UYANIKKEN DUYDUĞUM SESLER VE KEŞİF (8. Kitap 10. Bölüm)

Rüyada gibi bir halde iken; hayvanlar gibi görünen cinleri gördüm, türlü türlüydüler. Sonra insan suretinde; babama benzeyen biri geldi. Ona iki tanesini yakalayıp kurban edilmesini söyledim. O yakaladığını götürüp iki meleğe teslim etti. Kanatlı ve tüylüydüler. Onu kolayca sanki her gün birçok yaptıkları bir işmişçesine kolayca öldürüverdiler. Hatta ben onlara Bismillah diyerek yapın dedim ama çok acele ettiler. O an o iki cin öldürülünce boğazlanarak, benim vücudumdan büyük bir ağırlık kalktı; çünkü o gece yıkanmadan uyuyakalmıştım. Ve benim zayıf olduğumu ve enerjimin bana saldırmaya müsait olduğunu düşünmüşlerdi. Sonra uyandım; havada üçgen şeklinde havada siyah bir boyut kapısı açıldı. Bu kapı sanki arka arkaya bir aynada iç içe geçmiş üçgenler gibi, üçgen bir tünelmişçesine katmanlar halinde karanlığa ilerliyordu. Oradan bu varlıkların girişlerini ve bir boyutsal kapı olarak kullandıklarını gördüm. Sonunda kapıları kapandı ve iş bitti.

ALTIN ORAN MUCİZESİNİN KEŞFİ

Memuriyetten istifa ettiğimde nerdeyse hiç param yoktu. Ama biraz çalıştım ve bir süre geçinecek kadar para biriktirmiştim. Allah’ı anlatan bir film çekmek istemiştim. Ama ne anlatacağımı bilmiyordum. Allah’a ellerimi kaldırıp dua ettim. Bana insanları İslam’a çekebilecek bir mucize nasip et dedim.

İçimden dünya haritasını açmak gelmişti. Lost dizisi gibi bir yer üzerinden bir şey yapayım derken. Kâbe’nin dünyada ki yerini ölçmek aklıma geldi ve  0,61 rakamını bulmuştum. O güne dek gördüğüm bildiğim bir rakam değildi. ,

Araştırdıkça bu rakamın sayıların şahı olduğunu ve birçok bilim adamının bu sayı için kitaplar yazdığını ve tutku ile araştırdığını görmüştüm.  O an çok büyük bir keşifle karşı karşıya olduğumu Allah’ın beni yönlendirdiğini anlamıştım.

Bu mucizeyi anlatan bir web sitesi açtım ama insanlar çok ilgi göstermediler. Bir belgeselle anlatayım dedim ve 3 dilde bir belgesel yaptım. O zaman her gün yüzbinlerce insan izledi ve birçok TV kanalı ve yayınevinden teklif gelmeye başladı.

Arabistan kralının yardımcısı olduğunu söyleyen birisi beni yabancı numaradan aradı. Beğendiklerini söyledi ve Ankara’da ki Arabistan büyükelçiliğinin benimle irtibat kuracağını söylediler. Çağırdılar görüştük. Epey oyaladılar ama vaat ettikleri destekleri vermedikleri gibi çok da vakit ve emek kaybına neden oldular.

O günden bu yana altın oran sadece Mekke ve Kâbe ile sınırlı kalmadı. Çok derin noktalara doğru gitti ve ben son olgunlaşmış halini tüm dünya ile paylaşmanın zamanı geldiğini düşünüyorum.

 

ALLAH’IN NİDASI

Bir sıkıntım nedeniyle çok üzüntülüydüm. Sabaha kadar ısrarla secdede Allah’tan benimle konuşmasını, bu kadar sıkıntının nedenini bana açmasını istedim.

Birçok insan dünyada ki acıları, hatta bebeklerin çocukların çektiği sıkıntıları görüp dinden çıkıyorlar. Ama ben yıldızları ve kalpleri yaratanın mutlaka bir adalet sistemi olduğunu tüm bunlar olmuşsa mantıklı bir açıklaması olduğuna inanıyordum. Bu nedenle sorumu da saygıyla sadece sebebini merak ediyorum diyerek soruyordum.

Sabaha karşı Kâbe tarafından bir ses geldi. Lakin bu ses normal bir ses değildi, mana şeklinde geldi ve kalbime doldu. O kadar güçlüydü ki ve o ses öyle aşkla söylüyordu ki. Dünyanın en büyük aşkıyla söylüyordu sanki o sesin sahibi. Neredeyse kalbimi ve içinden geçtiği denizleri kaynatacak kadar güçlü, yoğun ve tarifsiz lezzette.

Ben benimle Türkçe konuşmasını beklerken, Arapça hitap etti. Ve ben ne dediğini bilmiyordum. Bana “Lebbeyk ya M… i” dedi…

Bende secdeye kapanıp konuşmaya dua etmeye başladım. Ama sesin devamı gelmedi. Duam bitince ilk iş kalkıp internetten lebbeyk kelimesinin ne anlama geldiğini araştırmak oldu.

Lebbeyk; buyur demekmiş. Kâbe’de tavaf eden hacılar Lebbeyk diye seslenirmiş ve Allah da onlara Lebbeyk diye cevap verirmiş.

Çok şaşırmıştım, acaba benimle neden bilmediğim bir dilde konuşmuştu.

 

BİR SES BENİMLE KONUŞTU

Yine çok hüzünlü olduğum bir zamandı. Günden güne yıkılıyordum derdimden ötürü. Bir haksızlığa uğruyordum. Büyük zarar görecek ve hakkımı da bir ihtimal alamayacaktım. Yalvarırken Allah’a yatağımda tavana bakarken.

Bir ses duydum hemen yanımdan gelen. Türkçe olarak “Sana yardım edeceğim” dedi. Şaşırmış ama rahatlamıştım.

Gerçekten de ondan sonra sorunlar su gibi aktı ve çözüldü.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak