ŞEYTAN SEMBOLÜ AFRİKA’NIN KANINI EMİYOR (7. Kitap 7. Bölüm)

İblisin ve kölelerinin bu kan tutkusu, kanı, gıda olarak kullanmalarından kaynaklanmaktadır.

Nitekim şeytanların, kendi yaşamlarını ve yurtlarını anlatan ve medyumlar aracılığıyla yazılan “Lemurya Yolu”nda; dişi şeytanların haiz kanının, bitkiler ve kendileri için oldukça besleyici olduğu ballandırılarak anlatılır.

Ayrıca, Peygamberimizin, “her haram olan şeyin; ölü eti, leş ve kanın, şeytanların yiyeceği olduğu” beyanı, sahih kaynaklarda yer almaktadır.

Asur krallığının kuzeydeki önemli bir merkezi olan Harran’da paganizminin ritüelleri, Abbasiler devrine kadar sürmüştür. Her yıl ağustos ayında düzenlenen korkunç insan katliamı, İbnu’n Nedim’in el-Fihristi’nde şöyle anlatılmıştır:

“Bugün de onlar, tanrılarına (!) yeni doğmuş bir erkek bebek boğazlarlar. Sonra onu kaynatırlar ve aromalı bitkilerle, yağla yoğurarak fırında pişirirler. Sonunda kemiklerden, organlardan arta kalanları tanrılara(!) sunu olarak yakarlar.”

Eski Yunan’da İlyada ve Hesiodos’un kitaplarında; hayvan yağ ve kemiklerinin, tanrıların(!) hazır bulundukları törenlerde yakıldığı; tanrıların(!) kurban etlerinden, kanlarından ve yakılma sırasında yağlardan ve kemiklerden çıkan dumanlardan beslendikleri anlatılmaktadır. Yine Nuh’un, Gemi’den indiğinde kurbanlar kestiği ve yayılan kokulardan yararlanmak için tanrıların(şeytanların) toplandığı, Gılgamış Destanı’nda yer almaktadır.

Meksika’da Yucatan bölgesinde yaşamış olan Toltekler, inandıkları Güneş tanrısı(!) adına düzenli bir şekilde insan boğazlamışlardır. Kendisini “Güneş tanrısı(!)” olarak takdim eden İblis, bu zavallı insanları, insan kurban etmezlerse Güneş’in doğmayacağı palavrasıyla korkutmuştur.

Ritüel aynen şöyledir; kurban edilecek insanın göğsü obsidan denen camla ve bir bıçak ile yarılır, hala atmakta olan kalp dışarı çıkarılır. Burada amaç, tanrılarını(İblis’i) en sevdiği yiyecek olan insanın hayat kaynağı kalple besleyerek; Dünya’nın enerji kaynağı olan Güneş’in sürekli olarak doğmasını garantiye almaktır. İnsanları, alçakça kandırarak yapılan bu kan-kokulu beslenme törenleri,örnek dinsel davranış, tanrılara(!) gösterilebilecek en yüksek saygı olarak sunulmuştur.

Afrika ise bu çirkin işi daha da ileriye götürerek, yamyamlığın merkezi haline dönüştü. Çünkü insanlar şeytanlara hizmet ettiği gibi artık kendileri de şeytanlaşıyor ve şeytanlar gibi besleniyorlardı.

Aşağıda ki şekilde insanlık tarihini en acı ve dramatik olayı olan şeytanlara insan kurban etmenin tablosunu görüyorsunuz. Tam kalp hizasından vücudu parçalanmış afrikalı bir kadın. Yaşlı yüzü ve gözlerinden akan göz yaşları ile Afrika’nın dramına ayna tutuyor. Şeytan ise burnunu o kana sokmuş üstünde duruyor. Kesilen insanın kalbinden akan kan sanki bir oluktan bir kaseye doluyor.

Şeytan hakkında ki şeklin detaylı tanımını ilgili bölümden bakabilirsiniz.

Şeytan gerçekten de ezoterik öğretilerde tarif edildiği gibi burnunu ölünün kanından ve etinden yayılan buhara sokar ve içine çekerek beslenir.

Günümüzde hala bazı gizli ve paganist örgütler insan kurban etmeye devam ediyorlar. Bazı görüşlere göre büyük saldırılar yada savaşların bir kısmı da özellikle bu nedenle çıkarılıyor. Gerçeği en iyi bilen Allah’tır.

Yüce Allah’ın, yakın bir çağa kadar dünyanın hakim dini olan kanlı paganizmi dünyanın geçmiş ve geleceğinin tarihini gösteren bu tabloya işlemesi son derece hikmetlidir.

Avrupa’da ki özelikle eski liderler Afrikayı ve Amerika’yı kolonileştirmiş, bu kıtada ki nüfusun önemli bir kısmını yok etmiştir. Bu günümüzde kendilerinin de kabul ettiği bir gerçektir. Yani bu resim Avrupalı devletlerin Afrika insanını, öldürmesi ve sömürmesine işaret ettiği gibi şeytanın da pagan dini yoluyla kanını sömürmesine de ayrıca işaret etmektedir.

Her şeyi gören ve bilen Allah; yüce bir kitapta her şeyi kaydetmiştir.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak