KUTSAL METİNLERDE KAF DAĞI VE VAN ALLEN SETLERİ

Kutsal Metinlerde Kaf dağı adı verilen ancak bilimin Van Allen kuşakları olarak ifade ettiği ışınsal set, dünyayı saran enerji dağıdır. Onun özelliklerine ilişkin İslami kaynaklarda çok derinlemesine bilgiler vardır. Hatta kuşakların sayısına kadar bulmak mümkündür. Enerjü yüklü elektron ve protonlar kuşaklar içine sıkışıp dönerek ilerlerler ve bu git gel çok uzun yıllar devam eder.

 Katâde ve Abdullah’tan yapılan bir rivayet de Allah Resülü:  “Bu sema nedir biliyor musunuz? Dürülmüş (sıkıştırılıp toplanmış) bir dalga, korunmuş bir tavandır……” buyurmuştur (11) İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Ye’cuc ve Me’cuc hergün seddi (kuşakları) kazarlar. Güneş ışınlarını gördüklerinde amirleri, “Hadi dönün artık yarın kazarsınız”der. Ertesi gün oraya geldiklerinde seddin eskisinden daha sağlam olduğunu görürler.

Manyetik alanımızın şiddeti güneşin dünyaya tam dönük olduğu saatlerde o bölgede artmaktadır. Şimdi videolarda güneşten yani ateşten yaratılan Yecüc ve Mecüc dalgalarının sedde nasıl vurduğunu; onu kimi zaman içine göçecek kadar esnettiğini görüyorsunuz. Eğer daha da güçlü vursalar set bozulacak ve dünyaya kadar inebileceklerdi. Genelde vuruşlar bir günün yarısından uzun sürmez; Ertesi gün yeni bir patlama olursa set yeniden sıkışmaya başlar.

Bilim adamları Van Allen kuşaklarının 2 çift yani 4 tane olduğunu düşünüyorlardı. Ancak zaman zaman patlamalarda ortaya çıkan 3. bir çift buldular. Yani toplam 6 adet doğal Kaf dağı; manyetik set buldular. Zulkarneyn’in yaptığı ve dünya içinde kalanda eklendiğinde set sayısı 8 e çıkacaktır.

Mevlana’nın Hocası Beyazid-i Bistami’ye: “Sen Kaf dağına ulaştın mı?” diye soruldu O da: Kaf dağı ne ki, o, Kef, ayn ve sâd dağlarına göre daha yakındır.” dedi. Bunu işiten zat: “Onlar nedir?” diye sordu; Şöyle cevap verdi: “Bu dağlar alt tabakadaki yerleri kuşatan dağlardır. Her tabakanın etrafında bu dünyayı kuşatan kaf dağı mesabesinde bir dağ vardır. Kaf dağı bu dağların en küçüğüdür. İçinde bulunduğumuz bu dünya da tabakaların en küçüğüdür.” diyerek Kaf dağlarının en küçüğünün dünyanın hemen üstünde yer alan olduğunu; dünyanında kaf dağından küçük olduğunu söylemiş; diğerlerinin de isimlerini açıklamıştır. Sayıları yine 4 çiftten 8 olmuştur.

   Yecüc ve Mecüc’ün geliş zamanının güneşin batıdan doğması yani kutupların yer değiştirmesi ile ilişkili olduğunu yine hadis çok muhteşem açıklamaktadır.

 “Ye’cüc ve Me’cüc’den sonra çok geçmeden Güneş battığı yerden doğar. İnsanlara bir münadi şöyle seslenir: “Ey iman edenler! Sizlerin yaptığı (hayır ve tövbe) kabul edildi. Ey kâfirler sizlere de tövbe kapısı kapandı, kalemler kurudu, defterler kaldırıldı.”  Yecüc ve Mecüc ortadan kalkınca kutuplar yer değiştirmiş olacak ve güneş artık pusulaya göre Batıdan doğacak. Çünkü Yecüc ve Mecüc’Ün geçiş seddini açan şey doğuların batı olmasını sağlayan geçiş ve parçalanma sürecidir.

  Mevlana ise Kaf dağı ile konuşmuş yani Van Allan kuşakları ile. Garipsemeyin kutsal kitaplara göre her şey canlıdır. Sadece insanın algı kapasitesi ve cehaleti bunu görmesine izin vermez. Bu canlılığın nasıl oluştuğunu farklı bir sunumda size anlatacağım. Mevlana önemli bilgiler ediniyor. Kuşakların kutuplarda ki buzula inişini, manyetik kuşaklarla deprem arasında ki ilişki hakkında bilgiler ediniyor ki; bu bilgileri aslında ilk aldığımız yer Hz Muhammed’in hadisleri idi. Şimdi bu hadislerin daha da detaylandırılmış hali olan konuşmayı dinleyelim;

Mesnevi;

  Zülkarneyn, Kafdağı’na gitti… o dağın saf zümrütten olduğunu gördü. Bütün âlemi ( Kuran’da alemler, toplumlar anlamında ifade edilmiştir) halka gibi çepeçevre çevirmişti… Zülkarneyn, o dağı görüp şaşırdı. Dedi ki: Sen dağsan öbür dağlar ne? Onlar senin yanında bir oyuncak adeta!

 Kafdağı dedi ki: O dağlar, benim damarlarımdır… onlar, güzellikte, alımda bana eş olmazlar. Benim her şehirde gizli bir damarım vardır… âlemin çevresi damarlarıma bağlıdır. Allah, bir şehirde yer deprentisi yapmak isterse bana söyler, ben oraya varan damarı oynatırım. O şehre ulaşan damarı kahırla oynattım mı orada yer deprenir. Allah yeter deyince damarım yatışır… durur görünürüm ama daima işteyim ben! Merhem gibi dururum ama hayli iş görürüm… akıl gibi hani; o da durur ama söz, ondan doğar, harekete gelir. Fakat bunu aklı kavramaya göre yer deprentisi yerdeki buharlardan olur.

 Kafdağı dedi ki: “İşte sana üç yüz yıllık yol olan şu ova. Padişah, onu kar dağlarıyla doldurmuştur. Dağ, dağın üstüne sayısız olarak yığılmıştır… daha da her zaman oraya kar yağıp durmada! Bir kar dağının üstüne başka bir kar dağı yığılıp durmada… karın soğukluğu, ta yerin dibine kadar işlemede! An be an o uçsuz bucaksız, o büyük ambardan kardan meydana gelen bir dağ üstüne kardan bir dağ daha yığılmada! Padişahım böyle bir ova olmasaydı cehennemin harareti beni mahvederdi!”

 Gerçektende 1980 yılından beri dünyada ki depremlerde olağanüstü bir artış gözlemlenmeye başladı. Kutupsal kayma ise yine aynı yılda hareket kazandı ve kutupsal zayıflama hızı büyümeye başladı. Bu nedenle bilim adamları manyetik kuşaklarla depremler arasında doğrudan bir ilişki olduğunu düşünüyor.

Mevlana’nın anlatımlarından Zulkarneyn’in oluşturduğu manyetik set üreticisi makineyi Kaf dağı ile konuşarak yaptığını öğreniyoruz.

 İbn Abbas (ra), bu dağı şu şekilde tanımlamıştır; “Allah Teâlâ arzın peşinden onu kuşatan bir deniz, onun arkasından da bir dağ yaratmıştır ki ona Kaf denir. Gökyüzü onun üzerine sarkmaktadır….” (210) Bu göklerin Kafdağı üzerinde direkleri vardır.(3)

 Taberi’ye göre Kafdağı parmağı saran yüzük gibi arzı çevrelemekte ve onu sabit tutmaktadır. Bütün dağlar ona bağlı olduğundan yeryüzünün sürekli sallanmasını engellemektedir.(210)

  Hz Muhammed dünyanın ve canlılığın düşmanı olan ışınsal varlıkları şeytana benzetmiş ve içi askerle dolu bu kuşakların şeytanın boynuzları ve başı gibi göründüğünü söylemiştir.

 “Güneş doğarken de batarken de namaz kılmayın. Çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar, iki boynuzu arasında batar.”  Gerçekten de öküz başını ve boynuzlarını andıran; boynuzları kutuplara saplanan bu varlık tarife tam uymaktadır. İnsan nasıl %97’si bakteri yığını ise; şeytan olarak adlandırılan bu mega şeytani varlık içinde insanlığı yıkacak dönerek hareket eden yılanımsı milyarlarca varlığı barındırmaktadır. Her biri her gün çıkmak ve dünyayı sarmak için settin zayıf yerini ararlar.

   Ebû Hüreyre (ra)’den rivayete göre;“Rasûlullah (sav), ashabıyla birlikte oturmakta iken üzerlerine bir bulut geldi. Peygamber (sav), bunun ne olduğunu biliyor musunuz? Diye sordu. .. Sonra;  Bu buluttur! … dedi ve Sonrasında üzerinizde ne var biliyor musunuz? diye sordu. O dünyamızın semasıdır, korunmuş bir tavan ve önüne geçilmiş bir dalgadır…” (11,53)

 Peygamber muhteşem bir öngörü ile semanın ardının önüne set çekilmiş bir dalga yığını olduğunu görmüştür. Hem de güncel bilim anlayışında olduğu gibi bu dalgalar atmosfer dışında değil atmosferin bir parçası olarak kabul edilmiş manyetosfer tabakası olarak adlandırılmıştır. İslam pygamberi dünyanın yapısını muhteşem şekilde biliyordu;

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Hacc veya umre veya Allah yolunda cihad maksadları dışında gemiye binme. Zira denizin altında ateş, ateşin altında da deniz vardır.” Ravi: Abdullah İbnu Amr İbni’l-As Kaynak: Ebu Davud, Cihad 9, (2489)

 Denizlerin altında ki ateşe dönüşmüş sert mağma tabakasını onun altında da tamamen sıvı halde ki lav tabakasını ateşle birleşen deniz tarifi ile muhteşem doğrulukla görmüştür.

Yecüc ve Mecüc’ün kutup deviniminin ortasında ineceğini ve devinim tamamlanırken yok olacaklarını söylemiştik. Peki kutup deviniminin başlamasının kutsal alametleri var mı?

 Doğudan üç veya yedi gün ardı ardına büyük bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak. Yeryüzünün duyup anlayabileceği bir dille nida edilecek. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 166)

 Bu Nida tüm dünya dinlerinde beklenen ve adı müjdelenen kimsenin çıkışına ilişkin duyuru olacaktır. O duyuruya tabi olan kurtulacak; onu görmezlikten gelen bitmek bilmeyen bir azapla yüzleşecektir.

Gökte ateşi andıran 3 gün büyük bir kızıllık göründüğünde; insanların felaketten korunmasına ve organize edilmesini sağlayacak bir yapıya ihtiyacımız var. DWS yani sivil bir oluşum olan; elitlerin, yöneticilerin ve zenginlerin değil, iyilerin korunmasına odaklanan tek hareket olan DWS tüm vatandaşlarının korunması için gerekli organizasyonu imkanları ölçüsünde sağlayacaktır.

eki Yecüc ve Mecüc dünyaya nasıl bir zarar verecektir. Hadislerede ifade ediliyor;

Müdebber b. Ubade’nin, İbn Mes’ud’dan rivayet ettiği hadiste …

Ye’cuc ve Me’cuc her tepeden boşanırcasına gelecek, insanların vatanlarına ayak basacak, yanına vardıkları her şeyi tüketecek, uğradıkları her suyu içeceklerdir. Sonra insanlar dönüp onlardan şikâyetçi olarak, onlara beddua edecek, Allah’ta Ye’cuc ve Me’cuc’un tümünü helak edip öldürecek, yeryüzünün her tarafı onların pis kokusuyla dolacak, Allah bir yağmur yağdıracak, cesedlerini sürükleyip denize atacaktır.

Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüz ki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gök gürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu. (Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 461) (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 289)

Yine muhteşem ifadeler. Bu dalgalar elektrik yüklü olduğundan manyetik akıyı takip etmektedirler ve bu akımlar tepe noktalarda maximum değerlerine ulaşırlar. Kutup parçalandığında kutuplarda ki güçlerini yitirecekler ve ülkelerin tepe noktalarından dünyaya yağmurdan boşanırcasına akacaklar. Bu nedenle Kuran’da şöyle ifade etmiştir;

 Enbiya Suresi

96- Nihayet Ye’cuc ve Me’cuc’ün sedleri açılıp her tepeden dünyaya akın etmeye başlarlar.

97- Ve doğru vaad vaktinin yaklaştığı sıra, işte o zaman, kâfirlerin gözleri birden donakalır, “Eyvah, bizlere! Biz bundan tam bir gaflet içinde idik, daha doğrusu kendimize zulmettik!” diyecekler.

 Suları kurutacak olan ve canlıların derisine nüfuz ederek öldürecek olan bu ateş dünyanın pek çok şehrinde etkili olacaktır. Manyetik alan hareketlerine bakılırsa en gözde Yecüc Mecüc ülkeleri Brezilya, Kanada, Amerika, Orta Asya, Çin ve Rusya olacaktır.  Hadis; “……..Onlar giderken rastladıkları her suyu içip tüketecekler ve uğrayacakları her şeyi bozup alt-üst edecekler. Bunun üzerine halk feryat ederek Allah’tan yardım dileyecek. ……..” (11)

Yeryüzünün manyetik akımları bir mıknatısın kurtçuklara benzeyen manyetik iplikleri gibi yeniden oluşmaya başladığında o yılanımsıların başı kökünden kesilecektir. Yeryüzüne dolan hayvan ve insan ölüleri toprağa gübre olacak, radyasyonun sebep olduğu bazı olumlu mutasyonlarla da büyük bir canlanma yeryüzünü güzelleştirip bereket verecektir.

 Sahihi Müslim;
Nebiyullah isa ve beraberindekiler Tur dağında mahsur kalacaklar. Öyle ki kuşatmanın şiddetinden bir öküz başı, bugünkü paranızla yüz dinardan daha fazla edecek. Bunun üzerine  İsa ve arkadaşları, onların belasından kurtulmak için Yüce Allah’a yalvaracaklar. Yüce Allah, onların duasını kabul edip Yecüc ve Mecüc kabilesinin enselerine ismi “Nugaf” olan küçük kurtçuklar musallat edecek.

Bir sabah, Yüce Allah’ın kudretiyle hepsi birden, tek bir nefes gibi bir anda helak olacaklar. Daha sonra isa ve arkadaşları Tur dağından inecekler.


DESTEK VE KARDEŞLİK ÇAĞRISI:

Bu makale Erdem ÇetinkayaMet'a tarafından yazılmış Mucizelerin Sesi isimli kitabından alınmıştır. Tüm yaygın dünya dillerinde sitelerimizin ve youtube kanallarımızın açılması için çalışmalar devam etmektedir.

Bu mucizelerin ilk bölümünü saygın bilim adamlarının verdikleri röportaj ve destekler sonucunda "Kutsal Gizemler, Altın Oran Kabe" isimli 105 dakikalık belgeselle dünyaya bir çok dilde duyuruldu. Sosyal medyada ve TV'lerde toplam 40 milyonu aşkın izlenme saysına ulaştı. Binlerce kişinin Allah'a yönelmesine ve inancını değiştirmesine vesile oldu.



Şimdi çok daha fazla mucizeyi Allah ilham etti ve tüm dünya ile paylaşmak için tüm dünya dillerinde belgeseller hazırlamalı, kitaplar ve belgeseller bir ok dile çevrilip, seslendirilmeli ve grafik tasarımcılarla en güzel şekilde sunulmalı. Tüm dünya da milyarlarca insana ulaşan büyük tanıtım kampanyaları düzenlenemlidir. Sosyal medyada tüm ülkelerde yeterli insanın görmesini sağlayarak hep birlikte insanlık tarihinin en büyük HAKKIN ilanını gerçekleştirmeliyiz. İyiliğin emri ve kötülüğün nehyi, iman etmekten sonra ki ilk görev ve en büyük ibadettir. En büyük iyilik imana vesile olmak ve cehennemden kurtuluşa vesile olmaktır.

İlk adımı 14 yıllık bir çalışma ve büyük fedakarlıklarla gerçekleşen bu seslenişe sizde PDF yada basılı kitaplarımızdan alarak destek olabilirsiniz. Eğer gerçekten inanıyorsak Yaratıcımıza; inancımızın ve sadakatimizin kanıtı olarak fedakarlık yapmalıyız. Onun yüce ismini ve muhteşem mucizelerini, ilahi sözlerini ilan etmek bağlılığın doğal bir davranışıdır.

Bununla birlikte aklınıza takılan her türlü soruyu paylaşabilirsiniz. Yürekten Allah'a yönelmiş ve fedakar kardeşlerimizin birbiri ile tanışarak kardeş olmalarını ve her türlü sorunlarının çözümü için peygamberin sünneti gereği yanlarında olmayı görev biliyoruz.

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

Mucizelere tanık olmaktasınız. İnsanoğlunun önünde iki seçenek vardır. Ya bu mucizelerin tamamının tesadüfen oluştuğunu tek tek kanıtlamalı yada onlara iman edip mucizelerin dünyaya yayılmasına tüm gücüyle destek vermelidir.

Sahip olduklarımızın en az onda birini Allah'a sadakatimizi ispatlamak için harcamalıyız. 10 zeytin yerine 9 yiyerek kim aç kalır ki? 10 gümüş değerinde bir elbise yerine 9 gümüş değerinde bir elbise kimi açıkta bırakır? Rabbin gözünden bakın kendinize, her şeyi verdiğiniz ve sonsuz cenneti armağan edeceğiniz yaratığınız, sizden 1/10'u bile esirgiyor. Ona değer verir miydiniz?

Allah için fedakarlık yapalım ki O'nun mucizeleri dünyaya yayılsın ve yeryüzünde Allah'ın ismi yücelsin, dinler bir öncüyle birleşsin, dünyaya iyilik ve barış hakim olsun. Hz. Musa'ya "Sen ve Rabbin gidip bizim için savaşın" diyenler gibi olmayın, mücadeleden ve fedakarlıktan kaçmayın. Kazancının onda birinden vazgeçmek kimseyi fakir yapmayacağı gibi, cimri olanın da inancı kabul edilmeyecektir. Asıl makbul olansa ihtiyaçtan fazlasının tamamının Allah'a verilmesidir. Çünkü mucizelerle dolu Kuran ve diğer kutsal kitaplarda böyle emredilmiştir. İster kendiniz, ister bizim yardımımızla tanıtım kampanyanları düzenleyin ve farklı dillere kitap ve belgeselleri çevirtin.

Hz İsa; - Zengin birinin cennete girmesi devenin iğne değilinden girmesinden daha zordur. (imkansızdır)

Kuran;
      • Malı sayıp biriktirenin vay haline. Altını gümüşü sayıp yığar.
      • Sana mallarından ne kadarını Allah yolunda vereceklerini soruyorlar. Onlara de ki; "ihtiyaçlarından fazlasını".


Buda: "...sahip olunan her mal ve mülk bencillik günahını arttırır"

Gerçekten sonsuz yaşamın gelişine, cennete ve cehenneme inanarak Allah'ın yüceliğini kabul eden  bir insan onda biri vakfetmekten tereddüt etmez. Mucizeleri dünyaya yaymak için Allah'a infak edin. O da size hem bu dünyada hem de sonrasında güzel bir hayat lütfetsin.

İnsanoğlu haşa Kainatın ilahını hizmetçisi zanneder gibi. İşi düştüğünde O'nu yardıma çağırıyor ama O'nun için fedakarlık yapmıyor. Öyleyse Allah insanoğlunun nankör ve bencillik dolu sesine neden cevap versin? İnanıyorsa insan artık gereğini yapsın. İnanmadıysa da her delile karşı ayrı kanıt getirsin. Yoksa artarak gelen felaketleri için şikayet etmesin!

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

E-mail: kutsalgizemler @ gmail.com

Sevgi ve inançla kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak