Bize ulaşın

Cennette Allah’ın yüzünün görülmesi yada Kuran’da Allah’ın elleri, ayağı vb şekilde geçen tasvirler nasıl anlaşılmalıdır? Şekli var mı? O nasıl bir anda yaratıyor, nasıl zaman ve mekanın üstünde? Bizden ne istiyor?

Yaratıcı bizi hayatta kalma, nerden geldiğini ve nereye gittiği merak duyguları vermişse cevabı da merak duygumuzun hemen yanına yerleştirmiş olması gerekmez mi? Dinlere göre Yaratıcıyı bulmakla anlamakla mükellefiz. Bir kitap gelmese yada bir peygamber olmasa bile bunu keşfetmek görevimiz. Ama nasıl? Kör olanlar, sağır olanlar yada uzaklarda kimsesiz bir köyde yaşayanlar varken… Cevaplara nasıl kolayca ulaşabiliriz?

Her insan merak eder; sistemi var eden nasıl var etti? Neden var etti? Benden ne istiyor? Tüm bu düzen neden? Tek yapmamız gereken varlığımızı, ruhumuzu gözlemlemek. Damlanın denizini anlamak için kendini incelemesi yeterlidir. Bir bedenimiz bile olmayabilir.

Sorun değil; düşünmene neden olan şeyi incele; hayal gücünü… düşünce makineni… tüm cevaplar orada… Biraz yardım edeyim.

Tüm bu soruların cevabı için elimizde bir kitap var. Hem de o kitaba herkes sahip. Beyin! Yaratıcı ile evren arasındaki ilişki neyse , insanla beyni arasındaki ilişki de bunun misali gibidir. Yaratıcının evrende nasıl birden yoktan büyük nesnelerini var ettiğini anlayamıyoruz ve hatta bunu garip karşılıyoruz; ancak bizde beynimizin sonsuz karanlık evreninde dilediğimiz büyüklükte hayaller var edebiliyoruz. Yaratıcı evrende zamanı ve mekanı istediği gibi değiştirebilir. Bizde beynimizde benzeri bir güce sahibiz. Beynimizde var ettiğimiz canlılar hakkımızda konuşabilirler; hatta özgür bilinçleri varsa bizim hakkımızda atıp tutarak; bize düşman bile olabilirler. Onlara gökyüzünde dilediğimiz şekilde görünebiliriz. Orada var etmek, yok etmek, sistemi değiştirmek bizim için ne kadar kolaydır değil mi?

Allah ol deyince bir şeyin olduğunu söylüyor. Bizlerde bir varlığı beynimizde var etmek için ismiyle birlikte onu düşünmüyor muyuz. Gördüğünüz gibi Yaratıcı insana kendisini anlayıp empati kurabilelim diye beyin isminde bir ilahi ayna vermiştir. Ki onun yüce işlerini kavrayabilelim ve ondan bize kendine benzer şekilde aktardığı esmalarını-özelliklerini taşıyarak onunla yakınlaşalım.

Oku emrini maalesef kitap okumak olarak algıladık. Hatta daha da kötüsü diploma almak olarak anladık. Cebrail as. İlk emir olarak Hz Muhammed’e as. 3 kez oku dedi. Ama Resülullahın hayatına baktığımızda asla okumadığını ve bir kitaba dahi bakmamaya özen gösterdiğini görüyoruz. Haşa Allah’ın emrine karşı mı gelmişti? 3 kez emredildiği ve ısrarla söylendiği halde. Bu nedense kimsenin dikkatini çekmez.

Yalnız yaşayan bir çoban yada ıssız adada ki insanların bile… büyük ilahi sorularına kolayca cevap bulabilmesi için, kendini ve kendinde gizli olanı bilip keşfetmesi için HER İNSANA ayrı bir kutsal kitap verilmiştir; beyin. İlahi ayna…

Allah ne diyor, ne yana dönerseniz dönün ancak benim yüzümü görürsünüz. Beynimizdeki insanlar da baktıkları her yerde bizi görürler. Onlara elli ve ayaklı bir varlık suretinde gökte görünüp konuşmamız bunu değiştirmez. Biz orada her yerdeyiz, her şeyiz. O insanlara onlardan bile daha yakınız. Allah’ın kudret ve yönetiminin misali, bizlerin beynimizde ki dünyayı kontrolüne bir misal gibidir.

Evren’in ve yaratılış sırrının insan içine yerleştirilmiş küçük bir modelidir beyin.

YARATICININ KOZMİK “KÜN” (OL) SESİ

Beynimizde bir hayal var ederken çoğu kez ismini de iç sesimizle tekrar ettiğimizi fark etmişsinizdir. Bilim adamları sistematik düşüncenin yani insani zekanın dille; kelimelerle ortaya çıktığını böylece medeniyete ilk adımın atıldığını ifade ediyorlar. Medeniyet lisanla doğdu. İnsan maddeyi sesli şifrelerle tasnif etti ve zihninde etiketledi.

Kuran’da Hz Adem yani ilk gelişmiş ve ilahi nefesten gelen ruhla donatılmış insanın meleklerden üstün olması doğadaki nesneleri isimlerini dillendirebilmesiyle başlamıştır. Yaratıcı Adem as.’a her varlığın ismini öğretmiş, Adem as. da bu yeteneği ile her şeyi isimlendirmeye başlamıştır.

…Ve (Allah) Âdem’e isimlerin hepsini öğretti…(2-31)

İnsanoğlu daha önce konuşamıyordu… Yaratıcının “kendi rumundan üfledim” dediği insanoğlunun eşsiz beyni de öz benliğindeki yaratma ve düşünme eylemi için aynı yaratıcı gibi sesli komutları kullanıyor. Allah yaratmak istediğinde; sadece bir dileme hissi değil; ilahi bir sesin vücut bulduğunu da söylemektedir;

(O, bir şey yaratmak isteyince, “Ol” der, hemen oluverir.) [Yasin 82]

Bing Bang yani evrenin ilk yaratılışındaki 300 bin yıllık atomların ve maddenin görünmeye başladığı dönemde büyük bir sesin evreni titrettiğini ve maddenin ortaya çıkmasında etkili olduğunu bilim bugün keşfetmiştir.
Kozmik ses dalgaları adı verilen bu olağanüstü ses dalgası hakkında Newscientist dergisinin hazırladığı bilimsel makalede şu ifadeler yer alıyordu;

Big Bang’ten hemen sonra ortaya çıkan kozmik ses dalgaları da evren haritasına entegre edildi. Erken Evren’de fotonlar tarafından emildiği düşünülen bu dalgaların varlığı ilk kez 2005 yılında keşfedilmişti. Erken Evren kabul edilen ilk 300 bin yıla ait ‘yankı’ları taşıyan bu kozmik ses dalgalarından, galaksilerin dağılımını anlamada istifade edilecek. Bilim insanları kozmik ses dalgalarını da hesaba katarak, astronomik ölçümlerin kesinliğini artırmayı hedefliyor.”

Kaynak: New Scientist 15 May 2006 by Kimm Groshong
http://www.newscientist.com/article/dn9164-biggest-map-of-universe-reveals-colossal-structures.html
http://thaber.wordpress.com/page/14/

Bilim adamları bu kozmik ses dalgaları olmasaydı belki de evrenin hiç oluşamayacağını düşünüyorlar.

ABD’nin Washington Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan John G. Cramer, Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) CMB ölçümleri yapan Planck projesinden oldukça detaylı veriler kullanarak, Evren’nin ilk 760 bin yılına ait ses simülasyonunu oluşturdu. Cramer, CMB verilerini Mathematica yazılımını kullanarak işledi.
Yapılan çalışma sonucunda Cramer bu ses kaydını elde etti:

SES UZAY’I ‘AŞACAK’
The Atlantic sitesinin haberine göre Cramer, ‘Evren’in ilk dönemlerinde bir bass enstrümanı gibi çalıştığını ve ses dalgalarını sürekli daha uzaklara yaydığını’ belirtti. Aşırı sıcak halden giderek soğuyan ve genişleyen Evren, ses dalgalarının da giderek azalan frekanslarda yayılmasını sağladı. Bir süre sonra, ses dalgaları insan kulağının duyamayacağı frekansa indirgendi.

Cramer, elde ettiği simülasyonu duyulabilir kılmak için, simülasyon frekansını 1026 kat artırdı. CMB yayılımlarının giderek arttığı görülen simülasyonda, en güçlü titreşimler Evren’in 379 binin yılında ortaya çıkıyor.
Bilim insanları, 1 trilyon yıl sonra Uzay’daki ses dalgalarının hiçbir cihaz tarafından tespit edilemeyecek kadar yayılacağını düşünüyor. Öyle ki, CMB, kozmik ufuk çizgisi olarak kabul edilen gözlemlenebilir Uzay’ın dışına çıkacak.

ENOK’UN KİTABINDA DETAYLI BİNG BANG TARİFİ

Binlerce yıl önce yaşayan Peygamber Enok’un Kitabında evrenin oluşumuna ilişkin olarak şunlar yazılıdır.

Bölüm-24
2- Ve Ben(Enok), Rabb’i(Lordu) saygıyla selamladım ve Rabb bana konuştu: “Sevgili Enok, gördüğün ne varsa ve hareketsiz duran veya hareket eden ne varsa, Ben’im tarafımdan mükemmel hale getirildi. Ve bunu sana, Ben açıklayacağım. Hiçbir şey var olmadan önce; en başından beri var olan her şeyi, var olmayandan; görünür olanları, görünmez(ruhsal) şeylerden yarattım.”
3- Dinle Enok! Ben’im bu sözlerimi kavra(al). Sırrımı meleklerime anlatmadım. Onlara onların yükselişini anlatmadım ne de sonsuz alemi. Ve ne de bugün sana anlattığım yaratmamı anlamadılar.
4- Tüm bunlar görünür şeyler(fiziksel evren) olmadan önce, BİR olan BEN, yalnız görünmez(ruhsal) şeylerde dolaşırdım, Güneş gibi, doğudan batıya ve batıdan doğuya.

….

5- … Ve görünür bir evren yaratmak için, bir temel(esas, taban, zemin) kurma fikrini tasarladım.
(Enok 2/2-5)

Bölüm-25
1- En düşük(alt) şeylere şunu emrettim: görünmez(ruhsal) şeyler, görünür(fiziksel) şeylere dönüşmeli. Ve Adoil(ado (büyük kargaşa),il(tanrı)) çok büyük oldu ve ben ona baktım. O büyük nurdan(ışıktan) bir gövdeye sahipti.
2- Ve Ben ona dedim: “Adoil(ado (büyük kargaşa),il(tanrı)), kendini çöz-çözül! Ve senden görünenin(fiziksel olanın) çıkmasına izin ver.”O da çözüldü ve çok büyük bir “ışık” ortaya çıktı.
3- Ve o çözüldü ve büyük bir ışık açığa çıktı. Ve ben büyük ışığın ortasındaydım. Işık’tan(Nur’dan), ışık doğarken büyük bir çağ ( devir ) geldi ve benim yaratmayı düşündüğüm tüm yaratılışı gösterdi. Bunun iyi olduğunu gördüm.
4- Ve Kendim için bir Taht yerleştirdim, ona oturdum. Ve ışığa konuştum: “Oradan daha yukarı git, Taht’ın daha yukarısında kendini yerleştir ve en yüksek şeyler için temel ol!
5- Ve ışığın yukarısında, ondan yüksek başka hiçbir şey yoktu ve ben yukarı yöneldim ve Taht’ımdan yukarıya baktım.
(Enok 2/1-5)

Bölüm-26
1- Ve ben ikinci kez en düşük (seviyede) olanı çağırdım ve dedim ki: “Hadi Archas ( arklar, kemerler ), görünmez olan şeylerden, görünür ve katı (madde) ortaya çıksın!”
2- Ve Archas, katı, ağır ve çok kırmızı oldu. Ve Ben dedim ki “Kendini aç Archas ve senden görünür (evrenin) olmasına izin ver!” Ve o (Archas), kendisini çözdü. Bütün alt seviyedeki yaratımlara yol açan, çok büyük ve çok karanlık bir çağ (uzay çağı) açığa çıktı. Ve Ben bunun iyi olduğunu gördüm.
3-Ve ona dedim ki: “Oranın altına git. Kendi kendini yerleştir. Alt seviyedeki şeyler için temel ol! O oldu. (Archas)aşağı indi ve kendi kendini yerleştirdi. Alt seviyedeki şeyler için temel (maddenin yapı taşı) oldu. Karanlığın aşağısında başka hiçbir şey yoktu.

(Enok 2/1-3)

Dünyanın en çok izlenen ve binlerce kişinin İslam'a geçmesine vesile olan Kutsal Gizemler Altın Oran Kabe belgesellerinin yapımcısı ve araştırmacı yazarıdır. Ankara'nın Karahisar Beldesi memleketidir. 1400 Hicri Yılının 23. Ramazan Gecesi doğmuştur. Odtü Atom da 3d üzerine seminerler vermiş ve pek çok büyük marka ve devlet kurumunun tanıtım projelerini üstlenmiştir. Saba Tümer, Pelin Çift Ana Haberler vb pek çok önemli programa defalarca katılmış ve kendisine lütfedilen mucizeleri insanlığa ulaştırmaya çalışmıştır.

Okumaya devam et
Reklam
Yorum yapmak için tıklayınız

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bana Verilen Mucizeler

KURAN’DA KABE’NİN KOORDİNATLARI MUCİZESİ

KABE’NİN ORJİNALİNDEKİ EN VE BOY ORANI ALTIN ORANI VERİR

Peygamber hadisinde gerçek ölçüsünü şöyle buyuruyor;

 “Kabe’nin en uzun kenarı “32 zira idi, en kısa kenarı da 20 ziradır

Yani 32/20=1,6 Altın oranı ifade eden 1,618 in muhteşem ifadesi.

 

 

KURAN MUCİZEVİ ŞEKİLDE KABENİN KOORDİNATLARINI VERİR

Kabe’nin koordinatları da Kuran’a işlenmiştir. Kuran’da Kabe’den sadece birkaç yerde bahsedilmiştir. Kendisinden bahsedilen ilk ayette Kabe’nin enlem değeri ile ifade edilmiştir;

21°25′ dakika Kabe’nin Enlem Değeri

2.125 – Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık

Enlem değeri dakika cinsinden ifade edilebildiği gibi yüzdelik kesir cinsinden de ifade edilebilir diyerek karşı çıkan olabilir. Ancak bu yönüyle baktığımızda dahi insanlığın yöneldiği kıbleden yani Kabe’den bahsedildiğini görürüz.

21.42 Kabe’nin Yüzdelik Enlem Değeri

2.142 – Birtakım kendini bilmez insanlar, “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler.

 

 

HAC SURESİ; 22. SUREDİR

Kutsal Mikat bölgesi ve hacıların neredeyse tamamının ihrama giriş noktası 22. enlem üzerinde başlar.

 

Her mucize tek başına değerlendirildiğinde binde bir , milyonda bir tesadüf gerçekleşmiş, olabilir belki denebilir..  Ama tüm mucizeler alt alta konarak hepsinin aynı anda gerçekleşme ihtimali incelendiğinde altın oran ve koordinatlarla ilgili verilerin gerçek bir mucize olduğu ve ilahi bir güç tarafından mesaj verildiği kesinlik arzedecektir.

Okumaya devam et

Bana Verilen Mucizeler

HZ. İSA’NIN SIRRI (ÇARMIHTAKİ YAHUDA’YDI) (4. Mucize)

Hıristiyanlar dikkatli dinleyin. Bu size Allah katından gelen kanıtlarla dolu yepyeni bir uyarıdır. Kutsal kitabınız İncil’den kanıtlarla Hz İsa’nın gerçek hikayesini bilin ki Peygamber İsa’yı, O’nun ve Sizin İlahınız olan Allah’ı sözlerinizle incitmeyin. Çünkü sözlerinizden ve inancınızdan ötürü dünyanız artık yıkılmak üzere. O istiyor ki; kendisi hakkında ki gerçek ortaya çıksın, gelecek olan gelip İsanın gerçek hikayesini size açıklasın. Ahitte size anlatılan Allah’ın kayasını tanıyın, ona sığının ve işaretlerini görün ki kurtuluşa eresiniz. 

A) UYARI

Hıristiyanlar dikkatli dinleyin. Bu size Allah katından gelen kanıtlarla dolu yepyeni bir uyarıdır. Kutsal kitabınız İncil’den kanıtlarla Hz İsa’nın gerçek hikayesini bilin ki efendiniz İsa’yı, O’nun ve Sizin İlahınız olan Allah’ı sözlerinizle incitmeyin. Çünkü sözlerinizden ve inancınızdan ötürü dünyanız artık yıkılmak üzere. O istiyor ki; kendisi hakkındaki gerçek ortaya çıksın, gelecek olan gelip İsa’nın gerçek hikayesini size açıklasın. Ahitte size anlatılan Allah’ın kayasını tanıyın, ona sığının ve işaretlerini görün ki kurtuluşa eresiniz.

Size İsa’nın çarmıha gerilmediğini, göğe çekilerek kurtarıldığını, onun bir ilah değil sadece bir peygamber ve yüceltilmiş değerli bir kul olduğunu bizzat  İsa’nın İncil’deki sözleri ile kanıtlayacağım. Onun sözünden sağlam kanıt tanıyor musunuz? Sonsuz yaşamınızı, dualarınızı ve hayatınızı üstüne inşa ettiğiniz inançlarınızı yanlış bir kaya üzerine kurmak ve bedbaht olmak istemezsiniz. Öyleyse beni iyi dinleyin. Çünkü şimdi öz kitabınızdan kanıtları açıklayacağım. Ki İsa’nın ruhu artık huzur bulsun ve inananları azaptan kurtulsun.

 

B)  İSA’NIN EN BÜYÜK YEMİNİ VE EN BÜYÜK ANLAŞMASI ÇARMIHA GERİLMEDİĞİNİ KANITLAR

O son akşam yemeğinde en büyük yeminini etti.

Matta 26:

“27: Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek, «Hepiniz bundan için» dedi.

“28: Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için bir çokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.

29: Size şunu söyleyeyim, “Babamın egemenliğinde sizinle birlikte tazesini içeceğim o güne dek, asmanın bu ürününden bir daha içmeyeceğim.”

 

İsa; elindeki kaseyi tutarken; “Sizinle birlikte tazesini içeceğim güne dek..” demesinden anlıyoruz ki; kasedeki tazeliğini ve güzelliğini yitirmiş ekşimeye yüz tutmuş ucuz bir ekşi şaraptır. Çünkü İsa ve havarileri fakirdi ve şarabın iyisini tazesini bulamamış olmaları çok normaldi. Yemek olarak ise kuru bir ekmeği bölüştüler.

Anlıyoruz ki; bu büyük anlaşmanın sembolü olan kutsal kase ve ekşi şarapla büyük bir mesaj verilmiştir.  Eğer İsa gibi görünen bir insan artık, asmanın ürününden; yani şarap, rakı, votka ya da ekşimiş şarap olan sirke içerken görülürse, bilinmelidir ki o kişi İsa değildir.

Ama ertesi akşam İsa kanını döküp eziyetler çektiğinde anlaşmanın kendi üzerine düşen kısmını yerine getirir ama Allah kimseyi sevgili bir kulunu işkence ederek öldürdüler diye affedecek değildir. Bu nedenle çarmıhtaki kişi İsa değildir ve bu nedenle sözünü hiç hatırlamadan kendisine verilen şarabı içer.

 

Yuhanna 19;

28: Daha sonra İsa, her şeyin artık tamamlandığını bilerek Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi için, “Susadım!” dedi.

29: Orada ekşi şarapla dolu bir kap vardı. Şaraba batırılmış bir süngeri zufa dalına takarak O’nun ağzına uzattılar.

30: İsa şarabı tadınca, “Tamamlandı!” dedi ve başını eğerek ruhunu teslim etti.”

Markos 15:36

Aralarından biri koşup bir süngeri ekşi şaraba batırdı, bir kamışın ucuna takarak İsa’ya içirdi. Dur bakalım, İlyas gelip O’nu indirecek mi?” dedi. Ama İsa yüksek sesle bağırarak son nefesini verdi.

İsa ne havarileri ile birlikte şarap içmiş, ne tazesini içmiş, ne de Tanrı’nın egemenliğine ya da cennetinde hep birlikte içmişlerdir. Yani İsa yeminini en az 3 farklı şekilde bozmuş görünmektedir. Bu durum dahi çarmıhtaki kişinin İsa olmadığını tek başına kanıtlamaktadır. Ama delilleri dinlemeye devam edin.

İsa çölden sonraki ikinci sınavını geçmiştir, Yaratıcı İsa’ya ihanet eden Yahuda’nın yüzünü değiştirerek İsa ya benzetir ve Allah Yahudileri kazdığı kuyuya düşürür.

 

 C) TEVRAT’A İMAN EDİYORSANIZ; ÇARMIHA GERİLEN LANETLENMİŞTİR

 

Tevrat, Yasanın Tekrarı 21;

“22-23: Ölüm cezasını gerektiren bir suçu olan suçlu öldürülmesi için bir tahta parçasına asıldığı zaman cesedi gece boyunca o tahtada asılı kalmasın… Çünkü asılarak öldürülen tanrı tarafından lanetlenmiştir…”

Yahudiler özellikle Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesini istiyorlardı.

Luka 23;

“20: İsa’yı salıvermek isteyen Pilatus onlara (yahudi halka) yeniden seslendi.

21: Onlar ise, “O’nu çarmıh’a ger, çarmıh’a ger!” diye bağrışıp durdular.”

 

Eğer Hz İsa’yı çarmıha asarak öldürebilirlerse onun Tanrı katında değersiz bir düzenbaz olduğunu ( haşa ) kanıtlayacaklardı. Çünkü çarmıha gerilerek ölen kişiler Tevrat’a göre lanetliydi. Tevrat yasalarının ve sözlerinin asla değişmeyeceğini bizzat Tevratta Allah söylüyordu. Halk da Tevrat’ın bu hükmüne güveniyordu. Bu nedenle tüm Yahudi halkı onun test edilmesi için özellikle çarmıha gerilmesini istedi.

 

Bu konuya bir çözüm bulamayan Pavlus sürekli kendisine bu içinden çıkılmaz durumu ifade eden ve “o adam yani İsa Tevrat’a göre lanetlidir. Tevrat’a göre Tevrat’ın hükmü sonsuza dek değiştirilemez” diyen Yahudilere şöyle cevap veriyordu;

Pavlus’tan Galatyalılara Mektup 3;

“13: …İsa Mesih kendisi lanet olarak bizi kanunun lanetinden akladı…”

İyi niyetli olsa bile çaresizlik içinde verilmiş bir cevap. İsa kendisi lanet oldu… Haşa… ‘Lanet’ denilen şey; bir iğrençliktir. Sevgi peygamberi olarak anlatılan Hz İsa’nın çarmıha gerilince “Lanet olduğunu” ifade etmek yanlış cevaptır.

Öyleyse Tevrat’a inanan hiç bir hıristiyan İsa’nın çarmıha gerildiğine inanamaz.

 

C) ÇARMIHTAKİ KİŞİ SIRADAN BİR KİLİSE PAPAZI KADAR BİLE İNANÇLI DEĞİLDİR

 

Hz İsa mükemmel bir insandı ve Yaratıcının takdirine tüm insanlardan daha fazla bağlıydı. Çarmıhta bağıran kişi ise davasından bihaber ve sürekli haber verip durduğu kendini feda etme meselesini kavrayamamış farklı bir insandır.

Matta 27/46; Markos 15/34;

“Ve dokuzuncu saate doğru, İsa: “Eli, eli, lama sabktani? Yani: ‘Allah’ım, Allah’ım, beni niçin terk ettin!’ diye yüksek sesle bağırdı.”

Sanki yeminini ve amacını unuttu. Zaten bunun için yaşıyor ve yeminler ediyordu. Bekliyor ve bunu kabul ediyordu. Allah’a yüksek sesle bağırıp, hesap soran şaşkın bir adam düşünün… Birde sevdiği kadın için bile gülümseyerek ölüme gidebilen binlerce cesur insanı… Son nefesinde uzaktan tanıdığı kralı için bile “kralım için canım feda” diyerek ölen binlerce savaşçıyı… Hz İsa yaratıcısına karşı bu kadar dahi fedakar olamayacak birisi midir? Hz İsa’nın geri kalan hayatını ve sözlerini incelediğimizde, o eğer çarmıha gerilen kişi olsaydı, kesinlikle “evet, hep bunu bekledim, kendimi feda ettim, bunun hatırına herkesi bağışla, ben razıyım” derdi? Bu ifade hiçbir şekilde kendisini seve seve bilerek isteyerek insanlık için kurban eden birinin ifadesi değildir. Bu kişi tanrının adak koyunu değildir. Bu şaşkın bir adamın ifadesidir. O Ne olduğunu kavrayamayan Yahudadır. Sahte peygamber zannederek ele verdiği İsa nedeniyle ödüllendirilmeyi beklerken nasıl bir duruma düştüğünü çözememiş ve Allah’a neden diye sormaktadır. Çünkü Yahuda İsayı ele vermekle iyi bir iş yaptığını zannediyor ve ödül bekliyordu. O da İsa karşısındaki yahudilerdendi ve casusluk yapıyordu.

 

D) ALLAH HZ İSA’NIN DUASINI REDDETMEYECEKTİR

 

Peki Hz İsa’nın dahi beklenti içinde olduğu çarmıha gerilerek öldürülmesi ve akabinde tüm insanlık için gerçekleşecek büyük kıyım-kıyamet neden olmadı?

 

Hz İsa’nın yürekten, secdeye kapanarak defalarca ettiği bir duayı Yaratıcının reddetmeyeceğine inanıyorsanız; Hz İsa’nın da çarmıha gerildiğine inanamazsınız. Çarmıh hadisesinden bir önceki gece dağda oturduklarında şunlar olmuştu.

Matta 26;

“37: Petrus ile Zebedi’nin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye ve ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.

38: Onlara, “Yüreğim ölüm derecesinde kederli” dedi. “Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.”

39: Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. “Baba” dedi, “mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun.” ( Kasenin İsanın kanı olduğunu hatırla)

40: Öğrencilerin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrus’a, “Demek ki benimle birlikte bir saat uyanık kalamadınız!” dedi.

41: “Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.”

42: İsa ikinci kez uzaklaşıp dua etti. “Baba” dedi, “eğer ben içmeden bu kâsenin uzaklaştırılması mümkün değilse, senin istediğin olsun.”

43: Geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına bir ağırlık çökmüştü.

44: Onları bırakıp tekrar uzaklaştı, yine aynı sözlerle üçüncü kez dua etti.

45: Sonra öğrencilerin yanına dönerek, “Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz?” dedi. “İşte saat yaklaştı, İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor.

46: Kalkın, gidelim. İşte beni ele veren geldi!”

 

( Unutmayın Matta 26 ya göre Hz İsa kaseyi kanını taşıyan bir anlaşma sembolü olarak tanıtmıştır. Hz İsa’nın kanının dökülmesi ile gerçekleşecek bir anlaşmayı sembolize eder. Bu anlaşma kendisine inananları kurtarırken inanmayan çoğunluğu ise acı ve sonsuz bir cezaya düşeceklerdi)

Hz İsa kaseden işkenceden korktuğu için kaçmıyordu. Çünkü İncil’de ki bağcı hikayesinde anlattığı gibi kendisi Yahudiler tarafından çarmıha gerilirse önceki kavimlere olduğu gibi toptan yok edileceklerine inanıyordu. İnsanlığın kıyıma uğramasını istemiyordu. O nedenle kase gitsin diyordu. Kase ortadan kalksın… Affedilmenin kaseden başka yolu varsa o olsun.

Allah elbette en sevdiğini parçalayarak öldürdüler diye insanları bağışlayacak bir sadist değildi. O İsa’yı ve inananları sınamış, İsa’nın fedakarlığını ve çilesini görmüş, ona inanan herkesi zaten affetmişti. O İsa’yı asla onların eline bırakmayacaktı. İsa kendini kanıtladı ve ölüme yürüdü acı çekti. Ama kurtuldu. Göğe çekildi.

 

E) ÇARMIHTAN SONRA GÖRÜLEN İSA’LARIN ÇOĞU SAHTE PEYGAMBERDİR ÇÜNKÜ EN YAKINLARI BİLE ONLARI TANIYAMAZ

 

Havariler Hz İsa göğe çekildikten sonra görünen ve hakkında İsa mıydı diye şüpheye düştükleri kişiler ise çoğunlukla sahte peygamberlerdi. Ona biraz olsun benzeyenler O’nun yerine geçmek için can atıyordu. Yüzlerinin aşırı benzemiyor olması sorun değildi. Çünkü Hz İsa geri dönmesi beklenen İlyas peygamberin Yahya as. ile geri döndüğünü, ama insanların anlamadığını söylemişti. Bu nedenle kendisi de ruhen başka bir surette geri dönebilir diye düşünüyorlardı. Çünkü İlyas nuru, Yahya’da geri dönmüştü. Ancak bu kimseler tenha yerlerde kısa süreli görünüyorlardı çünkü Roma askerleri ortaya çıkan yeni Mesihler konusunda uyarılmış ve olası isyanı önlemek için peşlerine düşmüştü.

(Matta 24:11, 24)

“Birçok sahte peygamber türeyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak… Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar.”

Dikkat edin özellikle sahte Mesihlere karşı uyarmaktadır ve seçilmiş olanlar hariç hemen herkesi kandırabilecekler. Seçilmişlerden olan havariler dahi şüpheye düşmüştür.

( Hz İsa’nın Mezarında Ağlayan Meryem, İsa gibi davranan adamı tanımıyor)

 

Yuhanna 20;

“13: (İsa’nın yakın bağlısı Mecdelli ) Meryem’e, “Kadın, niçin ağlıyorsun?” diye sordular. Meryem, “Efendimi almışlar” dedi. “O’nu nereye koyduklarını bilmiyorum.”

14: Bunları söyledikten sonra arkasına döndü, İsa’nın orada, ayakta durduğunu gördü. Ama O’nun İsa olduğunu anlamadı.

15: İsa, “Kadın, niçin ağlıyorsun?” dedi. “Kimi arıyorsun?” Meryem O’nu bahçıvan sanarak, “Efendim” dedi, “Eğer O’nu sen götürdünse, nereye koyduğunu söyle de gidip O’nu alayım.”

 

Dikkat ediniz, ne Meryem onu tanıyor, nede sahte İsa dublörü onu tanıyabiliyor.

( Çarmıh olayından sonra bir gün dağda bir adam görürler )

Matta 28;

“16: On bir öğrenci Celile’ye, İsa’nın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.

17: İsa’yı gördükleri zaman O’na saygıyla eğildiler. Ama bazıları kuşku içindeydi.”

Markos 16;

“12: Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.”

Luka 24;

“15: Bunları konuşup tartışırlarken İsa yanlarına geldi ve onlarla birlikte yürümeye başladı.

16: Ama onların gözleri O’nu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.”

“17: İsa, “Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?” dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.

18: Bunlardan adı Kleopas olan O’na, “Yeruşalim’de bulunup da bu günlerde orada olup bitenleri bilmeyen tek yabancı sen misin?” diye karşılık verdi.

19: İsa onlara, “Hangi olup bitenleri?” dedi. O’na, “Nasıralı İsa’yla ilgili olayları” dediler. “O adam, Tanrı’nın ve bütün halkın önünde gerek söz, gerek eylemde güçlü bir peygamberdi.

Luka 24;

“36: Bunları anlatırlarken İsa gelip aralarında durdu. Onlara, “Size esenlik olsun!” dedi.

37: Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.

38: İsa onlara, “Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?” dedi.

 

Bu görünümlerin bir kısmı Hz. İsa’ya da ait olabilir. Çünkü Kuran O’nun vefat ettiğini ve akabinde göğe alındığını ifade etmiştir. Ruhen bazı kişilere görünmesi mucize nev’inden mümkün olabilir. Ama anlaşılıyor ki bu görümlerin çoğu kendini Hz İsa’ya benzetmeye çalışan kimselerin çaresiz çabalarıdır. Yada havarilerin benzetmesidir. Hz İsa özellikle yalancı Mesihler konusunda havarilerini şiddetle uyarmıştı.

Peki neden İncil yazarları ve havariler ısrarla  gördükleri birilerini Hz İsa’ya benzetmeye çalışıyorlardı?

Elimizde neden Hz İsa ve halkının konuştuğu dilde İbranice bir İncil yok? En eski İncil Yunancadır. İsa Yunan mıydı?  İbranice İnciller bulunamıyor. Çünkü İseviliğin ilk yıllarında insanlar Hz. İsa’nın İbranice sözlerini yazmaya gerek duymadılar. Çünkü Hz. İsa çok geçmeden kısa sürede geri döneceğini söylemişti;

 

Matta 16;

“27: İnsanoğlu, Babası’nın görkemi içinde melekleriyle gelecek ve herkese, yaptığının karşılığını verecektir.

28: Size doğrusunu söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, İnsanoğlu’nun kendi egemenliği içinde gelişini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.”

Markos 9;

“1: İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim” diye devam etti, “Burada bulunanlar arasında, Tanrı Egemenliği’nin güçlü biçimde gerçekleştiğini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.”

  

Luka 9;

“27: Size gerçeği söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, Tanrı’nın Egemenliği’ni görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.”

Orada bulunan herkes öldü ama Hz İsa geri dönmedi. Bu nedenle mevcut nesil ölene dek Hz İsa’nın sözlerini yazılı kitap haline getirme gereği duyulmadı. Yazılan İnciller oradaki son insan öldükten sonra 2. nesil tarafından yazılan araştırma kitaplarıydı. Kutsal kase uzaklaştırılmış, tehir edilmişti.

Yani 40-50 yıl geçmeden kesinlikle geri dönecekti. Asıl beklenen çarmıh hadisesinden 3 gün  sonra dönmesiydi. Her yerde havariler; bugün yarın geri dönecek diyorlardı. Böyle bir ortamda İncil yazmaya gerek yoktu. Her an kıyamet kopabilirdi.

Bu nedenle elimizdeki İnciller yaşayan son havarilerde öldükten sonra yazılmıştır. Havariler İncil yazmaya gerek duymamıştır. Onlar için her gün son gündü. İncil daha sonra hakim siyasi görüşe sahip araştırmacıların onlarca yıl sonra halk arasında dolaşıp yaşlı dedelerden duydukları sözlerin toplanması ile oluşmuştur.

Bu durumu bizzat 4 büyük İncil’den biri olan Luka İncilinde açıkça ifade edilir;

Luka 1;

“1-3: Sayın Teofilos, birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize ilettiler. Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.”

 

Havariler ve halk Hz İsa’nın hemen döneceğine kesin gözüyle baktığından ona biraz dahi benzeyen herkesi suret değiştirmiş bile olsa; dirilen İsa olabileceği konusunda büyük bir şartlanma ve bekleyiş içindeydiler.

Hz isanın duasıyla kase uzaklaşmış. Allah inanmaları ve iyi insanları sadece pişman olmalarıyla affetmiştir. Kıyamet ertelenmiş gelecek yeni insanlara şans verilmiştir.

Eğer İsa çarmıhta öldürülseydi Allah o toplumu yada dünyayı toptan yok edebilirdi ama onlara dahi merhamet edilmiştir.

 

F) ÇARMIHTAKİ İSA DEĞİL DE HAİN YAHUDA İSE, YAHUDA’NIN SONU BELİRSİZ VE SÖYLENTİLERLE DOLU OLMALIDIR

Gerçekten de Yahuda sonu belirsizdir. Herkes hakkında farklı bir şeyler söylüyor ama kimse kesin gerçeği bilemiyordu.

Matta 27;

“4: “Ben suçsuz birini ele vermekle günah işledim” dedi. Onlar ise, “Bundan bize ne? Onu sen düşün” dediler.

5: Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.”

Elçilerin İşleri 1;

18: “Bu adam, yaptığı kötülüğün karşılığında aldığı ücretle bir tarla satın aldı. Sonra baş aşağı düştü, bedeni yarıldı ve bütün bağırsakları dışarı döküldü.

19:Yeruşalim’de yaşayan herkes olayı duydu. Tarlaya kendi dillerinde ‘Kan Tarlası’ anlamına gelen Hakeldema adını verdiler.”

 

Bir insan hem kendini asarak intihar edip ölmesi, hem de çok yükseklerden düşüp bedeninin yarılması ve bağırsaklarının saçılması gibi bir olayın aynı anda olması imkansızdır. Ayrıca hikayenin birinde Yahuda parayı pişman olup iade etmiş, ötekisinde o parayla güzel bir tarla alıp yatırım yapmış, çiftçiliğe soyunmuştur. Yani Yahuda’nın sonundaki halkın farklı söylentileri ve bilinmezlik; Kuran’ın iddiasını daha da güçlendirmektedir.

Gerçekte ise ihanet eden Yahuda’nın yüzü İsa’ya benzetilmişti. Kazdığı kuyuya düşürülen ve İsa yerine çarmıha gerilen yahuda öldükten sonra mezara götürülmüştü. İsa’nın yerine geçmek isteyen sahte peygamberler mezarı açıp onun yerine oturduklarına göre muhtemelen mezardan İsa suretinde ki Yahuda’yı almış ve tanınmaması için yüzünü parçalayarak gizli bir yere gömmüş olmalıydılar. Çarmıha gerilen lanetli olandı, Tevrat asla yalan söylemezdi. Ve o lanet Yahuda’nın peşini öldüğünde bile bırakmıyordu.

Bu bilgileri kim mi haber vermektedir? Şüphesiz İsa’yı ve İncil’i tasdik edici olarak gönderilmiş yüce Kur’an ve onun İsa sevdalısı, milyarlarca aileye oğullarının adını isa koyduracak kadar çok sevdirten şerefli Muhammed as.’dır. O elbette yakından araştırılmaya ve kendisine inanılmaya layıktır.

Dikkatle dinleyin şimdi İsa’nın tanrı olmadığını yine İncilden delillerle ispatlayarak devam edeceğiz.

 

Okumaya devam et

Bana Verilen Mucizeler

İLAHİ 109 MUCİZESİ & 911 VE ŞEYTANİ SİSTEM (2.Mucize)

Tüm dünya tarihini, insanla şeytan arasındaki amansız savaşı belgeleriyle açıklayan bu yazısını okumadan ölmeyin.

A) GİRİŞ

Sizlere dünyanın hatta güneş sisteminin en büyük mucizelerinden birini göstermek istiyorum. Öyle ki; hem şeytan ve yaratıcının taraftarları arasındaki onbinlerce yıllık savaşın tarihteki net kanıtlarını, kutsal kitapların özde ki gerçekliğini ve Yaratıcının insanlara verdiği yeni bir mesajı şimdi farkedeceksiniz.

 

Şeytanın büyük ölçüde dünyayı kontrol etttiği bir dünyada yaşıyoruz ama bu filmin sonunda nasıl kurtulacağımızı, özgürleşeceğimizi ve dünyada nasıl cennet düzenini kurabileceğimizin formülünü bulacaksınız..

 

İlk kanıtımıza kısaca bakalım çünkü bir çokları bazı detayları farketmiş.

 

 

B) ŞEYTAN ELEBAŞININ ADI MESİH DECCAL’DİR.

Peygamber As. Deccal hakkında 1400 yıl önceki kitaplarda yazdığı şekilde muhteşem ve mucizevi bilgiler vermiştir.

      • Alnının ortasında herkesin okuyacağı şekilde Deccal yazar.
      • Taşlık bir yerden çıkar.
      • Tek gözlüdür.
      • “Ben Tanrıyım” der.

İşte Deccal;

1 Doların üzerine bakın Tek Gözlü ve insanların tanrısı olduğunu iddia eden Mısır Güneş tanrısı Ra ve Horus’un sembollerini göreceksiniz. Ve bu putperestliği yücelten şekilde tek göz taşlarla örülü Mısır Piramitinin içindedir. Ve çok çaçıracaksınız. Tanrı sembolünün hemen altında Mesih Deccal kelimesinin sessiz harflerle yazılmış halini görüyorsunuz. Sözde Mısır Güneş Tanrısı Ra ve oğlu Horus ile betimlenmiş Amerikan parasının üzerinde açıkça şu yazıyor. “Tanrımıza güveniyoruz”. Hangi tanrı olduğunu resmedecek kadar açık göstermişler. Hz İsa’yı 13. havarisi ele vermiş ve ayın 13. günü çarmıha gerilmek istenmişti. Daha pek çok nedenden ötürü İsa’yı sevenler 13’ten nefret eder ve pek çok ötelde ve binada 13. numaralı ev atlanmıştır. 1 Dolar üzerinde ise hemen herşeyin sayısının 13 adet olmasına özen gösterilmiştir. Bu insanların şeytan ve tapınıcısı olduğunu kanıtlamak için daha ne kadar çok delil göstermemiz gerekli.

 

Annuit Coeptis= Tanrı yani Mısır tanrısı düzeni destekliyor olarak çevrilmektedir. Bu düzenin ne olduğuda piramitin altında yazmaktadır; “seküler yani dinsiz ve Allah’sız dünya düzeni”.  pek çok araştırmacıya göre Annuit, eski pagan tanrılarından olan AN ve Mısır şehri ANNU ile insanları köleleştiren ve kendilerine tanrı oğulları diyen gökten gelmiş kavim anunnakileri  sembolize etmektedir.

 

Mısır’da sözde tanrı kralları oynayan şeytan soyundan gelen insanlar daha sonra kurulan hemen her krallıkta hatta Roma’da Krallar zincirinin bir parçasıydılar. Günümüzde bu gelenek süregelmektedir. Ya açıktan yada gizli bir şekilde bir devletin kralı şeytan soyundan olmak zorunda idi. Roma kralı yükselişte olan Eşsiz ve muhteşem Hz. İsa’nın dinini putperestliğe çevirmeyi başardı. Nasıl mı?

 

İncil’de Hz İsa’nın baharda koyunlar otlarken doğduğu açıktır. Ama noel olarak 25 aralık güneşe tapınma günü kutlanır. 21 aralıkta en uzun geceyi yaşayan dünya 3 gün ölü kalan güneşin dirilmesi ile 25 aralıkta yükselişe geçer.

 

Yahudilikte çok katı kurallardan birisi Cumartesinin kutsallığıdır. Ama Sunday kutsal yapılmak için Hz İsa’nın dirilişi erkene alınmış ve Hz İsa’nın mutlaka 3 gün yer altında kalması gerekirken 2 günde topraktan çıkarılmıştır. Zorlama şekilde pazar kutsal ilan edilir. Çünkü pazar güneşe tapanların tapınma günüydü. Bu yüzden adı Sun-day’dir.

 

Paskalya bayramı ve tavşan heykelcikleri yine eski bir putperest eylemdir. Roma tarafından Tanrı Allah’ın peygamberi ve kulu olduğunu söylediği halde yaratıcının tek oğlu yada kendisi yada aynı anda ikiside gibi… kavram karmaşısıyla mısır tanrıları gibi Tanrı oğlu ilan edildi.

 

Değerli rehberimiz ve peygamberimiz Hz İsa’nın gerçek dinini nasıl mahfettikleirni ve onun hakkında ki muhteşem gerçekleri daha sonra açıklayacağım.

 

Şimdi şeytanın dünyayı nasıl yönettiğini ve onu nasıl 1 günde yeneceğimizi görelim.

 

 

 

C) ŞEYTANİ 9 ve 11 KÜLTÜ

 

9.11 olaylarından güneş sisteminde ki 109 lu yapı ve 19 sayısına kadar her şeyi en saf ve gerçek hali ile göreceksiniz.

9 dan başlayalım.

 

      • Tarihte mısırda Tanrıların sayısı 9’du. Her birinin farklı güçleri vardı. Ve mısır kralları bu sözde tanrıların oğulları olduklarını söylüyorlardı. Soy bozulmasın diye ensest bir evlilik yolu izlenmişti.

 

Tevratta bu tanrı oğulları şu şekilde anlatılıyor;

Ve dünyanın üzerinde insanlar çoğaldılar, oğulları ve kızları oldu; ve bir gün Tanrı‘nın oğulları insanın kızlarını gördüler, beğendiler, onları eşleri olarak seçtiler. Onlardan, güçlü ve yenilmez bir nesil doğdu.” 

Şaşırtıcı bir şekilde Tevrat şeytan yani kovulmuş melekler olan dev nefilimlerden “tanrı oğulları” diye bahsediyor. Tevrata sızmış Sümer etkisindne olsa gerek sanki şeytan yüceltilmişti. Yahudi ve Hıristiyan din adamları bu konuda sessiz.

En eski yazılı metinler olan Sümer tabletlerinde dahi anlatılan Nefilimler yani Anunnakiler uzaydan dünyaya inmek zorunda kalan şeytan ırkıydı, insanoğlunu köleleştiriyordu ve kadınların güzel olanları ile evleniyordu. Altını topluyordu. Az da olsa şeytan ve insan karışık bir nesil oluşmuştu. Şeytandan gelen nesil şeytan imparatorluklarının temsilcileri olarak normal insan soyunu yönetiyordu.

Sümer tabletlerinde bu soyun renkli gözlü olduğu yazıyordu. Gerçekten de bilim adamlarına göre renkli göz normal insan geninde yoktur. Bu durum 10 bin yıl kadar önce Anadolu’da ortaya çıkmış genetik bir bozukluk olarak tanımlanır.

Mısır’da ki insan ilahlar sistemi bu soydan olmakla tanımlanıyordu. Ve bu sözde şeytan ilahların sayısı 9 olarak sayılmıştı.

Grekoromen din ve mitolojilerinde kardeş tanrıçalar olan ilham perileri (muse) geleneksel olarak dokuz tanedirler.

Tüm kainatın ve yaratıcının evrensel dili olan matematikte ise; 10 mükemmel ve tam sayı kabul edilmişti. İnsanoğlu bu sistemi kullansın diye 10 parmaklı dizayn edilmişti. 10 Yaratıcıyı, tam ve mükemmel oluşu simgeliyordu. 9 ise onun halifelik verdiği gezegenleri yönetme yetkisine sahip liderleri. Şeytan’da güneş sisteminde ki bu 9 lar meclisinde, dünyanın eski halifesi olan melekti.

Yaratıcının köle yapılan ve ezilen ilkel insan ırkını şeytan kurtarmak istemesiyle daha gelişmiş olan Adem yaratıldı. Melekler meclisinde şeytanın kışkırtmasıyla Yaratıcıya isyan noktasına gelindi, çünkü şeytanın imparatorluğu Adem’in yani insanoğlunun eline veriliyordu. İblis bu durumu reddedince cezalandırılmak üzere meclisten kovuldu ama iddiasını ispat için mühlet almayı başardı. Oysa bu onun düştüğü bir kuyuydu.

Tevratta peygamber iblisi şöyle tarif eder;

Ey parlak yıldız, seherin oğlu (Lucifer), göklerden nasıl düştün!… İçinden, Göklere çıkacağım dedin. Tahtımı Tanrı‘nın yıldızlarından daha yükseğe koyacağım…Bulutların üstüne çıkacak, kendimi Yüceler Yücesi’yle eşit kılacağım dedi. Ancak ölüler diyarına, ölüm çukurunun dibine indirilmiş bulunuyorsun. (İşaya 14 /12-15)

İblisin bu ideali kendince 10’dan sonra gelen ve hakimiyet sahibi 9 olan kendisinin, yaratıcısını da aşarak 11 olmasını ifade ediyordu. İblis Yaratıcısına meydan okuyordu.

Bu kült satanizmde 9 dan 11 e yükselme sembolizmini getirmiştir. 9 – 11 yada birleştirilmiş hali 911 satanizmin en güçlü sayısal sembolüdür ve şeytanın amansız savaşının özetidir.

Kuran’da tüm dünyayı bile karıştırıbilen bu örgüt sayısının altı çizilerek anlatılır. Geçmişte Allah onları yok etti ama iblis aynı örgütü tekrar tekrar 9 lar konseyi adı altında kurmaktadır.

O ŞEHİRDE DOKUZ KİŞİ (ELEBAŞI) VARDI Kİ BUNLAR YERYÜZÜNDE BOZGUNCULUK YAPIYORLAR, İYİLİK TARAFINA HİÇ YANAŞMIYORLARDI.” Neml / 48

 

DOKUZLAR KONSEYİ TOPLANDI

İsrail’de Başbakan Netanyahu ve dokuzlar konseyi olarak da bilinen en üst düzey bakanları pazartesi gecesi gizli bir toplantı yaptı ve Gazzeye yapılacak saldırı hakkında konuşuldu.

Şeytan incilinde;

Stanistler için

      • 9 büyük günah
      • 9 büyük ilke
      • 9 bildiri gibi

9 la şifrelenmiş temel bölümler bulunmaktadır.

Örnekler sayısızdır.

Sanırım şeytan için 9 ‘un ne denli önemli olduğunu ve 10’u aşarak 11 e yükselme idealinin cehennemden kurtulmak için tek seçeneği olduğunu artık iyice anladık.

Holywood bu sayıya özellikle vurgu yapıyordu. 9’lar adında bir film çektiler. 9’lar filmi tanrısal güçlere sahip birinin hayat hikayesini anlatıyordu.

Matrix ve Terminatör filminde dahi 9 ve 11 kültünü sıkça görürsünüz. Filmlerde saatler sık sık akrep 9 yelkovan 11 i gösterecek şekilde ayarlanır.

Gözümüze sokmaktan çekinme yecek ve güç bizde diyecek kadar kibirli olan bu örgüt insnaoğlunu cehenneme sürükleme, köleleştirerek keçi görünümüyle sembolleşen İblis’e taptırtma konusunda gözü dönmüş bir hırs içinde.

Mısır’ın 9 sözde tanrının temelini oluşturduğu dinde Horus en önemli sözde tanrılardan biri. Sembolü tek göz. Piramitin içinde vurgulanarak sözde Mısır Tanrısı horus kendisine dünyanın en çok basılan ve taşınan parasında yer buldu.

Amerikan dolarında Tanrı horusun resmi çizilmiştir ve yanında şöyle yazar. Biz Tanrıya inanıyoruz. Hangi tanrı olduğu gayet açık. Horus yada Mısır Tanrılarına. Altında yeni dünya düzeni yazmaktadır. Bu düzenin 9-11 bağlantısını bizzat eski Başkan Bush ağzından dinleyeceksiniz.

Hz Muhammed kıyamete yakın zamanda dünyaya hakim olacak bu şeytan imparatoruna arapça bir kelime olan DECCAL adını vermiştir. Bu büyük bir mucizedir. Çünkü İblis’in kendi resmini çizdiği ve ilahlığını iddia ettiği paranın üzerinde açıkça DCCL yazmaktadır. Bu bir romen tarihlemedir, bilmeden yazmışlar ama peygamber as. ın mucizesi ortaya çıkmış. Ona selam olsun.

 

 

D) 9-11 ve SİYASET

Şimdi gelelim küresel 9-11 ayinlerine ve devlet başkanlarının bile nasıl onların kontrolünde olduğuna.

9.11.1991

BUSH ilk kez new world order kelimesini kullandı ve mecliste yeni bir dünya düzeninden bahsetti.

  1. yıl aranın ardından darbe vuruldu dünyaya.

9.11.2001 şeytani ayini başladı. Bu ayin her yönüyle 9 ve 11 şeytani kültü üzerine inşa edilmişti.

11 sayılı uçak saat sabah 9 da ikiz kuleye çarptı.

      1. eyalet olan ve 11 harfli olan NEWYORK ayinin merkezi seçildi.

Uçaklar 90. katı hedefleyerek çarptılar.

Bu şeytani örgütün organize ettiği sahte bir terör saldırısıydı. Usame Bin Ladin saldırıyı hiçbir zaman üstlenmedi. Uçaklar çarptıktan sonra binanın sağlıklı şekilde yıkılmasını sağlamak gerekiyordu. Domino etkisiyle tüm şehir yıkılabilirdi. Binanın içine önceden örgütün yerleştirdiği patlayıcılar patlatıldı. Pek çok polis memuru ve itfaiyeci bu patlamaları çok net duydularını ifade eden röportajlar verdilerve bu patlamalar kameralara yakalandı. Hükümet sonunda patlayıcıları kabul etti ama teröristlerin bunu yapmış olabileceğini iddia etti. Oysa ki tüm bina kolonlarını tonlarca patlayıcılarla doldurmak güvenliğin çok yüksek olması nedeniyle imkansızdı.

Peki babası 9.11.91 de yeni dünya şeytani düzenini ilan eden oğul bush 9.11 sabah 9 da ne yapıyordu. Efendi Babhomet’in hayatını çocuklara okuyordu sembolük olarak. Günah keçisi hikayesi kitabı elinde öğrencilerle birlikte. Amerika saldırı altında kendisine bu 2 kez söylenmiş ama o ısrarla öğrencilere bu hikayeyi okumak istiyor. Ve tarihin en ağır saldırısı altında iken bunu kendine görev biliyor. Yorum sizin.

Hıristiyanlık ileride değinilecğei üzere şeytani sistem tarafından ve pagan imparatorluğu olan Roma tarafından paganizme evrilmişti. Günlerin uzamaya başlaıdğı Güneşe tapınma günü noel ilan edilmiş. Kutsal gün İncilde aksi yazmasına rağmen cumartesiden güneş günü anlamına gelen SUNDAY’e yani pazara taşınmıştı. Peygamber İsa süper güçleri olan bir pagan tanrısına çevrilmişti ve Yaratıcı yerine İsa’ya tapınmak teşvik ediliyordu.

Dünyada tek yaratıcıya tapan tek din İslam’dı ve müslümanların her daim parçalanmış ve kaos içinde tutulması, ellerindeki madenleirn alınarak ve sömürülerek fakir ve cahil tutulmaları gerekiyordu. Afganistan ve Irak ardından sahte örgütler yoluyla Suriye işgal edildi.Yani tüm vaat edilmiş topraklar. Dünyayı hakim olacağı iddia edilen Deccalin gelişine hazırlandı. Onu mesih olarak tanıtacaklardı.

9.11 ayini bu örgüt tarafından zaman zaman değişik ülkelerde değişik eylemle riçin sembol gün yada rakam seçiliyordu. Bir kaç örneğe bakalım;

      • Deccalin kontrolünde ki tüm ülkelerde kimlik numaraları 9 yada 11 rakamlıdır.
      • Tüm telefon numaraları 11 rakamlıdır.
      • Dünyanın en popüler sporu  Amerikan ve Avrupa Futbolu 11 kişi ile oynanır ve saha 110 metredir.
      • Acil yardım çağrısı Amerika’da 911, dünyanın tamamına yakınında ise 11 ile başlayan numaralardan müteşekkildir. Bu çok önem verdikleri bir durumdur. Çünkü yardım gerçek dinde yalnız Yaratıcıdan istenirken onların sisteminde 11 e yükselen şeytan ve hizmetçilerini yardıma çağırmak sembolize edilmiştir. https://tr.0wikipedia.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQWNpbF90ZWxlZm9uX251bWFyYWxhcsSxX2xpc3Rlc2k

 

Hz Musa’nın düşmanı olan ve Boğa heykeli Menat’a tapan paganistler. Bu gelenekleri büyü ve cin tapıcılığını devam ettirdiler.

Bugün borsanın sembolü boğa heykelidir ve borsa binalarının önünde bu heykel bulunur. Menat bir para birimidir.

9.11 gününde özetle – bakalım neler oldu.

9.11.1991 Yeni dünya düzeni Ameirkan meclisinde ilan edildi

9.11.2001 İkiz Kuleler yıkılıp müslümanlara savaş açıldı

9.11.2015 ( Kabe’ye vinç devrildi, yüzlerce hacı öldü, tavaf durdu ve Kabe’de yıkılma girişimi gerçekleşti)

9.11.1853  (Dünyanın kontrol aracı olan internetin temeli sayılan dünya telgraf ağı bugün ilk kez kullanıma açıldı)

9.11.1923 (Amerikan tarih sistemine göre)(Mustafa Kemal mevcut tek partinin başkanı seçildi ardından İslam hilafetini lağvetti.

Saat 9 – 10 11 1938 (Atatürk’ün açıklanan ölüm tarihi ve saati kesinlik arzetmemektedir. Ancak ölüm tarihi ve saati öyle ayarlanmalıydı; şeytanın 9 dan 11 e yükseliş mitini vurgulanmalıydı. O nedenle amerikan takvim sistemine göre Saat 9da 10.11. (10 kasım) tarihinde ölümü ilan edildi. Tüm Müslüman Türk milleti bu şeytani saatte 9’da saygı duruşu yapmaya zorlandı. Çünkü şeytan 9’du ve 11 e çıkması gerekliydi. Bu bilgi spekülasyona açıktır. Atatürk’ün ölüm saatini ayarlayanlar şeytanın yükselişi mitine inanan kimseler midir? Yoksa bizzat kendisi midir? Bu bilgi tarihin karanlık sayfalarında kalacaktır. Dünyanın en ünlü şeytana tapıcısı ve satanisti olan Aleister Crowley’ın oğlunun adını Atatürk koymasının nedeni hala bilinmiyor. Kanlı bıçaklı Türklerle savaşan milletlerin liderlerinin de neden Atatürk hakkında övgü dolu sözler söylemeye başladıklarını henüz bir muammadır.)

9.11.1980 (Bu günün gecesi Amerika Türkiyede bir darbeye ön ayak oldu ve ertesi gün amerikan gazeteleri başardık yazdı.)

9.11.1986 (Pakistan’ın hindistan’dan koparak İslam devleti kurmasını sağlayan Muhammed cinnah şehit edildi)

 

 

E) YARATICININ 9-11’E CEVABI 10-9 MUCİZESİ

Yaratıcı dünyaya güneşe ve aya kazdığı sayısal mühürle şöyle diyordu. 9-11 yok. Sadece 10 ve 9 var. 9’lar iblisin kovuluğu yüce melekler meclisidir. 10 ise yaratıcıyı ve eksiksizliğini sembolize eden rakamdır.

9 ve 11 ‘İn 911 olarak sembole dönüşmesi gibi 10 ve 9 da yan yana gelerek 109 sistemini yada Kuran’daki ifadesiyle 19 sistemini oluşturuyordu.

Önce ilahi 109 sembolünü güneş sistemi açısından inceleyelim;

 

109 sayısını tahtaya yazın; on (10) ve dokuzun (9) yan yana yazılarak sembolleştirildiğini göreceksiniz.

  1. İnsanlığa levhalar sunar.
  2. Üzerinde on – dokuzvardır.”

  1. Kasem ederim Ay’a,(AY)
  2. Geri döndüğünde geceye, (DÜNYA’nın dönerek gece oluşu)
  3. Aydınlandığında sabaha.(GÜNEŞ’in doğuşuna)
  4. Muhakkak ki o, elbette en büyüklerden biridir!
  5. İnsanlık için bir uyarıcıdır. (Kim? ondokuzun kendisi mi? Yoksa ondokuzun gerçek manasını açıklayarak mucizeyi ortaya çıkaran ve Kuran’ı eksizksiz doğrulayan mı?)
  6. Sizden öne geçmek isteyen yada geride kalacaklar için…(Uyarıcı veya ondokuz insanların derecelerinin değişmesi için vesile. Ondokuz tek başına muamma olduğundan bir açıklayıcıya ve onunla azaba karşı uyarıcıya ihtiyaç duyuyor.)

 

Güneşin içine yan yana en çok 109 dünya sığar.

Güneş ve Dünya arasına yan yana en çok 109 güneş sığar.

Ay gittikçe büyüyen bir yörünge elipsine sahip olsa bile günümüzde yörüngesinin orta noktasındayken Ay ile Dünya arasına da en çok 109 Ay sığar.

Ay’ın çevresi 109 bin km’dir.

Dünyanın çevresi 109 un 365 katı, Güneşin çevresi 109 tane 109 un 365 katıdır.

Dünyanın yaşanabilir hacmi 109 X 10¹⁰ km3′ tür.

Dünyanın max. hızı ise saatte 109 bin km.

Ayın hacmi ise 2 adet 109 X 10⁸ km küptür.

(Ay, Kuran ve hadislere göre ortadan bölünmüş iki parça halindedir)

Günesin Çevresi= Ayin çevresi x Dünya’nın çevresi / 100

…örnekler uzayıp gitmektedir.

 

(Hesaplamada kullanılan bilgiler Nasa’nın resmi sitesiden alınmıştır. Filmin sonunda değer tabloları belgelenmiştir)

 

Gördüğünüz gibi 109’lu yani on ve dokuzlu sistemin en küçük yapıtaşı ay’dır. Kuran da ay suresinin matematiksel değer toplamı nedir? Tabi ki 109;  54. Sure ve 55 ayettir.54+55=109

 

Kuranda: 10:9-10:5 ayetlerinde şöyle der;

O Allah’dır ki, senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz diye güneşi bir ışık, ayı da bir nur yaptı. Ve aya menziller tayin etti. Allah bunu hak olarak yarattı. O, bilecek olan bir kavim için âyetlerini ayrıntılı olarak açıklar. Elbette gece ile gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve Allah’ın göklerde ve yerde yarattıklarında sakınan bir kavim için bir çok delil vardır. Bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla tatmin bulanlar ve bizim âyetlerimizden gafil olanlar da vardır muhakkak. İşte bunların kendi elleriyle ettikleri yüzünden varacakları yer cehennemdir. Hiç şüphesiz iman edip salih ameller işleyenleri, imanlarından dolayı Rableri hidayete erdirir. Naîm cennetlerinde altlarından ırmaklar akar durur.

 

105 ve 109 Dünya güneşe yaklaşıp uzaklaşırken araya girebilecek en az ve en çok güneş sayısının ifadesidir. Ayetlerde güneşten aydan, cehennemden ve cennetten bahsedildiğini görmek, bunların yaratıldığı ölçülerden ve toplumlar için bunlarda mucize saklı olduğundan bahsetmesi ne kadar muhteşem bir ifadedir.

 

 

Okumaya devam et

Bana Verilen Mucizeler

Altın Oran Mucizesi; İslam’ın Kesin Kanıtı (1.Mucize)

Allah’u Teala’nın şahsıma lütfederek insanlıkla paylaşmama imkan verdiği ve binlerce kişinin imanına vesile olan muhteşem mucize Altın Oran ve İslam arasındaki harikulade ilişkiyi anlatmak istiyorum sizlere. Bu mucizeler; Hz İsa’nın ölüleri diriltmesinden, Hz Musa’nın denizi yarmasından daha büyüktür. Çünkü o mucizeler görenlerle sınırlı kalmış ve sonrakiler ancak görenlere inanmıştır. Ama bu mucizeler her an, dünyanın her yerinden, bakan ve inceleyen herkes tarafından sonsuza dek görülmeye devam edecektir. Bu Allah’ın bir lutfu olduğu gibi büyük bir sınavdır. İçinizde öne geçecek yada sona kalacak kimseler için. Sorunuz olursa sormaktan çekinmeyin ve videosunu izleyin.

ALTIN ORAN NEDİR?

Altın oran matematikte ki sabit bir sayıdır. Phi olarak tanımlanan bu işaret ” Φ ” Altın Oranı ifade eder. 1,6180339… sayıları ile başlayarak sonsuza dek uzayan tümünü sayması imkansız bir sayı dizisi 1’den sonra gelmektedir.

Bilim çevrelerinde kabaca 1,618 olarak ünlenmiştir. Grafik çizimlerinde kabaca 1,6 olarak, Mimari tasarımlarda 1,61 kullanımı yaygın görünür.

Matematiğin ve Sayıların Temelinde, Geometrinin Merkezinde, Fizikte, Bitkilerin ve İnsanların tasarımında bu sayı başroldedir. Dünyanın en ünlü bilimadamları ve dahileri bu sayıya tutu dolu bir hayranlık beslemektedirler. Bu sayının binlerce yıllık geçmişe uzanan Mekke, Kabe ve Kuran ile iç içe olduğunu kim bilebilirdi? Mucizelerin ortaya çıktığı çağdayız!

 

 

ALTIN ORAN NASIL HESAPLANIR?

Bu ünlü ve muhteşem sayı aslında bir oranı sembolize etmektedir. Bir nesneyi tanımlayan temel ölçülerden iki yada daha çok ölçünün birbirine oranı bu sayıyı veriyorsa o şekil altın orana uygun kabul edilmektedir.

Örneğin, Google’ın ve binlerce dünya markasının yeni logolarında, kredi kartlarının en boy oranı yada göze daha hoş görünen 16:9 yeni tip tv lerin yaklaşık en boy oranı bu estetik ortak değerlerimizin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte insan yüzü ve bedeninin “ortalaması alınmış temel ölçülerinde 100’den fazla altın oran bağıntısı tespit edilmiştir.”

 

 

ALTIN ORAN SAYISINI KİM KEŞFETTİ?

Tam olarak bilinmese de ilk örnekleri mısır piramitlerinin inşaa oranlarında görülüyor. Ancak mısırlılar koordinatlarını altın orana göre ayarlayamamışlar. ONUN HEM İNŞAASINI HEM DE DÜNYA ÜZERİNDE Kİ KONUMUNU ALTIN ORANA göre inşaa etmek; Hz Adem ve Hz İbrahim’e nasip olmuştur.

Altın Oran’ın ilk bilimsel tanımlaması Arap Müslüman Bilimadamlarından eğitim alan ve Avrupa’ya modern sayıları öğreten Fibonacci tarafından ilk kez yapılmıştır. Diğer tarihi yapıların bilinçli şekilde değilde göz estetiğinin altın oranı vermesi nedeniyle yapıldığı düşüncesi daha hakimdir.

Fibonacci Dizisi olarak tanımlanan bu basit ardışık sayılar dizisi, şaşırtıcı şekilde iki sayı toplandığında ortaya çıkan sonuç altın oran da sabitlenmektedir.

1+1+2+3+5+8+13+21+34+55+89+….. (89’e dek Altın Oran sabitine yakınlaşan oranlar, 89’dan sonra sabite kitlenir)

Yine şaşırtıcı şekilde altın orana uyan iki ölçü olan a/b ‘nin birbirine bölümü 1,618 iken, b/a’nın birbirine bölümü 0,618 olmaktadır. Bu sayı ve oran yüzlerce sıradışı ve hayranlık uyandıran özellikler göstermektedir.

Daha sonra Altın Oran’ın hayran kitlesi arasına dünyanın en büyük bilimadamlarından Kepler ve DaVinci’de katıldı.

Kepler Altın Oran için “büyük bir hazine” ifadesini kullandı ve gezegenlerin eliptik yörüngesini Altın Oran sistemi ile tanımlayan bir açıklama getirdi. Günümüzde gezegenleirn dizilimini farklı yönleriyle altın oranla açıklayan daha pek çok şema çizilmiştir ve bilim çevrelerinde kabul görmüştür.

Da Vinci ise bu sayıya büyük bir tutku ile bağlanmıştı. Luca Paccoli ile İLAHİ ORAN adı verilen bir kitap yayınladılar. Akabinde pek çok çiziminde ve tablosunda bu orandan faydalandı. Onu dünyanın en ünlü bilimadamı ve sanatçısı yapan şey bu sayı olabilir mi?

Anlaşılan o ki deha arttıkça Altın Oran’a karşı ilgi ve hayranlık o düzeyde artış gösteriyor.

 

 

 

MUCİZELER SERİSİ

A) RABBİN GİZLİ İSMİ – HU VE ALTIN ORAN

  • DİNLEYİN!! HHHH (nefes sesi) Bu O’nun öz ismi. YARATICININ!

Yaratıcının gizli ismini, mucizeler ve pek çok kanıt eşliğinde sizlere sunacağım. Bugün dünyanızın değiştiği gün olabilir.

Kainatı yaratan sonsuz ve muhteşem güç. Size çağları değiştiresiniz diye muhteşem bir mucize armağan etti.  Ve bu ismi usulüyle tekrar ettiğinizde; tüm insanların PEŞİNDE OLDUĞU şeyi sınırsız şekilde verecek; TARİFSİZ MUTLULUĞU VE ULAŞILAMAZ BİZ HAZZI!

Akabinde tüm dünyayı cennetleştirecek formülü sizlerle paylaşacağım.

Dinle.. İşte bu O’nun sesi. Her varlık O’nun evreninde O’nu sesleniyor. Tüm içtenliğiyle mutlu olup gülerken, en zevk aldığı anda,  yada ağlarken hıçkıra hıçkıra… yalnızca O’nun ismini seslenir tüm kainat. Hhhhuu.

Onun sembolü yani H’nin son ilahi kitap dili olan Arapça’da daire şeklinde çizilir. 5000 yıldır teklik dininin dili olan Türkçe’de ise O yine bir daire ile çizilir. İngilizce’ye ise O kelimesi Arapça’dan geçmiştir. Ve yine arapçada ki gibi hi şeklinde okunmaktadır. Yahoo yada yehova “ya huu” demektir. Ey İlah anlamına gelir. İbranice ve dünyada yaygın olarak kullanılan 40’a yakın dilde O yani 3. tekli şahsın ifade H sesi yada O sembolü ile ifade edilir.




 

B) DAİRE ŞEKLİNDEKİ İLAHİ SIR

Peki Nedir bu ilahi şeklin sırrı? Yaratıcının ismine sembol olarak seçtiği bu sonsuzluk işareti.

Tüm geometrik şekilleri ne kadar çok noktaya sahip olurlarsa olsunlar; çevreleyerek kuşatabilen tek şekil dairedir. Tüm geometrik şekiller sınırlı sayıda köşeye sahiptir. Tek bir şekil sıradışı bir şekilde bu kurala uymaz. İçinde tüm şekilleri, tüm noktaları, tüm geometriyi barındıran “DAİRE”

Tüm atomlar daire şeklinde yörüngeler çizerler ve geceleri parlayan tüm yıldızlar hatta bizimki gibi tüm dünyalar… Yalnız O’nun daireye benzeyen yörünge izi üstünde yürürler. O’nun isminin resmini çizerler.

Çünkü;

“O (ALLAH), Her şeyi çepeçevre kuşatmıştır”

Nasıl her canlı O’nun ismini seslenmeden canlı kalamıyorsa,  hiç bir nesne varlığı ile O’nun ismini gökyüzüne çizmiyorsa varlık aleminde duramaz. Yok olur. Her varlık O’na aşıktır. O’na her zerre bile isteye tutsaktır. Her şeye güç ve yön veren sadece AŞK’tır. Tüm duygular aşktan doğmuştur. Nefret, kıskançlık, akıl bile aşkın bir ürünüdür.

Ve AŞK, insan DNA’sının ruhuna bir sayıyı fısıldadı. Altın Oran sayısı. Sonsuz Çember ve şekillerin etkileşiminden doğan 1,618. İçimize yerleştirilen şifre O’na benzeyen her şeye şiddetle bir çekim duymamızı sağladı.

Tüm insan yüzlerinin ortalamasında, en güzel yüzlerde ve vücutlarda bu ilahi oranın imzası vardı.  Tüm bitkiler filotaksi denen bir yaprak dizilim şekli ile altın orana uygun şekilde yaprak açıyordu.

 

 

C) DÜNYA VE AY’IN TASARIMINDA ALTIN ORAN

Dünya ve ay birleştiğinde aynı anda 3 altın oran ortaya çıkmaktadır. Bu çok özel üçgene matematikte Altın Oran üçgeni adı verilmektedir. İnsan Yüzünü, Kuran’ı ve yıldızları yaratan güç aynı güçtür.

 

 

 

 

D) Pİ SAYISI, DAİRE VE SEMBOLLER

Peki neydi bu ilahi oransal sembolün hu ismi ve daire şekli olan ilişkisi?

Hz Musa’ya  Tevrat “Çıkış* 3:14″. ehyeh aşer ehyeh “Ben benim” diyen Yaratıcı. Kendini Hz Musa ve insanlık için “O” olarak tarif etmiştir. Kendini tarif ederken çember formülü ile zatının sonsuzluğuna ve ilahi sembolüne atıfta bulunmuştur. Yahu ile de Hu ismine..

 

HU İsminin ibranice de hangi işaretle gizlendiğini farkettiniz mi? Pi sayısının yani daire formülünü ifade eden sembolle.  Pi sembolü, içine gizlediği altın oran 1,618’i işaret edercesine Yunan alfabesinin 16. harfidir.

Kainatın ilahının gizli ismi H ve gizli sembolü Daire’dir. Yaratılışta ki ilahi imza ise Altın Oran PHI dir. dır. PHI de PI sayısına HU eklenerek ifade edilir.

Allah son kutsal kitabında şöyle der; “Ellerinizle yaptığınız şeyleri de Allah yapmaktadır” Yani her işimizi, dilleri, bilimi ve tüm oluşu gerçekte olduran  sadece O’dur. Bilgisayar ekranına bir şekil çizebilirsiniz. Ama o şekil işletim sistemi tarafından ve onun izniyle çizilecektir.

Kuran’da ise Yaratıcı hemen her yerde kendinden O diye bahseder. Ben dediği yer yok denecek kadar azdır.

Doğada asla bulunmayan tek bir şekil vardır. O özel ve eşsiz şekil “dairedir”. Daire sonsuz sayıda noktanın bir araya gelerek oluşturduğu doğada var olması imkansız bir şekildir. Çünkü doğada hiç bir şey sonsuz sayıda noktaya sahip olamaz. Ama Yaratıcı sonsuz yaratma gücüne sahiptir. O’nun sembolü ancak sonsuzluğun sembolü olan daire-çember şekli olabilir.

Yaratıcı şöyle der;

“Allah her şeyi çepeçevre kuşatandır.” 

(Nisâ 126)

” Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” 

(Kamer 49)

 

 

ÖZEL) HAC, SAY VE TAVAF SIRRI; ALLAH SEMBOLÜ

Hac ve tavaf; dairenin noktayı sarışı… Tüm evren, tüm moleküller, tüm gezegenler, bir çember üzerinde dönmekte ve O’nun ilahi sembolünün izi üstünde yürümektedirler. Buna insan da tanıklık etmiştir.

Say ibadetinin su arayan Hz Hatice validemizin koşuşunu taklitten ibaret olduğu öğretilmiştir bu güne dek. Hiç bir İslam alimi, bu ibadetin hikmetine dair mantıklı ve farklı bir açıklama getirememiştir. Umre’ye gittiğimde bu ibadetin hikmetini öğrenmeyi çok murad etmiştim.

Hacer’ul Esved taşı başlangıç noktasıdır. Buradan başlayarak 7 kez Kabe etrafında dönerek aynı yere gelir ve sonra bastığın yere bir daha basmama ve birbirinin yoluna çıkmama, birbirini çiğnememe kuralına uyarak say ibadetini 4 gidiş 3 geliş şeklinde yaparsak ortaya gökten bakıldığında Arapça ALLAH lafzı çıkmaktadır.

Müslümanlar ayak izleri, yürümeleri ve eylemleri ile Allah’ın yeryüzündeki sembolünü, ismini, dinini ve ruhunu ortaya koymaktadırlar. Hacer’ul Esved farklı bir köşede olsa yada iki tepeden birisi farklı yerde olsa bu mükemmel şekil asla ortaya çıkmayacaktır. Hatta tavaf ve say ibadetindeki gelgitlerin sayıları bile şeklin ortaya çıkması için Cebrail tarafından bildirilmiştir. İslam dininde hiç bir şey manasız ve hikmetsiz değildir.

E) GEOMETRİNİN TEMELİNDE ALTIN ORAN VARDIR!

Tüm eşkenar temel geometrik şekiller bir çemberin içine kenarları temas edecek şekilde yerleştirildiğinde altın oran bağıntısı ile karşılaşırız. Her şeyi en basitinden en karmaşığa doğru yaratan Yüce Allah; ilim ve kudret eliyle şekilleri çepeçevre sararak yaratmaya başlamıştır. Ve bu ölçünün en temel iki kuralı simetri ve altın oran geometrinin içine inşa edilmiştir.

Aşağıda ki şekilleri incelediğimizde her matematiksel geometrik şeklin altın oran bağıntısı içerdiğini ilahi imzanın onları kuşşattığını görürüz.

 

 

 

 

F) BİTKİLERDE ALTIN ORAN – FİLOTAKSİ

Şimdi dünyaya göz atalım; kapladığı alan açısından dünyada ki canlılığın tamamına yakınını bitkiler oluşturur ve yer yüzünün ilk ortaya çıkan canlılarıdır. Bitkilerin yaprakları filotaksi adı verilen altın oran sistemine göre dallara dizilir.

 

 

 

 

G) HAVA VE SUDA (AKIŞKAN DİNAMİĞİNDE ALTIN ORAN)

            Tüm evrende hava (gaz) ve su gibi tüm akışkanlar; bir geçiş kapısından akarken; düz akmak yerine girdap çizerek akarlar. Bir kapıdan geçerken 1,618’i tesbih ederek; matematiksel olarak Allah’ın yaratma gücünü boyunlarını büküp tesbih ederek akarlar.

 

 

 

 

H) İNSAN YÜZÜNDE ALTIN ORAN

Sol daki yüz 2,0 oranına, sağda ki yüz 1,0 oranına, ortadaki yüz 1,618 oranına sahip.  (EN ve BOY oranları)

Hangisi daha orantılı?

 

Canlılığın ve mühendisliğin zirve noktası olan gezegenin halifesi insan ise altın oranında zirvesindedir. Hem vücudunda hem de yüzünde ki oranlar altın oran merkezlidir. Bu orana yakın yüzler ve vücutlarda estetik açıdan güzelliğin zirvesini oluştururlar.

 

Hiç bir sayı sanata ve bilime bu kadar kalıcı ve güçlü mühür vuramamıştır. Steven Marquardt adlı Amerikalı estetik cerrah, yaptığı uluslararası bir deneyle tüm dünya toplumlarında altın oranı taşıyan yüzlerin bu orana uymayan yüzlere göre daha güzel bulunduğunu ispatladı.

BÜTÜN YÜZLERİN ORTALAMASI ALTIN ORANI VERİYOR

Toronto üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma da ise her milletten alınan binlerce yüz resmi bilgisayar yazılımları ile birleştirildi ve her millete özgü ortalama yüz tipinin keşfi amaçlandı. Ancak deney sonuçları ilginçti.

Ortaya çıkan yeni ortalama yüzler son derece çekici ve altın orana uygundu. Bu da gösteriyordu ki Yaratıcı, insanı sabit bir ölçüyü yani altın oranı merkez alacak şekilde yaratmıştı. 1,618… Ve birleşen yüzler altın orana mükemmel şekilde uyuyordu.

Altın oran maskesi. Yüzde ve vücutta iç içe geçmiş birbiri ardınca gelen yüzlerce altın oran bağıntısını görüyorsunuz. Soldaki resimde altın orana uymayan alın ve yüz genişliğinin; orana uyduğunda nasıl daha iyi “orantılı göründüğü” ifade edilmiş.

https://www.goldennumber.net/meisner-beauty-guide-golden-ratio-facial-analysis/

Bu linkten yüzdeki tüm altın oran bağıntılarını detaylı gösteren animasyonu izleyebilirsiniz.

https://youtu.be/kKWV-uU_SoI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

I) İNSAN VÜCUT ISISINDA ALTIN ORAN

İnsan bedeni vücut sıcaklığı altın orana göre ayarlanmıştır. Suyun kaynama sıcaklığı ile donma noktası arasında ki farkın altın oran noktası aktif insan vücut sıcaklığını vermektedir. 

Suyun kaynama sıcaklığı her 100 metrede 1 derece düşmektedir. Deniz seviyesinde 100 derecede kaynayan su, deniz kenarında ki 500 metrelik bir tepede 95 derecede kaynayacaktır.

İnsan nüfusunun önemli bir bölümü tüm tarih boyunca deniz kenarındaki şehirlerde toplanmış ve nüfusun çoğunluğu 0-300 metre aralığında yaşamaktadır.

İnsanların çoğunlukla yaşadığı bölgelerdeki ortalama su kaynama sıcaklığının altın oran noktasını aldığımızda insan vücut sıcaklığının ortalama değerlerine ulaşırız.

Deniz Seviyesindeki Şehirler = (97-100 arası) -61,833=(35-38,167 arası) 

 

Yaşadığımız yükseklik, fizyolojik özelliklerimiz ve genetik faktörlerimiz, günlük aktivite seviyemizle birlikte ortalama vücut ısımızda 1 derecelik farklara neden olabilmektedir.

Aynı şekilde yükseklik ve hava durumu basınç seviyesini ve suyun kaynama sıcaklığınıda şehirleşme bölgelerinde farklılaştırmaktadır. Nominal ve ortalama değerler alınarak yapılan hesaplamalarda altın orana bu kadar yakın değerler çıkması, diğer altın oran delilleri ile birlikte düşünüldüğünde son derece güçlü yeni bir 2. dereceden kanıt olarak değerlendirilmelidir.

Altın oran sayısının rakamları son kutsal kitabın indiği zamandaki alfabetik sisteme göre  harflere çevrilince ortaya muhteşem bir mesaj çıkmaktadır.

 

 

 

J) DÜNYANIN ALTIN ORAN NOKTASI MEKKE, MEKKE’NİN ALTIN ORAN NOKTASI KABE

Tek yaratıcının varlığına ve adaletine inanmayanların girmesinin Yaratıcı tarafından yasaklandığı yegane şehir. Dünyanın Altın Oran Merkezi.

Dünyanın dönüş noktaları olan kutup noktaları arasındaki mesafenin tam altın oran noktasını aldığımızda bu nokta Mekke şehrinde ki kutsal bölge dairesine düşmektedir.

Tüm insanlığın ortak kabulü olan koordinat haritasının sonu ve gün değişim çizgisi olarak kabul edilen çizgiye olan uzaklığın altın oran noktasını alırsak şaşırtıcı şekilde 2. kez Mekke şehri altın oran noktasına sahip olacaktır. Dünyada 5000’den fazla şehir varken; pozitif Altın Oran noktasının Allah’ın evini yerleştirdiği ve yasak bölge ilan ettiği MEKKE şehri olması tesadüf mü? Eğer tesadüf diyen (melekler inse bile inanmam diyenlerin) matematikten ve istatistik hesaplarından anlamadığını yada bile bile Allah’a düşmanlık ettiklerini rahatlıkla söyleyebilirim.

 

Bu nokta chandler hareketi nedeniyle Mekke şehrinde çemberler çizerek Kutsal Mikat bölgesinde dolaşmakta ve zaman zaman Kabe ile kitlenmektedir. Mekke’nin altın oran noktası ise Kabe’dir.

Mekke’de mucizeler olduğunu anlatan ayetteki harfleri saydığımızda yine Altın  Oranı görürüz. Ayet 47 harf uzunluğundadır. Mekke kelimesine kadar ise 29 harf vardır. 47’yi altın oran sayısına böldüğümüzde Kabe’nin dünyadaki yerini buluruz.

 

 

 

K) NEGATİF ALTIN ORAN NOKTASI – ŞEYTANİ ENERJİ MERKEZİ

Dünya koordinat haritasında 4 altın oran noktası vardır. Kalan 2 nokta denize düşmektedir. Altın oran pozitif bir sayıdır. Pozitif koordinat değerlerinin bölümü ile ortaya çıkan tek gerçek altın oran noktası Allah’ın Kutsal Şehri ve Evi olan Mekke’dir.

Diğer noktalar denize düşer. Negatif koordinat değerlerin bölümünden oluşan Brezilya’da olan 4. altın oran noktası ise tarafımca “dünyanın negatif altın oran noktası” olarak adlandırılmaktadır. Bu ülke günümüzde Yaratıcının lanetlediği ahlak sınırı olmayan meşhur karnavalları ile dünyada önde gelmektedir. Cinlere tapınıcılığın, cin peygamberleri olan medyumların yeni merkezidir. Çağlar boyuda  şeytani dinlerin güç merkezi olmuştur. Tarihte şeytanlara kurban edilen insanların ve yamyamlığın en yaygın olduğu yerlerden biri Inkalar ve Aztekler güney amerikadır.  Halkı Yaratıcının yönlendirmesiyle Avrupalı istilasında neredeyse tamamen yok edilmiştir.

 

 

 

L) KABE’NİN ORJİNALİNDEKİ EN VE BOY ORANI ALTIN ORANI VERİR

Peygamber hadisinde gerçek ölçüsünü şöyle buyuruyor;

 “Kabe’nin en uzun kenarı “32 zira idi, en kısa kenarı da 20 ziradır

Yani 32/20=1,6 Altın oranı ifade eden 1,618 in muhteşem ifadesi.

Nuh’un Gemisinde ki Altın Oran

 

 

M) KURAN MUCİZEVİ ŞEKİLDE KABENİN KOORDİNATLARINI VERİR

Kabe’nin koordinatları da Kuran’a işlenmiştir. Kuran’da Kabe’den sadece birkaç yerde bahsedilmiştir. Kendisinden bahsedilen ilk ayette Kabe’nin enlem değeri ile ifade edilmiştir;

 

21°25′ dakika Kabe’nin Enlem Değeri

2.125 – Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık

 

Enlem değeri dakika cinsinden ifade edilebildiği gibi yüzdelik kesir cinsinden de ifade edilebilir diyerek karşı çıkan olabilir. Ancak bu yönüyle baktığımızda dahi insanlığın yöneldiği kıbleden yani Kabe’den bahsedildiğini görürüz.

 

21.42 Kabe’nin Yüzdelik Enlem Değeri

2.142 – Birtakım kendini bilmez insanlar, “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler.

 

HAC SURESİ; 22. SUREDİR

Kutsal Mikat bölgesi ve hacıların neredeyse tamamının ihrama giriş noktası 22. enlem üzerinde başlar.

Her mucize tek başına değerlendirildiğinde binde bir , milyonda bir tesadüf gerçekleşmiş, olabilir belki denebilir..  Ama tüm mucizeler alt alta konarak hepsinin aynı anda gerçekleşme ihtimali incelendiğinde altın oran ve koordinatlarla ilgili verilerin gerçek bir mucize olduğu ve ilahi bir güç tarafından mesaj verildiği kesinlik arzedecektir.

 

 

 

 

N) KURAN’DA 16:18 AYETİ ALTIN ORAN AÇIKÇA ANLATILIR

Altın oranı mistik bir perspektifle halktan bir insan açısından incelersek;

  • Rakamları sonsuzdur bu yönü güçlü şekilde sonsuz güce sahip Yaratıcıyı vurgular.
  • Sonsuz rakamları saymak insan için imkansızdır.
  • En güzel nimetlere vurulmuş bir mühürdür.
  • Estetik güzellik verir ve bu Allah’ın lütfu merhametidir.

 

Kuran 16.18 ayeti ne diyor bakalım;

16:18 “Saymaya kalksanız “onu” hesaplayamazsınız; Allah’ın nimetini. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

 

  • Saymaktan (sayılardan), 16:18 le verilen işaretin ardından sayılamaz olmaktan, en güzel nimetlerden ve merhametten bahsederek altın oranın gayesi ve ilahi bir merhamet mührü olduğunu ayet çok latif bir dille anlatmıştır.

 

 

 

O) KURAN’DAKİ AYET SAYISI ALTIN ORANA GÖRE DİZAYN EDİLMİŞTİR

6236 olan, toplam ayet sayısı 1,618 ve 1000 sayılarının birbiri ile işleme girmesi ile simetrik VE TEKRARLI bir formül oluşturur.

“Allâh, sözün en güzelini tekrarlı bir kitap olarak indirdi.”

 (Enbiya Suresi 47. Ayet)

Kuran’da toplam 6236 ayet vardır.

 

1,618 x 1000 + 1000 +1000 + 1000 + 1000 x 1,618 = 6236

 

Kuran’da her surenin matematiksel toplam değeri vardır. Bu değer sıra nosu ile ayet sayısının toplamı ile oluşur. Bu çok özel değerler Kuran’daki sayısız mucize için bir veritabanıdır. Bunlardan biri de yine Altın Oranın ifadesi için geçerlidir. Toplam sayısal değeri tekrar eden ve etmeyen sureler birbirine oranlandığında yine Altın Oran mucizesine ulaşırız.

7906 (Tekrar eden sureler toplamı)  / 4885 (Tekrar etmeyen sureler toplamı)  = 1,618 

 

 

P) ALTIN ORAN SAYILARINI HARFE ÇEVİRİNCE HER DİLDE MUAZZAM BİR MESAJ ÇIKAR

Altın oran sayısının rakamları son kutsal kitabın indiği zamandaki alfabetik sisteme göre  harflere çevrilince ortaya muhteşem bir mesaj çıkmaktadır.

 

 

Arapça olarak harfleri elifba alfabe sisteminde inceleyelim. Bunu türkçe yada ingilizce dilinde A=1 B=2 C=3… olarak değerlendirerek sıralamak gibi düşünün. Altın oran rakamlarını harfler ile seslendirince ortaja muhteşem ve birbirini destekleyen mesajlar çıkıyor. Her 3 dilde bu durumun kanıtlanması  tesadüfen oluşumu imkansızlaştırıyor.

SON SÖZ

Ey insanlar, bu ifade edilen kanıtlardan her birisini ayrı ayrı inceleyin. Hiç birinin tesadüfen olmayacak kadar hikmetli ve anlamlı bir yönü olduğunu, sadece Yaratıcı’nın önceden bilmesi, toplumları ve dillerini yönlendirmesi yoluyla gerçekleştirebileceği kadar gerçekleşmesinin ilahi güç istediğini göreceksiniz.

Belki bazılarını bilgi yetersizliği yada acele nedeniyle iyi anlamamış ve zayıf bulmuş olabilirsiniz. Ama bir mahkemede bile 1. ve 2. dereceden güçlü delillerle, işaret ve izlenimleri oluşturan deliller birbirini destekler, güçlendirir. Birinin zayıf görülmesi tamamını yıkamaz. Sadece tek biri dahi imkansız derecesinde bir mucize olsa; tek başına Allah’ın varlığına ve Kuran’ın hak oluşuna delil teşkil eder.

Bu kanıtları görenlerin üzerine düşen sorumluluk bu mucizeyi sosyal medyadan, e-mail yoluyla, ev halkına ve arkadaşlarına doğrudan söyleyerek tavsiye etmek suretiyle İslam’ın ve Allah’ın delillerini ayetlerini anlatmasıdır. Kuran’ı kendi dilinizde okuyunuz, düşününüz, tefekkür ediniz, uygulayabildiğiniz kadar uygulayıp,  yayınız. Hiç birimiz mükemmel değiliz. Ama elimizden geleni yapabiliriz.

Okumaya devam et

Bana Verilen Mucizeler

Kutsal Gizemler Belgeseli Rekor Kırıyor

Binlerce kişinin İslamla tanışmasına vesile olan bilim adamlarının sunumunu gerçekleştirdiği pek çok yeni keşif ve araştırması ile Erdem Çetinkaya’nın yapımını üstlendiği ”Kutsal Gizemler” dünyada en çok izlenen İslam belgeseli oldu.

Binlerce kişinin İslamla tanışmasına vesile olan bilim adamlarının sunumunu gerçekleştirdiği pek çok yeni keşif ve araştırması ile Erdem Çetinkaya'nın yapımını üstlendiği ''Kutsal Gizemler'' dünyada en çok izlenen İslam belgeseli oldu.

Tüm dünyada kabul gören altın oran mucizesinin ispatlarını bu belgeselde de görebilirsiniz.

Okumaya devam et

Bana Verilen Mucizeler

SUNDAY/PAZAR (KUTSAL GÜNEŞ GÜNÜ) NOEL (GÜNEŞE TAPINMA BAYRAMI)

Hıristiyanlık Roma’nın hakimiyetine girdiğinden beri, kilise tarafından manipüle edilerek güneşe tapınma dinine çevrilmiştir. İşte kanıtları.

Hıristiyanlık Roma'nın hakimiyetine girdiğinden beri, kilise tarafından manipüle edilerek güneşe tapınma dinine çevrilmiştir. İşte kanıtları.

Teslis inancı Hz İsa zamanında anılan bir şey değildi. Hatta neredeyse göğe çıkışından sonra 200 seneye yakın kimse 3’leme yada teslis diye bir kavramdan bahsetmiyordu. Her yerde İsa, peygamber olarak biliniyordu. İnsan şeklindeki tanrılara ya da insanla tanrıların ilişkiye girerek var ettiği yarı tanrı insanlara tapınan Roma imparatoru ve soylular hızla yayılan Hristiyanlığı kabul etmek zorunda kalınca kendi dini ile Hıristiyanlık arasında bir sentez oluşturma yoluna gitti.

 

TESLİS – YARI TANRI OLAN İNSAN İNANCI  – İSA’DAN 200 SENE SONRA ORTAYA ATILDI

 

İlk defa teslis kelimesini kullanan kişi Antakyalı Theophilus’tur (ö. 181). Roma İmparatorluğunun MS. 4 yy da düzenlenen İznik konsiline kadar teslis ve yarı Tanrı İnsan İsa figürünü kabul ettirmek için büyük çaba harcandı. İsa’nın ilah olmadığına ya da teslis diye bir şeyin hakiki Hristiyan inancında olmadığını savunan görüşteki hemen herkes yok edilmeye çalışıldı.

 

İsa’nın Tanrı Olmadığına İnanan Hristiyan Gruplar

 

Hür Kitab-ı Mukaddes Cemaati

Hristiyan Bilimi

Mormonlar

Sosinianizm

Tanrı’nın Yedinci Gününün Cemaati,

Üniteryenizm

Yehova Şahitleri

 

Peki Roma İmparatorluğu, içinde Mısır ve Musa’nın düşmanı Firavun’un şeytani inancı olan Güneşe ve insana tapınmayı nasıl Hıristiyanlığa yerleştirdi?

GÜNEŞ GÜNÜNÜN KUTSANMASI – PAZAR (SUNDAY)’İN KUTSANMASI

 

Öncelikle kutsal olan Cumartesi günü Pazar ile değiştirildi.  Bu İsa’nın zamanında olmayan bir şeydi. Sun-day yani Güneş günü kutsal ilan edildi. İnsanlar Cumartesi günü yerine bugünde dinlenerek geçirecek ve güneş gününün kutsal ilan edeceklerdi. Bu eski ahite ilk başkaldırı idi. Devamı çok daha korkunç şekilde gelecekti.

 

Kilise İsa’nın Pazar günü dirildiğini iddia eder.

 

42-43  O gün Hazırlık Günü, yani Şabat Günü’nden önceki gündü. Artık akşam oluyordu. … Yusuf geldi… İsa’nın cesedini istedi.

 

Ve İncil’e göre 3 gün 3 gece yerin bağrında kalması gereken İsa sadece 1 gün ve 2 gece kalarak dirilir.

 

 

Markos 16:1

Şabat Günü geçince, (Pazar günü) Mecdelli Meryem, Yakup’un annesi Meryem ve Salome gidip İsa’nın cesedine sürmek üzere baharat satın aldılar. 2 Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler. (ve dirilmiş gördüler)

 

Haftanın ilk günü yahudi geleneğinde Pazardır. Çünkü Tanrı tevrata göre 6 gün çalışmış, Cumartesi dinlenmiştir. Bu nedenle son gün tatil günüdür ve Pazar da yeniden çalışmaya başlanan haftanın ilk günüdür. Mecdelli Meryem Şabat kutlamaları güneşin batmasıyla bitince, alışveriş serbestisi başladığından akşam gidip baharatlar almış ve hemen sabah mezara koşmuştu.

 

Aslında dirilmesi beklenmiyordu sadece 2 gece 1 gün geçmişti. Bu nedenle geleneklere uygun olarak mağarada duran cesede sürmek için baharat alınmıştı.

İsa, Matta 12:40’da, “Yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacaktır” demiştir.

 

Fakat Pazar sabahı dirilmiş olarak bildirilen İsa’nın bu durumda sadece 1,5 gün ölü kaldığı görülecektir.

 

Aslında 3 gün 3 gecenin dolması için Pazartesi akşam dirilişin gerçekleşmesi gerekmekteydi. Yani Monday; (Ay günü). Ama Sunday Roma’da güneş tanrısına adanmış olan Güneş günü idi ve ay ile güneş arasında devamlı rekabet vardı. Ay, güneşi; güneş tutulması sırasında yeniyor ve karartıyordu. Bu nedenle kilise çevirilerde biraz değişiklik yaparak 3 gün beklemesi gereken İsa’yı Güneş festivali gününde (Sunday) dirildiğini, düşünmeyen ve  araştırmayan toplumlara kabul ettirmeyi başardı.

 

NOEL ASLINDA GÜNEŞ TANRISININ DOĞUM GÜNÜ OLARAK KUTLANIRDI

 

Hemen her Hristiyan Noel’i Hz İsa’nın doğum günü zanneder. Oysa ki İncil’de Meryem’in İsa’yı doğururken çobanların koyunlarını otlatmak için gezdirdikleri yazılıdır. Bu durumda Hz İsa en erken Mart en Geç Kasım’da doğmuştur. Ayrıca İncil’de insanların kendi şehrine yolculuk yaparak nüfus sayımı yaptırıldığı belirtilir ki ve günümüzde bile nüfus sayımları kışın zor şartlarında değil yazın yapılır.

İslam kaynaklarında da Meryem’in İsa’yı doğururken hurma ağacının altında oturduğu ve hurma yiyerek güç bulduğu yazar. Bu durumda mevsim yine yazdır. Kuran ve İncil burada birbirini desteklemektedir. Peki 24 aralık nereden çıktı? Neden güneşe tapıcılar, gizli firavunlar 24 aralığı ısrarla benimsemek istediler?

 

Çünkü 21 Aralık güneşin gökte en kısa durduğu, en zayıf olduğu gündü. Bugün  bir dönüm günüydü, güneşin burada 3 gün ölmeye yüz tutacak şekilde kaldığına ama 3 günün sonunda dirilerek tekrar güçlendiğini görmüşler ve 25 aralığı bu nedenle güneş bayramı olarak ilan etmişlerdi. Bu paganist gelenek Hristiyanlığa enjekte edildi ve insanlar İsa’nın doğum gününü kutladıklarını zannederek kandırıldılar. Amaçları paganist geleneği İsa’nın doğumu ile değiştirmek olsaydı Cumartesi yerine Sun-day yani güneş gününü kutsamazlardı.

 

“The Catholic Encyclopedia” dahi, İsa’nın 25 Aralık’ta doğumunun kutlanmasının aslında bir pagan bayramından kaynaklandığını itiraf eder:

“Yaygın olarak bilinen Natalis Invicti’nin [Fethedilmemiş Güneşin Doğumu] güneş bayramının 25 Aralık’ta kutlanması, İsa’nın doğumunu Aralık ayında kutluyor olmamızdan büyük ölçüde sorumludur.”

 

İsa’dan sonra 300 yıl boyunca güneş tanrısının doğum günü İsa’nın doğum günü ile hiç ilişkilendirilmemişti. Ancak Roma imparatoru ve din adamları karma bir din oluşturmak için Hristiyan halkı ve devlet geleneklerini manipüle  ettiler.

 

 

 

TANRILARIN İSMİNİ GEZEGENLERE VEREN BATI MEDENİYETİ ROMA PAGANİZMİNİ YAŞATMAYA ÖZEN GÖSTERDİ;

 

Pagan Roma’nın en güçlü tanrısı ise Jüpiter’di. Diğer tanrılara örnek olarak Merkür/ticaret tanrısı, Venüs/güzellik tanrıçası, Mars/savaş tanrısı, , Plüton/yeraltı dünyası tanrısıdır. Romalılar gezegen isimlerini Tanrılarının adını vererek yaşatmaya çalıştılar ve Hıristiyanlığın kabulü Tevrat’ın ve İsa’nın reddettiği bu putperest isimlerin kalkmasını sağlamadı. Hatta daha sonradan keşfedilen Neptün’e de batı tarafından Hıristiyanlık inancına ters olmasına rağmen bir roma tanrısının adı verildi. İstisnasız tüm gezegen isimleri bir Roma yada Yunan tanrısının ismidir.

Yine aynı şekilde haftanın günleri, ay isimleri, Nasa’nın tüm uzay proje ve araç isimleri Sözde Tanrılarına adanmış, ithaf olunmuş isimlerdir. Hıristiyanlık halk arasında yayılsa ve anlaşılmaya çalışılsa da, elitler ve liderler şeytanın dinini yaşatacak bir politika gütmüş ve halkı kolayca bir kaç yüzyıl içinde manipüle edebilmişlerdir.

 

 

 

 

 

Okumaya devam et

Öne Çıkanlar