydi. Ama kitabelerde hiç bir zaman Tanrı olduğunu söylediği ve insanlara secde ettirdiği yazmamaktadır. Hatta Me adı verilen kutsal kitapları okur ve sonsuz bir yaratıcıya inanmaktadırlar. Ancak insanlar zamanla onları ilahlaştırıp tapmaya başladılar.

Taha 88

“İşte sizin ilahınız da, Musa’nın ilahı da budur, (Baal, boğa) ne var ki Musa geçmişteki bu gerçeği unuttu!” dediler.

Taha 20.91

قَالُوا لَنْ نَبْرَحَ عَلَيْهِ عَاكِفِينَ حَتَّىٰ يَرْجِعَ إِلَيْنَا مُوسَىٰ

Onlar, Mûsâ, dönüp gelinceye dek demişlerdi, biz bu heykele tapmadan kesin olarak vazgeçmeyiz.

2091 tarihini işaret eden bu ayette İsrailoğulları zahiren Musa dönene dek dese de; batın manada Allah Nibiru dönene dek tapmayacaklarını izah etmişti. Peki neden Nibiru boğa şeklinde bir sembole sahipti.

Sümer tabletlerinde; tüm sözde tanrıların babası olan Anu’nun boğa olduğunu ifade eden onlarca farklı satır ve şiir buşunmaktadır. Hatta Enki dahi kendisini “Boğa’nın dölüyüm” diyerek över. Boğa kültü Sümer’den Roma mitolojisine geçmiş ve Zeus gibi sözde baş tanrılar boğa şeklinde insanlara görünmüşlerdir.

Bu nedenle Nibiru’ya ve tanrılarına atfen Boğa kültüne tapmaktaydılar. Lakin bilmedikleri gerçek şuydu.

İsra 57-58

Onların taptıkları, öyle varlıklar ki bizzat kendileri de hangisi daha yakın acaba diye Rablerine ulaşmak için bir vesile arayıp durmadalar, onun rahmetini ummadalar ve azabından korkmadalar. Şüphe yok ki Rabbinin azabı, çekinip kaçınmaya değer bir azaptır.. Hiçbir şehir yoktur ki biz o şehri, kıyametten önce helak edip hak ile yeksan etmeyelim, yahut şiddetli bir azaba uğratmayalım. Bu, kitapta yazılmıştır, taktir edilmiştir.

Kuran’da Nibiru kelimesinin geçtiği 2 ayetten öteki ise şudur;

Hadid 57:22

مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْقَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ

Yerde ve sizin nefislerinizde hiçbir musibet olmaz ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır.

Burada ki batıni mana ise Nibiru’dan görevli olanlar gelipte kendilerine benzeyen insanı çamurla karmadan ve ortaya çıkarmadan evvel daha insanlığın kaderi çoktan belirlenmişti. Ne tür azaplar ve sıkıntılar yaşayacağı takdir edilmişti.
 

3600 YILLIK DÖNGÜLER; ŞAR

Anunnaki kralları 3600 yıllık bir şar dedikleri döngülerde seçiliyordu. Bazı krallar 2 şar bazıları 10 şar krallık yapıyordu.

Bu saltanat sürelerinin fantastik biçimde uzun oluşlarındaki en çarpıcı nokta, bunların, hiç istisnasız, hep 3.600 sayısının katları olmasıdır:

 Alulim – 8 x 3.600 = 328.800

 Alalgar – 10 x 3.600 = 36.000

 Enmenluanna – 12 x 3.600 = 43.200

 Enmengalanna – 8 x 3.600 = 28.800

 Dumuzi – 10 x 3.600 = 36.000

 Ensipazianna – 8 x 3.600 = 28.800

 Enmenduranna – 6 x 3.600 = 21.600

 Ubartatu – 5 x 3.600 = 18.000

Toplam 432 bin yıl 120 şar.

3.600 sayısı Sümercede büyük bir daire olarak yazılır. Gezegenin sıfatı olan şar (“en üstün hükümdar”), aynı zamanda “mükemmel bir çember”, “tamamlanmış devir” anlamına da gelir. Aynı zamanda 3.600 rakamı anlamındadır.

Ve bu üç terimin tanımı, yani gezegen/yörünge/3.600 sadece bir rastlantı olamaz.

Babilli rahip-gökbilimci-bilgin Berossus, Tufandan önce Dünya üzerinde hüküm süren on hükümdardan söz eder. Berossus’un yazılarını özetleyen Alexander

Polyhistor şöyle yazar: “ikinci kitap, Kaideli on kralın tarihidir ve her birinin toplam yüz yirmi şar ya da dört yüz otuz iki bin yıl süren saltanatı, Tufan zamanına dek varır.”

 Aristo’nun bir öğrencisi olan Abidenus da toplam saltanat süreleri 120 şar olan Tufan öncesi on hükümdardan söz eden Berossus’tan alıntı yapar. Bu hükümdarların ve şehirlerinin kadim Mezopotamya’da olduğunu açıklar:

Diyarın ilk kralının Alorus olduğu söylenir… On şar hüküm sürdü.

Bir şar, üç bin altı yüz yıl diyerek ölçülür.

Tekvin Kitabı (Bab 6) insanoğluna karşı ilâhî tavır değişikliğini anlatır. “Ve Rab yeryüzünde İnsanı yaptığına pişman oldu… Ve Rab dedi: Yarattığım adamı toprağın yüzü üzerinden sileceğim.”Ve Rab dedi: Ruhum adamı ebediyen korumayacaktır; hata yaptı, çünkü etten bedendir. Ve günleri yüz yirmi yıl idi.

Tevrat’ta insanın ömrünün 120 yıl olarak belirlendiği görülür. Ancak kutsal kitaplarda ismi geçen pek çok seçilmişin ömrünün 1000 yıla kadar çıktığını görmekteyiz.

İnsan ortalama 50-70 yıl yaşadığına göre bu ortalam bir ömür de değildir. E uzun desek günümüzde bile 140’a yaklaşmış insanlar vardır. Öyleyse nedir bu 120?

Aristo’nun bir öğrencisi olan Abidenus da toplam saltanat süreleri 120 şar (432 bin yıl) olan Tufan öncesi on hükümdardan söz eden Berossus’tan alıntı yapar. Bu hükümdarların ve şehirlerinin kadim Mezopotamya’da olduğunu açıklar:

İlk insan (Adem değil) ile Nuh arasında ki zaman 120 şar yani 120 anunnaki yılı idi. Dünya zamanına göre 432.000 yıl yapıyordu. Söz konusu Tevratta geçen 120 yıllık sınırda tüm insanlığın ömrünün sınırıydı.

Ancak Allah, Nuh sebebiyle insanlığa acıdı ve Efendi Enki’nin sözünü Nuh hariç gerçekleştirdi. 120 şar olunca insanlık bitti ve daha üstün bir yaratılışla Nuh soyundan yeni bir insanlık doğdu.

 

2091 YILI NEYİN İFADESİDİR?

Kutsal metinlerde Rab 2 dönemde insanlarla doğrudan konuşmuş ve onlara görünmüştür. İlki Mö 3750 ‘de Adem as. döneminde. İkincisi Mö 1506’da ölen Yakup zamanından, -1300 civarı ölen Musa zamanına dek ortalama 300 yıl boyunca zaman zaman peygamberlerine kendini göstermiştir.

Bu durumda Adem sonra ilk kez Yakup’a Mö 1550’lerde kendini gösterdiğini düşünebiliriz. Tevrat’a göre Rab kendisini Yakup’a bir insan suretinde göstermiş ve onunla güreşmiştir. O günden sonra adı Yakup değil İsrail olur Rabbin buyruğu ile ve o güreşte uyluk kemiği çıkar. Kemiğe çıkmasına rağmen güreşi bırakmaz ve sonunda Rab acıyarak ona; “bırak artık gideyim” der.

Bu olay Yusuf’un doğumundan sonra ve kuyuya düşmeden önce küçük bir çocukken olduğundan en iyi tahmin Mö. 1550 yılıdır. Sonraki 250 yıl boyunca bir çok peygamber gelmiştir. Yakup’u kavminin ve 2 ordunun kralı, Yusuf’u Mısır lideri haline getirmiş. Musa ile de yüz yüze görüşmüş ona kendi eliyle yazdığı tabletleri vermiş ve 70 kişi ile birlikte dağda görüşmüştür. Musa’da kendine inanan yüzbinlerce İsrailoğlunun kralı gibidir.

Rab 1550’de ikinci kez dünyada görüldüğüne ve kralları 3600 yıllık döngülerle belirlediğine göre 30 yıl içinde gelişi beklenmektedir. Ancak o göründüğü yıldan ne kadar evvel dünyada tecelli etmişti bunu bilmiyoruz. Bu nedenle en uzun 30 yıl olması gereklidir.

  1. ve insanlık tarihinin kıyametinde ki gelişinde yeryüzünde 1000 yıllık yani bir günlük kıyamet gününü başlatacağı ve tüm düşmanlarını dünya çapında yok edeceği bilinmektedir.

1550+3600=5150 MÖ (Adem’in yaratılışı ve ölümünden sonra yazının ve medeniyetin yaygınlaşması)

1550+2020=3570 (Yakuptan bu güne)(3600 e kalan süre en çok 30 yıl eğer takvimde söylendiği gibi sapma varsa 2090’lar??)
 

ANUNNAKİLERİN DURUMU

Enlil’in ve Marduk’un zamanla Baal isimle puta döndüğünü bilmekteyiz. Allah Kuran’da Baal’e tapılmasını yasaklamıştır. Ve insanların putlaştırıp taptıklarının da Allah’ın rızasını arayan kullar olduğunu bildirmiştir. Her coğrafyada farklı isimler ve kişiler olsa da, bunlar ya melek, ya cin, ya peygamber yada yüceltilen krallardı. Her biri farklı bir görevle gönderilmiş ve Allah’a hizmet etmekteydiler.

Anunnakilerin dahi Me adı verilen kutsal kitapları olduğu ve mutlak bir yaratıcıya taptıkları bilinmektedir. Ancak onlar dahi bir elçi olmaksızın onunla konuşamazlardı ve tek yapmaya çalıştıkları hayatta ve rahat içinde kalmaktı. Eski çağlarda anlatılan mitolojiler her kültür ve zamanda bir miktarda değişmiş ve birbiri ile çelişen özellikler arzetmektedir.

Eski tabletlerde yazılan her şeyi doğru düşünmemek gereklidir. Örneğin yıldızların bazı sözde tanrıların göz yaşlarından yaratılması yada dünyada ki büyük nehirlerin arazmıda yaşayan ve insan gibi olan bazı sözde tanrıların menisinden var olması gibi pek çok tablet yazısı şeytan ürünüdür. Baal, Marduk ve Enlil gibi sözde ilahlara inanan toplumlar insan kurban etmeyi, fahişeliği, ensestliği ve cinsel ayinleri kutsallaştırmış ve ahlaktan yoksun bir dünya var etmeye çalışmışlardır.

Allah zamanla çarpıtılmış ve yalanlarla doldurulmuş ahlaksızlığa yol açsın olsun diye manüpüle edilmiş bu çoğu uydurulmuş hikaye ve kurallarla dolu dinlerle savaşmıştır.

 Allah melekleri aracılığı ile kontrol ettiği doğa ve yaratım olaylarını anlatırken, biz yaptık diyerek anlatmaktadır. Onları kendi emriyle yönlendirdiği ve güçlerle donattığı için yapan hakiki manada Allah’tır.  Hatta Allah peygamberin Hz Hatice ile evlenerek zenginleştirilmesi işini dahi biz yaptık diyerek anlatır. Aslında gördüğümüz her şeyi Allah’ın yarattığını sadece vesileler var ettiğini ama insanların yada varlıkların bunu kendileri yapıyor gibi gösterildiği Kuran da bildirilmiştir.

Benzer Yazılar

1 Yorum

  1. Başarılı. Tebrikler. Bu bilgilerin bir insana lütfedilmesi çok özel.

Yorum Bırak