KURAN’DA NİBİRU VE ANUNNAKİLER

Günümüzde 8 gezegen ve 3 cüce gezegen ile 11 gezegenin varlığı kabul edilmektedir. Ancak Nasa yakın bir zamanda 12. gezegenin varlığını açıkladı. Henüz görünmese de adına Planet X dendi. Ancak bu pek çoklarına göre Kuran’da ki 12 kardeşin 12 gezegeni temsil etmesi tasviri ile Nibiru olarak Sümerde ki bazı yazıtlarla ilişkilendirildi. 

Musa, Nibiru’dan geldiğine inanılan Annu’ların ve soylarının ilahlaştırıldığı toplamlara savaş açmıştı ve halkı da bu inançlarını kolay bırakamadılar ve sık sık boğa tapımına ve baal’e geri döndüler. Baal Anunna tanrılarından Enlil’İn ismiydi. Ama kitabelerde hiç bir zaman Tanrı olduğunu söylediği ve insanlara secde ettirdiği yazmamaktadır. Hatta Me adı verilen kutsal kitapları okur ve sonsuz bir yaratıcıya inanmaktadırlar. Ancak insanlar zamanla onları ilahlaştırıp tapmaya başladılar.

Taha 88

“İşte sizin ilahınız da, Musa’nın ilahı da budur, (Baal, boğa) ne var ki Musa geçmişteki bu gerçeği unuttu!” dediler.

Taha 20.91

قَالُوا لَنْ نَبْرَحَ عَلَيْهِ عَاكِفِينَ حَتَّىٰ يَرْجِعَ إِلَيْنَا مُوسَىٰ

Onlar, Mûsâ, dönüp gelinceye dek demişlerdi, biz bu heykele tapmadan kesin olarak vazgeçmeyiz.

2091 tarihini işaret eden bu ayette İsrailoğulları zahiren Musa dönene dek dese de; batın manada Allah Nibiru dönene dek tapmayacaklarını izah etmişti. Peki neden Nibiru boğa şeklinde bir sembole sahipti.

Sümer tabletlerinde; tüm sözde tanrıların babası olan Anu’nun boğa olduğunu ifade eden onlarca farklı satır ve şiir buşunmaktadır. Hatta Enki dahi kendisini “Boğa’nın dölüyüm” diyerek över. Boğa kültü Sümer’den Roma mitolojisine geçmiş ve Zeus gibi sözde baş tanrılar boğa şeklinde insanlara görünmüşlerdir.

Bu nedenle Nibiru’ya ve tanrılarına atfen Boğa kültüne tapmaktaydılar. Lakin bilmedikleri gerçek şuydu.

İsra 57-58

Onların taptıkları, öyle varlıklar ki bizzat kendileri de hangisi daha yakın acaba diye Rablerine ulaşmak için bir vesile arayıp durmadalar, onun rahmetini ummadalar ve azabından korkmadalar. Şüphe yok ki Rabbinin azabı, çekinip kaçınmaya değer bir azaptır.. Hiçbir şehir yoktur ki biz o şehri, kıyametten önce helak edip hak ile yeksan etmeyelim, yahut şiddetli bir azaba uğratmayalım. Bu, kitapta yazılmıştır, taktir edilmiştir.

Kuran’da Nibiru kelimesinin geçtiği 2 ayetten öteki ise şudur;

Hadid 57:22

مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْقَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ

Yerde ve sizin nefislerinizde hiçbir musibet olmaz ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır.

Burada ki batıni mana ise Nibiru’dan görevli olanlar gelipte kendilerine benzeyen insanı çamurla karmadan ve ortaya çıkarmadan evvel daha insanlığın kaderi çoktan belirlenmişti. Ne tür azaplar ve sıkıntılar yaşayacağı takdir edilmişti.
 

3600 YILLIK DÖNGÜLER; ŞAR

Anunnaki kralları 3600 yıllık bir şar dedikleri döngülerde seçiliyordu. Bazı krallar 2 şar bazıları 10 şar krallık yapıyordu.

Bu saltanat sürelerinin fantastik biçimde uzun oluşlarındaki en çarpıcı nokta, bunların, hiç istisnasız, hep 3.600 sayısının katları olmasıdır:

 Alulim – 8 x 3.600 = 328.800

 Alalgar – 10 x 3.600 = 36.000

 Enmenluanna – 12 x 3.600 = 43.200

 Enmengalanna – 8 x 3.600 = 28.800

 Dumuzi – 10 x 3.600 = 36.000

 Ensipazianna – 8 x 3.600 = 28.800

 Enmenduranna – 6 x 3.600 = 21.600

 Ubartatu – 5 x 3.600 = 18.000

Toplam 432 bin yıl 120 şar.

3.600 sayısı Sümercede büyük bir daire olarak yazılır. Gezegenin sıfatı olan şar (“en üstün hükümdar”), aynı zamanda “mükemmel bir çember”, “tamamlanmış devir” anlamına da gelir. Aynı zamanda 3.600 rakamı anlamındadır.

Ve bu üç terimin tanımı, yani gezegen/yörünge/3.600 sadece bir rastlantı olamaz.

Babilli rahip-gökbilimci-bilgin Berossus, Tufandan önce Dünya üzerinde hüküm süren on hükümdardan söz eder. Berossus’un yazılarını özetleyen Alexander

Polyhistor şöyle yazar: “ikinci kitap, Kaideli on kralın tarihidir ve her birinin toplam yüz yirmi şar ya da dört yüz otuz iki bin yıl süren saltanatı, Tufan zamanına dek varır.”

 Aristo’nun bir öğrencisi olan Abidenus da toplam saltanat süreleri 120 şar olan Tufan öncesi on hükümdardan söz eden Berossus’tan alıntı yapar. Bu hükümdarların ve şehirlerinin kadim Mezopotamya’da olduğunu açıklar:

Diyarın ilk kralının Alorus olduğu söylenir… On şar hüküm sürdü.

Bir şar, üç bin altı yüz yıl diyerek ölçülür.

Tekvin Kitabı (Bab 6) insanoğluna karşı ilâhî tavır değişikliğini anlatır. “Ve Rab yeryüzünde İnsanı yaptığına pişman oldu… Ve Rab dedi: Yarattığım adamı toprağın yüzü üzerinden sileceğim.”Ve Rab dedi: Ruhum adamı ebediyen korumayacaktır; hata yaptı, çünkü etten bedendir. Ve günleri yüz yirmi yıl idi.

Tevrat’ta insanın ömrünün 120 yıl olarak belirlendiği görülür. Ancak kutsal kitaplarda ismi geçen pek çok seçilmişin ömrünün 1000 yıla kadar çıktığını görmekteyiz.

İnsan ortalama 50-70 yıl yaşadığına göre bu ortalam bir ömür de değildir. E uzun desek günümüzde bile 140’a yaklaşmış insanlar vardır. Öyleyse nedir bu 120?

Aristo’nun bir öğrencisi olan Abidenus da toplam saltanat süreleri 120 şar (432 bin yıl) olan Tufan öncesi on hükümdardan söz eden Berossus’tan alıntı yapar. Bu hükümdarların ve şehirlerinin kadim Mezopotamya’da olduğunu açıklar:

İlk insan (Adem değil) ile Nuh arasında ki zaman 120 şar yani 120 anunnaki yılı idi. Dünya zamanına göre 432.000 yıl yapıyordu. Söz konusu Tevratta geçen 120 yıllık sınırda tüm insanlığın ömrünün sınırıydı.

Ancak Allah, Nuh sebebiyle insanlığa acıdı ve Efendi Enki’nin sözünü Nuh hariç gerçekleştirdi. 120 şar olunca insanlık bitti ve daha üstün bir yaratılışla Nuh soyundan yeni bir insanlık doğdu.

 

2091 YILI NEYİN İFADESİDİR?

Kutsal metinlerde Rab 2 dönemde insanlarla doğrudan konuşmuş ve onlara görünmüştür. İlki Mö 3750 ‘de Adem as. döneminde. İkincisi Mö 1506’da ölen Yakup zamanından, -1300 civarı ölen Musa zamanına dek ortalama 300 yıl boyunca zaman zaman peygamberlerine kendini göstermiştir.

Bu durumda Adem sonra ilk kez Yakup’a Mö 1550’lerde kendini gösterdiğini düşünebiliriz. Tevrat’a göre Rab kendisini Yakup’a bir insan suretinde göstermiş ve onunla güreşmiştir. O günden sonra adı Yakup değil İsrail olur Rabbin buyruğu ile ve o güreşte uyluk kemiği çıkar. Kemiğe çıkmasına rağmen güreşi bırakmaz ve sonunda Rab acıyarak ona; “bırak artık gideyim” der.

Bu olay Yusuf’un doğumundan sonra ve kuyuya düşmeden önce küçük bir çocukken olduğundan en iyi tahmin Mö. 1550 yılıdır. Sonraki 250 yıl boyunca bir çok peygamber gelmiştir. Yakup’u kavminin ve 2 ordunun kralı, Yusuf’u Mısır lideri haline getirmiş. Musa ile de yüz yüze görüşmüş ona kendi eliyle yazdığı tabletleri vermiş ve 70 kişi ile birlikte dağda görüşmüştür. Musa’da kendine inanan yüzbinlerce İsrailoğlunun kralı gibidir.

Rab 1550’de ikinci kez dünyada görüldüğüne ve kralları 3600 yıllık döngülerle belirlediğine göre 30 yıl içinde gelişi beklenmektedir. Ancak o göründüğü yıldan ne kadar evvel dünyada tecelli etmişti bunu bilmiyoruz. Bu nedenle en uzun 30 yıl olması gereklidir.

  1. ve insanlık tarihinin kıyametinde ki gelişinde yeryüzünde 1000 yıllık yani bir günlük kıyamet gününü başlatacağı ve tüm düşmanlarını dünya çapında yok edeceği bilinmektedir.

1550+3600=5150 MÖ (Adem’in yaratılışı ve ölümünden sonra yazının ve medeniyetin yaygınlaşması)

1550+2020=3570 (Yakuptan bu güne)(3600 e kalan süre en çok 30 yıl eğer takvimde söylendiği gibi sapma varsa 2090’lar??)
 

ANUNNAKİLERİN DURUMU

Enlil’in ve Marduk’un zamanla Baal isimle puta döndüğünü bilmekteyiz. Allah Kuran’da Baal’e tapılmasını yasaklamıştır. Ve insanların putlaştırıp taptıklarının da Allah’ın rızasını arayan kullar olduğunu bildirmiştir. Her coğrafyada farklı isimler ve kişiler olsa da, bunlar ya melek, ya cin, ya peygamber yada yüceltilen krallardı. Her biri farklı bir görevle gönderilmiş ve Allah’a hizmet etmekteydiler.

Anunnakilerin dahi Me adı verilen kutsal kitapları olduğu ve mutlak bir yaratıcıya taptıkları bilinmektedir. Ancak onlar dahi bir elçi olmaksızın onunla konuşamazlardı ve tek yapmaya çalıştıkları hayatta ve rahat içinde kalmaktı. Eski çağlarda anlatılan mitolojiler her kültür ve zamanda bir miktarda değişmiş ve birbiri ile çelişen özellikler arzetmektedir.

Eski tabletlerde yazılan her şeyi doğru düşünmemek gereklidir. Örneğin yıldızların bazı sözde tanrıların göz yaşlarından yaratılması yada dünyada ki büyük nehirlerin arazmıda yaşayan ve insan gibi olan bazı sözde tanrıların menisinden var olması gibi pek çok tablet yazısı şeytan ürünüdür. Baal, Marduk ve Enlil gibi sözde ilahlara inanan toplumlar insan kurban etmeyi, fahişeliği, ensestliği ve cinsel ayinleri kutsallaştırmış ve ahlaktan yoksun bir dünya var etmeye çalışmışlardır.

Allah zamanla çarpıtılmış ve yalanlarla doldurulmuş ahlaksızlığa yol açsın olsun diye manüpüle edilmiş bu çoğu uydurulmuş hikaye ve kurallarla dolu dinlerle savaşmıştır.

 Allah melekleri aracılığı ile kontrol ettiği doğa ve yaratım olaylarını anlatırken, biz yaptık diyerek anlatmaktadır. Onları kendi emriyle yönlendirdiği ve güçlerle donattığı için yapan hakiki manada Allah’tır.  Hatta Allah peygamberin Hz Hatice ile evlenerek zenginleştirilmesi işini dahi biz yaptık diyerek anlatır. Aslında gördüğümüz her şeyi Allah’ın yarattığını sadece vesileler var ettiğini ama insanların yada varlıkların bunu kendileri yapıyor gibi gösterildiği Kuran da bildirilmiştir.


DESTEK VE KARDEŞLİK ÇAĞRISI:

Bu makale Erdem ÇetinkayaMet'a tarafından yazılmış Mucizelerin Sesi isimli kitabından alınmıştır. Tüm yaygın dünya dillerinde sitelerimizin ve youtube kanallarımızın açılması için çalışmalar devam etmektedir.

Bu mucizelerin ilk bölümünü saygın bilim adamlarının verdikleri röportaj ve destekler sonucunda "Kutsal Gizemler, Altın Oran Kabe" isimli 105 dakikalık belgeselle dünyaya bir çok dilde duyuruldu. Sosyal medyada ve TV'lerde toplam 40 milyonu aşkın izlenme saysına ulaştı. Binlerce kişinin Allah'a yönelmesine ve inancını değiştirmesine vesile oldu.



Şimdi çok daha fazla mucizeyi Allah ilham etti ve tüm dünya ile paylaşmak için tüm dünya dillerinde belgeseller hazırlamalı, kitaplar ve belgeseller bir ok dile çevrilip, seslendirilmeli ve grafik tasarımcılarla en güzel şekilde sunulmalı. Tüm dünya da milyarlarca insana ulaşan büyük tanıtım kampanyaları düzenlenemlidir. Sosyal medyada tüm ülkelerde yeterli insanın görmesini sağlayarak hep birlikte insanlık tarihinin en büyük HAKKIN ilanını gerçekleştirmeliyiz. İyiliğin emri ve kötülüğün nehyi, iman etmekten sonra ki ilk görev ve en büyük ibadettir. En büyük iyilik imana vesile olmak ve cehennemden kurtuluşa vesile olmaktır.

İlk adımı 14 yıllık bir çalışma ve büyük fedakarlıklarla gerçekleşen bu seslenişe sizde PDF yada basılı kitaplarımızdan alarak destek olabilirsiniz. Eğer gerçekten inanıyorsak Yaratıcımıza; inancımızın ve sadakatimizin kanıtı olarak fedakarlık yapmalıyız. Onun yüce ismini ve muhteşem mucizelerini, ilahi sözlerini ilan etmek bağlılığın doğal bir davranışıdır.

Bununla birlikte aklınıza takılan her türlü soruyu paylaşabilirsiniz. Yürekten Allah'a yönelmiş ve fedakar kardeşlerimizin birbiri ile tanışarak kardeş olmalarını ve her türlü sorunlarının çözümü için peygamberin sünneti gereği yanlarında olmayı görev biliyoruz.

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

Mucizelere tanık olmaktasınız. İnsanoğlunun önünde iki seçenek vardır. Ya bu mucizelerin tamamının tesadüfen oluştuğunu tek tek kanıtlamalı yada onlara iman edip mucizelerin dünyaya yayılmasına tüm gücüyle destek vermelidir.

Sahip olduklarımızın en az onda birini Allah'a sadakatimizi ispatlamak için harcamalıyız. 10 zeytin yerine 9 yiyerek kim aç kalır ki? 10 gümüş değerinde bir elbise yerine 9 gümüş değerinde bir elbise kimi açıkta bırakır? Rabbin gözünden bakın kendinize, her şeyi verdiğiniz ve sonsuz cenneti armağan edeceğiniz yaratığınız, sizden 1/10'u bile esirgiyor. Ona değer verir miydiniz?

Allah için fedakarlık yapalım ki O'nun mucizeleri dünyaya yayılsın ve yeryüzünde Allah'ın ismi yücelsin, dinler bir öncüyle birleşsin, dünyaya iyilik ve barış hakim olsun. Hz. Musa'ya "Sen ve Rabbin gidip bizim için savaşın" diyenler gibi olmayın, mücadeleden ve fedakarlıktan kaçmayın. Kazancının onda birinden vazgeçmek kimseyi fakir yapmayacağı gibi, cimri olanın da inancı kabul edilmeyecektir. Asıl makbul olansa ihtiyaçtan fazlasının tamamının Allah'a verilmesidir. Çünkü mucizelerle dolu Kuran ve diğer kutsal kitaplarda böyle emredilmiştir. İster kendiniz, ister bizim yardımımızla tanıtım kampanyanları düzenleyin ve farklı dillere kitap ve belgeselleri çevirtin.

Hz İsa; - Zengin birinin cennete girmesi devenin iğne değilinden girmesinden daha zordur. (imkansızdır)

Kuran;
      • Malı sayıp biriktirenin vay haline. Altını gümüşü sayıp yığar.
      • Sana mallarından ne kadarını Allah yolunda vereceklerini soruyorlar. Onlara de ki; "ihtiyaçlarından fazlasını".


Buda:"...sahip olunan her mal ve mülk bencillik günahını arttırır"

Gerçekten sonsuz yaşamın gelişine, cennete ve cehenneme inanarak Allah'ın yüceliğini kabul eden  bir insan onda biri vakfetmekten tereddüt etmez. Mucizeleri dünyaya yaymak için Allah'a infak edin. O da size hem bu dünyada hem de sonrasında güzel bir hayat lütfetsin.

İnsanoğlu haşa Kainatın ilahını hizmetçisi zanneder gibi. İşi düştüğünde O'nu yardıma çağırıyor ama O'nun için fedakarlık yapmıyor. Öyleyse Allah insanoğlunun nankör ve bencillik dolu sesine neden cevap versin? İnanıyorsa insan artık gereğini yapsın. İnanmadıysa da her delile karşı ayrı kanıt getirsin. Yoksa artarak gelen felaketleri için şikayet etmesin!

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

E-mail: kutsalgizemler @ gmail.com

Sevgi ve inançla kalın.

Benzer Yazılar

1 Yorum

  1. Başarılı. Tebrikler. Bu bilgilerin bir insana lütfedilmesi çok özel.

Yorum Bırak