SÜMER NİBİRU VE 9.GEZEGEN HAKKINDA BÜYÜK İLAHİ SIR; DÖNGÜ BİTTİ! (GÜNCELLENDİ)

Göğün sırları ile ilgili yalnız şahsıma açılan bir takım sırları sizlerle paylaşacağım. Dinde yer alan pek çok sayı, kavramın kökeni nedir? Hafta neden 7 gün, neden bir yılda 12 ay devresi var? Rabbin bu sayıya verdiği önem nedir? Neden hac 4 aydır. Neden farz namazlar 19 rekattır. (sabah sünneti bilinen ama farz olanla birlikte). Neden tavaf ederiz? Kabe’nin sırrı nedir? Size Allah’ın lütfuyla hikmetten bir parça vereceğim.

Kutsal kitaplarda, hem Kuran, hem Tevrat ve öncesi kitaplarda, tarihi metinlerde Tanrı’nın ve meleklerin açıkça insanlara göründüğü zamanlar olduğundan bahseder. Hatta Süleyman peygamberin cinleri işçi olarak kullandığı ve onlara inşaat işleri yaptırdığı bilinmektedir. Kur’an, Rahman’ın iki eliyle insanı yarattığını, belli zamanlarda bir tahtta oturduğunu yazar.

Anlıyoruz ki; insanın, Allah’ı tamamıyla görünmez, dünyaya gelemez, somut olmaktan uzak bir noktaya itmesi de dar görüşlülüğün farklı bir biçimidir. Allah sonsuz ve sınırsızdır, evet! Ancak bu onun kainata bir surette kendini göstermesini ve yarattıkları ile iletişime geçmesine engel değildir. Düşünün ki bir ülkede kral var gibi her şey düzenlidir ve askerler, elçiler görev yapmaktadır. Eğer kral hiç görünmezse herkes onun öldüğünü yada aslında hiç bir zaman kral olmadığını düşünmeye başlar, hatta vezirinin kral var numarası yaparak kral adına ülkeyi yönetmeye çalıştığını iddia edenler çıkar.

Ayrıca Kuran’da “Adem’i iki elimle yarattım”, Tevrat’ta “kendi suretime benzettim” diyen Tanrı’nın; insanı yarattıktan ve dünyadaki yaratım sürecini bitirdikten sonra evrenin neresine gittiğini bilmek istemek makuldür. Dinde cevaplanmamış pek çok soru vardır. Dünya neden 66,33 derece döner? Ay neden 29 günde devir yapar. Dönerken neden eğilip kalkar, neden 12 takım yıldız belirlenmiştir? Yaratım sürecinde kullanılan rakamlar tesadüf müdür? Yoksa Rahman’ın katında ki dinin özel sembolleri midir? Göreceksiniz her şey ancak Allah’ı tespih edip yüceltecek şekilde belirli bir mantığa göre yapılmıştır. Kainat ve evrendeki düzeni anlamak, dinin sırlarını ve gerçekliğini görmek istiyorsanız bu makaleyi sonuna dek okuyunuz.

ÖZET VE MADDELER HALİNDE BİLGİLER

  1. Rabbin yeryüzünde ilk kurdu şehir Eridu’dur. Arapça’da ki ERD (yeryüzü), İngilizce de ki (Earth) kelimeleri Sümer kökenlidir. Tüm dünya sular altında kaldı denirken; Rahman’ın ruhundan üflediği, Adem soyundan gelen gelişmiş insanlığın yaşadığı Eridu sular altı kaldı denmektedir.
  2. Kuran’da “Rahman Adem’e kalemle yazmayı öğretti” denir. Adem 7000 yıl önce yaratılmış ve yazı Sümer’de Adem ile Mö. 4000 yıllarında Eridu’da yaygınlaşmıştır. Fabrikasyon çömlek vb üretimi, hidrolik mühendisliği, tekerli araba, saban, dokuma atölyesi (modern giysi), tuğla fabrikası, metalürji gibi tüm buluşlar Sümer’de aniden ortaya çıkmıştır. Dünyada ki diğer az gelişmiş insansıların Sümer’den buluşları öğrenip kullanması 1000-2000 yıl sürmüştür.
  3. Tarihsel kayıtlara göre Eridu’da ki tapınağın adı Engura ve kutsal kitabının adı ME’dir. Rab bu nedenle ismimi Eridu-me koymuş ve doğacağım şehrin adını Angura (Ankara) olarak belirlemiştir. Bu şehir kıtaların ağırlık merkezi olarak hesaplanmıştır ve Kabe’den 109 dereceli kutsal doğruluk yolunun (Musta-Kaiym) en üst noktasıdır. Doğu dinlerinde beklenen seçilmişin soy adı Metta’yı soy adım belirlemiş, Tevrat’ta beni Kaya ve Doğruluk (Erdem) ismi ile çağırmıştır. Hadislerde adım Hü-ccetun-Kayam-Meta-zar olarak ifade edilmiştir. Soy adlarım birleşince Çetinkıyamet’a sesini vermiştir. Çünkü Rahman’ın gelişi ve kıyameti getirmesi yakınlaşmıştır.
  4. Sümerler daireyi 100 yerine 360 parçaya bölmüştür. Çünkü Tanrı olarak gördüğü güce ait yıldız/gezegenin döngüsü 3600 yıldı. Sümer meleklerle ve cinlerle doğrudan görüşmüş bir topluluktu ve bunu zamanla yazılı kayıtlara geçtiler.
  5. Sümerler gökte ki dünyayı yöneten melekler olduğuna inanır ve bu meleklerin oturduğu yıldızların konumlarını açılarıyla hesap ederlerdi. Bu nedenle “angle” kelimesi hem “açı”, hem de “melek” anlamına gelmektedir.
  6. Cinlerden olan kralları Adem’e kadar 3600 yıllık Şar adı verilen döngülerle seçilirdi. Adem ile krallık ve kutsal ruhun izi yeni tip insanlara geçti.
  7. Kuran’a göre Rabbimizin katında (9. gezegende) “Bir gün dünyanın 1000 yılına eşittir”. Bu durumda Rabbin tahtını yerleştirdiği ARŞ gezegeninde bir gece 2600 yıl olacaktır.
  8. Buda’nın vefatı ve Kudüs’te Tapınağın ilk yıkılışı yaklaşık aynı dönemlere (9. gezegende ki akşam vaktine, dünyadan uzaklaşma dönemine) rastlar. Bud’a 2600 yıl sonra döneceğim demiştir. Çünkü 2600 yıllık gece bittiğinde, yeni dönemde, tüm eski kutsallar öncelikli olarak diriltilecektir.
  9. Adem’i yarattıktan sonra 1000 yıl dünyada kalacak olan RAB, Adem’in de ömrünü 1000 yıla ayarlamıştı. Ona Eridu’da ya indirdiği göksel bahçenin yönetimini vermişti.
  10. Kuran’da  “Din Günü”, “Kıyamet’a Günü” gibi kavramların dönem, çağ yada an yerine “GÜN” kelimesi ile ifade edilmesi Rabbin kendi zamanına göre telaffuz etmesi nedeniyledir. Bahsi geçen dönem 1000 yıllık bir gündür. Ve Altın Çağ’ın 1000 yıl süreceği pek çok kutsal kitapça da doğrulanmıştır.
  11. Kutsal kitaplara göre Adem’in vefatından sonra dünyadan ayrılan Rab, neredeyse İbrahim ve Yakup peygamber dönemlerine kadar yeryüzünde görünmedi. Yeniden geldiğinde Kuran’ın tasdik ettiği Tanakh/Tevrat’a göre açıkça dağda 70 seçilmiş insana göründü, yüzbinlerce insana yanan buluttan seslendi. Dünyayı fethetmek için bir millet seçti. Ancak o millet istendiği gibi davranmadı. Rab 1000 yıl dolunca tapınağını yıktırıp ayrıldı. Uzaklaştığında dünyayı melekleri ve kutsal ruhu ile yönetir.
  12. Son şarda, seçtiği milleti 2600 yıl aradan sonra yeniden sınamak için İsrail’e topladı. Yeryüzünde büyük işler göstermeye başladı. Tevrat’ta ki belirtiler gerçekleşti (Fırat kurudu, İsrail çevre ülkelerin ganimetlerini topladı) Çok yakında tüm dünya meleklerini ve ordularını eskisi gibi görecektir. Müslüman nerdeyse yok gibi olduğundan diğer dinlerdekilere yeniden üstünlük verildi.
  13. Şeytana/Cinlere tapan Amerikan film endüstrisi insanlığı uzaydan gelecek olan Rahman Allah’a karşı bir savaşa hazırlıyor. Rabbi ve dinleri kötü gösteren karalayan bir medya harekatı ile hazırlık yapıyor.
  14. Gökte 9 büyük gezegen ve 3 dağılmış gezegen/meteor kuşağı vardır. Rab (10 tam, iki elli)  tahtını 9. gezegene kurmuştur. Bu gezegenin döngüsü Sümere göre 3600 yıl, bilim adamlarına göre 3-10 bin yıl arasında tahmin edilmektedir. Nasa tarafından gezegenin varlığı onaylanmıştır.
  15. Rabbin 10 ve 9 üzerindeki Rab/Efendi olması 109 sayısını kutsal yaptı. Tüm Güneş Sistemi 109’a göre inşa edildi. Kuran’da Sema kelimesi 109 kez tekrar etti.*
  16. Ay döngüsü ile Güneş döngüsü arasında 10,9 günlük bir fark yaratılmıştır. Bu göksel düzen her 33 yılda bir ay ve güneşin senkron olmasını doğurur. Arş gezegeninin 3600 yıllık döngüsü içinde 3600/33=109,09 kez Ay ve Güneş senkron edilir, buna Göksel KAVUŞUM denir. Arş gezegeninde her yıl 109,09 kavuşum sayılır ve kutsanır. Her şey Rabbin krallık sembolünü zikir eder. 33’un kutsiyeti nedeniyle, zikirler 33’er kez çekilir, cennette 33 yaşında dirilinir ve İsa 33 yaşında göğe alınır. Dünya Allah’ın  isminin sayısal değeri olan 66,33 derece olarak yörüngede boyun eğdirilmiştir. (90-23,27 derece)
  17. Şeytan 9’u ele geçirip, 10’u aşacağını ve 11 olacağını ifade eden bir slogan geliştirdi. O da Rabbin düzenine özenir ve taklid ederek sayısal-görsel sembollere öykünür. O da 911’i sembol seçti. Taraftarlarına üstün olacağına dair yalan vaatte bulundu. Ona inanan yöneticiler 911’i kutsamak için yardım isteme acil servis no’su yaptılar. 9,11’de savaşın bahanesi olan ikiz kuleler yıkıldı. Yeni dünya düzeni 9.11 de ilan edildi. 9.11 de Kabe’nin üzerine vinç devrildi. Tüm telefon noları, kimlik noları ve spor oyunları 11 rakamı ile lanetlenmiş şeytanı övdü. İnsanın apaçık düşmanı olan İblis’i.
  18. Rab güneş sistemini 109’la aratarak kutsadı. Rabbin ilhamını uzay ajanslarında ki bilgilerle doğruladım. Güneş’in içine yan yana en çok 109 Dünya sığar. Güneş ve Dünya arasına yan yana en çok 109 Güneş sığar. Ay yörüngesinde, gel git aralığının altın oran noktasındayken, Ay ile Dünya arasına da en çok 109 Ay sığar. Ay’ın çevresi 10,9 bin km’dir. Dünya’nın çevresi 109 un 365 katı, Güneş’in çevresi 109 tane 109 un 365 katıdır. Dünya’nın yaşanabilir hacmi 109 X 10¹⁰ km3′ tür. Dünya’nın max. hızı ise saatte 109 bin km., Ay’ın hacmi ise 2 adet 109 X 10⁸ km küptür. Güneş’in Çevresi= Ay’ın çevresi x Dünya’nın çevresi / 100’dür.
  19. Rab, Dünya’nın Altın oran noktası Kabe ve Arafat meydanından kuzeye doğru ekvatora 109 derece açıyla bir çizgi çekmiştir. Bu çizgi altın orana göre inşa edilmiş ve tüm büyük dinlerin elçileri o çizgi üzerine gönderilmiştir. Yer ve gök mucizelerinin verildiği bu kardeşinizin memleketi de bu kutsal çizginin diğer ucundadır.
  20. 3600 yıl(Arşta bir gün)X30,4366(dünyada bir aydaki net gün sayısı)=109.571 yıl. (571 yıla dikkat ediniz. Arş gezegeninde 1 ay geçtiğinde dünyada 109 bin yıl geçer ve 571 yıl artar. 571 Hz Muhammed’in doğduğu yıldır. Kuran’ın Dünya semasına indirilmesi ile Hz Muhammed’in doğumu arasında önemli bir ilişki vardır) Kuran’da Kadir suresinde şöyle der; “O gece 1000 aydan daha hayırlıdır.” Bunun manası; Arş gezegenine göre hesaplarsak; O gece “109 milyon yıldan” daha üstündür.
  21. Yeryüzü ve gezegenler 7 günde yaratılmıştır. (Son gün izleme ve değerlendirme) 3600×7= 25200 yıl geçer dünyada. Bu ise Güneş Sistemindeki Zodyak’ın devinim suresidir. Yani Rab Zodyak’ı kutsamak için yaklaşık Zodyak döngüsü (25,920 yıl) süresince bir sürede Güneş Sistemini var etmiştir. Dünya yaratıldığı süre kadar, Büyük Zodyak’a (12 Burçlar Kuşağı) 66 derece boyun eğerek döner.
  22. Rab dünyada geceyi ve gündüzü 12 parçaya bölmüş, her bir parçasını da 3600 parçaya (saniyeye) bölmüştür. Bu 12 yönetici burcu ve efendileri olan Allah’ın 3600 yılda arşını dolaştırması hatırınadır.
  23. Gök-sema anlamına gelen s-sema kelimesi Kuran’da toplam 120 kez geçer. 12 ay ve 12 burç için bir hatırlatmadır.
  24. Dünya, yörünge düzlemine 66 derece 33 dakika açıyla döner. 66 Allah’ın ebced sayısıdır. Başını eğmiş bir halde Büyük Zodyak’taki Mele-i Ala’ya boyun eğerek döner.
  25. 1000/3600=0,2777 Yani Arş gezegeninde bir günlük sürenin toplam devinime oranı 0,27’dir. Buna hürmeten Ay dünyanın etrafında 27 gün 7 saatte dolaşır.
  26. Kur’an’da “melek” ve “şeytan” kelimeleri 88’er kez tekrar eder. Anonim mucizeler kitabımda detaylı şekilde listesini ve ispatını inceleyebilirsiniz. Bugün gökyüzünde resmen tespit edilmiş ve isimlendirilmiş irili ufaklı 88 takımyıldızı kümesi vardır. Arş kelimesi de Kuran’da 29 kez tekrar eder.
  27. Rahman, Musa ile 40 gün ve gece için sözleşmiştir. Bu kulun Rabbine ulaşması için gereken tekamül süresi olarak bilinir.  3600X40(gün)= 144.000 dünya yılıdır. Rab Rahman’ın kendi zatında olana ibadet ve zikir ettiği bu dönemdeki her yıl için dünyada bir kişiyi seçip kutsamıştır. Bu nedenle gelmiş geçmiş kutsal kişi ve elçilerin sayısı 144.000 olarak bildirilmiştir. İncil Vahiy 14: Sonra Kuzu’nun Siyon Dağı’nda durduğunu gördüm. O’nunla birlikte 144,000 kişi vardı. Alınlarında kendisinin ve semavî Babası’nın adları yazılıydı.”
  28. 9. gezegende ve sembolü 10 olan Rahman’ın gelişi hatırına; (Manası Hac Sahibi olan) Zilhicce ayının 9. günü öğle vakti ile 10. günü fecr-i sâdık arasında Arafat vakfesini yapan kimsenin haccı ancak geçerli olur.  Arş gezegeninde 2600 yıl gece, 1000 yıl gündüzdür (Güneşe yakındır) demiştik. Bunun Dünya yılına oranlanması ise; bir yıl içinde 3 ay 10 günün gündüz (3,33 ay) (Rabbin gelip görünmesinin müjdesi) kalan 8,66 ayın da karanlık ve boşluk ilan edilmesidir. İşte müslümanlar 3 ay ve artan günlerin içinde bulunduğu 4. ayda birlik ruhuna ve kutsal aylara girerler. Haram aylar/hac ayları Kuran’a göre 4 ay’dır. Çünkü bu 4 ay Arş gezegeninde Rabbin Erd’de olduğu zaman aralığını ifade eder.

 

RAHMAN’I VE ALLAH’IN GÖRÜNECEĞİNİN GİZLENME ÇABASI

Din kurumlarının Allah’ın gözle görünen tezahürü olan RAHMAN’ı anlatmaması, Allah’ı sürekli sonsuz ve görünmez, gizli bir varlık olarak anlatması, aslında “Mehdi asla ‘Mehdi’yim’ demeyecek” iftirası ile aynıdır. Kuran, “Allah görünen ve görünmeyendir” der. Allah sonsuz olan, Rahman suretinde varlıklara görünür. Yada dilediği başka bir sureti seçer. O her şeye kadir olan, şekil almaktan kısıtlanamaz engellenemez.

Rahman göklerden ordusu ile geldiğinde şeytan ve taraftarları, “uzaylılar geliyor ve bizi yok edecek!” diyerek savaş açacaklardır. “Allah gözle görünmez” diyecekler. Tüm dünya şeytanın ve ona bağlı olanların saltanatına verilmiştir. Böylece Rahman, kim çıkarsızca ve itimat ederek iman yoluyla kendi tarafında, kim şeytanın tarafında bilecektir. Ön görüsünü doğrulayacaktır. Siyasi gücün oynadığı oyunları anlamak için Mehdi’ye atılan iftiraları anlarsak, Rahman’a atılan iftirayı da anlamış oluruz.

“MEHDİ, ‘MEHDİYİM’ DEMEZ” YALANI

Hiç bir hadis ve kutsal kitapta geçmeyen bir ifade ile böyle bir şey uydurulmuş ve toplumun zihnine işlenmiştir. Kendisi okuyup araştırmaktan aciz insanlar da bu kulaktan dolma bilgileri öğrenir ve gerçek zannederler. Bu yolla siyasi güç ve şeytan şunu amaçlar: Gerçek mehdi; “Ben mehdiyim, işte mucizelerim ve kanıtlarım” dediğinde, insanlar onun kanıtlarına bakmadan, “Mehdi, ‘mehdiyim’ demez, ey yalancı öl!” diye bağırırlar. Eğer mehdi, “mehdiyim” demese; herkes şöyle diyecek “daha kendisi bunu red ediyor yada olduğu halde ‘değilim’ diyorsa yalancının tekidir, kendisi iddia etmiyorsa benim iddia etmeme, desteklememe gerek yoktur” der. Yani bu açıktır ki şeytanın hilesidir.

 

DÜŞMAN!? UZAYLILARLA SAVAŞ

Yıldızları yerlerinden sürükleyen ve biçimleriyle oynayan yüce Rahman’ın gökten gelişi için film endüstrisi ve aciz şeytan krallığı şöyle bir oyun oynadı; Ve filmlerle aşağıdaki düşünceyi empoze etti.

“Allah sadece sonsuzdur, görünmezdir. Kim ‘Ben Allah’ım’ derse bilin ki o Deccal’dir. Gökte uzaylılar var ve bunlar insanlığı yok etmekten başka bir şey istemiyor. Uzaylılar barışçıl değil.”

Bu durumda Rahman ordusu ile gökten kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi dünyaya teşrif ettiğinde, insanlığı ona karşı kışkırtacaklar. Rahman hepsini yok edebileceği halde, peygamberlerini ve kendi taraftarlarını diriltecek,  şeytanın tarafları da dirilmiş ve şeytanın etrafında toplanmış olacak. Kitap sahibi peygamberlerin “tüm güçleri ile yardım etmeye ağır bir Ahid verdikleri o elçinin etrafında iyiler toplanacak ve savaş başlayacak. Rahman’ın az olan taraftarı, meleklerin ve Rahman’ın yardımı ile tüm insanlığa galip gelecek ve yeryüzünde imanlılardan başka kimse yaşamayacak.” (Yeryüzünü salihlere miras bırakacağız Kuran ayetini hatırlayın. Miras ancak mülk sahibinin ölümü ile olur. Dünyanın sahipleri ölecektir.)

Melekler, Enok peygamberin kitabındaki gibi altın ölçülerle, iplerle ve delillerle Seçilmiş Olanın elini güçlendirmeye ve taraftarlarını arttırmaya çalışacaklar. Çünkü gökten gelenin, gerçekten her şeyi yaratmaya kadir olduğunun kanıtları onda olacak. Rahman dilese yıldızları dünyaya indirebileceği halde, insanları ilim ve bilimsel delillerle sınayacak. (Allah en iyisini bilendir)

Şimdi tüm bu anlattıklarımı daha detaylı bir şekilde ve yeni bilgilerle desteklemek için açıyorum;

 

7’Lİ İLAHİ SİSTEMİ ANLAMAK

Rab, en küçükten en büyüğe dek tüm sistemleri 7’li bir yapıda yaratmıştır. Allah’ı, atomun 7’li sistemine baktığınızda bile görürsünüz. Güneş sisteminin 7’li sisteminde ve daha büyüklerindeki sistemlerde Allah onları kuşatmış olarak görülecektir. Sizlerle bugün inceleyeceğimiz sistem güneş sistemindeki 7’li gök sistemidir. Ama önce en küçükten en büyüğe ilahi sistemi inceleyelim.

“Nereye dönerseniz dönün Allah’ın yüzü oradadır” (Kuran’ı Kerim)

Atom’a baktım, bir arş ve yedi yol gördüm. Kendime baktım, bir arş ve 7 yol gördüm. Göklere baktım, bir arş ve 7 yol gördüm. Her birinde Allah gizliydi.

1.Katman: Atom ve 7 Yörüngesindeki Elektronlar Organizasyonu

Doğada bulunan hiç bir atom 7’den fazla yörüngeye sahip olamaz. Atomlar türlerine göre, maksimum kaldırma kapasitesi olan 7 yörüngeye sahiptirler. Kimi elementin atomu sadece bir yada bir kaç yörüngeye sahipken, çeşitli yöntemlerle elektronlar 7 yörüngeye eklenerek farklı elementlere ulaşılır. Yani atomun yörüngelerindeki elektronlara göre atomun davranışı değişir. Su, ateş olabilir yada ateş, su. Bilim adamları atoma yeni yörüngeler eklemenin gelecekte mümkün olabileceğini ama ancak bunların sanal yörüngeler halinde yer alıp, saniyenin milyonda biri kadar yaşayabilen kısa süreli elementler olarak ortaya çıkabileceğini bildirmekteler. Elektronlar birer meyve gibi düşünülürse, çekirdekteki proton ve nötron isimli toprağa görünmez atomik bağlar yani dallarla bağlı olduklarını, iletişim ve etkileşim içinde oldukları görülür. Atoma, her kuvveti ve elemanları görselleştirilerek bakıldığında görülecektir ki, o yaprakları sürekli titreyen ve dalları dönüp durmakta olan bir ağaç gibidir. “Kutsal yaşam ağacı” mikrodan makroya tüm alemde görünür.

2. Katman: 7 Türlü Mikro Canlılar Organizasyonu 

Yaratımın bir üst seviyesi mikroskobik canlılardır.  Ökaryot, Arkea, Protistler, Öglena, Mantar, Bakteri ve Mega Virüsler olmak üzere 7 türü vardır. Bu canlıların içinde dalları birbirine dolanmış şekilde yükselen uzun bir ağaç bulunur ve buna “DNA” yada “RNA” denir. Bu ağaç ona yaşam verir ve ömrünü belirler.

3.Katman: 7 Yollu ARŞ (Kalp) Gelişmiş Canlı Organizasyonu

Üstünüzde yedi yol yarattık  (Mü’minûn, 23/17)

Görme, duyma gibi gelişmiş özelliklere sahip bir kafaya sahip canlılardır. İnsan başı üzerinden örnek verelim. İnsan başında 7 delik-yol vardır. Bu deliklerin her biri alt (ruh) ve üst dünya (madde) arasında yönetim işini gerçekleştirmemizi sağlayan “yollardır.” Ve toplam 7 yola yani 7 veri giriş yoluna sahibiz. 2 kulak deliği, 2 burun deliği, 2 göz deliği, 1 ağız deliği. İnsanın gizli ek yörüngeleri; delik olmaksızın veri aldığı dokunma hissi ve dilinin üzerinde saklı tat alma noktalarıdır. Bunlar gizli olarak insana eklenmiştir ve dışarıdan bakmakla bunların varlığı anlaşılmaz. Ancak gizli şekilde insan kendisi bilir ve kullanır. Bunun misali insanoğlunun gökyüzüne bakınca 7 yol, yörünge görmesi (7 hareketli gök cismi ve yolları) ve göremediği 2 ek temel yörüngeye dahi sahip olması gibidir.

İnsanın yörüngelerinin merkezinde bir beyin vardır. Bu beyin aslında köklerini 7 yola ve diğer gizli yollara kökünü salmış bir ağaçtır. O ağaç ki, kökleri çevreye doğru yayılmış ama yaprakları ile dalları içindedir. Beyin ve nöron dalları, sinir yapısı incelendiğinde sanki her yanı ağaç köküne benzer bir yapı görülür. Bu insanın yaşam ağacıdır. Kökleri tersinde dalları içindedir.

Bunun ilahi sistemi -ki benzeri Sidret-ül Münteha-, kutsal kitaplarda geçen “yaşam ağacı” yada bir benzeri cennetteki kökleri yukarıda duran tuba ağacıdır.En küçükten en büyüğe tüm sistemler birbirine benzer.

Rab, her şeyi çepeçevre kuşattığı gibi burada da yer alır. Onun insan içindeki tahtı yani arşı kalptir. (Kalpten maksat beyin ve düşünebilen kalp ve bağırsak nöronlarının tümüdür) Kuran şöyle der; “Kalp Allah’ın iki parmağı arasındadır”. Yani o hem gökte, hem kalpte, hem göklerin de ötesinde, hem de her şeyi çepeçevre sardığı için atomun da içinde bir taht/arş kurmuştur)

4. Katman:  Aileler-Akrabalar (7 yakın Akraba) Organizasyonu:

İnsanı meydana getiren, insanın meydana getirdiği, geliştiren ve yöneten temel yapıyı inceleyelim.

Bunlar; (merkezde) kendisi, Anne, Baba, Kız Çocuk, Erkek Çocuk, Kız Kardeş, Erkek kardeş olmak üzere bir insanın 7 farklı türde yakın akrabası olabilir. Merkezde güneş olduğu gibi, baba yaşlanınca merkeziyet konumu aile içinde yer değiştirir. İdeal aile yapısı böyle olmalıdır. Çünkü Ana-baba yaşlandığında onlara bakacak kimse bulunmayabilir. Ana, baba 7 -14 yıl çocuğa bakarlar. Çocuk da ortalama 7-14 yıl ana-babaya yaşlandığında bakar. Yaşam ağacını sağlayan şey ise soy ağacıdır. Ağaç her yapıda, farklı bir biçim ve mana ile karşımıza çıkar. Ağacın meyveleri çocuklardır, kökleri ise ana-babadır. Gövdesi insanın kendisi ile eşidir. Aile aşılanmış bir fidan gibidir. Aşılanan fidanlar ne kadar birbirine yakın türlerse ve uyumlu iseler o kadar güçlü olur ve çok meyve verirler.

5. Katman: Dünya- Gezegen- Uluslar Organizasyonu (7 kıta ve 7 gök)

Rab, yeryüzünü de 7 kıtaya bölmüş, her birine yerleştirdiği aileler ile yaşam ağacını büyütmüştür. Elbette dünyada 7 kıta var olmasında düşünenler için bir ibret vardır. Ayrıca dünya atmosferi de her biri farklı görevi olan 7 katmandan oluşur.

6. Katman: Güneş- Yıldız Sistemi (7 Görünen ‘Zahiri’ Yörünge ve 5 Gizli Yörünge)

Rab, eşrefi mahlukatın ve ilahi tecelliyatların gerçekleştiği bu sistemi de görünen 7 yolla yaratmıştır. Diğer 4 yolu ve gayb olanlarını da insanlardan bir süre gizlemiştir. Bu sistemin merkezi zahiren güneş olsa da hakikatte şimdi 9. gezegendir. Bir bakteri içindeki yönetim sistemi daha basitken, insan daha karmaşık, dünya ise hepsinden karmaşıktır. Ve insanı da göze görünmeyen bir ruh yönetmektedir. Göksel sistemde ise yönetim insan aklının ötesindedir. Rabbin tecelliyatı önce Güneşte merkezde idi. Sonra 6 göksel gün boyunca diğer katmanlarda dolaştı. Ve bu günde dolaşmaya devam etmektedir. Bu çıplak gözle görünen 7 yolda, 5 gezegen, Güneş ve Ay yer alır. Çıplak gözle görünmeyen ise 4 yol daha vardır.  Bunlar arşı taşıyan 4 meleğin temsilidir. Gerçek kürsi ve arş insanın içinde gizli olduğu gibi, evreni kuşatan bir halde de bulunur. Arş ve kürsinin bir misali de güneş sistemine verilmiş ve göksel hareketler yoluyla büyük bir sistemin yönetimini meydana getirmiştir.

7. Katman: Görünen Evren

Madde ve evren 7 türlü kuvvet üzerine inşa edilmiştir. Sayılan kuvvetler, aslında maddenin davranışını yöneten veri kaynakları gibidir. Her moleküle veya maddeye uzanan bir dal 7 kuvvetten biri yoluyla ona nasıl davranması gerektiğini vahyeder.

Molekül Üstü Kuvvetler
1-Kütle-çekim kuvveti
2-Elektromanyetik kuvvet
3-Zayıf nükleer kuvvet
4-Güçlü nükleer kuvvet
Molekül Altı Kuvvetler
5-Dipol–dipol kuvvetleri
6-İyon–dipol kuvvetleri
7-Van der Waals kuvvetleri

Burada 3. katmandaki sistemin bir tekrarını görürüz. Beyin nöronları gibi, birbirine görünmez ama kesin olarak var olduğu bilinen kökler ve dallarla bağlı meyveler gibi milyarlarca yuvarlak gök cismi ile doludur. Beyinde düşünceyi oluşturan nasıl zahiri olarak köklerinden (sinir uçlarından) gelen bilgi ise, evren de yaratılmışlardan gelen isteklerle merkezi ruhta düşünceyi oluşturur. Bu nedenle Kuran’da Allah şöyle der;”İstekleriniz olmasa ne öneminiz vardı ki?”. Beyin isteklere nasıl cevap veriyorsa, Evrenin gizli ruhu olan, her şeyi kaplayan ve saran, her şey kadir ruh; tüm yıldız ve gezegenlerdekilere de öyle cevap verir. Sonsuz olan Allah’ın gerçek halini hiç bir göz göremez ve buna dayanamaz. Ancak insanın kendi içinde sonsuz güce sahip ruhu ve zihni kendisini nöronlarından bir grubun içinde bir surette gösterebilir. Örneğin beyninizin bir köşesinde kendinize bir krallık yaratır ve kullarınıza kendinizi bir kral suretinde gösterebilirsiniz. İşte o kral, nasıl sizi temsil ediyorsa ve sizin tecelliyatınızsa; 9. gezegene taht kurmuş, ışıktan ve sonsuz güçlere sahip varlık da, sonsuz olan Allah’ın evrensel zihindeki yansımasıdır. Sonsuz olan Rahman olarak 9. gezegende biçim almış şekilde görünür.

Bana Allah’ı bir çok şekilde görmek lütfedildi. İlkinde uyanıktım ve Allah zihnime tecelli etti. Tek bir çığlık ile dağın çöküşü gibi çöktüm. Sanki bir bıçak beynimi yardı ve geri çekildi. Sonsuz güçten ve ilimden sadece bir zerre gördüm.

Bir diğerinde rüyamda gördüm; yüz hatları adeta harflerle bismillah yazan gerçek bir insan suretindeydi. Bana kendisini tanıttı, sonra Hz Muhammed’in suretine büründü ve kendini öyle tanıttı. Ben ise karşısında bir çocuktum ve önümüzde Kur’an açıktı. Sonra benim ruhumu alıp içine çekti ve ben Hz Muhammed’in gözünden kendimi gördüm, ben onunla birlikte ve bir oldum.

Başka bir rüyada göklerin üzerinde karanlık bir yerde idim. “Allah’ım keşke ayaklarına kapanabilsem!” diyerek şiddetle ağlıyordum. İçimde olağanüstü bir ateş ve aşk hissi vardı. Sonra Rabbin ayaklarını gördüm ve sarılıp ağladım özlemle. Sonra Rab, beni kaldırdı ve tüm kainat yıldızlar ikimizin ayağı altında zerre gibi kaldı. Ayaklarımız nokta gibi görünen kainatın içinde idi ancak Rab bana bir dost gibi sarıldı. Yüzü çok ciddiydi. Işıktan hatları olan vücudu ve yüzü… olgun ve bilge bir ifadesi vardı. Birbirimize sarıldık ve onun kalbinden benim kalbime tanecikler aktı. Bu rüyayı Kutsal Gizemler belgeselini çekmek için bilim adamlarını toplayacağım günün sabahına yakın görmüştüm. Rabbi daha sonra yüzü görünmez bir halde suretini dağlara kazımış halde gördüm. Bu şekli şimdi siz de görebilirsiniz. O 2 eldi.

Hülasa, Allah her surete girebilir. Her şekilde görünebilir. Allah’ın elçileri ve hatta melekleri onun kainatta tecelli eden biçimleridir. Elçinin içinde ilahi ruh tecelli edip de, Allah’ın ağzından konuştuğunda ona secde etmek müstehaptır. Ama o ruhen insana dönüşünce, bizim arkadaşımız veya kardeşimiz olur.

samanyolu_galaksisi-samanyolu-galaksi-büyük_çekici-laniakea

Kozmik ağ: Evren büyük ölçülerde ağaç dalına benzer bir yapı sergiliyor. Resimdeki her küçük nokta bir galaksi. Sarı lekeler karanlık madde konsantrasyonları (yapay renklendirme ve bilgisayar simülasyonu).

Beynin Karanlık Maddesi: Aylak Nöronlar - NöroBlog

 

FRACTALLER; MİKRODAN MAKROYA BİRBİRİNE BENZER, TEKRAR EDEN İLAHİ SİSTEM

Doğada en küçük alemden en büyük alemlere kadar yaratım süreci aynı şekilde işler. Bunun sebebi en küçüğü de, en büyüğü de yaratanın aynı tek ilah olmasındandır. Örneğin küçük bir çalıya bakın, yada büyük bir ağaca. Birbirine benzer şekillerde dalların Y şekilli çatallar halinde büyüdüğünü görürsünüz. İnsan damarlarından buz kristallerine kadar benzeri bir yaratım süreci vardır. Nehirlerin dağlarla buluştuğu yerlerdeki şekillere bakın; orada yine ağaç dalları desenleri bulacaksınız. Yine tüm evren görünmez dallarla birbirine bağlı bir ağaç, yıldızları da ağacın meyveleri gibidir. Beynimizdeki sinirler ve snapslar, evrenin küçük bir kopyasına benzer. Sinir yolları ve snapsler; kökünü omurilikten alan ışıklı bir ağacı anımsatır. Ağacın topraktan beslenmesi gibi beyin de, akıp duran sinyallerle bedenden beslenir ve gelişir.

Gökte, Rabbin yarattığı 7 görünür yol; tüm evrendeki yönetim sistemi ile birbirine benzer özellik arz eder. İnsanlar ilk çağlardan bu yana gökyüzüne bakınca 7 hareketli gök cismi ( 5 gezegen, Güneş ve Ay) gördüler. Bu gök cisimlerinin kendine has yolları takip ettiklerini yani yörüngelere sahip olduklarını düşündüler.

Bu makalemde Rabbin tahtını 9 büyük gezegenden oluşan Güneşi sistemine yerleştirişinin, 3600 yıllık döngüsünün ve yakında gelecek oluşunun delillerini göreceksiniz. Kutsal kitaplar, tarihsel veriler ve astronomik veriler kanıtlarıma kaynaklık edecekler. Dinde cevabı bilinmeyen pek çok soruya, sayıların ve yıldızların sırlarına, küçük bir kitap niteliğindeki bu makale ile ulaşacaksınız. Bu yazdıklarım bir vahyin sonucu değil, kutsal metinler ve diğer kaynakların bana düşündürttükleridir. En doğrusunu Allah bilir.

9. Büyük Gezegen’in üzerine yerleşen Rab (10) sayısı ile temsil edilir. Çünkü o, 9 büyüğün yolunu ruhuyla kuşatır ve 10.’dur.

İlim adamları arasında “Tanrı sonsuzdur, zaman ve mekandan ötedir, bu nedenle onu göremeyiz” düşüncesi hakimdir. Bu doğrudur. Ancak Kuran şöyle der; “O hem görünen, hem gizli olandır”. Sonsuz olan Rab 9. gezegende tecelli etmiştir ve ismi “Rahman” olarak anılmaktadır. Allah ve Rahman aynı varlıktır. Nur’dur. Rahman dilerse sonsuzluğu kaplayan ışıktan bir insan olarak görünür. İsterse 9. gezegende oturan ateşten ve ışıktan bir kral suretinde görünür. Yada bir meleğe ruhlarından birini verir ve onun bedeninde tecelli ederek insanlara görünür.

Allah sonsuz olduğundan insanla konuşması da Kuran’a göre sadece 3 türlü olabilir;

(1) Vahiy (ses duyma veya daha örtülüsü kalpte istek belirtme, 2) Bir elçi, melek yada peygamber göndermekle, 3) Perde ardından (yanan ağaç, dağ, gök, bulut, sembol veya olayların arkasından))

Allah, vahiy yoluyla yahut perde arkasından ya da bir elçi göndererek o (elçi)nin dilediğini ona vahyetmesi dışında bir insanla konuşmaz. Şüphesiz O, uludur, hikmet sahibidir. (Şûrâ / 51)

İnsanın Sonsuz olan Allah ile konuşması ancak perde arkasından olabilecektir. O perde, Rahman’dır ve elçileridir. İnsanlık onu, muhteşem ve ışık saçan bir insan suretinde görecektir. Bu, yakında 9. gezegen ile dünyaya teşrif ettiklerinde gerçek olacaktır.

 

RABBİN SABAHA KARŞI GÖĞE İNMESİ

“Allah Teâlâ dünyaya en yakın göğe inerek fecir oluncaya kadar: ‘Benden mağfiret dileyen yok mu, ona mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım, mübtela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?’ buyurur.”
(İbn Mâce, H. no: 1388)

Bu hadis genel olarak ‘Rabbin ruhunun dünya semasına güneş doğmadan önce inip müminleri dinlemesi’ şeklinde yorumlanmıştır. Ancak bu bakış açısı cehalettendir. Çünkü dünyada Fecr hiç bitmez. Dünyanın her yerinde dua edenler olduğundan ve dünya sürekli döndüğünden, dünyanın bir yerlerinde sürekli Fecr zamanı yaşanır. Dünyada Fecr, dünya döndüğü sürece hiç bitmez.  Bu durumda göğe inip çıkması değil, göğe inip orada sürekli kalması gerekirdi.

Lakin kutsal kitaplardaki pek çok kavram, dünyaya göre değil de, ARŞ gezegenine dönük olarak anlatıldığından dünyada ikamet edenlerce anlaşılmamaktadır. Rab her 3600 yılda bir Fecr yani arş gezegeninden güneşin göründüğü vakitte dünyaya yakın göğe (güneş sistemine) girer ve bizzat görünerek insanlardan seçtikleri ile konuşur. Bu Fecr dönemi 1000 yıl sürer. 1000 yıl boyunca peygamberler ve yardımcıları tarafından Rab sürekli değişik suretlerde görünür ve dilekleri kabul eder. Bunun dışında ise kendisi değil de melekleri ve naipleri aracılığı ile dünyaya tecelli eder ve doğrudan dünyadakilerle konuşmaz.

12 NO’LU YUSUF SURESİNDE 12 SIRRI

Güneş sisteminde 9 büyük gezegen ve onlara ait 9 yol bulunur. 3 adet de meteor/devasa kayalar ve gezegen adayları kuşağı bulunur. Bu kuşaklarda irili ufaklı milyarlarca kaya parçası hatta gezegenimsi yapılar yer alır. Bilim adamlarına göre bu kuşaklar gezegen öncesi oluşumlardır yada gezegen olmaya çalışan çok büyük cisimlerin çarpışmalar sonucu dağılıp un ufak olması ile oluşmuşlardır. Bu kuşaklarda son 100 milyon yılda pek çok gezegenimsi parçalanmıştır.

Wikipedia’da Nasa’ya dayandırılarak verilen bilgiye göre özetle Güneş sisteminin 9 gezegen ve 3 gezegen beşiğinden (kuşaktan) oluştuğu söylenebilir. Bu 3 gezegen oluşturma yada kalıntı kuşağının adları;

  1. Ceres Kuşağı (Efendisi Ceres Yavru Gezegeni)
  2. Kuiper Kuşağı (Efendisi Pluton Yavru gezegeni)
  3. Dağınık Disk Kuşağı (Efendisi Eris Yavru gezegeni)

9 gezegen

-Merkür

-Venüs

-Dünya

-Mars

-Jüpiter

-Satürn

-Uranüs

-Neptün

-Planet X (ARŞ İlahi Gezegen)

Güneş ve Ay da eklenince 12 büyük ve temel alan/kat/yörünge ortaya çıkar.

Altın oran açısından incelendiğinde yaratıcının bu kuşakların sanki gezegen gibi hesaba kattığı görülür.

Is 1,618... the golden number? | Page 1 | Naked Science Forum

A remarkable discovery: All Solar system periods fit the Fibonacci ...

Solar system planets. Posters set | Pre-Designed Illustrator ...

Yusuf Suresi, 4. ayet: 

Hani Yusuf babasına: “Babacığım, gerçekten ben on bir kevkeb (gezegen) gördüm , Güneş’i ve Ay’ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm” demişti.

12:100 ayetinde (100 tastamam olmak 10X10) olmak manasındadır ki; bu ayette Yusuf peygamberin rüyasının gerçekleştiği görülmektedir. Bu ayette;

Yusuf, anne ve babasını arşına (tahtına) çıkardı. Hepsi ona secde ettiler.* Yusuf: “Ey babacığım! Bu durum, daha önceki rüyamın gerçekleşmesidir.* Rabb’im onu gerçek kıldı. Ve gerçekten bana ihsanda bulundu.

Yusuf peygamberin bu rüyasının yorumu; küçük yaşta Rabbin kendisinde ruhen tecelli etmesi ve peygamberlik verilmesidir. Ancak bir diğer yorumu da, her şeyin Rabbi olan Allah’a gökteki 12 gezegenden 11’inin secde ettiği ve taptığıdır. Birazdan anlatacağım üzere gökte 12 gezegen vardır her birinde bir halk. Bilim, bugün 12 gezegenin hepsini keşfetmiştir. Bu gezegenlerin 9’u büyük gezegen, 3’ü cüce gezegen olarak ilan edilmiştir.

Bu gezegenlerin üzerinde dünyadaki tüm olayların oluşumu Yaratıcı adına kontrol eden melekler olduğu düşünülürdü. Astroloji bilimi ve mitoloji buradan doğmuştur. Kuran’da ise yerde ve gökteki tüm halkların ve meleklerin Allah’ın izni dışında hareket edemeyeceği söylenmekle birlikte göklerde halklar olduğu açıklanır.

Güneş, Ay (Sistemdeki en büyük uydu ve adeta bir gezegendir)

Benzeri şekilde Tevrat ve İncil’de 12’nin büyük kutsiyeti vardır. Hepsi olmasa da, birkaç örnek ayet vermekle yetineceğim.

12 Gezegene, Güneş ve Ay eklenirse güneş sistemindeki tüm göksel varlıkların sayısı olan 14 ortaya çıkar. Bunun hürmetine Ay 14 günde evresini tamamlar ve Dolunay olur. Gökte 7’si zahir, 12 yol vardır ki, bunlar da Ay evrelerinin bir yıldaki sayısına eşitlenmiştir. Ay, yılda 24 kez evre değiştirir ve bu da gündeki saat sayısı olarak bizzat Rab tarafından belirlenmiştir.

14:12’de Venüs’e ve eskiden onun sahibi olan İblis’e seslenen peygamber şöyle der;

Bir zamanlar 12. yıldız (gezegen) e çıkıyordun ve huzura kabul ediliyordun. 12’den düştün. “Tanrının 12 yıldızından (gezegeninden) daha üste koyacağım kendimi” derdin. 9. gezegendeki 10 (Tastamam 2 elli Rab) olanı aşacağım 11 olacağım derdin. (9,11 metaforunun gizli kökeni, detaylı bilgi için 9,11 deccal makaleme bakınız). “Yüce meleklerin (eski dilde tanrıların) toplandığı göksel dağ ve şehir (kıyamette dünyaya gelecek) zirvesinde oturacağım” derdin. Ama şimdi ölüler diyarına atıldın.

Yeşeya 14 bölümünde 12. ayette göklerin sırları verilir.

TEVRAT YEŞEYA 14:12

12) Ey parlak yıldız, seherin oğlu,
Göklerden nasıl da düştün!
Ey ulusları ezip geçen,
Nasıl da yere yıkıldın!
13 İçinden, “Göklere çıkacağım” dedin,
“Tahtımı Tanrı’nın yıldızlarından daha yükseğe koyacağım;
İlahların toplandığı dağda,
Safon’un doruğunda oturacağım.
14 Bulutların üstüne çıkacak,
Kendimi Yüceler Yücesi’yle eşit kılacağım.”
15 Ancak ölüler diyarına,
Ölüm çukurunun dibine
İndirilmiş bulunuyorsun.
İNCİL VAHİY 12:
Gökte olağanüstü bir belirti, güneşe sarınmış bir kadın göründü. Ay ayaklarının altındaydı, başında on iki yıldızdan oluşan bir taç vardı.
KUR’AN
78 : 12Üstünüze yedi sağlam gök çattık… Aralarına ışık saçan bir kandil koyduk.
Kur’an, gökler ayetini 12. ayete yerleştirmiştir. Çünkü 7 gök; 12’li gezegen sistemi ile inşa edilmiştir.

Dogonlar’da Gök Katları

Dogonlar ilkel bir kabile olmalarına rağmen, çarpıcı astronomi ile ilgili bilgilerini gökten gelen varlıklara dayandırırlar. Göğün Göbeği kavramı Mali Cumhuriyeti’nde yaşayan yerlilerden Dogonlar’da da mevcuttur. Her şeyi ikiziyle ya da çift çift düşünen Dogonlar’a göre Tanrı Amma’nın yarattığı gökler’in, yani gök katlarının sayısı (7×2) 14’tür, yer katlarının sayısı da 14’tür. Dogon ve eski Mısır geleneklerine göre, göklerin en yüksek katı, tesirlerin kutsal kaynağı Sirius’tur. Dogon inanışına göre en yüksek Gök katında Tanrı Amma’nın naibi (temsilcisi, tecellisi) Büyük Nommo (Sümer’de eşsiz olan ve tüm tanrıları yaratan, yaratanı olmayan tanrının ismi (Nammu)) bulunur ki o, Dünya’daki ruhların gözeticisi olup Dünya’yı sevk ve idare eder.

Mayalar’da Gök Katları

“Göğün Göbeği” ve “Yer’in Göbeği” kavramları Mayalar’da da bulunur. Mayalar’ın kutsal kitaplarından Popol-Vuh’ta, Yer’in Göbeği’ndeki ilah ifade edilirken “göbek” ve “kalp” sözcükleri kullanılır. Örneğin, bir efsanede, atmaca, Göğün Göbeği’nden Yer’in Göbeği’ne dikine iner. Yine, Popol-Vuh’ta Göğün yedinci katından inen, uygarlık getiren kahramanların babaları olan 7 Ahpu, Yer’in kalbine indiklerinde insan biçimine girerler. Meksika piramitlerini yapan halklardan bazıları, göğü dokuz katlı saydıklarından piramitlerini de dokuz katlı yapmışlardır. Fakat Asya şamanizm’inde olduğu gibi, Mayalar’da, Aztekler’de ve bunların torunları olan Amerika Kızılderililerinde de gök katlarının sayısı aynı değildir.(Algonkin’lerde 12 gök vardır.)

 

12 BURÇ (TAKIM YILDIZ) VE GÜNEŞ SİSTEMİNDEKİ 12 GEZEGEN SİSTEMİ

Allah’ın, göklerin 7 katı üzerinde yer alan “arş/taht” adlı bir sistemde oturduğuna ilişkin hem Kur’an ve Tevrat, hem de hadis ve Sümer kaynaklarında detaylı bilgiler yer alır. Bu tüm dinlerin ortak yargıya vardığı nadir konulardan biridir.

Üstünüze yedi sağlam gök çattık. İçlerine ışık saçan bir kandil (güneş) astık.” (Nebe,78/12-13)

Güneş’in ve Ay’ın bu 7 kat gök içinde farklı katlarda olduğu Kuran’da dahi yazmaktadır.

‘Onların içinde nasıl Ay’ı, bir ışık, Güneş’i de bir kandil yapmıştır?’‘Görmediniz mi, Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?’  (Nuh 15-16)

İslam dinine göre, Rabbin yarattığı, içinde Ay, Güneş ve kevkeblerin (gezegenlerin) olduğu 7 gök tabakasının bittiği yerde çok büyük bir boşluk, manevi bir deniz, sidre, kürsü, arş gibi bir takım farklı mahaller vardır. Tüm bu kutsal şeylerin hepsi de Saturn’den hemen sonraki alanda başlamaktadır.

«Gerçek şu ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah’ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesap (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşın. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.»(Tevbe Suresi, 36)

Şaşırtıcı şekilde dinlerde anlatılan tüm rakamsal kavramlar; ve dünyaya özgü temel yaratım sayıları 12 ye eşitlenmiştir.

  1. 1 yıl 12 aya eşitlenmiştir. (Bir güneş yılında Ay, 12 evre geçirir ve bir takvim gibi çalışır.)
  2. Gün ve gece 12’şer parçaya bölünmüştür. Ve saat kadranında sağdan sola tüm rakamların toplamı 12 olacak şekilde tasarlanmıştır. (12, 11+1, 10+2…. )
  3. İncil’e göre Kudüs’ün 12 kapısı vardır.
  4. Astrolojide 12 burç vardır.
  5. İsa’nın 12 havarisi vardır.
  6. Eski Yunan’da 12 Olimposlu Tanrılar Konseyi Dünya’yı yönetir.
  7. Rab İsrailoğullarını 12 kabileye ayırmıştır.
  8. İslam’da İmamların 12 olduğuna dair sünni ve şia’da ortak kabul vardır.
  9. Nuh’un oğlu Şem’den Yakub’a kadar olan 12 Baba vardır.
  10. Yakup’un 12 oğlu olmuş ve Rabbin halkı ilan ettiği millet bu 12 oğuldan gelmiştir.
  11. İncil’de Meryem Ana’nın başında 12 yıldızlı bir taç olduğundan bahsedilir.
  12. Hinduizm’de de Buda’nın da 12 öğrencisi olduğu söylenir.
  13. La ilahe illallah ( İslamın temel kaidesi ve sırrı) 12 harftir. (12 ‘nin (12 gezegenin) Rabbi benim manasına işaret verir)
  14. Kuran’da 12 gezegenin varlığından bahseden Yusuf suresi Kuran’ın 12. suresidir. Secde eden 11 gezegene atıfla toplam ayet sayısı 111’dir.

Çoğu kişi bu ilahi sistemin tüm evreni kuşattığını düşünüyordu. Ancak Rabbin tahtı düşündüğümüzden daha yakın olabilir. Hatta güneş sisteminin hemen dışında. Pluto’nun biraz ötesinde gezegenimsi büyük bir sisteme tahtını kurmuş olabilir. Bu konu hakkında hem kutsal metinler hem de bilimsel verileri inceleyerek size teorimi sunmak istiyorum. Kesin böyledir demek için daha fazla kanıt gerekli ama şimdilik işaretler bu teorimi doğruluyor.

Özetle teorim şöyledir;

Kutsal metinlerde gök katları, gezegenleri ve dolaştıkları yörünge sahalarını temsil eder. Rabbin arşı ise hepsinin en üstünde, yörüngesiyle çevresel sarmıştır. Her bir katta bir gezegenin yer aldığı gök katlarının hemen üzerinde, güneş sistemini çevreleyen bir gezegene yada sisteme taht kurduğu yazılıdır. (Çünkü gök katları gezegenlerin dolaştığı yörüngeleri ifade eder).

Bu gezegenin Sümer’deki ve tarihteki bazı olayları ve yazıtları incelediğimizde, döngüsünün 3600 yıl olduğunu görürüz. Bu döngüye “Şar” denir. (Döngülerde ilahi olayların nasıl gerçekleştiğini tarihi inceleyerek göreceğiz)

Kuran’da ‘Rabbin katında bir günün 1000 yıl olduğu’ yazılıdır. Yani içinde bulunduğu sistem kendi çevresinde bin yılda dönmelidir yada sistem sabitse bile ışık kaynağı olan yıldıza yakınlaştığı ve gündüz/gün olan sürenin 1000 yıl olduğu anlamına gelir. “Rabbin tahtı zaman ve mekandan münezzehtir” demek Kuran’a da, Tevrat’a da terstir. Ancak Allah dilerse bu kayıtlanmayı değiştirir, zamana ve mekana dilediği şekilde hükmeder.

O, hakiki yapısı itibariyle her şeydir ve  her yerdedir. Ancak tecelli ettiği “Rahman” isimli tezahürü-tecelliyatı olan “Melik” gökyüzündeki tahtında oturmaktadır. O, yıldızlarla ve gezegenlerle bir çakıl taşı gibi oynayacak kadar güçlüdür. Bunu binlerce bilimsel delil ile kanıtlayarak gökteki efendimiz olan, tek ilah Rahman’a şükranımı ve hizmetimi sunmak isterim. O, yakında dünyaya melekleri, orduları ve tahtı ile göklerden inecek ve hangimizin amelinin en güzel olduğunu açıklayacak. İyiye ödülünü yanında getirecek, kötüler için de cehennemi alevlendirecektir. O ne yücedir.

 

E.META – YAKIN ARŞ TEORİSİ

  1. Rabbin tahtını (arşını) kurduğu gezegen (Planet X yada başka bir yapı) Güneş sisteminin etrafını 3600 yılda dönmektedir.
  2. Bu gezegen yada gelişmiş gemi yörüngesinin 1000 yılı, Dünya ve Güneş’e yakından geçer. Bu durumda o gezegende gündüz olur. Gün 1000 yıl, gece 2600 yıl sürer. Çünkü yörüngesinin 3 te 2’sine yakını Dünya ve Güneş’ten uzaktadır. Bu nedenle Dünya 2 günde, diğer gök katlarındaki gezegenler (7 kat gök) 4 günde yaratılmıştır. Bu yaratımda 109 ve altın oran sayıları ilahi sembol olarak kullanılmıştır ki, Tek olan Rabbin yarattığı bilinsin.
  3. Dünya’ya yakın olduğu zamanlarda, Dünya’ya teşrif eder ve elçileri ile yeryüzünde bizzat görüşür ve büyük işler yapar. Allah katında bir gün 1000 yıldır. Güneş’e yakın olduğu bu zamanda 1000 yıl boyunca Dünya’da bizzat bulunur.
  4. Dünya’dan uzak yani gece olduğu zamanlarda ise Dünya’daki melekleri ve kutsal ruhu vasıtasıyla yönetir. Yada bizzat görüşmek istediği insanları gezegenine yükseltir. Örneğin (elçi gelmeyen son 1400 yıl ve öncesinde sunak olmayan son 2600 yıllık gibi boşluk süreleri).
  5. Rabbin olduğu gezegen su ve buzla kaplıdır ve Rabbin tahtı buzulların üzerindedir. Güneş’ten bu denli uzak ve uzay boşluğunda dolaşan bir gezegenin buzla kaplı olması kesindir ve Nasa’nın 9. büyük gezegenle ilgili tahminleri de bu yöndedir.
  6. Meleklerin Dünya’dan ona ulaşması ortalama 50.000 yıl sürer.
  7. Rabbin tahtı dairesel bir kubbeye benzer.

Bu 7 maddenin doğruluğunu hem kutsal metinler hem de bilimsel verilerle kıyaslayalım. Ama önce Rabbin tahtı (Arş) nedir? Bunu iyi anlamaya gayret edelim.

 

ARŞ (TAHT) NEDİR?

Arapça’da “arş”, “taht” manasına gelir. Kralların tahtına da “arş” denir. Arşın ruhsal değil de gerçek bir cisim olduğu alimlerin ortak kabulü olmuştur. Hem Kuran’da, hem Tevrat’ta Rabbin gökleri ve yeri yarattıktan sonra 7. gün hepsini çevreleyen tahtına yerleştiğini yazar.

Ebû Hanîfe, Eş‘arî ve Mâtürîdî dışındaki Sünnî kelâmcıların çoğunluğu ile bazı Şiî âlimler Cehmiyye ve Mu‘tezile’nin tesiriyle arşa “mülk” mânası vermişlerse de zamanla İslâm filozoflarının konu ile ilgili düşüncelerinden etkilenerek onu “âlemi her yönden kuşatıp sınırlayan ve her taraftan yuvarlak olan dokuzuncu felek” diye açıklamışlardır (Râzî, XII, 147; Beyzâvî, II, 245; et-Taʿrîfât, “ʿarş” md.; Ubeydullah es-Semerkandî, vr. 2a). Böylece kelâmcılar istivâ meselesinin zihne getirdiği antropomorfist güçlüklerden kurtulmak için arşa “mülk” ve “saltanat” mânası vermekle birlikte onun hâricî varlığı bulunan bir nesne olduğunu kabul etmeye de mecbur kalmışlar, en azından arş kavramının her iki anlamı da kapsadığı görüşünü benimsemişlerdir (İbn Fûrek, s. 43; Nesefî, Tebsıra, vr. 61b). Hatta arşın şekil ve mahiyetinin bilinemeyeceği, fakat göklerin üstünde bulunan bir cisim olduğu noktasında müslümanların ittifak ettikleri bile öne sürülmüştür (Pezdevî, s. 223-224; İbnü’l-Arabî, s. 313-314; Râzî, XV, 238; XVII, 13, 187). (İSLAM ANSİKLOPEDİSİ)

Tüm dinlerin kitaplarına ve Sümer metinlerine göre gök 7 kattır. Bu katların üzerinde kürsü ve onun da üzerinde Arş (taht), Arşın üzerinde ona oturmuş olan Tanrı yer alır. (Allah mekandan münezzeh midir? Mahiyeti nedir gibi soruları “Allah’ın sırları” kitabımda cevaplıyorum, sitemden ücretsiz okuyunuz.)

” Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istivâ eden (Taht’a oturandır)  (Araf 154)

” O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Taht’ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. (Hud 7)

” Melekler onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek/gezegeni) yüklenir. ” (Hakka 17)

“İnsanlar, kıyâmet günü büyük bir korku ve dehşete kapılıp bayılacaklardır. Bunun üzerine ilk olarak uyanacak kişi ben olacağım. Bir de ne göreceğim. Musa, Arş’ın (Allah’ın tahtının) ayaklarından birisini kuvvetlice tutmuş! Bilmiyorum acaba Musa benden önce mi ayılmış olacak? Yoksa o, Allah Teâlâ’nın Tûr (Dev uçan gemi) çarpılışından müstesnâ kıldığı kimselerden mi olacaktır?” ( Buhârî, hadis no:3217 )

 

109 KUTSİYETİNİN KÖKENİ

السَّمَٓاءُ (başında “ve/yemin” takısı olmaksızın yalnız halde)  109 “El-Sema” kelimesi geçer. 109’un Dünya’nın göklerine vurulan bir mühür olduğuna işaret eder. وَٱلسَّمَآءِ Başında “vav (yemin)” eki veya bağlacı ile geçen “Sema” kelimesi sayısı ise 9’dur (9 gezegen ve yörüngesi). Bunların 7’si göklere yemin için kullanılan bağlaçtır. 2’si ise “ve” anlamına gelen bağlaçtır. Yani gizli olan 2’yi temsil eder. (8.ve 9. gezegeni)

Ay döngüsü bir yılda yaklaşık 354 gün, Güneş döngüsü 365 gün sürer. Bu iki farklı gök cismi iki farklı takvim doğurmuştur. Ay ve Güneş takvimi. Toplumlar kimi zaman her ikisini birden, bazı dönemlerde ise sadece birini kullandılar. Ama İbrani toplumların tümü, daima Ay takvimi kullandı. Bu iki göksel yıl arasında, tam olarak 10,9 gün vardır. (Rab buraya 109 mührünü vurmuştur. Kameri yıl Güneş yılından yaklaşık 10 gün 21 saat (10,875… (10,9) gün daha kısadır.)

Güneş yılı başlarken, Ay yılı başlayamaz. Çünkü yılların uzunlukları farklıdır. Ancak 33 yılda bir güneş ve ay takvimleri senkronize olur ve 1 yıl farkla aynı noktadan saymaya başlarlar. Bir nevi konumları eşitlenir diyebiliriz. Örneğin 1980 yılının 5 Ağustos’u doğum gününüz olsun ve bu Ay takviminde 23 ramazan gününe Kadir gecesine denk gelsin. Bu durumda 2013 yılında yani 33 yaşınıza geldiğinizde iki takvim yine aynı günü gösterecektir. Bir sonraki döngüyü ise ancak 66 yaşınızda görebileceksiniz.

33’un kutsiyeti nedeniyle, zikirler 33’er kez çekilir, cennette 33 yaşında dirilinir ve İsa 33 yaşında göğe alınır.

3600 yıllık ARŞ gezegeninin bir döngüsü içinde, Güneş ve Ay’ın konumları 109 kez eşitlenir. 3600/33=109,09090909

Arş gezegeninde bu sayı 109 çok önemlidir. Çünkü onlar dünyadaki düzeni kontrol ederken ne tam Güneş takvimini, ne de tam Ay takvimini kullanırlar. Bunun yerine 33 yıllık döngüye sahip Güneş Ay takvimleri kavuşumunu baz alırlar. Bu durumda Arş gezegenindeki 1 döngü içinde 109 Dünya takvim döngüsü sığar.

Arş gezegeninde 9’un üzerinde yer alan RAB 10 kavramı ve 109’lu döngünün kutsiyeti nedeniyle; Güneş’in, Dünya’nın ve Ay’ın yaratımındaki pek çok incelikte bu sayı temel alınarak RAB yüceltilmiştir.

Ay, Dünya ve Güneş hacimleri ve konumları ile 109 kutsal sayısı ile yaratılmıştır. Döngülerinin senkron olması, ARŞ gezegeni aynı konuma gelene dek 109 kez evlenip ayrılırlar. (Ay dişil, Güneş eril enerji)

 

GÜNEŞ, DÜNYA VE AY’IN 109 KUTSALLIĞI İLE YARATILMASI

Güneş’in içine yan yana en çok 109 Dünya sığar.

Güneş Ekvator Çapı: 1.391.000 km / Dünya’nın Ekvatoral Çapı 12756,2 km = 109,04…

Güneş ve Dünya arasına yan yana en çok 109 Güneş sığar.

Dünya’nın Güneş’e Max. Uzaklığı: 152.098.232 km / Güneş Ekvator Çapı: 1.391.000 km = 109,34…

Ay yörüngesinde, gel git aralığının altın oran noktasındayken, Ay ile Dünya arasına da en çok 109 Ay sığar.

Ay’ın Dünya’ya uzaklık ortalaması :379.372,695 km / Ay’ın ekvatoral Çapı: 3.476,28 km = 109,1318

Ay’ın çevresi 10,9 bin km’dir.

Nasa’ya göre Ay’ın çevresi 10,917.0km (109,1X100 km)

Dünya’nın çevresi 109 un 365 katı, Güneş’in çevresi 109 tane 109 un 365 katıdır.

Nasa’ya göre Dünya’nın ekvatoral çevresi; 40,070.2 km.  40070,2/109,6= 365,604 . Güneş’in çevresi; 4,370,005.6km, 365,24X109,4X109,4=4,370,005…(ort)

Dünya’nın yaşanabilir hacmi 109 X 10¹⁰ km3′ tür.

Nasa’ya göre Dünya’nın hacmi (Bin’de 7’lik düzeyde yaşanabilir atmosfer zarı ve yükseltiler hesaplanmamış halde); 1,083,206,916,846km3

Dünya’nın max. hızı ise saatte 109 bin km.

Dünya’nın Güneş çevresindeki (gün beri) max. hızı 30.29 km/s.  30,29×60(sn)X60(dk)=109.044,0 km (Dünya’nın saatteki max. hızı)

Ay’ın hacmi ise 2 adet 109 X 10⁸ km küptür.

Nasa’ya göre; Ay’ın hacmi; 21,971,669,064 km

219,71/2=109,86…  (Ay, Allah tarafından MÖ. 7. yy’da 2 ye bölünmüştür ve bu olay Hz. Muhammed’in en bilinen mucizeleri arasındadır.)

Güneş’in Çevresi= Ay’ın çevresi x Dünya’nın çevresi / 100

4379000 km (Güneş’in Çevresi) = 10917 km (Ay’ın çevresi) X 40070,2 (Dünya’nın çevresi) = 4,3745E8 (on binde 5 değişim, atmosfer farkı ile tam ölçüm)

…örnekler uzayıp gitmektedir.

Ölçümlerde kullanılan kaynaklar:

https://solarsystem.nasa.gov/moons/earths-moon/by-the-numbers/

https://solarsystem.nasa.gov/solar-system/sun/by-the-numbers/

https://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya

https://en.wikipedia.org/wiki/Earth%27s_orbit

Devamı…

KADİR GECESİ NEDEN 1000 AYDAN DAHA HAYIRLIDIR? 109’UN KUTSALLIĞI

Güneş, Dünya ve Ay’ın 109 sayısı temel alınarak yaratıldığını ve bunun çok büyük bir mucize olduğunu daha önce belgesellerimde ve makalelerimde uzun uzun açıklamıştım. Bu öyle bir sayıydı ki, sadece göklerin yaratımında değil, Dünya’daki dinler yolunun, peygamberlerin gönderildiği altın yol çizgisinin harita üzerindeki eğim açısının da karşılığı olmuştur. 109 bana keşfi verilen mucizevi sayıların en büyüklerindendir. Peki neden 103 değilde, 34 değilde 109?

Çünkü Arş gezegeninde bir ay, yani 30 gün, dünya düzeninde 109.000 yıla eşittir.

Önce 12 aydan oluşan Dünya yılında bir ay kaç gün eder ona bakalım. 365,24/12=30,4366…

3600X30,4366=109.571 yıl. (571 yıla dikkat ediniz. Arş gezegeninde 1 ay geçtiğinde Dünya’da 109 bin yıl geçer ve 571 yıl artar. 571 Hz Muhammed’in doğduğu yıldır. Kuran’ın dünya semasına indirilmesi ile Hz Muhammed’in doğumu arasında önemli bir ilişki vardır)

Kuran’da Kadir suresinde şöyle der; “O gece 1000 aydan daha hayırlıdır.” Bunun manası; Arş gezegenine göre hesaplarsak; O gece “109 milyon yıldan” daha üstündür. 

Her şey Arş gezegeni ve Rabbin düzeni yani 9 üzerindeki (Rab) 10 ile ilgili olduğu için Kuran’da 10. surenin Rabbin göksel düzenini anlattığını düşündüm. 10. sure Yunus suresi idi ve surenin hemen başında ARŞ’tan, Güneş’in ve göklerin düzeninden bahsediyordu. En çarpıcı olansa şuydu; 10. Sure 109 ayetten oluşuyordu. Yani göklerin mucizevi ve muhteşem sayısından.

109 ayetli arştan ve göklerden bahseden Yunus suresinde benim ve annemin adının geçişini, balık çağından çıkan insanoğlunun iman etmeye evrilen yeni bir çağa gireceğini gördüm. O, feleklerden geçişi anlatıyordu. Rabbim 109 mucizesinin keşfini şahsıma ilham etmiş ve Yunus’un ruhunun ruhumda yeniden beden bulmasını sağlamıştı. (Detaylı bilgi; Yunus peygamberin dönüşü makalesi)

109 DERECE İLE ÇİZİLMİŞ KUTSAL YOL

Aşağıdaki resimde Rabbin “evim” dediği Kabe’den ve Dünya’nın Altın Oran noktası olan Mekke’den başlayan bir çizgi görüyorsunuz. Bu çizgi Ekvator’a 109 derece açıyla kuzey batıya yükselmektedir. Tüm büyük dinlerin elçilerine bu çizgi üzerlerindeki bölgelere gitmeleri emredilmiş yada bu çizgi üzerindeki noktalarda doğmuş ve ölmüşlerdir.

Açısal platformda 109 derece ile 19 derece arasında bir fark yoktur. Örneğin; bu çizgi kutuplara 19 derece açılıdır. (90 dik açıdır ve 19 ekleyince 109 olur). Kuran’da Müddessir suresinde “üzerinde 19 vardır” denirken, meleklerin sayısı yada levhalarda sunulan mucizelerin içeriğinin 19 ile alakalı olmasının nedeni budur. 19 açısal düzlemde, 109’un farklı bir görünümünden ibarettir.

Bu çizgi 19 enlem yüksekliğindedir ve noktalarının arası altın orana göre inşa edilmiştir.

ARŞI TAŞIYAN MELEKLERİN SAYILARI

Sa’lebî’nin rivâyet ettiği bir hadîste Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Hamele-i Arş şu anda dörttür, Kıyamet günü Allah onları bir dört melekle daha kuvvetlendirir, böylece sekiz olur” (Kurtubî, el-Cami`u fî-Ahkâmi`l-Kur`ân, XII, 266).

İnsan gözü gökyüzünde sadece 7 hareketli gök cismi görebilir. Bunlar Güneş, Ay ve 5 yakın gezegendir. 9. Gezegenin üzerindeki Muhteşem Melik’i göz ile görünmeyen 4 gezegenin meleği taşır. (6,7,8,9. gezegenin melekleri). Kıyamet gününde 9. gezegen Güneş sistemine girecektir. Dünya’ya yanaşacaktır. Bu durumda ona 8 gezegen ve meleği yaklaşacak (Dünya meleği hariç) ve 8 gezegenin meleği Rahman’ın tahtını taşıyacaktır.

 

ARŞIN KUBBE YADA YUMRUK GİBİ GÖRÜNÜŞÜ

Allah’ı biliyor musun? O’nun arşı, göklerinin üzerinde şöyledir” (Efendimiz (s.a.v) burada avucunu ve parmaklarını kubbe şekline getirmiş ve şöyle devam etmiştir) Arş O’nun ağırlığından, genç devenin inlediği gibi inler. (Hadis; Eş-Şabi’den nakledildi) (Bu kubbenin inleme sesi, tahtın altında yer alan, yükü kaldırmaya yarayan, ateş püskürten sistemin yaydığı jet sesi olabilir; en doğrusunu Allah bilir)

Rusya uçan daire üretecek

O’nun kürsüsü (9. gezegenin dolaşma alanı) gökleri ve yeri içine almıştır… (Bakara 255)

“Gerçekten en yakın göğü bir ziynetle ve yıldızlarla (kevkeblerle; gezegenlerle) donatıp süsledik” (es-Saffat, 37/6)

Bu ayet Rabbin yakın göğü gezegenlerle kuşattığını anlatmaktadır. (Kevkeb; gezegen demektir). Gerçekten de Güneş sisteminin ve 9. gezegenin çevresinde olağanüstü büyük bir boşluk vardır ve yakınlarımızda pek yıldız bulunmaz. Güvenli bir yerdeyiz. Gezegenlerse yakınımızdadır.

 “Sonra bütün bu işler, sizin hesabınızla bin sene tutan bir günde O’na yükselir.” (Secde, 32/5)

 “Melekler ve Ruh / Cebrâil, O’nun Arşına miktarı elli bin sene olan  bir günde yükselirler.” (Meâric, 70/4)

 

RAB’bin Görkemi Hezekiel’e Açıklanıyor (Tevrat)

Otuzuncu yılda[i], dördüncü ayın beşinci günü Kevar Irmağı kıyısında sürgünde yaşayanlar arasındayken gökler açıldı, Tanrı’dan gelen görümler gördüm.

2 Ayın beşinci günü, Kral Yehoyakin’in sürgünlüğünün beşinci yılı,

3 Kildan ülkesinde, Kevar Irmağı kıyısında RAB Buzi oğlu Kâhin Hezekiel’e seslendi. RAB’bin eli orada onun üzerindeydi.

4 Kuzeyden esen kasırganın göz alıcı bir ışıkla çevrelenmiş, ateş saçan büyük bir bulutla geldiğini gördüm. Ateşin ortası ışıldayan madeni andırıyordu.

5 En ortasında insana benzer dört canlı yaratık duruyordu;

6 her birinin dört yüzü, dört kanadı vardı.

7 Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.

8 Dört yanlarında, kanatların altında insan elleri vardı. Dördünün de yüzleri, kanatları vardı.

9 Kanatları birbirine değerek dosdoğru ilerliyor, ilerlerken sağa sola dönmüyordu.

10 Her yaratığın dört yüzü vardı: Önde dördünün yüzü insan yüzüne, sağda dördünün aslan yüzüne, solda dördünün öküz yüzüne, arkada dördünün kartal yüzüne benzer bir yüzü vardı.

11 Yüzleri böyleydi. Kanatları yukarıya doğru açılmıştı. Her yaratığın iki kanadı yanda öbür yaratıkların kanadına değiyor, iki kanatla da bedenlerini örtüyordu.

12 Her biri dosdoğru ilerliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse, sağa sola sapmadan oraya gidiyorlardı.

13 Canlı yaratıkların görünüşü yanan ateş közleri ya da meşale gibiydi. Ateş yaratıkların ortasında hareket ediyordu; ışık saçıyor ve içinden şimşekler çakıyordu.

14 Yaratıklar şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı.

15 Bu dört yüzlü yaratıklara bakarken, her birinin yanında, yere değen bir tekerlek gördüm.

16 Tekerleklerin görünüşü ve yapısı şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları iç içe girmiş bir tekerlek gibiydi.

17 Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.

18 Tekerleklerin kenarı yüksek ve korkunçtu; hepsi çepeçevre gözlerle doluydu.

19 Canlı yaratıklar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyordu; yaratıklar yerden yükseldikçe, tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu.

20 Ruhları onları nereye yönlendirirse oraya gidiyorlardı. Tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.

21 Yaratıklar hareket ettiğinde onlar da hareket ediyor, yaratıklar durduğunda onlar da duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde onlar da yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.

  22 Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.

  23 Kubbenin altında kanatlarının biri öbürünün kanatlarına doğru açılmıştı. Her birinin bedenini örten başka iki kanadı vardı.

24 Yaratıklar hareket edince, kanatlarının çıkardığı sesi duydum. Gürül gürül akan suların çağıltısını, Her Şeye Gücü Yeten’in sesini, bir ordunun gürültüsünü ansıtıyordu. Durunca kanatlarını indiriyorlardı.

25 Kanatları inik dururken, başları üzerindeki kubbeden bir ses duyuldu.

26 Başları üzerindeki kubbenin üstünde laciverttaşından yapılmış tahta benzer bir nesne vardı. Yüksekte, tahtı andıran nesnede insana benzer biri oturuyordu.

27 Gördüm ki, beli andıran kısmının yukarısı içi ateş dolu maden gibi ışıldıyordu, belden aşağısı ateşe benziyordu ve çevresi göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı.

28 Görünüşü yağmurlu bir gün bulutların arasında oluşan gökkuşağına benziyordu. Öyleydi çevresini saran parlaklık. RAB’bin görkemini andıran olayın görünüşü böyleydi. Görünce, yüzüstü yere yığıldım, birinin konuştuğunu duydum.

 

7 KATLI 18 BİN ALEM

9 Gezegenin bir de misali vardır. Çift yaratılmışlardır. Ruhsal alemdeki ikizleri cennetin katlarıdır. böylece 18 gezegen olur. 18.000 Alem tabiri buradan gelir.

“Yedi gök” ifadesi Kur’an’da yedi defa tekrarlanmıştır.(Bakara, 2/29; İsra, 17/44; Muminûn, 23/86; Fussilet,141/2; Talak, 65/12; Mülk, 67/3; Nuh, 71/15).

Üstünüze yedi sağlam gök çattık. İçlerine ışık saçan bir kandil astık.” (Nebe,78/12-13) ( 7 Gök ifadesinin 12.ayete yerleştirildiğini görün. 7 gök 12’li bir gezegen sistemine sahiptir.)

Güneş’in ve Ay’ın bu 7 kat gök içinde farklı katlarda olduğu Kuran’da dahi yazmaktadır.

‘Onların içinde nasıl Ay’ı, bir ışık, Güneş’i de bir kandil yapmıştır?’‘Görmediniz mi, Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?’  (Nuh 15-16)

Orta çağdaki âlimlere göre; her gezegenin bir gök katı (felek) vardır. (Gök katlarına felek de denilirdi). Her gök katının bir aklı ve nefsi vardır. Bunlara göre göklerin katları şunlardır: Felekül-Kamer (Ay Feleği), Felekül-Utarid (Merkür Feleği), Zühre Feleği, Şems Feleği, Mirrih (Mars) Feleği, Müşteri (Jüpiter Feleği), Zuhal (Satürn Feleği), Felekü’s-Sevabit (sâbit yıldızlar feleği) ve kendisinde yıldızlar bulunmayan Felekül-A’zâm (Felekül-eflâk veya Semâ’us-Semâvât).

Bu sıralama dünyada yaşayan insanların gökteki yörüngeleri anlaması için, yer merkezli bir bakış açısıyla sıralanmıştır. Her göksel cisim kendi katının hakimidir. Çevresindeki tüm meteorları ve gazları yutarak genişler. Aynı zamanda dünya tüm bu göklerce her yönden kuşatıldığı için uzaydan gelecek meteor tehlikelerine karşı da korunur. Diğer gezegenler Güneş sistemindeki milyarlarca dev meteoru kendilerine çekerek dünyaya hizmet etmektedir.

Saturn 7.Katta’dır. Her kattaki tüm göksel cisim ve varlıklardan ve hatta ışınlardan sorumlu olan melekler ve liderleri vardır. Saturn’den daha ötedeki gezegenler ve meteor kuşakları Kürsü ile 7 gök arasındaki boşluktur. Bu boşluğu hiç bir insan ve cin Allah izin vermedikçe aşamaz.

İslâm dünyasında bazı müfessirler yedi gökle ilgili ayetleri tefsir ederken eski hey’et (astronomi) alimlerinin görüşlerine uyuyorlardı. Meselâ Güneş’in 4. semada olduğu söyleniyordu (Mecmuatün Mine’t-Tefasir içinde Medârik, VI, 366; Beydavî, I, 96). (Hiç bir kutsal kitapta hangi gezegenin yada Güneş’in hangi katta olduğu yazmaz. Ancak göğün katları içinde yüzdükleri aşikardır. Bu katlarda gözle görülemeyen boyutlar ve gezegenlerin ruhsal/farklı boyutta ikizleri vardır. )

“Allah O yüce Yaratıcıdır ki yedi kat göğü ve yerden de onların benzerini yaratmıştır. Allah’ın emri ve hükmü bunlar arasında inip durur ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle ihata ettiğini/kuşattığını siz de bilesiniz.”(Talak, 65/12).

Yukarıdaki ayette 7 göğün yeniden 12. ayet içine yerleştirildiğine dikkat ediniz.

3600 YILDA DÖNEN GEZEGEN

Planet.x-gezegen-güneş_sistemi-9.gezegen-dokuzuncu_gezegen

 “Sonra bütün bu işler, sizin hesabınızla bin sene tutan bir günde O’na yükselir.” (Secde, 32/5)

 “Melekler ve Ruh / Cebrâil, O’nun Arşına (Taht’ına) miktarı elli bin sene olan bir günde yükselirler.” (Meâric, 70/4)

Nibiru’dan bahsettiğimi düşünmeyin. Çünkü Sümer’de pek anılmayan, ama Asur tabletlerinde sık geçen “Nibiru” kelimesi büyük ihtimalle Jupiter için kullanılan bir kelimeydi. Oysa biz Jupiter’den bahsetmiyoruz. Ancak Sümer mühürlerinde gökten gelen varlıkların kullandığı bir silindir mühür vardır ki bu mühürde bir yıldız ve etrafında 12 gezegen gösterilir. İlginç şekilde gezegenlerden birisi, sistemin dışında yer almaktadır. Bu mühürde bu özel gezegen Annu liderinin hemen yanına çizilmiştir. Sümer tabletlerinde gökten gelenlerle ilgili efsaneleri kayda alan yazarlar, bu göksel varlıkların gökteki bir gezegenden geldiğini söyler ve her liderin bir gezegeni olduğunu iddia ederler. Onlara göre dünyayı yöneten liderin gezegeni Jupiter’dir. Sümerler çıplak gözleriyle Saturn’den ötesini göremedikleri için onlar hakkında bir şey söylemediler. Ama göksel varlıklara ait bu silindir güneş çevresindeki 12 gezegeni anlatıyor gibi.

Nasa’nın “Planet X”, diğer adıyla “9. gezegenin” varlığını ilan etmesiyle birlikte Kutsal metinlerdeki sayı tamamlanmış oldu. Çünkü son verilere göre 9 büyük gezegen ve 3 gezegen kuşağı vardır. Nasa, bu gezegenin Güneş’e gerçekten çok uzaktan döndüğünü söylüyor. Gezegen hakkında detaylı ve kesin bilgiler henüz yok. Teleskoplar göremedi ama güneş sistemi üzerindeki saptırıcı etkisi nedeniyle bilgisayar simülasyonlarında görülüyor. Yaklaşık ağırlığı Dünya’nın 10 katı olmalı. Döngüsü ise 5000 ila 10000 yıl sürüyor ama bu konuda netleşmiş bir bilgi açıklanmadı.

Eğer bu gezegenin üzerinde “kainatı yaratan, yıldızlara şekil verip onları sürükleyebilen, sonsuz güçlere sahip ilahımız” taht kurmuşsa, muhtemelen bu gezegenin yörüngesini dilediği şekilde değiştirebiliyordur. Ancak kutsal metinlerdeki açıklamalar, Rabbin gezegenin üzerine kurduğu devasa bir tahtın dünyaya ineceği şeklinde. Hem de çok yakında! Planet X ile ilgili bilimsel bulguları merak edenler internet üzerinden araştırabilir. Aşağıda yapılan bazı temsili çizimleri sizlerle paylaşayım.

Planet.x-gezegen-güneş_sistemi-9.gezegen-dokuzuncu_gezegen

dokuzuncu_gezegen-9_gezegen-gezegen-güneş_sistemi-kuiper

Dokuzuncu gezegen de, Jüpiter’in Asteroit Kuşağı’nda yaptığı gibi, Kuiper Kuşağı’ndaki asteroitleri güçlü yerçekimiyle belirli noktalara topluyor.

animated diagram zooms out from the orbits of the inner and outer planets to the greatly extended orbits of the outermost objects, which point towards the left of the screen. Planet Nine's hypothetical orbit appears as a broken line

Planet.x-gezegen-güneş_sistemi-9.gezegen-dokuzuncu_gezegen

BU GEZEGENDE GÜNDÜZ 1000 YIL, GECE 2600 YILDIR

“Onlar senden o tehdit edildikleri azabı, çarçabuk getirmeni isterler. Telaşa kapılmasınlar, Allah vâdinden asla dönmez. Bilin ki Rabbinizin ölçüsüyle bir gün sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir.” (Hac, 22/47)

Hac suresi içinde Rabbin katında ki döngüden bahsedilmesi son derece hikmetlidir. Çünkü hac Rabbin gelişi ve önünde toplanacağımızı unutmamak için bir hatırlatma ve gelişini bir kutsamadır. 4 ay olarak belirlenen hac suresi ve 9-10 günlerinde gerçekleşen vakfe hep göksel sisteme yapılan atıftır. Rab göğe tapmamanız ve yıldızları gezegenleri kutsallaştırmamanız için bunu sizden gizledi. Onlar hakkıda ki bilgiler bilimsel keşifler yoluyla anlatıldı. Artık ilahlaştırılmaları söz konusu olmadı. Bu nedenle size şimdi açıklanıyor.

ARŞ GEZEGENİ BUZLARLA KAPLIDIR

Rivayete göre, Allah’ın (cc) ilk yarattığı varlık “cevher” dir. Allah cevhere heybet nazarı ile bakınca Allah korkusu ile cevher eridi ve titredi, ve arkasından su oldu. Sonra Allah suya rahmet nazarı ile bakınca yarısı dondu. Allah bu donmuş sudan “Arş”ı yarattı. Geriye kalan suyu, Allah kıyamet gününe kadar kendi haline sarsılmaya ve kaynaşmaya bıraktı. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “O’nun Arş’ı su üzerinde idi.” (Hud, 11/7).

Nasa “9. Gezegenin Güneş’e uzaklığı nedeniyle bir buz devi olduğunu tahmin ettiklerini söyledi”

 

SÜMERLER VE TABLETLERLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Bazı bilgileri Sümer kaynaklı tabletlerden aldığımız için, o tabletlerde yazan her şeyi yada tabletlere katıştırılarak yazılmış Sitchin’inki gibi bilim kurgu roman kitaplarını gerçek sanabilirsiniz. Anunnakiler üzerine araştırma yapıyorsanız aklınız çok fazla soru işareti ile dolmuş olabilir. Öncelikle medyada popüler hale gelmiş, doğru bilinen yanlışlar hakkında sizi uyarmak isterim.

1- “ENKİ’NİN TABLETLERİ” İSİMLİ KİTAPTA ANLATILANLAR TARİHİ SÜMER METİNLERİDİR!” (YANLIŞ)

Piyasada dolaşan bu kitap ve içinde yazanlar Zekeriya Sitchin temelli bilim kurgu romanıdır. Kesinlikle “Enki’nin Tableti” isimli bir kitap dünya tablet veritabanlarında bulunamamıştır. İçinde yazan ve bilim kurgu filmini andıran hemen hiç bir şey gerçeği yansıtmamaktadır. Gerçekle çok az ilgisi vardır. Zekeriya isimli gazeteci Sümer uzmanı olduğunu iddia etse de, uzmanlığını kanıtlayan hiç bir belgeye sahip değildir ve kitapları incelendiğinde büyük yalanlarla dolu olduğu görülür.

Bu uydurma romanlarda Anunnakilerin gezegenlerinin atmosferini tamir etmek için altın madenine ihtiyaç duyduğu ve insanları madende çalıştırmak için yarattığı yazılıdır. Bu her açıdan çok yanlıştır. Öncelikle veritabanlarında yapılan aramalarda ve binlerce sayfa metnin incelenmesinde görülecektir ki, “altın” kelimesi tabletlerde gündelik hayatın bir parçası olarak anlatılır ve asla atmosfer tamiri, başka gezegene taşınması vb. amaçlardan bahsedilmez.

Bilimsel açıdan incelersek; yıldızlar arası seyahat edebilen, insanı yaratabilen güçte olağanüstü teknolojilere sahip olarak gösterilen varlıkların, madende çalışmaktan yorulup robot yerine insan yaratması akla uygun değildir. Çünkü insanın üretim süreci, dayanıklılığı ve verimi robotlara göre son derece düşüktür. Günümüzde bile gelişmiş ülkelerde madenlerde insanların yerini makineler almıştır.

2- “SÜMER, ASUR GİBİ MEDENİYETLERE AİT TABLETLER DAİMA DOĞRULARI VE TARİHSEL GERÇEKLERİ ANLATMAKTADIR!” (YANLIŞ)

Tabletlerin kesin olarak gerçekleri yansıtmadığının bir çok delili vardır. Örneğin Sümer tabletlerinde, insanları ve evreni yaratan Tanrı’nın ismi “Enki” iken, Asur tabletlerinde “Marduk”tur. Bunun nedeni Sümeri işgal eden Asurluların kendi tanrılarını Sümer’e dikte etme çabasının açık bir sonucudur. Her toplum kendi sözde ‘cin-anunnaki’ tanrısını yüceltmek için, hiç sahip olmadığı vasıfları onlara vererek diğer tanrılara galipmiş gibi gösteren hikayeler yazıp, yaymaktadır. Birbirlerine saldırırken, o toplumun tanrısının onlara şans vereceği ve galip getireceğine dair korku yaratmak psikolojik harbin bir parçası idi. Hz Adem’den ve yeryüzüne inen iyi ve kötü gözcü meleklerden öğrenilen pek çok hikayeler ve kavramlar uzun süreler sözlü gelenekle taşınmış, bozulmuş ve yazı yaygınlaştığı sıralarda bambaşka hallere girmişti.

3- “TEVRAT VE KUR’AN SÜMER TABLETLERİNDEKİ OLAYLARI ANLATMAKTADIR VE SÜMER’DEN BESLENMEKTEDİR!” (YANLIŞ)

Tevrat ve Kuran’da anlatılan her tarihi olay tabletlerde yazmaz. Ama bazı hikayelerde benzerlikler görülmektedir. Bu benzerliklerin en dikkat çekenlerinden birisi Nuh tufanıdır. Ancak bu tür benzerlikler beklenen bir durumdur. İnsanlık tarihini ilgilendiren büyük olaylar gerçekleşmişse, bunların zamanla biçim değiştirerek Sümer’e ulaşması ve yazının keşfiyle efsanelerin yazıya aktarılması doğaldır. Daha sonra kutsal metinler zamanla sözlü aktarım nedeniyle şekil değiştiren hikayelerin doğru versiyonlarını düzelterek yeniden insanlara anlatmıştır. Eğer İbrani metinler Sümer’den besleniyor olsaydı onları olduğu gibi kabul eder ve dini Anunnakilerin üzerine inşa ederdi. Oysa Hem Tevrat’taki ilahın, hem de Kuran’daki aynı ilahın, Anunnaki ve her türden cinni tanrılara savaş açtığını görmekteyiz.

4- “ANUNNAKİLER İYİ VARLIKLARDIR!” (YANLIŞ)

Anunnakiler cinlerdir.  Kutsal metinlerdeki “cin” tanımı ile, tabletlerdeki “Anunnaki” tanımı büyük ölçüde örtüşmektedir. Onların “insanı yarattık” demeleri ya kendi yalanları, yada onlara tapanların abartmalarıdır. Anunnakilerin büyü konusunda yetkin olduğu, insanları manipüle ettiği, çok iri oldukları, kurnaz ve saldırgan oldukları doğrudur. Tabletlerde insanları acımadan öldüren, köle yapmak isteyen, sürekli kendi arasında savaşan, kadınları kaçırıp tecavüz eden varlıklar olarak anlatılır. İnsanı yaratışlarına ilişkin anlatımlar, insanların şahitliğine dayanamayacağı için, bu ancak ya kendi uydurmaları yada insanların zanlarıdır.

 

İNSANLIĞIN ÖMRÜNÜN 120 ŞAR’A AYARLANMASI

Rab, Adem’i yeryüzüne halife ve lider olarak tayin etmeden evvel, dünyanın hakimiyeti cinlerdeydi. Cinler insanlar üzerinde kontrol ve güç sahibiydiler ve bu cin krallarına hayvanlar ve insanlar kurban edilir, toplanan her türlü maden ve altın gibi zenginlikler onların krallıklarını korumaları için tahsis edilirdi. Rab, Adem’in yaratılışı ile birlikte bu idareyi cinlerden alıp insanlara vermiştir. İşte Adem öncesi bu dönemde Eridu (Ard, Earth, yeryüzü) ve çevresindeki insanları kontrol etmek üzere seçilen bazı krallar vardı. Bu krallar cin türevli oldukları için çok uzun yıllar yaşayabiliyorlardı.

3600 YILLIK DÖNGÜLER; ŞAR

Anunnaki kralları 3600 yıllık bir “şar” dedikleri döngülerde seçiliyordu. Bazı krallar 2 şar, bazıları 10 şar krallık yapıyordu.

Bu saltanat sürelerinin fantastik biçimde uzun oluşlarındaki en çarpıcı nokta, bunların, hiç istisnasız, hep 3.600 sayısının katları olmasıdır:

 Alulim – 8 x 3.600 = 328.800

 Alalgar – 10 x 3.600 = 36.000

 Enmenluanna – 12 x 3.600 = 43.200

 Enmengalanna – 8 x 3.600 = 28.800

 Dumuzi – 10 x 3.600 = 36.000

 Ensipazianna – 8 x 3.600 = 28.800

 Enmenduranna – 6 x 3.600 = 21.600

 Ubartatu – 5 x 3.600 = 18.000

Toplam 432 bin yıl 120 şar.

3.600 sayısı Sümerce’de büyük bir daire olarak yazılır. Gezegenin sıfatı olan “şar” (“en üstün hükümdar”), aynı zamanda “mükemmel bir çember”, “tamamlanmış devir” anlamına da gelir. Aynı zamanda “3.600” rakamı anlamındadır.

Ve bu üç terimin tanımı, yani gezegen/yörünge/3.600 sadece bir rastlantı olamaz.

Babilli rahip-gökbilimci-bilgin Berossus, Tufandan önce Dünya üzerinde hüküm süren on hükümdardan söz eder. Berossus’un yazılarını özetleyen Alexander Polyhistor şöyle yazar: “İkinci kitap, Kaideli on kralın tarihidir ve her birinin toplam yüz yirmi şar ya da dört yüz otuz iki bin yıl süren saltanatı, Tufan zamanına dek varır.”

Aristo’nun bir öğrencisi olan Abidenus da toplam saltanat süreleri 120 şar olan Tufan öncesi on hükümdardan söz eden Berossus’tan alıntı yapar. Bu hükümdarların ve şehirlerinin kadim Mezopotamya’da olduğunu açıklar:

“Diyarın ilk kralının Alorus olduğu söylenir… On şar hüküm sürdü.

Bir şar, üç bin altı yüz yıl diyerek ölçülür.”

Tekvin Kitabı (Bab 6), insanoğluna karşı ilâhî tavır değişikliğini anlatır. “Ve Rab yeryüzünde İnsanı yaptığına pişman oldu… Ve Rab dedi: Yarattığım adamı toprağın yüzü üzerinden sileceğim.”Ve Rab dedi: Ruhum adamı ebediyen korumayacaktır; hata yaptı, çünkü etten bedendir. Ve günleri yüz yirmi yıl idi.”

Tevrat’ta insanın ömrünün 120 yıl olarak belirlendiği görülür. Ancak kutsal kitaplarda ismi geçen pek çok seçilmişin ömrünün 1000 yıla kadar çıktığını görmekteyiz.

İnsan ortalama 50-70 yıl yaşadığına göre bu ortalama bir ömür de değildir. “E, uzun” desek günümüzde bile 140’a yaklaşmış insanlar vardır. Öyleyse nedir bu 120?

İlk insan (Adem değil) ile Nuh arasındaki zaman “120 şar” yani “120 anunnaki yılı” idi. Dünya zamanına göre 432.000 yıl yapıyordu. Söz konusu Tevratta geçen 120 yıllık sınır da tüm insanlığın ömrünün sınırıydı.

Ancak Allah, Nuh sebebiyle insanlığa acıdı ve 120 şar (120 göksel gün zamanı) Nuh hariç gerçekleştirdi. 120 şar olunca insanlığın ömrü bitti ve daha üstün bir yaratılışla Nuh soyundan yeni bir insanlık doğdu. İnsanlık şimdi son şar’dadır.

 

İLAHİ SİSTEM, TANRI’NIN GELİŞİ VE KIYAMETE İLİŞKİN TEORİM

  1. Önümüzdeki 50-100 yıl içinde Rab yeryüzüne melekleri ile geri gelecek ve kıyameti getirecektir. (Rüyamda 3 gün içinde bir geminin geleceği söylendi ve gemi gösterildi. Elime beyaz ve üzerinde düğmeler olan bir asa verildi. Ancak geldiler ama henüz görünmediler mi bilmiyorum. Benim kastettiğim Rabbin ordularına ait bazı gemiler değil, ordugahı ve tahtı taşıyan gezegen yada yörüngeye oturmuş olan Dünya’dan defalarca daha büyük olan devasa sistemdir.)

Bu sonuca nasıl vardığımı tarihsel delillere dayanarak anlatmaya çalışayım. Öncelikle Sümer, Asur tabletleri ile kutsal metinlerin ortak bir söylemi vardır. İnsanı yaratan her kim olursa olsun; Tanrı, ilahi varlıklar, melekler ve cinlerle insanların birlikte yaşadığı pek çok dönem olup geçmiştir. Bu dünyanın farklı kıtalarında aynı zamanda ortaya çıkmış tabletlerde bile aynı ortak dille anlatılır. Olaylar değişse de, gökten gelen ve doğa üstü güçleri olan varlık hikayeleri değişmez. Tabletlere ve efsanelere büyük ölçüde itibar etmesek bile Müslümanların ve Hristiyanların doğruluğuna iman etmek zorunda olduğu Tevrat’ın en önemli bölümleri Tanrı’nın bir surette tecelli ederek, doğrudan insanlara göründüğü olayları çok detaylıca anlatır. İlginçtir ki bu görünümler her zaman değil sadece bazı periyotlarla gerçekleşir. Geçmişe dönerek bu periyotları kutsal kitaplardan analiz edelim;

Göğe çekilerek değil; Doğrudan Tanrıyı dünyada görerek konuşan peygamberler ve yaşadıkları zamanlar;

1. Dönem; Adem ve Oğulları; Adem (Sümer’de Aden isimli bir bahçe de ve ilk yaratılırken Anadolu civarında bir bölgede karşılıklı konuştu) – 7000 Yıl önce (mö 5200-4000 arası 1000-1200 yıl sürdü)

Bilindiği üzere Rab, Adem’i cennet bahçesini işlemesi için cennete alır. Orada Rab ile yakından karşılıklı konuşur. Rab, onu dünyada yaratmış sonra da cennetine almıştır. Daha sonra dünyaya sürülür ancak çocukları Rabbe sunu sunarlar ve et veren Habil’in sunusu kabul edilir. Gökten inen bir ateş alıp sunuyu götürür. “Rab aldı” derler. Rab fiziksel olarak etkileşim halindedir. Ancak diğer çocuklarına ilişkin sunak, tapınak ve kurbanın doğrudan ateşle alınması ritüellerine kutsal metinlerde rastlanmaz olur. Adem’den sonra gelen Şit peygamber dönemi sönüktür ve hakkında çok bilgi yoktur. İdris peygamber son derece ünlü ve bilge bir peygamberdi. Ama Rab ile konuşmaları hep rüya ile yada göğe götürülerek olmuştur. Sonunda göğe cennete alınmıştır. Nuh da dahil, daha sonraki hiç bir peygamberin dünyada iken Tanrı ile görüştüğüne dair bir yazı bulunmaz.

Yaratılış 3 (Bible)

8 Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı’nın sesini duydular. O’ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler.

9 RAB Tanrı Adem’e, “Nerdesin?” diye seslendi.

10 Adem, “Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim” dedi.

Yaratılış 4 (Bible)

4 Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. RAB Habil’i ve sunusunu kabul etti.

5 Kayin’i ve sunusunu ise reddetti. Kayin çok öfkelendi, suratını astı.

6 RAB Kayin’e, “Niçin öfkelendin?” diye sordu, “Niçin surat astın?

 

2. Dönem: İbrahim – Musa Dönemi (mö. 2000- mö 600)

(Tevrat’taki anlatıma göre İbrahim, Kudüs’te, Lut Kavmini Yok etmeye giden Rabbini temsil eden meleklerle görüp konuştu). Bu olay  4000 Yıl Önce (Mö 2000’de) ilk karşılaşmada başladı.

İbrahim’den sonra Yakup peygamber Tanrı ile yeryüzünde karşılaştı ve güreşti. (Mö 1500)

Ondan sonra çölde Rabbin ateş içinden seslendiği, dağda 70 kişiye birden göründüğü Musa ve halkı, Mö 1300’de Tanrıyı gördü. Mö. 1000’den sonra vahyi melekler getirmeye başladı ve Rab sunakta görünmedi. Mö 600’de sandık kayboldu tapınak yıkıldı.

TEVRAT- ÇIKIŞ 33

(Allah;) Ancak, yüzümü[17] görmene izin veremem. Çünkü yüzümü[18] gören yaşayamaz. (Gerçek suretini insan gözü ve beyni kaldıramaz)

TEVRAT- ÇIKIŞ 24

RAB Musa’ya, “Sen, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi bana gelin” dedi, “Bana uzaktan tapın. 2 Yalnız sen bana yaklaşacaksın. Ötekiler yaklaşmamalı. Halk seninle dağa çıkmamalı.” 3 Musa gidip RAB’bin bütün buyruklarını, ilkelerini halka anlattı. Herkes bir ağızdan, “RAB’bin her söylediğini yapacağız” diye karşılık verdi.4 Musa RAB’bin bütün buyruklarını yazdı. Sabah erkenden kalkıp dağın eteğinde bir sunak kurdu, İsrail’in on iki oymağını simgeleyen on iki taş sütun dikti. 5 Sonra İsrailli gençleri gönderdi. Onlar da RAB’be yakmalık sunular sundular, esenlik kurbanları olarak boğalar kestiler. 6 Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü. 7 Sonra antlaşma kitabını alıp halka okudu. Halk, “RAB’bin her söylediğini yapacağız, O’nu dinleyeceğiz” dedi. 8 Musa leğenlerdeki kanı halkın üzerine serpti ve, “Bütün bu sözler uyarınca, RAB’bin sizinle yaptığı antlaşmanın kanı budur” dedi.9 Sonra Musa, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi dağa çıkarak 10 İsrail’in Tanrısı’nı gördüler. Tanrı’nın ayakları altında laciverttaşını andıran bir döşeme vardı. Gök gibi duruydu. 11 Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrı’yı gördüler, sonra yiyip içtiler. 12 RAB Musa’ya, “Dağa, yanıma gel” dedi, “Burada bekle, halkın öğrenmesi için üzerine yasalarla buyrukları yazdığım taş levhaları sana vereceğim.” 13 Musa’yla yardımcısı Yeşu hazırlandılar. Musa Tanrı Dağı’na çıkarken, 14 İsrail ileri gelenlerine, “Geri dönünceye kadar bizi burada bekleyin” dedi, “Harun’la Hur aranızda; kimin sorunu olursa onlara başvursun.” 15 Musa dağa çıkınca, bulut dağı kapladı. 16 RAB’bin görkemi Sina Dağı’nın üzerine indi. Bulut dağı altı gün örttü. Yedinci gün RAB bulutun içinden Musa’ya seslendi. 17 RAB’bin görkemi İsrailliler’e dağın doruğunda yakıcı bir ateş gibi görünüyordu. 18 Musa bulutun içinden dağa çıktı. Kırk gün kırk gece dağda kaldı.

 

3. Dönem; Vahiy dönemi; ( İsa ve Muhammed peygamberler)

Tapınağın yıkılması ve son Yahudi peygamberi sayılan Malaki’den sonra tam 600 yıl elçi gelmedi; 600 yıl sonra İsa geldi ama ona da ya melek geliyordu yada kutsal ruh aracılığı ile konuşuyordu. Ondan 600 sonra Hz Muhammed geldi.  Ancak o da Tanrı ile ancak İsa gibi göğe alındığı zaman görüşebildi. Bu süre içinde kutsal kitaplara göre Tanrı yeryüzünde görünmedi. Ve günümüze dek neredeyse 2600 yıl geçti.

Yeşeya; 6:
1 Kral Uzziya’nın öldüğü yıl yüce ve görkemli Rab’bi gördüm; tahtta oturuyordu, giysisinin etekleri tapınağı dolduruyordu.

2 Üzerinde Seraflar duruyordu; her birinin altı kanadı vardı; ikisiyle yüzlerini, ikisiyle ayaklarını örtüyor, öbür ikisiyle de uçuyorlardı.

3 Birbirlerine şöyle sesleniyorlardı:

“Her Şeye Egemen RAB

Kutsal, kutsal, kutsaldır.

Yüceliği bütün dünyayı dolduruyor.”

4 Seraflar’ın sesinden kapı söveleriyle eşikler sarsıldı, tapınak dumanla doldu.

5 “Vay başıma! Mahvoldum” dedim, “Çünkü dudakları murdar bir adamım, dudakları murdar bir halkın arasında yaşıyorum. Buna karşın Kral’ı, Her Şeye Egemen RAB’bi gözlerimle gördüm.”

6 Seraflar’dan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;

7 onunla ağzıma dokunarak, “İşte bu kor dudaklarına değdi, suçun silindi, günahın bağışlandı” dedi.

8 Sonra Rab’bin sesini işittim: “Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?” diyordu. “Ben! Beni gönder” dedim.

 

RABBİN SURETİ

Allah Teala 3 farklı halde görünür.

  1. Sonsuz ve muazzam enerji ve ışık hali : Bu halde iken hiç bir yaratılmış ona bakamaz. Bu hali ile kainata tecelli etse kainat eriyip yok olur. Her yerde ve her şey olan kendini varlıklarına gösterirken şekil perdesine bürür. Musa Rabbi görmek istediğinde dağın çökmesi ve Musa’nın bayılması hadisesinde dahi tecelliyat bin perde arkasından gerçekleşmiştir. Mukarreb olanlara aslolan bu suretinden bir parça gösterir ve onların yüceliğini idrak etmesini sağlar.
  2. Yüzü ışıkla ve görünmezlik perdesiyle gizlenmiş iki el halinde: Bu halde iken varlıklar ona bakabilir. Vücudu o dilediğinde bir ışık halesi ile kaplanır. Ayakları bu halde iken bazen görünür bazen görünmez.
  3. Bir insan suretinde: Bu halde iken dilediği şekilde bir insan halinde, ister yaşlı ister çocuk şeklinde görünebilir. Rab enerji-ruh ve ışıktır. Mahiyetini hakkıyla ancak kendisi bilir. Hiç bir şey ona benzemez. Yaratılmamıştır. Rab insan suretinde göründüğünde ona “Rahman” diye seslenilir. Kuran’da yine bu isimle anılır. Ancak onun isimleri sonsuzdur. Farklı kitaplarda farklı isimlerle toplumlara seslenmiştir.

RABBİN ARŞI

“Er-Rahmân arşa istiva etti.” (20/Tâhâ 5)

“Melekler ve Ruh, süresi elli bin yıl olan bir günde (Allah’a) çıkar/yükselir.” (70/Meâric 4)

“Gerek gök ile yeryüzü arasında ve gerekse bütün gök katları arasında beş yüz yıllık mesafe vardır. Her gök katının yüksekliği de yine beş yüz yıllık uzaklık tutar.”

O gün arz başka bir yere, gökler de başka göklere tebdil olunacaktır” (İbrahim, 14/48). Güneş ve yıldızların sönüp dağılacakları Kur’an-ı Kerim’in başka ayetlerinde de bildirilir: “Gök yarıldığı zaman, yıldızlar dağıldığı zaman…” (el-İnfitar, 82/1-2); “Güneş dürüldüğü zaman ve yıldızlar söndüğü vakit…” (et-Tekvir, 81/1-2); “Yıldızların ışığı giderildiği zaman, gök yarıldığı zaman…” (el-Mürselât, 77/8-9; ayrıca bkz. el-Enbiyâ, 21/104; ez-Zümer, 39/67).

Güneş’e en uzak gezegen Neptün’dür. Güneş’e uzaklığı ortalama 4,5 milyar km’dir. Nibiru’nun ise bunun neredeyse 40 katı bir uzaklıkta 161,8 milyar km (Altın Orana yakın) bir mesafede olduğu tahmin edilmektedir.

Mike Brown ek gezegenlere şüpheyle yaklaşsa da 9. gezegen konusunda kanıtların arttığını söylüyor. Buna göre Kanada-Fransa-Hawaii Teleskopu’nun Dış Güneş Sistemi Oluşum Taraması (OSSOS) gözlemlerinde uo3L91 adlı yeni bir gökcismi keşfedildi.4

“Sadece katalog numarasına sahip olan bu isimsiz cisim Kuiper Kuşağı’nda, Güneş’e 90 milyar km uzakta yer alıyor ve tam da 9. gezegenin olması gereken yerde dönüyor (Son bilgisayar simülasyonları kayıp gezegenin ortalama uzaklığını 90 milyar km olarak netleştirdi.”

Resimdeki mavi çizgi kayıp 9. gezegenin yörüngesini gösteriyor ve bu gezegenin eliptik yörüngede dönerken Güneş’ten ne kadar uzaklaştığını görüyorsunuz.

Bu nedenle 90 milyar km gezegenin Güneş’e ortalama uzaklığını veriyor ve aslında çok yanıltıcı; çünkü dairesel yörüngedeki Dünya’nın tersine, kayıp gezegen yörüngesinin uzak ucu Güneş’e yüzlerce milyar km mesafede bulunuyor.

Batygin ve Caltech’ten meslektaşı Mike Brown’ın aslında yeni gezegen bulmak gibi bir niyeti yoktu. Bu kaza eseri oldu. 2014 yılında başka bir araştırma ekibi, “Biden” adını verdikleri (kod adı 2012VP113) yeni bir cüce gezegen keşfetti. Bu gök cismi Plüton’un ötesinde keşfedilen Sedna gibi anormal bir yörüngeye sahipti.

Böylece bilim insanları asteroitlerle cüce gezegenleri uzaktan koyun gibi güden bir çobanın Dünya olduğunu düşündüler. Ancak bilgisayar simülasyonları ile Kuiper Kuşağı’nda bilinen binlerce kaya parçasını tek tek inceleyemezlerdi. Bunun yerine uzaydaki yörüngelerinde özellikle kümelenmiş olan 6 asteroite baktılar. Bunların rastlantıyla gruplanma şansı binde 7 idi.

Ancak simülasyona 9. gezegeni eklediklerinde sorun çözüldü. Üstelik 9. gezegen ilk simülasyonda hesaba katmadıkları asteroitlerin de yörüngelerini açıklamaya başladı. Batygin diyor ki “İşte o zaman yaptığımız hesaplamalarla gülmekten vazgeçtik ve gerçekten 9. gezegeni bulduğumuza büyük bir şaşkınlıkla inandık.”

9. gezegenin 60–120 milyar km’ye sahip bir yörüngesi olduğu düşünülüyor. Bilim adamları henüz Güneş çevresinde kaç yılda döndüğünü net hesaplayamadılar. Zikredilen rakamlar arasında 3000,5000,10000 yıl gibi çok farklı ve tahmini rakamlar var. Diğer ilginç bir nokta ise 9. gezegenin teleskoplarca yapılan tüm aramalara rağmen görünmemesi. 9. gezegen varlığı bilinen ama henüz gözlemlenemeyen bir gezegen yada taşıt.

 

ZODYAK DEVİNİM SÜRESİ İLE ARŞ GEZEGENİNİN 7 GÜN UYUMU

Rab, yeryüzünü ve gökleri 6 günde yaratmış ve 7. günde onu tahtına oturup izlemiştir. Böylece tüm yaratım 7 gün sürmüş hafta 7 gün ilan edilmiştir. Dünyadaki tüm göksel devinimler ve düzen, Rabbin katındaki 9. büyük gezegendeki göksel sistemi ve rakamları kutsayacak şekilde belirlenmiştir.

Arş’ta bir hafta, yer ve göklerin (Güneş sisteminin) yaratılış süresidir. 7 günde 3600×7= 25200 yıl geçer Dünya’da. Bu ise Güneş sistemindeki Zodyak’ın devinim süresidir. Bilmeyenler için “Zodyak” nedir? Açıklayalım.

Dünya, Güneş çevresinde dönüş yörüngesine ortalama 23 derece  ( 66,33) eğik bir şekilde döner. Dünya başını eğmiş, “bir nevi rüku halinde dönmektedir” diyebiliriz.

 

Bu rükunun yönü her 2160 yılda bir farklı bir takım yıldıza dönük olur. Böylece burçlar kuşağındaki, yani Zodyak’taki döngüsünü 2160X12=25920 yıl sürede tamamlar. Arş gezegeninde ise, göklerin yaratım sürecinin 25200 yıl (7 arş gezegeni döngüsü) sürdüğünü hatırlayın. Bu büyük ölçüde eşitlik demektir. Peki neden Dünya başını eğmiş halde burçlar kuşağında 7 gün süreyle bir tur atar? Rab dünyayı 6 günde yaratıp 7. günde arş gezegenine yerleşmiştir. İşte bu yaratım süresine bir şükür ve ibadet olarak, dünya Mele-i Âlâ’daki 12 yönetici meleğe (12 felek ve burç, takım yıldız) başını eğmiş halde döner. Onlar Allah’ın üstün kıldığı ve insana, yaratıldığında secde etmeyen ileri gelenler konseyidir.  Yaratım sürecinde Allah adına aktif görev alırlar ve Kuran’ın indirilmesinde ve yazımında rol almışlardır.

Kuran’da Rahman, Fecr (Sabahın Gelişi) Suresinde şöyle der;

“Fecr vaktine, Ve on geceye (26000 yıla, Zodyak döngüsü), çifte ve teke, gitmekte olan geceye. Bunda, akıl sahibi için hakikatin sağlam bir kanıtı yok mudur?”

Arş gezegeninde bir gün döngüsünün, gündüz 1000 yıl, gece 2600 yıl toplam 3600 yıl sürdüğünü daha önce söylemiştim. Zodyak döngüsünün toplam 10 gece uzunluğunda, yani 26.000 yıla denk gelmesi yine Allah’ın sayısı olan 10’u yüceltmek içindir. Rab, Arş gezegeninde gece olduğunda Zodyak’taki kavimlere ve meleklere tecelli eder, gündüz olunca yani arş gezegeni Dünya’ya yaklaştığında 1000 yıl boyunca Dünya’ya tecelli eder. Yarattıklarına görünür ve konuşur.

 

SÜMERLİLER NEDEN DAİREYİ 100 YERİNE 360 DERECEYE BÖLDÜ?

Sümer, 60’lı sayı düzenini kullanırdı. Dairenin tüm açıları toplamını da 360 olarak aldılar.  Bu, 10 parmaklı olan ve 10’lu sayı sistemini doğal olarak kullanması beklenen bir tür için sıra dışı bir eğilim.

Toplumlar gelişmiş matematiğe ticaret sırasında ihtiyaç duymadılar. Modern geometri ve matematik yıldızların hareketlerinin anlaşılması ve takvimin oluşturulması için geliştirildi. Peki Sümerler neden daireyi 365’e bölmedi? Çünkü bir yılın 365 gün olduğunu biliyorlardı.

Bu onlar için en büyük öneme haiz ve yönetici meleklerin geldiği, onların kendi takvimsel hesaplarını tuttuğu başka bir topluluğa aitti. Onların yani Rabbin katına ait meleklerin gezegeninde 3600 yılda güneş çevresinde bir tur atılırdı ve onun yörüngesini belirlemek için en uygun yöntem daireyi 3600’e bölmekti.

Ancak insanların ölçüm araçları yeterli hassasiyete sahip değildi ve basitçe 360’a böldürler. Yani her şey astronomik hesaplara ve meleklerden (Allah’tan ve elçilerinden) öğrenilen göksel düzeni sayıya dökebilmek içindi.

 

BİR YILIN 365,24 GÜNE AYARLANMASI

365’in nereden geldiğini size anlatacağım ama bu öyle özenle seçilmiş bir rakamdır ki 365,24 gün olan bir yılın uzunluğu ile şöyle ilahi bir mana vurgulanmıştır; “Yılı 365 parçaya, günü 24 parçaya böldüm”.

 

28’İN KUTSİYET KÖKENİ

1000/3600=0,2777 Yani Arş gezegeninde bir günlük sürenin toplam devinime oranı 0,27’dir.

Ay, Dünya’nın etrafında 27 gün 7 saatte dolaşır.

Yani Rab, mealen şunu demiş gibidir; “Arş gezegenindeki gündüzün geceye oranı kadar, Ay’ın da Dünya çevresinde dönüşü olsun. Ay Dünya etrafında dönüşü ile, Arş gezegeninin güneş çevresindeki dönüşünü kutsasın.”

27,7 sayısı bize yuvarlanmış olarak 28 sayısını verdiği için dinde 28 kutsanmıştır.

Ayın max. yörünge eğikliği 28,58° derecedir.

1’den 7 ye kadar olan sayıların toplamı 28’dir.

Kutsal Arap Alfabesinde 28 harf vardır. (Kökeni İbrani alfabesidir)

Kuran’da adı geçen peygamber sayısı 28’dir.

 

ŞEYTAN’IN GÖKLERDEN DÜŞÜŞÜ

Ay’ın dolunay ile hilal arasında değişen evreleri ile gökte bir takvim, görsel bir kum saati gibi 28 günü bize gösterdiğinden bahsetmiştik. Bir güneş yılını anlamak eskiden daha kolaydı. Çünkü bir güneş yılında 12 değil, 13 ay vardı.

Şöyle ki; 28X13=364 gün etmektedir. 

Ay, her yıl 4 cm kadar Dünya’dan uzaklaşır. Ay, bu eski çağda Dünya’ya daha yakındı ve Dünya’nın etrafını 28 günde dolaşırdı. Böylece tam olarak 13 aylı bir düzen bulunurdu. Ancak İblis’in gökten atılması gökteki aylar düzenini değiştirdi. Ay ve Dünya yavaşlatıldı. Ayların sayısı 12 ye indirildi.

Ay ve Güneş takvimi uyumu 13 aylı sistemde daha iyidir. Ama Allah; “benim katımda aylar 12’dir” buyurmuştur. Bunun nedeni nedir?

Aslında Zodyak burçlar kuşağında bir takım yıldız daha vardır. Yani aslında 13 burç vardır. Bu burçlardan bugün devre dışı bırakılmış olanın adı “drago-yılan” takım yıldızıdır. Tasnif türüne göre takım yıldızlar 18’e kadar çıkarılabilir ama Babil’de elçilerden ve meleklerden edinilen göksel bilgiyle, 12 takım yıldızın kabulü göksel ilmin son halini almıştır.

Bu yüzden bir yıl 13 aydan 12 aya düşürülmüş ve yılan-ejderha ile sembolize edilen iblis göklerden kovulup yeryüzüne atılmıştır. 13’ün uğursuz sayılması hep bu nedenledir. İsa’ya da 13. havarisi ihanet etmiştir.

İncil; Vahiy 11,
12/3: “Sonra gökte başka bir belirti göründü. Baktım, kocaman bir ejder; (dragon) al renkli, yedi başlı, on boynuzlu. 4: Kuyruğu gökteki yıldızların üçde birini ardından sürükleyip yeryüzüne fırlattı. 7:Ardından gökte savaş oldu. Michael ve melekleri ejdere karşı savaştılar. Ejder de melekleriyle birlikte savaştı. 8: Ama üstün gelemediler. Artık gökte barınabilecekleri bir yer kalmadı. 9: Koca ejder aşağı fırlatıldı. Tüm yeryüzünü kandıran, adı İblis ve Şeytan olan şu eski zamanın yılanı yeryüzüne fırlatıldı. 

Theogonia (Antik Yunan dininin kutsal kitabı)
“825: Yüz yılan başı yükselir omuzlarından. Çıkarıp korkunç kara dillerini. Bu ejder kafasındaki gözler de; ateş, alev saçar kaşların altından. 836: Ama tanrılar ve insanların babası Zeus, 855: Yakalayıp şimşeklerini, yıldırımlarını dikildi Olympos’un başına ve vurdu korkunç canavarı”. 

İskandinav mitlerinde geçen bir öyküye göre, düzenbaz tanrı Loki diğer 12 tanrının katıldığı bir şölene 13. olarak giderek eğlenceyi bozmuştur. Bu olay İskandinav halklarının en gözde tanrısı Balder‘in ölümüyle sonuçlanan kavgaya yol açmıştır.

Yunan mitolojiside tanrıların evi Olimpos Dağı‘nda 12 tanrı oturur. Yunan mitolojisine en son katılan tanrı Dionysus için Hestia isimli tanrıça Olimpos’tan ayrılarak insanlar arasında yaşamaya başlar. Böylece, Olimpos’taki tanrı sayısı kötü kabul edilen 13’e ulaşmaz.

NEDEN KURAN’DA 88 MELEK VE 88 ŞEYTAN KELİMESİ GEÇER?

Kuran’da “melek” ve “şeytan” kelimesi 88’er kez tekrar eder. Anonim mucizeler kitabımda detaylı şekilde listesini ve ispatını inceleyebilirsiniz. Bugün gökyüzünde resmen tespit edilmiş ve isimlendirilmiş irili ufaklı 88 takımyıldızı kümesi vardır. Her yıldızın bir meleğinin olduğu kutsal kitaplarda verilmiş bir bilgidir. Kur’an; “Melekler “nimetlendirilmiş kullardır” demektedir. “Melek” ve “Melik” kelimesi arasındaki ilişki büyük meleklerin aynı zamanda yıldızlarında yönetici konumunda olmasıdır. İyilik ile kötülüğün dengesi ve birbirlerini ortaya çıkarıp kesinleştirmeleri ilahi bir sistemdir. Bu nedenle her sistemde iyiye karşı bir kötüye, belli süre için izin verilir. Böylece nimetler ve rahmet paylaştırılır. 88 sayısı aynı zamanda 2 adet sonsuzluk simgesidir. Sayısız melek ve şeytanı sembolize eder. Bunlar yan yana durmuş iki beden gibidirler.

 

MUSA İLE NEDEN 40 GÜN İÇİN SÖZLEŞİLDİ

Bildiğiniz gibi Allah, Hz Musa ile bir perde varlık ardından ona seslenerek 40 gün görüşmüştür. Bu gün sayısının bir süreye bağlandığı ve 40 gün olduğu kutsal kitaplarda yazmaktadır. 40 günde kemale erileceği, 40 yaşında olgunlaşılacağı gibi pek çok 40 sayısı ile mühürlenmiş kavram, yücelmenin sayısal mührü olmuştur.

Şimdi Arş gezegeninde 40 gün, Dünya’da kaç yıla denk geliyor ona bakalım.

3600X40(gün)= 144.000 Dünya yılıdır.

Rab, Rahman kendi katında 40 günlük bir kutsiyet dönemi belirlemiş ve buna karşılık Dünya’da geçen her yıl için bir kutsal kişi yaratmıştır.

Bu nedenle gelmiş geçmiş kutsal kişi ve elçilerin sayısı 144.000 olarak bildirilmiştir.

İncil Vahiy 14:Sonra Kuzu’nun Siyon Dağı’nda durduğunu gördüm. O’nunla birlikte 144,000 kişi vardı. Alınlarında kendisinin ve semavî Babası’nın adları yazılıydı.”

 

HACCIN SIRRI-HARAM AYLARIN 4 AY OLMASI

9. gezegende ve sembolü 10 olan Rahman’ın gelişi hatırına; Zilhicce’nin 9. günü öğle vakti ile 10. günü fecr-i sâdık arasında Arafat vakfesini yapan kimsenin haccı geçerli olur.  Arş gezegeninde 2600 yıl gece, 1000 yıl gündüzdür (Güneş’e yakındır) demiştik. Bunun Dünya yılına oranlanması ise; bir yıl içinde 3 ay 10 günün gündüz (3,33 ay) (kutsal ve Rabbin gelip görünmesinin müjdesi) kalan 8,66 ayın da karanlık ve boşluk ilan edilmesidir. İşte Müslümanlar 3 ay ve artan günlerin içinde bulunduğu 4. ayda birlik ruhuna ve kutsal aylara girerler.

Tevbe: 2 Yeryüzünde dört ay daha dolaşın ve bilin ki siz, Allah’ı âciz bırakamazsınız. Şu da bir gerçek ki, Allah inkârcı nankörleri rezil eder.

İnsanlara bu 4 ay içinde Mekke’deki Arafat meydanında toplanma ve ayakta bekleme emri verilmiştir ki; Rab da, göksel düzende bu kendi günü içerisindeki 4/12’lik süre içinde bir nevi Dünya’ya hac eder. Yani Rabbin katındaki din olan İslam; Dünya’ya uyarlanmıştır. Rabbin katında da bir din vardır. Rab kendi gününün bir bölümünü (yıl içinde 4 ay kadarlık bir kısmını) Dünya’daki kutsal kıldığı alanı ziyaret eder.

İşte belli döngülerle yeryüzüne yapılacak bu ilahi ziyareti insanlığa unutturmamak ve kültürü/dini canlı tutmak için HAC emredilmiştir. Rab yeryüzüne geldiğinde insanlığı yine HAC’daki gibi toplayacak ve Altın yol Sırat üzerinde yürütecektir. Rabbin yeryüzünde kalış süresi ARŞ gezegeninin gündüz süresi yani günün 3,33 de biri kadar olduğu için, haram/kutsal aylarda buna nispetle 4 ay ilan edilmiştir.

Hicri takvimde aylar sırasıyla ‘1. Muharrem, Safer, Rebiul-evvel, Rebiülahir, Cemazilevvel, Cemazilahir, 7. Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, 11. Zilkade, 12. Zilhicce‘dir. Bunlardan mavi ile boyalı olan 4 ay, Hac ayı ve kutsal/haram aylar ilan edilmiştir.

Allah, Dünya aylarından 4’ünü haram kılmış ve bazılarını “Allah’ın ayları” olarak ilan etmiştir. Daha önceden hesapladığımız gibi Arş gezegeninde gündüzün tüm döngüye oranı 0,28’ idi. Bu oran Dünya üzerine uygulandığında 3,36 ay etmektedir. Yani 3 tam ay ve 4 ay’a sarkan belli bir süre vardır. Bu durumda kutsal aylar 4 aya yayılmaktadır. İslam dininde kutsal ayların 3’ü art ardadır. 9. Ay 9.Arş gezegeni hatırına kutsal ay ve oruç ayıdır.

3600 Yıllık döngüye sahip 9. Arş gezegenine işaret edercesine 9:36. ayeti söyle der;

36: Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Kayyum (Kaya’nın) dini işte budur…Bu aylarda kendinize haksızlık etmeyin.  Allah’a ortak koşanlar size karşı topluca çarpıştıkları gibi siz de onlara karşı topluca çarpışın ve bilin ki Allah sakınanlarla (“El-Metta-Kaya-nun” ve taraftarları) ile beraberdir.*

Haram aylar Müslümanların ve dinlerin birliğine inananların aralarında birleşme ve barışma ve zulme karşı savaş açma zamanıdır. Haram aylar, Dünya’nın gerçek gündüzüdür. Gerçekten de Rab, arşı ve sekine ile geldiğinde Yakup peygamberi ve oğullarını Mısır’a göndermiş oradan onları güçlendirip zenginleştirerek çıkarmış ve onların eliyle dünyayı fethetmeye niyet etmiştir. Fakat onlarla ilgili öngörüsü gerçekleşmiş ve Rab yeryüzünden biraz daha uzaklaşmıştır.

Rab yeniden yeryüzüne döndüğünde son kez tüm inananlar, şeytanın taraftarları ile savaşacak ve bu kez Dünya’nın tümü Rabbin yardım eliyle fethedilecektir. Musa döneminde olanlar farklı bir boyutta çok daha görkemli bir  şekilde tekrar edecektir. Kur’an dahil tüm kutsal kitaplar çok açık ve net bu gerçeği tekrar eder. Kuran’da “Yeryüzüne salih kullarımızı mirasçı kılacağız” der. Miras, ancak eski sahiplerin ölümü ile gerçekleşir. Yeryüzündeki her zorba, Allah’a karşı olan her nankör yok edilecektir.

 

ARŞ’TA GECE 2600 YIL SÜRER, VAHİY 26000’DİR

Cebrail as. Resûlullah’a peygamberliği süresince 26.000 defa vahiy getirmiştir. Dünya’dan Rahman’ın arşının uzakta olduğu her güne karşılık 10 kez vahiy getirip dünyayı aydınlatan Cebraildir. (Vahiyler sadece Kur’an ayetleri değil, Peygambere yol gösteren her türden bilgidir)

Kendisine pek çok sırların açıldığı Mevlana ise ünlü Mesnevi’sini 26.000 beyitten müteşekkil olacak şekilde yazmıştır. Kendisini Konya’da ziyaret ettiğimde talebeleri hürmet göstermiş kendisi de musafaha edip aşkı ile kalbimi ısıtmıştı. Selam olsun Mevlana’ya.

 

Yıldızların ve Ruhlarının Yaratıma Tesiri

Güneş’in büyük ve güçlü bir rüzgarı vardır ve bu rüzgar Dünya’ya kadar ulaşır. Bu rüzgar nedeniyle zaman zaman uydular ve yeryüzündeki bazı elektronik sistemler bozulur. Anne karnında küçük atomların DNA’yı şekillendirmesi ile oluşan insanoğlu da Güneş’ten ve yıldızlardan gelen bu rüzgarların tesirinde kalır. Arapça da “RUH” ve “RÜZGAR” kelimeleri fonetik olarak aynı sese sahiptir. Rab’da, Adem’e ruhundan vermek için burnuna rüzgarından/ruhundan üflemiştir. Bu rüzgar sayesinde Adem’de ilahi kaynaklı bir ruh oluşmuştur.

Bununla birlikte kokuların da ruhu vardır. Melek boyutundaki varlıklar kokudan haz alırlar. Kendileri ruhtur ve bir ruh olan güzel kokunun rüzgarı ile ruhları güçlenir ve halden hale girerler. Rabbin temsilcisi olan nurani ruh; kurban kanının kokusunu yada kurbanın yakıldığında ortaya çıkan kokudan zevk alır. Melekler insanları kokuları ile tanırlar. Güzel düşünce güzel bir koku yayar. Bir insan çevresindeki kokuları değiştirerek ruhunda değişik tesirler ve ahlaki değişimler kaydedebilir.

Kaderi etkileyen yazılar, güzel kokularla misk, safran, gül suyu gibi güzel koku ve ruhlarla semalarda kabul görebilir.

7 GÖK İÇİNDE YOK EDİLEN GEZEGENLER VE SAHİPLERİ

Gökte evvelden 12’den daha çok gezegen vardı ancak bunlar ceza olarak ya cüce bırakıldı yada parçalandı ve yok edildi. Gökte bazı burçların ruhu yere atılınca; ona tahsis edilen gezegen de yok edilir yada bir başkasına verilir. Onların parçalarından uydular yada asteroid kuşakları ortaya çıktı. Gökteki her burç ve meleği için, Güneş sisteminde bir gezegen tahsis edilmiştir.  Gökteki her yıldızın bir sahibi vardır. Ve tüm kralların da kralı ancak Rahman olan Allah’tır.

İncil’e göre; Venüs, İsa tarafından insanlığın seçilmişine armağan edilecektir.

Vahiy 22:

Ben İsa, cemaatlerimle ilgili bu tebliği sizlere iletsin diye meleğimi gönderdim. Ağaç kütüğünden çıkan sürgün gibi, Davud’un soyundan gelen Ben’im. Parlak sabah yıldızı (Venüs) Ben’im.”

Vahiy 2

26 “Galip gelenleri, benim istediğim amelleri yapmaya sonuna kadar devam edenleri milletlere hâkim kılacağım. 27 Milletleri demir çomakla güdecek, çömlek gibi kırıp parçalayacaklar. 28 Semavî Babam’dan aldığım yetkinin aynısını onlara vereceğim. Onlara sabah yıldızını da vereceğim. 29 Kulağı olan, Mukaddes Ruh’un mümin cemaatlerine ne dediğini işitsin.”

 

(VAV) VUDD – VENÜS’ÜN SIRLARI VE KUTSAL KALP (VAV SIRRI)

9. gezegenle ilgili bu yazımı hazırladığım ve yayınladığım ilk günlerde whatsapp üzerinden bir mesaj geldi. Sabah namazından hemen sonra saati 06:18 ile mühürlenmiş bu mesaj hayli ilgimi çekmişti. Beni rüyalarında gören pek çok insandan mesajlar alıyordum ama bu oldukça ilginçti. Bu muhterem şahıs bana “VAV SIRRINI” soruyordu ve bunu sormasını çok özel ve kutsal şahıslar, Hz Muhammed As., Mevlana ve Şems istemişti.

O an Vav hakkında içime doğanları ona özel olarak söyledim. Lakin Vav’ın daha büyük bir sırrı olmalıydı. Bu düşüncelerle Allah’a dua ettim ve bugün içinde bu aşağı da ki bilgiler bana ulaştı.

Aşağıda ki resimlerde göreceğiniz üzere alnımın ortasında ve üst kısma yakın yerde kalp şeklinde bir sembol ortaya çıkmıştı. V’ye benzeyen bu sembol hakkında epey düşünmüştüm. Kalp sembolü eski çağlardan bu yana Venüs’ün ve aşkın sembolü olarak bilinegelmiştir. Kalp aynı zamanda Venüs’ün de sembolü olan İştar (şimdiki Star) adlı bir cin yada melek ile ilişkilendirilir. Aşkın sembolü olduğundan kadın vücudu pek çok farklı açıdan kalp şekline sahip hatlarla tasarlanmıştır. Böylece o kainatta ki en güzel şeylerden birine dönüşmüştür.

Corazón Regional & Cultural United States Books Regional & Cultural

İbn-i Arabi Hazretleri Vav için:
“Vav seçkinlerin seçkinlerinde belirginleşip ortaya çıkar. Yolun sonu ona aittir.” demiştir.

VUDD ( Vav Dal) Aşk-Sevgi demektir Arapça’da. VENUS Gökteki sembolüdür. V ye benzeyen Kalp işareti yerdeki sembolüdür.

KUTSAL KALP – VENÜS SEMBOLÜ

Bu sözü farklı bir surette Hz İsa’da söylemiştir.

1200’lü yıllardan bu yana çok sayıda aziz, kutsal kalp vizyonuna ilişkin vahiyler aldı. Bunlar arasında oldukça tanınan ve saygı duyulan pek çok isim vardı. Aziz Mary bir vizyonunda kutsal kalbi gördüğünü ve İsa tarafından kendisine gösterildiğini ve o sembolü yüceltmek için “kutsal kalp manastırları” inşa edilmesini istediğini söyledi. Papa bazı mucizelere de şahit olunca Kutsal Kalp Bayramı adlı bir bayram ilan etti. Hıristiyanlar yüzlerce yıldır bu bayramı kutluyorlar.

İsa’nın Kutsal Kalbine Dünyadan Kutlama

Papa 13. Leo azizlerin bu görümünü vahiy olarak kabul etti ve daha sonra gelen papaların da ittifakı ile her yıl kutlanan bir bayram olmasına karar verildi. Her yıl Pentecost Pazarından 19 gün sonra Cuma günleri tüm kiliseler kutsal kalbi ve Hz. İsa’nın kalp vizyonuna ilişkin haberin idrakine çalışırlar.

Kilise kayıtlarına göre Aziz Margaret Mary Alacoque’e gördüğü vizyonda Hz. İsa (a.s) kutsal kalp bağlılarına bazı sözler vermişti;

    1. Kutsal Kalbimin görüntüsünün açığa çıkacağı ve saygı göreceği yerleri kutsayacağım.
    2. Bu bağlılığı yayan kişi, isimlerini sonsuza dek Kalbimde yazılı olan adlara sahip olacaktır.
    3. Yüreğimin merhametinin aşağısında, size tüm güçlü sevgimin, ilk cuma günü cemaat alacak olan herkese ardı ardına dokuz ay boyunca, son tövbenin lütfunu vereceklerini söyleyeceğime söz veriyorum: memnuniyetsizliğimde ölmeyecekler ne de kutsalları kabul etmeden; Kalbim o son bir saat içinde onların güvenli sığınağı olacak.

İncil’e göre; Venüs, İsa tarafından insanlığın seçilmişine armağan edilecektir.

Vahiy 22:

Ben İsa, cemaatlerimle ilgili bu tebliği sizlere iletsin diye meleğimi gönderdim. Ağaç kütüğünden çıkan sürgün gibi, Davud’un soyundan gelen Ben’im. Parlak sabah yıldızı (Venüs) Ben’im.”

Vahiy 2

26 “Galip gelenleri, benim istediğim amelleri yapmaya sonuna kadar devam edenleri milletlere hâkim kılacağım. 27 Milletleri demir çomakla güdecek, çömlek gibi kırıp parçalayacaklar. 28 Semavî Babam’dan aldığım yetkinin aynısını onlara vereceğim. Onlara sabah yıldızını da vereceğim. 29 Kulağı olan, Mukaddes Ruh’un mümin cemaatlerine ne dediğini işitsin.”

 

VENÜS’ÜN 109 İLE KUTSANMASI

Venüs Rab tarafından dünyanın kardeşi olarak yaratılmıştır. Aslında içindeki cinlere dayalı akıllı canlı yaşam formlarının dünyadan daha eski olması nedeniyle Dünya’nın abisi de denebilir. Rabbin gözünde iki kardeş olan dünya ve Venüs güneşe uzaklıkları ve döngüleri açısından altın orana sahiptirler. Dünya 365,24 günde / Venüs 224,7 gün = 1,623 (Binde 7 oranın da ilahi ölçü Altın Orana yakın) olacak şekilde bir uyumla yaratılmışlardır. (224,7 yerine 225,7 olsaydı tam 1,618 olacaktı. Tam 1 günlük bir hızlandırma yapılmıştır. Bu cinlerin cezalandırması sırasında vurulan darbeden kaynaklı yeni bir ayarlama, güzellik ve düzenin sembolik olarak bozulması anlamını taşımaktadır.)

Venüs her 19 ayda bir 9 ay boyunca “sabah yıldızı” olarak görünür. 19 ayın yaklaşık 9 ayında bir akşam yıldızı, diğer ay boyunca görünmüyor. 9 sabah, 9 akşam, 1 görünmez. Venüs’ün her zaman gökyüzündeki güneşten önce gelmesinden veya onu takip etmesinin nedeni, dünyadan bakıldığında, o bir iç (bazen aşağı denir) gezegendir, yani güneşe dünyadan daha yakın olmasıdır.

Ancak Rab Venüs’ü 109 lu sistemini yücelten bir ölçüyle güneşe max. mesafesini ayarlamış ve onu da dünya gibi 109 ile mühürlemiştir.

Venüs’ün Güneş’e en büyük uzaklığı: 109 milyon km. olarak ayarlanmıştır.

Venüs diğer gezegenlerin aksine saat yönünde dönen tek gezegendir. Bir nevi (ters-aksi) gezegende denebilir. Adeta tüm kardeşlerine ve düzene isyan etmiş gibi döner.

Gökyüzünde en parlak görünen yıldızdır. Yıldız diyorum çünkü hem eski arap dilinde hem günümüz türkçesinde, gökte ki tüm parlayan ışıklara genel olarak yıldızlar denir. PArlayan gezegenlerde birer necm/yıldız olarak isimlendirilir. Ancak her necm/yıldız bir gezegen değildir. Hatta çıplak gözle bakınca gökte en fazla 5 gezegen görülebilir.

Araplar bu yıldıza TARIK yıldızı, Sabah Yıldızı, Akşam Yıldızı, Çoban Yıldızı, Zühre Yıldızı gibi çeşitli isimler vermişlerdir.  Tarık yıldızı için günümüz tefsircileri yeni keşiflere dayanarak ve yıldızın delici oluşundan yola çıkarak pulsar açıklaması yapsalarda bu yorum doğru değildir. Peygamber zamanında Tarık yıldızının Zühre yıldızını ifade eden göğün karanlığını delen en parlak yıldız ve en görkemlisi olmasından ötürü ona bu isim verilmiştir.

Venus ve dünya dönerken güneşle aynı hizaya 5 kez gelmeleri sırasında dünya 8 Venüs 13 tur yapar. Yani 13 yılda 5 kavuşum gerçekleşir. 3 39-40 yıl arayla gerçekleşen son kavuşumda Venüs dünyaya çok yakın bir konumda güneşle hizalanır. 40 yıllık bu döngü sonunda Venüs gökte çok daha parlak görünmeye başlar. Bazı eski kitaplarda 40 yılda bir, bazılarınca 40X90=3600 yılda bir bu gezegenin en parlak olduğu özel bir konumda anne rahmine düşen bir çocuğun dünyaya hakim kral olacağı yada bahtının çok açık olacağı yazılıdır.

13 turda ki 5 kavuşum noktası birleştirildiğinde bir yıldız sembolüne ulaşılır.

Mitoloji de, Tevrat, Kuran ve hatta hadislerde Venüs ile ilgili pek çok bilgi yer almaktadır.

Kuran’da yan yana olarak venüs kelimesinin harfleri tek bir yerde geçer. Şaşırtıcı bir şekilde 25.49 ayetinde şöyle söyler; (kelimeleri ayette ki sırasıyla tercüme ederek yazıyorum)

Furkan 49

“Hayat verelim, onunla, (bir suyla) “ÖLÜ BELDE/ÜLKEYİ” ve onunla sulayalım, yarattığımız hayvan ve insandan (Venüs’ün) çoğunu.

Ayette Venüs kelimesi, venasiye (ve insanlar) kelimesi içine gizlenmiştir. Gerçekten de cinler insanların içine gizlenirler. Rab zahiri manada insanları sulamaktan bahsederken ve hayat vermekten bahsederken, gaybi manada venüs’ün ve orada ki cinlerin sulanmasından bahsetmektedir.

Cin Suresi 72.16 (Allah): Ve şüphesiz eğer doğru yolda olsalar (yörüngeleri bile ters oldu), onları sulardık bol su ile.”

Bu ayet cinlerin toplanıp peygamber as.’ı dinlemesi üzerine inmiştir ve cinlere bir hitaptır. Cinlerin atası İblis, eski çağlarda Venüs’ün kralı ilan edilmişti ve olağanüstü bir güzellik ve güçle orada yaşıyordu. Bu ona Allah’ın düşmanlarına karşı verdiği savaşta ki başarısından ötürü verilmişti. Ancak zamanla ulaştığı zenginlik ve ticaret yoluyla bunu daha da arttırmak istemesi onun gözünü gönlünü kararttı. Onunla beraber yoldan çıkan diğer cinlerde dünyaya sürüldüler. Cennet gibi olan Venüs güneşin kavurucu rüzgarları ve vurulan darbelerle yaşanmaz hale geldi. Şimdi güneş sisteminin en sıcak gezegeni ve asitle kaplı. İblis kafirlerden oldu. O rabbin gezegenine ve saltanatına karşı düşmanlık besliyor içten içe onu yıkma planları yapıyordu. Ama zahiren bu düşüncesini gizliyor ve ona tabi gibi görünüyordu.

 

TEVRAT YEŞEYA 14:12

Ey parlak yıldız (VENÜS), seherin oğlu,
Göklerden nasıl da düştün!
Ey ulusları ezip geçen,
Nasıl da yere yıkıldın!
13 İçinden, “Göklere çıkacağım” dedin,
“Tahtımı Tanrı’nın yıldızlarından daha yükseğe koyacağım;
İlahların toplandığı dağda,
Safon’un doruğunda oturacağım.

Ancak bu olaydan çok uzun zamanlar hatta çağlar sonra Adem yaratıldı. Adem’in cinlerin ve meleklerinde üzerine çıkarılması ile iyice kibirli nefsi ezildi ve isyanı iyice aşikar oldu. O şöyle dedi.

2.34 Sonra meleklere: “Âdem’e secde edin” dedik. İblis hariç bütün melekler secde ettiler. O, yüz çevirip büyüklük tasladı. Ve o (zaten) kafirlerdendi.

7:16 “(İblis de) şöyle dedi: “Beni azgınlığa düşürmene karşılık onlara karşı senin doğru yolunun üstünde oturacağım. 

15:39 “Dedi ki: “Rabbim! Andolsun beni saptırdığın için onlara yeryüzünde süslü göstereceğim ve onların tümünü muhakkak saptıracağım.”

Adem yaratıldığıda İblis zaten çok uzun zamandır kafirlerdendi. Ama Rab kıyamete kadar kimseye cehenneme atmayacaktı ve o zamana dek belki düzelirler diye onları geçici cezalarla cezalandırıyordu. O çok bağışlayıcıdır, yücedir.

Size daha önce ismimin Dünya gezegenine atıfla; Rabbin yarattığı ilk şehir ve kutsal kitap ME’nin birleşimi ile oluşturulduğunu söylemiştim.  Eridu-mim. Hatta doğduğum ve “Altın yolun sonu olan şehre de tapınağının adına Engura ismini verdiğini” ve kaderi böyle yazdığını bildirmiştim.

Sadece bununla bitmez. Dünya (Eridu- ERD-Earth) ile Venüs (Tarık) yıldızı kardeş olduğu gibi; benim tek kardeşim (abim) olan benden 9 yaş büyük kişinin de ismi TARIK’tır. Rab benim ve ailemde ki herkesin, hatta yardımcılarımın ismini önceden belirlemiş tamamını Kuran’da bir hikmetle yazmıştır.

Yani biz iki kardeşiz. Birimizin adı DÜNYA-M, ötekimizin adı VENÜS’tür. (ERDEM-TARIK). Aramızda ki durum ve ruhaniyet yukarda tarif edildiği gibi ilerlemektedir. Allah hepimiz için en güzel ve en hayırlı olanı takdir edip hidayetinde sabit kılsın. Allah her şeyi en iyi bilendir. Hata varsa bizdendir.

ARŞ GEZEGENİNE İLİŞKİN FİZİKSEL BAZI İŞARETLER

Melekler, göğün katlarındaki cennetler, o katlardaki peygamberlerin konakları nasıl insan gözüne görünmüyorsa, Arş gezegeninde bulunan ruhani ve nurdan varlıkların da teleskopla görünmesini beklemek doğru olmaz. Ancak Allah kıyamet günü gelince gözlerden perdeyi kaldıracak ve her şey ayan beyan görünecektir. Bununla beraber kendine yön verme kabiliyetine sahip 9. gezegen için bir takım görsel kayıtlar da yayınlanmıştır. Sizlere devlet kurumlarınca kaydedilmiş bazı video görüntüleri sunacağım. Bunların doğruluğuna inanıyorum. Bilim adamları Güneş yanında görünen bu dev cisimin ne olduğunu anlamadıklarını ama bir güneş fenomeni olabileceğini söylüyorlar. Yani red edilmiyor ama ne olduğu hakkında kesin bir fikir yok. Bu görünenler arş gezegeni olmasa da onun uyduları yada ordularına ait devasa sistemlerin gizli görüntüleri olabilir. En doğrusunu ancak Allah bilir.

Gizemli 9. Gezegen ortaya çıktı! NASA'nın gerçekleri sakladığı iddia edildi

Güneş yanında bir süre gözlemlenen dev bir gezegen. Ancak kızıl ötesi sensörler ile görüntülenebildi ve gözle görülemiyor.

 

Benzer Yazılar

Yorum Bırak