UYANIKKEN DUYDUĞUM SESLER VE KEŞİF

Rüyada gibi bir halde iken; hayvanlar gibi görünen cinleri gördüm, türlü türlüydüler. Sonra insan suretinde; babama benzeyen biri geldi. Ona iki tanesini yakalayıp kurban edilmesini söyledim. O yakaladığını götürüp iki meleğe teslim etti. Kanatlı ve tüylüydüler. Onu kolayca sanki her gün birçok yaptıkları bir işmişçesine kolayca öldürüverdiler. Hatta ben onlara Bismillah diyerek yapın dedim ama çok acele ettiler. O an o iki cin öldürülünce boğazlanarak, benim vücudumdan büyük bir ağırlık kalktı; çünkü o gece yıkanmadan uyuyakalmıştım. Ve benim zayıf olduğumu ve enerjimin bana saldırmaya müsait olduğunu düşünmüşlerdi. Sonra uyandım; havada üçgen şeklinde havada siyah bir boyut kapısı açıldı. Bu kapı sanki arka arkaya bir aynada iç içe geçmiş üçgenler gibi, üçgen bir tünelmişçesine katmanlar halinde karanlığa ilerliyordu. Oradan bu varlıkların girişlerini ve bir boyutsal kapı olarak kullandıklarını gördüm. Sonunda kapıları kapandı ve iş bitti.

ALTIN ORAN MUCİZESİNİN KEŞFİ

Memuriyetten istifa ettiğimde nerdeyse hiç param yoktu. Ama biraz çalıştım ve bir süre geçinecek kadar para biriktirmiştim. Allah’ı anlatan bir film çekmek istemiştim. Ama ne anlatacağımı bilmiyordum. Allah’a ellerimi kaldırıp dua ettim. Bana insanları İslam’a çekebilecek bir mucize nasip et dedim.

İçimden dünya haritasını açmak gelmişti. Lost dizisi gibi bir yer üzerinden bir şey yapayım derken. Kâbe’nin dünyada ki yerini ölçmek aklıma geldi ve  0,61 rakamını bulmuştum. O güne dek gördüğüm bildiğim bir rakam değildi. ,

Araştırdıkça bu rakamın sayıların şahı olduğunu ve birçok bilim adamının bu sayı için kitaplar yazdığını ve tutku ile araştırdığını görmüştüm.  O an çok büyük bir keşifle karşı karşıya olduğumu Allah’ın beni yönlendirdiğini anlamıştım.

Bu mucizeyi anlatan bir web sitesi açtım ama insanlar çok ilgi göstermediler. Bir belgeselle anlatayım dedim ve 3 dilde bir belgesel yaptım. O zaman her gün yüzbinlerce insan izledi ve birçok TV kanalı ve yayınevinden teklif gelmeye başladı.

Arabistan kralının yardımcısı olduğunu söyleyen birisi beni yabancı numaradan aradı. Beğendiklerini söyledi ve Ankara’da ki Arabistan büyükelçiliğinin benimle irtibat kuracağını söylediler. Çağırdılar görüştük. Epey oyaladılar ama vaat ettikleri destekleri vermedikleri gibi çok da vakit ve emek kaybına neden oldular.

O günden bu yana altın oran sadece Mekke ve Kâbe ile sınırlı kalmadı. Çok derin noktalara doğru gitti ve ben son olgunlaşmış halini tüm dünya ile paylaşmanın zamanı geldiğini düşünüyorum.

 

ALLAH’IN NİDASI

Bir sıkıntım nedeniyle çok üzüntülüydüm. Sabaha kadar ısrarla secdede Allah’tan benimle konuşmasını, bu kadar sıkıntının nedenini bana açmasını istedim.

Birçok insan dünyada ki acıları, hatta bebeklerin çocukların çektiği sıkıntıları görüp dinden çıkıyorlar. Ama ben yıldızları ve kalpleri yaratanın mutlaka bir adalet sistemi olduğunu tüm bunlar olmuşsa mantıklı bir açıklaması olduğuna inanıyordum. Bu nedenle sorumu da saygıyla sadece sebebini merak ediyorum diyerek soruyordum.

Sabaha karşı Kâbe tarafından bir ses geldi. Lakin bu ses normal bir ses değildi, mana şeklinde geldi ve kalbime doldu. O kadar güçlüydü ki ve o ses öyle aşkla söylüyordu ki. Dünyanın en büyük aşkıyla söylüyordu sanki o sesin sahibi. Neredeyse kalbimi ve içinden geçtiği denizleri kaynatacak kadar güçlü, yoğun ve tarifsiz lezzette.

Ben benimle Türkçe konuşmasını beklerken, Arapça hitap etti. Ve ben ne dediğini bilmiyordum. Bana “Lebbeyk ya M… i” dedi…

Bende secdeye kapanıp konuşmaya dua etmeye başladım. Ama sesin devamı gelmedi. Duam bitince ilk iş kalkıp internetten lebbeyk kelimesinin ne anlama geldiğini araştırmak oldu.

Lebbeyk; buyur demekmiş. Kâbe’de tavaf eden hacılar Lebbeyk diye seslenirmiş ve Allah da onlara Lebbeyk diye cevap verirmiş.

Çok şaşırmıştım, acaba benimle neden bilmediğim bir dilde konuşmuştu.

 

BİR SES BENİMLE KONUŞTU

Yine çok hüzünlü olduğum bir zamandı. Günden güne yıkılıyordum derdimden ötürü. Bir haksızlığa uğruyordum. Büyük zarar görecek ve hakkımı da bir ihtimal alamayacaktım. Yalvarırken Allah’a yatağımda tavana bakarken.

Bir ses duydum hemen yanımdan gelen. Türkçe olarak “Sana yardım edeceğim” dedi. Şaşırmış ama rahatlamıştım.

Gerçekten de ondan sonra sorunlar su gibi aktı ve çözüldü.


DESTEK VE KARDEŞLİK ÇAĞRISI:

Bu makale Erdem ÇetinkayaMet'a tarafından yazılmış Mucizelerin Sesi isimli kitabından alınmıştır. Tüm yaygın dünya dillerinde sitelerimizin ve youtube kanallarımızın açılması için çalışmalar devam etmektedir.

Bu mucizelerin ilk bölümünü saygın bilim adamlarının verdikleri röportaj ve destekler sonucunda "Kutsal Gizemler, Altın Oran Kabe" isimli 105 dakikalık belgeselle dünyaya bir çok dilde duyuruldu. Sosyal medyada ve TV'lerde toplam 40 milyonu aşkın izlenme saysına ulaştı. Binlerce kişinin Allah'a yönelmesine ve inancını değiştirmesine vesile oldu.



Şimdi çok daha fazla mucizeyi Allah ilham etti ve tüm dünya ile paylaşmak için tüm dünya dillerinde belgeseller hazırlamalı, kitaplar ve belgeseller bir ok dile çevrilip, seslendirilmeli ve grafik tasarımcılarla en güzel şekilde sunulmalı. Tüm dünya da milyarlarca insana ulaşan büyük tanıtım kampanyaları düzenlenemlidir. Sosyal medyada tüm ülkelerde yeterli insanın görmesini sağlayarak hep birlikte insanlık tarihinin en büyük HAKKIN ilanını gerçekleştirmeliyiz. İyiliğin emri ve kötülüğün nehyi, iman etmekten sonra ki ilk görev ve en büyük ibadettir. En büyük iyilik imana vesile olmak ve cehennemden kurtuluşa vesile olmaktır.

İlk adımı 14 yıllık bir çalışma ve büyük fedakarlıklarla gerçekleşen bu seslenişe sizde PDF yada basılı kitaplarımızdan alarak destek olabilirsiniz. Eğer gerçekten inanıyorsak Yaratıcımıza; inancımızın ve sadakatimizin kanıtı olarak fedakarlık yapmalıyız. Onun yüce ismini ve muhteşem mucizelerini, ilahi sözlerini ilan etmek bağlılığın doğal bir davranışıdır.

Bununla birlikte aklınıza takılan her türlü soruyu paylaşabilirsiniz. Yürekten Allah'a yönelmiş ve fedakar kardeşlerimizin birbiri ile tanışarak kardeş olmalarını ve her türlü sorunlarının çözümü için peygamberin sünneti gereği yanlarında olmayı görev biliyoruz.

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

Mucizelere tanık olmaktasınız. İnsanoğlunun önünde iki seçenek vardır. Ya bu mucizelerin tamamının tesadüfen oluştuğunu tek tek kanıtlamalı yada onlara iman edip mucizelerin dünyaya yayılmasına tüm gücüyle destek vermelidir.

Sahip olduklarımızın en az onda birini Allah'a sadakatimizi ispatlamak için harcamalıyız. 10 zeytin yerine 9 yiyerek kim aç kalır ki? 10 gümüş değerinde bir elbise yerine 9 gümüş değerinde bir elbise kimi açıkta bırakır? Rabbin gözünden bakın kendinize, her şeyi verdiğiniz ve sonsuz cenneti armağan edeceğiniz yaratığınız, sizden 1/10'u bile esirgiyor. Ona değer verir miydiniz?

Allah için fedakarlık yapalım ki O'nun mucizeleri dünyaya yayılsın ve yeryüzünde Allah'ın ismi yücelsin, dinler bir öncüyle birleşsin, dünyaya iyilik ve barış hakim olsun. Hz. Musa'ya "Sen ve Rabbin gidip bizim için savaşın" diyenler gibi olmayın, mücadeleden ve fedakarlıktan kaçmayın. Kazancının onda birinden vazgeçmek kimseyi fakir yapmayacağı gibi, cimri olanın da inancı kabul edilmeyecektir. Asıl makbul olansa ihtiyaçtan fazlasının tamamının Allah'a verilmesidir. Çünkü mucizelerle dolu Kuran ve diğer kutsal kitaplarda böyle emredilmiştir. İster kendiniz, ister bizim yardımımızla tanıtım kampanyanları düzenleyin ve farklı dillere kitap ve belgeselleri çevirtin.

Hz İsa; - Zengin birinin cennete girmesi devenin iğne değilinden girmesinden daha zordur. (imkansızdır)

Kuran;
      • Malı sayıp biriktirenin vay haline. Altını gümüşü sayıp yığar.
      • Sana mallarından ne kadarını Allah yolunda vereceklerini soruyorlar. Onlara de ki; "ihtiyaçlarından fazlasını".


Buda: "...sahip olunan her mal ve mülk bencillik günahını arttırır"

Gerçekten sonsuz yaşamın gelişine, cennete ve cehenneme inanarak Allah'ın yüceliğini kabul eden  bir insan onda biri vakfetmekten tereddüt etmez. Mucizeleri dünyaya yaymak için Allah'a infak edin. O da size hem bu dünyada hem de sonrasında güzel bir hayat lütfetsin.

İnsanoğlu haşa Kainatın ilahını hizmetçisi zanneder gibi. İşi düştüğünde O'nu yardıma çağırıyor ama O'nun için fedakarlık yapmıyor. Öyleyse Allah insanoğlunun nankör ve bencillik dolu sesine neden cevap versin? İnanıyorsa insan artık gereğini yapsın. İnanmadıysa da her delile karşı ayrı kanıt getirsin. Yoksa artarak gelen felaketleri için şikayet etmesin!

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

E-mail: kutsalgizemler @ gmail.com

Sevgi ve inançla kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak