UYANIKKEN YAŞADIĞIM OLAĞANÜSTÜ OLAYLAR (8. Kitap 9. Bölüm)

UYANIKKEN EŞYALARIN ZİKİR ÇEKTİĞİNİ DUYDUM

Geceleri karanlıkta saatlerce Allah zikrini tekrar ettiğim zamanlardan biriydi. O zamanlar 23 yaşlarındaydım. Bir gece halıya oturmuş zikir halinde iken başımı yasladığım yemek masasının sandalyelerinden çıtır çıtır ritmik sesler gelmeye başladı. Acaba ısı değişiminden mi dedim. Zikri durdurdum. Onlarda durdu. Devam ettim onlarda devam etti. Bir kaç kez olunca, anneme seslendim. Geldi ve o da duydu. Sonra telaşa kapılıp gece 3 gibi babamı uyandırdı oda geldi ve dinlediler. Ondan sonra ikisinde de dine karşı bir yönelim başladı.

Zikirde hızlı yol almak isteyenin dikkat etmesi gereken bir kaç kural öğrendim. Bunları zakir kardeşlerime anlatmak isterim ki hızlı yol alalım.

   1- Hızlı hızlı zikir çekmeyin. Her bir Allah kelamını tüm zerreleriniz birden tek bir dilde söyleyene dek uğraşın. Sadece dilinizin söylediğini görünce toparlanıp yeniden tüm bedenle ve kalple söylendiğine konsantre olun.

   2- Sürekli devam edin. Yani bir gün çekip öteki gün bırakmayın. 15-20 gün sonra hayatınızda köklü değişiklikler olacaktır inşallah.

   3- Zikir çekerken burnun yanıp, gözlerin dolmuyorsa, Allah aşkı kalbine dolup ağlamıyorsan onu çağırırken bir sevgili gibi… zikrin içi boş demektir. Vazgeçmemeli ve Allah’tan aşk dilemelidir. İyilik yaparak, en sevdiklerinden infak ederek, fedakârlık ve acı yoluyla kalp yumuşaklığı sağlanmalıdır. Allah için acı çektikçe Allah yaklaşır, yaklaşınca da sizi sever ve sevdirir.

İçinizde ki nur içten dışa dudaklarınızı öpecek; dudaklarınıza ıslaklık geldiğini hissedeceksiniz ve kanatlarıyla sırtınızı sıvazladıklarında ürpereceksiniz inşallah.

PEYGAMBERLE YEKAZA HALİ VE YANIMA GELEN CÜBBELİ ADAM

Memurken istifa etmeme yakın, vergi dairesinde çalışıyorum ama en üst katta herkesten uzakta boş bir katta çalışırdım ben. Akşam namazına az kala ( gece çalışıyorduk) peygamber as a bir aşk bir kavuşma arzusu düştü içime. Çok gerçek gibi bir düş gördüm gözlerim açıkken. Çölde kumların arasında siyah çadırını gördüm yanında ashabı varmış. Hissediyorum içeride oturuyorlar. Rüzgârdan çadır kapısının inip kalkışını bile görüyorum. Çadırın kapısı açılınca ben emekleyerek yüzüne bakmamaya çalışarak ağlayarak içeri giriyorum.

O halde yanına yaklaşıyorum, içerdekiler sessiz. Ellerine sarılıp, ağlıyorum, öyle ki gözyaşlarım cübbesini ıslatıyor. Gerçekte de ağlıyorum. Özlem içinde yanıyorum adeta. Diyorum ki; “ben gelecekten geldim, ümmetinden bir Müslümanım. Lütfen bana dua et Ey Allah’ın resulü, dininizi yaymak istiyorum dünyaya, hizmet etmek, bu uğurda bir ömür çalışmak ve Rabbimi sizi mutlu etmek isterim” diyorum…

Onun da ağladığını elimi sıkı sıkı tutuğunu hissediyorum. Gözyaşlarının dizine düştüğünü hatırlıyorum. Uzun bir süre o halde kaldıktan sonra yine aynı şekilde yüzüne bakmadan çekiliyorum geri geri…

Çünkü akşam ezanı okunuyor. Ben koşarak gidiyorum camiye, yolda bir bakıyorum sarıklı cübbeli elinde beyaz poşetli bir adam. 20 metre uzaktan kollarını açtı, sokak baya boş gibi. O güne dek orda hiç öyle birini görmemişim. Vergi dairesinin önü. Gülüyordu bana bakarak kollarını yana açıp. Bende güldüm. “Yüzüme gülüyor, bize gülüyor zamanın İbrahim’i” dedi…

Sonra elimi tuttu konuşmaya başladı, Arapça dualar okudu… Bende Allah razı olsun ama namaza geç kalıyorum dedim. O da bekle dedi…

Bende dinlemeye başladım. Nereli olduğumu sordu. Sonra çok ilginç bir şey oldu.

“Sana bişiy dicem” dedi… Sonra Elektrik çarpılmış gibi titremeye başladı. Cezbeye geldi… Düşecek gibi oldu tutmaya çalıştım… Nerdeyse bağırır gibi, heyecanla. ALLAH RESULÜNÜN SANA SELAMI VAR ” dedi. Bende şaşırdım. Kendine gelmeye çalıştı. Sonra benim gitmem lazım dedi. Hoşçakal dedi. Dua etti, öğütlerde bulundu. Bende dedim, hediye kabul edersen para vereyim yanımda başka bir şey yok dedim. O da kendim için değil ama yardım topladığım fakirler için kabul ederim dedi.

Bu arada gözleri o kadar keskin yemyeşil birini daha görmedim.

Sonra yanımda ki tüm parayı verdim. Bana yok o kadar verme dedi, ısrar ettim. Sonra içinden dolmuş paran kalmadı dedi bir kısmını geri verdi.

Çevreden beni görüp kınamışlardı arkadaşlar. O adamla ne konuştun meczup mudur sarıklı cübbeli diye kin tuttular.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak