RABBİN İNSAN SURETİ (1. Kitap 7. Bölüm)

Allah’ın her yerde ve mekandan münezzeh olup, aynı zamanda bir şekil alarak mekan içinde görünmesi nasıl izah edilir?

Bilgisayar ve ekrandaki yüzü örneği

Allah Teala misalen; işletim sistemi ve bilgisayarın tümü ise; Rahman tecelliyatı monitörde bir insan suretinde konuşan bilgisayar zihninin size görünen şeklidir. Ekranda gördüğümüz yüz bilgisayarın ve tüm programlarının size kendini göstermek istediği suretidir.

Bilgisayarın tümünü görmeyiz ama o tümünü temsil eden kendi seçtiği bir surette ekrana kendini yansıtır. Ekranın gördüğümüz tamamı ve göremediğimiz tüm parçaları, içindeki enerjisi ve her şey Allah’ı temsil ederken, ekranda görünen yüz onun Rahman ve Musavvir ismiyle tecelliyatını gösterir.

Deniz ve Buzdağı Örneği

Deniz ile buz dağı aynı şeydir. Sadece zaman zaman deniz suyunun bir kısmı donar ve su buz olarak görünür. Halbuki denizden ayrı değildir.

Aynı şekilde deniz buhar olduğunda göze gözükmez. Yani Allah hakikatte daima deniz olduğu halde balıklar onu görsün diye kendinin bir kısmını bir surette buz olarak şekil aldırıp gösterebilir. Buhar onun görünmeyen yüzü, deniz görünen yüzü, buz dağı da varlığa görünmeyi seçtiği şekil olarak tanımlanabilir.

Zihninizdeki İnsan Örneği

Aklınızda milyonlarca insan yaratın. Onları bir meydanda toplayın ve göğe bakmalarını isteyin. Sonra dilediğiniz bir şekilde belki de ışıklar saçan muhteşem bir insan suretinde onlara görünün. Bu durumda her yerde ve her şey olan sizin zihniniz-beyniniz… Rahman ise gökte tecelli ettiğiniz görünen yüzünüz olacaktır. Gökteki görüntü için size; “bu beynin efendisi işte orada” deseler; doğru söylemiş olurlar. Bir başkası “bu beynin efendisi her yerdedir, gördüğümüz her şey O’dur” dese… Yine doğru söylenmiş olur. Sizin farklı hal ve durumlarınıza verilen isimlerin hepsi de sizi doğru şekilde tanımlayabilir.

Dikkat edin ki; zihninizde oluşturduğunuz bir hayale yakınlaştıkça odaklanırsınız. Beyinde bir enerji sanki beynin bir bölgesinde toplanır ve yoğunlaşır. Beyin o şeye odaklanıp düzenleme haline geçmiştir. İşte beyin bu halde iken beyninizde Rahman sıfatı tecelli etmektedir.

Kur’an’dan ayetlerle Rahman sıfatı nerelerde kullanılmış bakarak daha iyi anlayalım.

 

TEVRAT İNSANIN RAHMAN İLE BENZER BİR SURETTE YARATILDIĞINI DOĞRULUYOR

Tekvin 1:27 Tanrı, insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.

 

RABBİN ELLERİ

38.75 (KUR’AN)

“Ey İblis! İKİ ELİMLE yarattığıma secde etmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi.

55:1-5 (KUR’AN)

Rahman, Kuran’ı öğretti,  insanı o yarattı, beyanı öğretti, güneşi, ayı ve hesabını…

38.71 (KUR’AN)

Hani Rabbin, meleklere, ben balçıktan bir insan yaratacağım demişti de…

 

ALLAH’IN AYAĞI

Enes b. Malik’ten (ra) rivayete göre Resulullah (asm) şöyle buyurmuştur:

“Cehennem , durmadan daha var mı? (Kaf, 30) diyecek sonunda Allah ayağını cehenneme koyacaktır. Bunun üzerine cehennem: “İzzetin hakkı için yeter yeter”diyecektir ve böylece cehennemin bir kısmı bir kısmına sıkışacaktır.” (Buhari, Tefsir-ül Kuran:282 )

 

RABB YERYÜZÜNE GELECEKTİR

89:22 Rabbine geldiğinde ve melekler saf safken.

Ve câe rabbuke (geldiğinde rabbine)vel meleku ( ve melekler) saffen saffâ(saffen). (saf saf)

  1. ve câe : ve geldi
  2. rabbu-ke : senin Rabbine
  3. ve el meleku : ve melekler
  4. saffen saffen : saflar halinde, saf saf

“Senin Rabbin; Rahman”dır ayetini de hatırlayınız. “Allah” ve “Rahman” tamamen aynıdır. “Rahman” sadece Allah’ın bir ismi ve kainata kendini gösterdiği tezahürüdür.

 

RAHMAN’A İYİLER

BİR BİNEK ÜZERİNDE GELECEKTİR

19.85 – Korunanları, binek üzerinde ikram ile Rahmân’a götürdüğümüz gün

19.86 – Suçluları da yaya ve susuz olarak cehenneme sürdüğümüz (gün)

 

RAHMAN BÜYÜK BİR TAHTTA OTURMAKTADIR

20.5 – Rahmân,tahtına (arşa) yerleşmiştir..

25.59 – Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da tahta  kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor!

 

RAHMAN’IN HEYBETİ ETKİLEYECEKTİR

Taha 108

O gün hiçbir kimse kalmaz ki Allah’a dâvet edene uymasın ve Rahmân’ın heybetinden sesler kesilir, fısıltıdan başka bir şey duymazsın. O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

ŞEYTANIN TARTIŞTIĞI VE İSYAN ETTİĞİ RAHMAN’DIR

19/MERYEM-44:

Ey babacığım, şeytana kul olma! Muhakkak ki şeytan, Rahmân’a asi oldu.

 

RAHMAN ÇOCUK EDİNMEZ

19/MERYEM-92: Ve mâ yenbagî lir rahmâni en yettehıze veledâ(veleden).

Ve Rahmân’a çocuk edinmek yakışmaz

 

RAHMAN BİRİNE İZİN VERECEK, O DA DOĞRUYU SÖYLEYECEKTİR

78/NEBE-38: Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâ(saffen), lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu ve kâle sevâbâ(sevâben).

O gün, ruh  ve  melekler, saf saf hazır bulunurlar. Rahmân’ın kendisine izin verdiği kişiden başka kimse konuşamaz ve  o da doğru söyler.

 

ALLAH SEÇTİĞİ BİR KULUN KALP TAHTINA DA YERLEŞİR

24:35

Allah göklerin ve yerin ışığıdır. O’nun ışığının benzeri; içinde lamba bulunan kandillik gibidir. O lamba cam içindedir. Cam inci yıldız gibidir. Doğuda ve batıda bulunmayan, mübarek ağacın/şecerenin yağı ile yakılır. O yağ ateş bile değmeden ışık verir. Işık üzerine ışıktır. Allah dilediğine nuru ulaştırır. Ve Allah, insanlara örnekler verir. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir.

Işık ve Nur olan Allah, dilerse yarattığı bir lamba çerağın içindeki camın rengine bürünerek insanlığa seslenebilir. Sonsuz ve akıl alıcı muhteşem zatı, bir kandilin içinde insanların anlayıp gördüğü ve dayanabildiği bir seviyeye iner. O çerağ, o kandil, kalptir. Rahman’ın tahtı gökte olsa da, Allah her yerde olması nedeniyle, tahtını gönüllere kurmuştur. Gören gözler ve ışığı keşfeden akıllar tahtın yolları ve yolcularıdır.

Peygamberlik nuru en az 4’tür. İshak ve İsmail’de 2. Zerdüşt ve Buda’da 2 nuru temsil eder. Bu nurlar en son birleşerek ahir zaman uyarıcısında en güçlü hali ile ortaya çıkması ve tüm dinlere hitap etmesi beklenir. Allah en iyi bilendir.

RABBİN İNSAN SURETİ

“Allah, insanı Rahman suretinde yarattı.” (Buharî, İsti’zân, 1; Müslim, Birr, 115, Cennet, 28)

“Allah ahirette peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir.” (Müslim, İman 302; Müsned, 3/1)

Ancak bir sonraki hadiste tüm müminlerin de bunu göreceğinden bahsedilmektedir.

ALLAH’IN BACAĞI

Nitekim başka bir hadisi şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyurmaktadır. “Ebu Said (ra) anlatıyor. Resulullah (aleyhisselatu vesselam)’ı dinledim,

“Baldırın açılacağı, kendilerinin secdeye davet edileceği gün…(Kalem 42) mealindeki ayetle ilgili olarak” şöyle diyordu:

“Rabbimiz baldırını açar, her mümin erkek ve her mümin kadın O’na secde eder. Dünyada iken kendisine riya ve gösteriş olarak secde edenler geri kalırlar. Onlar da secde etmeye kalkarlar, ancak sırtları bükülmeyen yekpare bir tabakaya dönüşür (ve secde edemezler.)” (Buhari, Tefsir, Nunvel Kalem 2, Tefsir, Nisa 8, Tevhid 24; Müslim, İman 302. (183)

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet günü insanlar toplu olduğu halde bir nidacı:

−Her ümmet dünyada neye tapıyor idiyse onun peşine düşsün, diye seslenir. Bunun üzerine Allah’ın gayrısı şeylerden putlara ve dikili taşlara tapınanların hepsi cehenneme dökülürler. Geriye günahkâr ve Allah’a kulluk yapan ehli kitap ümmetler kalır. Yahudiler çağrılır ve neye taptıkları sorulur. Onlar:

−Biz Allah’ın oğlu Üzeyr’e tapıyorduk, derler. Bunun üzerine onlara:

−Yalan söylüyorsunuz, Allah eş ve çocuk edinmemiştir, denilir. Onlara istekleri sorulur, onlar da susadıklarını söylerler. Cehennem onlara bir serap gibi gösterilir ve oraya sevk olunurlar. Su içmek için birbirlerini çiğneyerek oraya gider ve ateşe dökülürler.

Sonra Hristiyanlar çağrılır, neye taptıkları sorulur:

−Allah’ın oğlu Mesih İsa’ya tapıyorduk, derler. Bunun üzerine onlara da:

−Yalan söylüyorsunuz, Allah hiçbir eş ve çocuk edinmemiştir, denilir. Onlara da istekleri sorulur, susadıklarını söylerler. Cehennem aynı şekilde onlara da bir serap gibi gösterilir ve oraya sevk olunurlar. Su içmek maksadıyla birbirlerini ezerek oraya gider ve ateşe dökülürler.

Meydanda sadık olsun, facir olsun yalnızca Allah-u Teâlâ’ya kulluk eden muvahhid kimseler kalır. Âlemlerin Rabbi Subhanehu ve Teâlâ onlara, gördükleri sûretin dışında başka bir sûrette gelerek:

−Neyi bekliyorsunuz? Her ümmet kulluk yaptığının peşine düştü, diye seslenir. Onlar:

−Biz muhtaç olduğumuz halde dünyada bu insanlardan ayrıldık ve onlarla arkadaşlık yapmadık, şimdi kendisine kulluk yaptığımız Rabbimizi bekliyoruz, derler. Allah-u Teâlâ:

−Ben sizin Rabbinizim, der. Bunun üzerine o muvahhid topluluk iki ya da üç kere:

−Senden Allah’a sığınırız, biz Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayız, derler. Allah-u Teâlâ onlara:

−Sizinle Rabbiniz arasında kendisini tanıyabileceğiniz bir alamet var mı? diye sorunca:

-Evet, baldırdır, derler. Allah-u Teâlâ baldırını (sâkını) açar, ihlâslı mü’minler hemen O’na secde ederler. Dünyadayken riya ve gösteriş için Allah’a secde edip namaz kılanlar da secde etmek isterler ancak Allah buna müsaade etmez ve onların sırtlarını tek bir tabakaya çevirir. Secde etmek istedikçe enseleri üzere geri düşerler.

“İncik/baldır açıldığı gün secdeye davet olunurlar da güç yetiremezler.” Kalem: 42

Sonra secde edenler başlarını kaldırırlar. Gördükleri ilk sûreti değişmiş olduğu halde:

−Ben sizin Rabbinizim, der, onlar da:

−Sen Rabbimizsin, derler. Akabinde cehennemin üzerine Sırat Köprüsü kurulur ve şefaate izin verilir.”[1]

 

İncil Vahiy 19

1  O sırada baktım; gökler açılmıştı ve orada beyaz bir at+ vardı. Binicisinin adı Sadık+ ve Gerçek’ti.+ Onun hükümleri ve savaşı adildir.+ 12  Gözleri alev alev yanıyor+ ve başında taçlar bulunuyordu.+ Üzerine kendisinden başka kimsenin bilmediği bir isim+ yazılmıştı. 13  Üstüne kan+ sıçramış bir elbise giymiş, kendisine “Tanrı’nın Sözü”+ adı verilmişti. 14  Ayrıca gökteki ordular da beyaz atlar üzerinde onu izliyordu. Onlar da beyaz, temiz ve has ketenler giymişti. 15  Ağzından uzun ve keskin bir kılıç çıkıyordu.+ Kendisi bununla milletleri vuracak ve demir değnekle+ onları güdecek. Ayrıca, Mutlak Güce Sahip Tanrı’nın gazap ve öfkesiyle,+ şıra teknesini+ de o çiğniyordu. 16  Giysisinde, uyluğunun (bacağının) üzerine gelen yerde, ‘Krallar Kralı ve efendiler Efendisi’+ adı yazılıydı.

Ağzından çıkan bir kılıçla kötüleri öldürmesi, onları demir bir tokmak ile gütmesi, beyaz bir atın üzerinde gelmesi “beklenen kişinin” islami hadislerdeki alametlerinden olduğunu hatırlayınız. İslam alimlerinin “sak” ayetini tefsir edemediklerini ve Rabbin tecelliyatını tarifte çaresiz kaldıklarını görünce “tüm kutsal kitaplardan” ayetlerin birleşimi ile onlara göstermek istedim.

[1] Buhari: 801, 6471, 7303, 7310, Müslim: 182-183

 

Benzer Yazılar

Yorum Bırak