UYANIKKEN YAŞADIĞIM OLAĞANÜSTÜ OLAYLAR

UYANIKKEN EŞYALARIN ZİKİR ÇEKTİĞİNİ DUYDUM

Geceleri karanlıkta saatlerce Allah zikrini tekrar ettiğim zamanlardan biriydi. O zamanlar 23 yaşlarındaydım. Bir gece halıya oturmuş zikir halinde iken başımı yasladığım yemek masasının sandalyelerinden çıtır çıtır ritmik sesler gelmeye başladı. Acaba ısı değişiminden mi dedim. Zikri durdurdum. Onlarda durdu. Devam ettim onlarda devam etti. Bir kaç kez olunca, anneme seslendim. Geldi ve o da duydu. Sonra telaşa kapılıp gece 3 gibi babamı uyandırdı oda geldi ve dinlediler. Ondan sonra ikisinde de dine karşı bir yönelim başladı.

Zikirde hızlı yol almak isteyenin dikkat etmesi gereken bir kaç kural öğrendim. Bunları zakir kardeşlerime anlatmak isterim ki hızlı yol alalım.

   1- Hızlı hızlı zikir çekmeyin. Her bir Allah kelamını tüm zerreleriniz birden tek bir dilde söyleyene dek uğraşın. Sadece dilinizin söylediğini görünce toparlanıp yeniden tüm bedenle ve kalple söylendiğine konsantre olun.

   2- Sürekli devam edin. Yani bir gün çekip öteki gün bırakmayın. 15-20 gün sonra hayatınızda köklü değişiklikler olacaktır inşallah.

   3- Zikir çekerken burnun yanıp, gözlerin dolmuyorsa, Allah aşkı kalbine dolup ağlamıyorsan onu çağırırken bir sevgili gibi… zikrin içi boş demektir. Vazgeçmemeli ve Allah’tan aşk dilemelidir. İyilik yaparak, en sevdiklerinden infak ederek, fedakârlık ve acı yoluyla kalp yumuşaklığı sağlanmalıdır. Allah için acı çektikçe Allah yaklaşır, yaklaşınca da sizi sever ve sevdirir.

İçinizde ki nur içten dışa dudaklarınızı öpecek; dudaklarınıza ıslaklık geldiğini hissedeceksiniz ve kanatlarıyla sırtınızı sıvazladıklarında ürpereceksiniz inşallah.

PEYGAMBERLE YEKAZA HALİ VE YANIMA GELEN CÜBBELİ ADAM

Memurken istifa etmeme yakın, vergi dairesinde çalışıyorum ama en üst katta herkesten uzakta boş bir katta çalışırdım ben. Akşam namazına az kala ( gece çalışıyorduk) peygamber as a bir aşk bir kavuşma arzusu düştü içime. Çok gerçek gibi bir düş gördüm gözlerim açıkken. Çölde kumların arasında siyah çadırını gördüm yanında ashabı varmış. Hissediyorum içeride oturuyorlar. Rüzgârdan çadır kapısının inip kalkışını bile görüyorum. Çadırın kapısı açılınca ben emekleyerek yüzüne bakmamaya çalışarak ağlayarak içeri giriyorum.

O halde yanına yaklaşıyorum, içerdekiler sessiz. Ellerine sarılıp, ağlıyorum, öyle ki gözyaşlarım cübbesini ıslatıyor. Gerçekte de ağlıyorum. Özlem içinde yanıyorum adeta. Diyorum ki; “ben gelecekten geldim, ümmetinden bir Müslümanım. Lütfen bana dua et Ey Allah’ın resulü, dininizi yaymak istiyorum dünyaya, hizmet etmek, bu uğurda bir ömür çalışmak ve Rabbimi sizi mutlu etmek isterim” diyorum…

Onun da ağladığını elimi sıkı sıkı tutuğunu hissediyorum. Gözyaşlarının dizine düştüğünü hatırlıyorum. Uzun bir süre o halde kaldıktan sonra yine aynı şekilde yüzüne bakmadan çekiliyorum geri geri…

Çünkü akşam ezanı okunuyor. Ben koşarak gidiyorum camiye, yolda bir bakıyorum sarıklı cübbeli elinde beyaz poşetli bir adam. 20 metre uzaktan kollarını açtı, sokak baya boş gibi. O güne dek orda hiç öyle birini görmemişim. Vergi dairesinin önü. Gülüyordu bana bakarak kollarını yana açıp. Bende güldüm. “Yüzüme gülüyor, bize gülüyor zamanın İbrahim’i” dedi…

Sonra elimi tuttu konuşmaya başladı, Arapça dualar okudu… Bende Allah razı olsun ama namaza geç kalıyorum dedim. O da bekle dedi…

Bende dinlemeye başladım. Nereli olduğumu sordu. Sonra çok ilginç bir şey oldu.

“Sana bişiy dicem” dedi… Sonra Elektrik çarpılmış gibi titremeye başladı. Cezbeye geldi… Düşecek gibi oldu tutmaya çalıştım… Nerdeyse bağırır gibi, heyecanla. ALLAH RESULÜNÜN SANA SELAMI VAR ” dedi. Bende şaşırdım. Kendine gelmeye çalıştı. Sonra benim gitmem lazım dedi. Hoşçakal dedi. Dua etti, öğütlerde bulundu. Bende dedim, hediye kabul edersen para vereyim yanımda başka bir şey yok dedim. O da kendim için değil ama yardım topladığım fakirler için kabul ederim dedi.

Bu arada gözleri o kadar keskin yemyeşil birini daha görmedim.

Sonra yanımda ki tüm parayı verdim. Bana yok o kadar verme dedi, ısrar ettim. Sonra içinden dolmuş paran kalmadı dedi bir kısmını geri verdi.

Çevreden beni görüp kınamışlardı arkadaşlar. O adamla ne konuştun meczup mudur sarıklı cübbeli diye kin tuttular.


DESTEK VE KARDEŞLİK ÇAĞRISI:

Bu makale Erdem ÇetinkayaMet'a tarafından yazılmış Mucizelerin Sesi isimli kitabından alınmıştır. Tüm yaygın dünya dillerinde sitelerimizin ve youtube kanallarımızın açılması için çalışmalar devam etmektedir.

Bu mucizelerin ilk bölümünü saygın bilim adamlarının verdikleri röportaj ve destekler sonucunda "Kutsal Gizemler, Altın Oran Kabe" isimli 105 dakikalık belgeselle dünyaya bir çok dilde duyuruldu. Sosyal medyada ve TV'lerde toplam 40 milyonu aşkın izlenme saysına ulaştı. Binlerce kişinin Allah'a yönelmesine ve inancını değiştirmesine vesile oldu.



Şimdi çok daha fazla mucizeyi Allah ilham etti ve tüm dünya ile paylaşmak için tüm dünya dillerinde belgeseller hazırlamalı, kitaplar ve belgeseller bir ok dile çevrilip, seslendirilmeli ve grafik tasarımcılarla en güzel şekilde sunulmalı. Tüm dünya da milyarlarca insana ulaşan büyük tanıtım kampanyaları düzenlenemlidir. Sosyal medyada tüm ülkelerde yeterli insanın görmesini sağlayarak hep birlikte insanlık tarihinin en büyük HAKKIN ilanını gerçekleştirmeliyiz. İyiliğin emri ve kötülüğün nehyi, iman etmekten sonra ki ilk görev ve en büyük ibadettir. En büyük iyilik imana vesile olmak ve cehennemden kurtuluşa vesile olmaktır.

İlk adımı 14 yıllık bir çalışma ve büyük fedakarlıklarla gerçekleşen bu seslenişe sizde PDF yada basılı kitaplarımızdan alarak destek olabilirsiniz. Eğer gerçekten inanıyorsak Yaratıcımıza; inancımızın ve sadakatimizin kanıtı olarak fedakarlık yapmalıyız. Onun yüce ismini ve muhteşem mucizelerini, ilahi sözlerini ilan etmek bağlılığın doğal bir davranışıdır.

Bununla birlikte aklınıza takılan her türlü soruyu paylaşabilirsiniz. Yürekten Allah'a yönelmiş ve fedakar kardeşlerimizin birbiri ile tanışarak kardeş olmalarını ve her türlü sorunlarının çözümü için peygamberin sünneti gereği yanlarında olmayı görev biliyoruz.

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

Mucizelere tanık olmaktasınız. İnsanoğlunun önünde iki seçenek vardır. Ya bu mucizelerin tamamının tesadüfen oluştuğunu tek tek kanıtlamalı yada onlara iman edip mucizelerin dünyaya yayılmasına tüm gücüyle destek vermelidir.

Sahip olduklarımızın en az onda birini Allah'a sadakatimizi ispatlamak için harcamalıyız. 10 zeytin yerine 9 yiyerek kim aç kalır ki? 10 gümüş değerinde bir elbise yerine 9 gümüş değerinde bir elbise kimi açıkta bırakır? Rabbin gözünden bakın kendinize, her şeyi verdiğiniz ve sonsuz cenneti armağan edeceğiniz yaratığınız, sizden 1/10'u bile esirgiyor. Ona değer verir miydiniz?

Allah için fedakarlık yapalım ki O'nun mucizeleri dünyaya yayılsın ve yeryüzünde Allah'ın ismi yücelsin, dinler bir öncüyle birleşsin, dünyaya iyilik ve barış hakim olsun. Hz. Musa'ya "Sen ve Rabbin gidip bizim için savaşın" diyenler gibi olmayın, mücadeleden ve fedakarlıktan kaçmayın. Kazancının onda birinden vazgeçmek kimseyi fakir yapmayacağı gibi, cimri olanın da inancı kabul edilmeyecektir. Asıl makbul olansa ihtiyaçtan fazlasının tamamının Allah'a verilmesidir. Çünkü mucizelerle dolu Kuran ve diğer kutsal kitaplarda böyle emredilmiştir. İster kendiniz, ister bizim yardımımızla tanıtım kampanyanları düzenleyin ve farklı dillere kitap ve belgeselleri çevirtin.

Hz İsa; - Zengin birinin cennete girmesi devenin iğne değilinden girmesinden daha zordur. (imkansızdır)

Kuran;
      • Malı sayıp biriktirenin vay haline. Altını gümüşü sayıp yığar.
      • Sana mallarından ne kadarını Allah yolunda vereceklerini soruyorlar. Onlara de ki; "ihtiyaçlarından fazlasını".


Buda: "...sahip olunan her mal ve mülk bencillik günahını arttırır"

Gerçekten sonsuz yaşamın gelişine, cennete ve cehenneme inanarak Allah'ın yüceliğini kabul eden  bir insan onda biri vakfetmekten tereddüt etmez. Mucizeleri dünyaya yaymak için Allah'a infak edin. O da size hem bu dünyada hem de sonrasında güzel bir hayat lütfetsin.

İnsanoğlu haşa Kainatın ilahını hizmetçisi zanneder gibi. İşi düştüğünde O'nu yardıma çağırıyor ama O'nun için fedakarlık yapmıyor. Öyleyse Allah insanoğlunun nankör ve bencillik dolu sesine neden cevap versin? İnanıyorsa insan artık gereğini yapsın. İnanmadıysa da her delile karşı ayrı kanıt getirsin. Yoksa artarak gelen felaketleri için şikayet etmesin!

Sorularınız ve desteğiniz için Whatsapp (+90 312 9996618) üzerinden eklemeniz ve mesaj atmanız yeterlidir.

E-mail: kutsalgizemler @ gmail.com

Sevgi ve inançla kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak