GÜZEL BİR HAYAT YAŞAMANIN SIRRI (KURAN’DAN -TEST ETTİM) (1. Kitap 17. Bölüm)

Allah Kuran’da, “kim o işi yaparsa ona güzel bir hayat yaşatırız” diye vaat etmiştir. Refah hayat yaşatan O sırlı iş nedir? Ben Erdem Çetinkaya Meta, 9 yıl maliyede vergi memurluğu yaptım ve 1997’de istifa edip şirketimi kurdum. Ayette yazan ama hemen herkesin yanlış anladığı o sırlı şeyi keşfedip yaptığım son 12 yıldan beri hayal edemediğim bir çok şeye ve refaha kavuştum. Ayrıca 12 yıldır bir kaç kez grip olmak haricinde hasta olmadım çok şükür. Sizlere asla yalan söylemeyen yüce Allah’ın, Kuran’da vaad edip müjdelediği ve benim de şahit olduğum bu sırrı sizlerle ücretsiz paylaşıyorum.

ALLAH’IN BU DÜNYADA DAHİ, GÜZEL BİR HAYAT VAADİNE ULAŞMA SIRRI

Memurken babamın da maaşı olmasına ve aynı evde yaşıyor olmamıza rağmen geçinemiyorduk ve eski bir araba bile alamıyorduk. Evimiz güneş girmeyen ve penceresi 1 metre uzaklıktaki duvara bakan bir evdi. Genç bir memurdum ama çok mutsuzdum. Her işim ters giderdi. İstifa etmeden önceki bir yıl çok zor geçti. Uzun süreler hastanede yattım.

Ben de herkes gibi inançlı olduğunu düşünen sıradan bir Müslümandım. Elbette insanın hayatında dalgalanmalar oluyordu ve aynı hassasiyetle dininizi yaşayamadığınız gevşeme dönemleri de olabiliyor. Ama ben, Allah’ın o emrini yerine getirince hayatımda inanılmaz büyük bir fark oluştu. Sağlık sorunlarımdan tamamen kurtuldum çok şükür ve 12 yılda 3-4 kez ancak grip olmuşumdur. O bile bir iki günde geçip gider.

Maddi olarak neler elde ettiğimi saymak burada övünmeye girer.

Bence asıl dünyevi zenginlik; çok para kazanmak asla değildir. Zengin de değilim. Elbette yeterince kazanmak ve kimseye muhtaç olmamak gerekir. Ama beni en çok mutlu eden ve en çok şükrettiğim şey şudur ki; “sevdiğim işi yaptım”. Yani çalışırken eğleniyor gibi hissettim. O anlar bir an önce bitsin dediğim zamanlar değildi. Tam tersine uykum bile geldiğinde “bi kahve içip ayılıp devam edeyim” diyecek kadar sevdiğim işler yaptım. Tanıtım, tasarım ve yazılım işleri bana zevk veriyordu. Kalan zamanlarımda para kazandırmasa da Allah’ın ilmini öğrenmeyi ve araştırmayı yazmayı seviyordum.

Yılın sadece bir ayı sevdiğim şekilde çalışıp kalan 11 ayı Allah’a hizmet etmekle ve ilim öğrenmekle, kitap yazarak geçirmeye başladım. Bu arada yanlış anlaşılmasın, kitap yazarak para kazanan biri değilim. Hepsini ücretsiz olarak PDF şeklinde sitemde vermekteyim ve son 11 yılda satışa çıkardığım hiç bir kitabım yok. 12 yıl önceki kitabımından elde edilen küçük gelirinin de, reklamı için harcanmasını talimat verdim.

Araştırdığınızda göreceksiniz ki, ben tanıtım filmleri, tasarım ve yazılım işleri yaparak kazanan biriyim. Yurt içine ve yurt dışına bu konularda ticari ürünler sunuyorum. Hatta kitabımı 2 saatlik bir belgesel haline getirmek için küçük bir servet harcadım, bir çok dile çevirttim ve youtube’da ücretsiz yayınlıyorum. Youtube’da para kazanma özelliğim de kapalı.

Benim için iş hayatında son derece önemli olan husus şuydu. Sürekli çalışıyor, kapalı bir alana kısılıyorsam, trilyonda kazansanız kıymeti yoktu. Kölelik bedeli ölçülemeyen bir şeydir. Bir CEO olabilirsiniz, maaşınız 5 haneli olabilir. Ama istediğiniz zaman çıkıp bir parkta bile dolaşamıyor ailenize yeterince vakit ayıramıyorsanız, çalışacağınız zamanları keyfinize göre siz seçemiyorsanız, kölesiniz demektir. Köle de, zaman, mutluluk ve huzur fakiridir. Bankada birikmiş bir sürü sayı ve kağıt parçasının size ciddi bir faydası olmaz. Bu nedenle ben geçim için yeterli düzeyde çalışıp kalan zamanı büyük ve bana mutluluk veren ideallerim için çalışacak şekilde bir hayat planı oluşturdum.

Arapça’da “kul” yani “abd” kelimesi; “köle” veya “hizmetçi” ile aynı anlamda kullanılır. Şimdi beni insanlara kul olmaktan kurtaran özgür kılan, Allah’ın Kuran’da anlattığı o sırrı anlatacağım. Ve beni sadece kendisine kul ve köle yapmakla şereflendirdiği için ve kendi zatına hizmeti bana çok sevdirdiği için ona şükürler olsun.

AYETTE NE DİYOR? 

“Men ‘amile sâlihan (salih amel) min żekerin ev unśâ vehuve mu/minun felenuhyiyennehu hayâten tayyibe (güzel hayat)

16.97

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Erkek veya kadın, kim mü’min olarak “amile sâlihan yaparsa”, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.

Süleyman Ateş Meali

Erkek ve kadından her kim inanmış olarak “amile sâlihan yaparsa” , onu (dünyada) hoş bir hayatla yaşatırız, onların ücretini yaptıklarının en güzeliyle veririz.

 

SALİH AMEL DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ ŞEY Mİ?

Salih amel nedir? Dilenciye bozuk para vermek, namaz kılmak, oruç tutmak mı? Ailene güzel davranmak mı? Yanılıyorsunuz. Bize dini çok yanlış öğrettiler. “Salih olmak” peygamberlerin bile ulaşmak istediği bir makamdır ve tüm insanlara açıktır. Ama her peygamber salih olmayı başaramamıştır. Şimdi “salih olma” kavramının ne anlama geldiğini, gelecekte salihlerin nasıl dünyanın hakimleri varisleri olacağını Kur’an ayetleri ile görelim.

38:28

“Biz, iman edip salih amel işleyenleri, Yeryüzünde fesad çıkaranlarla aynı mı tutacağız? Yoksa takva sahiplerini, arsız sapıklar gibi mi yapacağız? “

Bu ayette “salih amel” zıddı ile birlikte kullanılmış. Yeryüzünde fesat çıkaranların zıddı salih amel yapanlardır. Daha iyi anlamak için iki kelimeyi bir inceleyeceğiz.

Fesat bozmak, “düşmanlık üretmek, savaş çıkarmak, kin tohumu atmak” gibi manalara gelmektedir. Bu durumda “salih amel” bunun tam tersi demektir.

2:205

O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde  fesad çıkarmaya, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise fesadcılığı sevmez.

Bu ayette fesatlık iyice anlatılmış. Ekin (ürünleri),  insan ve hayvanların neslini yok etmek fesadın en net tanımıdır.

Elbette fesadın da dereceleri vardır. Ama Kur’an’da bahsi geçen fesat, insanlar arasındaki ufak kıskanmalar, kinler ve tartışmalar değildir. Tehlikeli olan büyük fesattır ve Kuran’da bahsedilen budur.

Bu durumda Salih amel de, fesadın karşılığı olduğundan, fesada engel olup yeryüzünde sulh sağlayan her türden arabulucu, hayatta tutucu, barışçıl eylemdir. Zaten “salih” kelimesi, “sulh ve salah” kelimeleri ile aynı köke sahiptir. Sulh; barış, salah ise “esenlik” demektir. Yani mutlu bir yeryüzü inşa etmek “salih amel gerçekleştirmek” demektir.

Her insan fesat çıkarma yada salih amel yapma gücüne sahip olamasa da, bu büyük işlerin bir parçası olabilir.  Yani adil bir önderin ardında yeryüzünde barış ve sevgi inşa etmekle ancak halktan kişiler salih amel yapabilirler.

Fesad amellerinin nesilleri ve üretim alanlarını yok eden büyüklükte bir şey olması, salih amelin de bu büyüklükte düşünülmesini gerekli kılmaktadır.

98/7,8:

İman edip salih ameller işleyenler, yaratıkların en hayırlılarıdır. Onların Rableri katındaki ödülleri… Adn Cennetleridir…

21/105: … Yeryüzüne salih kullarım varis olacaktır.

24/55 : Allah, sizden iman edip salih ameller işleyenlere şöyle vadetmiştir: Andolsun ki, kendilerinden önceki mü’minleri nasıl kâfirlerin yerine getirerek egemen kıldı ise, sizi de şimdiki kâfirlerin yerine getirerek hükümran kılacaktır. Seçtiğiniz İslâm dinini, kalplerinizde sağlamlaştırarak güç kaynağı yapacak ve korkularınızı güvene çevirecektir.

Kardeşlerim bu büyük ve görkemli vaatlerin hepsi yalnız SALİH’ler içindir.

25/70: Ancak tövbe ve iman edip salih amel sergileyenler başkadır. Allah, onların kötülüklerini iyilere çevirir.

29/7: İman edip salih amel yapanların kötülüklerini elbette örteriz. Ve Biz onları, yapmakta oldukları işlerin en güzeliyle ödüllendireceğiz. 

16/97: Kadın, erkek inanmış olarak kim salih amel sergilerse, muhakkak onu güzel bir hayat ile yaşatacağız ve böylelerinin ücretlerini, işleyip ürettiklerinin en güzeliyle karşılarız.

19/96: İman edip salih amel sergileyenler için Rahman, (gönüllerde) bir sevgi yaratacak (onları herkese sevdirecek)tir.

45/30: İman edipte salih amelde bulunanların durumu şudur. Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte açık zafer budur. 

4.69 : Öyle ya: Her kim Allaha ve Peygambere mutı’ olursa işte onlar Allahın kendilerine in’am eylediği: Enbiya, sıddıkîn, şüheda ve salihîn ile birliktedirler, bunlarsa ne güzel arkadaş!

DEVLET BAŞKANI OLMADAN YERYÜZÜNDE BARIŞA NASIL HİZMET EDEBİLİRSİNİZ?

Yeryüzündeki savaşların hemen hepsinde en güçlü etken ideolojik farklardır. Haçlı seferlerinde Hristiyanlar, tüm orta doğuda kıyım yaptı ve ABD başkanı W. Bush’un söylemi ile bugün yeniden bu yaşanıyor.

  1. Dünya savaşında Hitler, farklı bir ideoloji ve inanç sistemi ile Almanların üstün ırk olduğu inancı üzerinden dünyaya savaş açtı.

Yahudiler bugün Filistinlileri aynı nedenle öldürüp sürüyorlar.

Irak İran savaşında mezhep farklılığına dayalı dinsel çatışma savaşı besledi.

Örnekler çoğaltılabilir. Mesele sadece dinsel fark değil, kendini saldırılacak taraftan ötekileştirmektir. Devlet liderleri yada örgütler saldırılması planlanan ülkedeki insanlar cayır cayır yanarken bizler üzülmeyelim ve isyan etmeyelim diye; onları ötekiler ve düşmanlar göstermek için ciddi bir medya çalışması yaparlar. Halbuki, onlar da bizimle aynı türde bir insandır, canlıdır ve kışkırtılmaktadır. Eğer biz orada doğsaydık muhtemelen aynı onlar gibi davranacaktık.

 

DÜNYA BARIŞINA GİDEN YOL İNSANLARIN DOĞRU BİR İNANÇTA BİRLEŞMESİDİR

Öyle bir inanç sistemi yayılmalıdır ki dünyaya; o inanç tüm dinlere hoş görü ile bakmalı ama sahip olduğu kanıt ve mucizelerle hızla yayılıp insanları tek bir merkezde birleştirmelidir. İyilik, fedakarlık ve hoşgörüyle dolu olmalıdır. Tüm dinleri kapsamalı ve tüm diğer dinlerin peygamberlerini kabul ederek aradaki farkları ikna edici şekilde eritebilmelidir.

İşte bu din; tüm dinleri kabul eden İslam’dır ve Kuran’da İsa’nın “ruhullah” olduğundan tutun da, Buda’nın incir ağacının yemin edilerek kutsanmasına kadar tüm dinlere açık kollar bulabilirsiniz.

İslam’ın muhteşem ve bilimsel kanıtlarla yaratıcıdan geldiği bir din olduğu inancı dünyaya yayıldığında, dünya tek inanç, tek din ve mezhepte, tek bir liderin etrafında toplandığında sınırlarını kaldıracaktır. O zaman insanlık savaşa değil, sonsuzluğun keşfi sağlık ve zenginlik için çalışacak ve insanlık çağ atlayacaktır.

Herkesin “ben bunu nasıl yapabilirim, gücüm ne ki, peygamber de değilim, devlet lideri de, bir süper zenginde..?” Diye söylendiğini duyar gibiyim. Mesele şu; bunu başarmak zorunda değilsiniz. Yaratıcı insanlığın layık olduğunu ve zamanın geldiğini düşündüğü an gerekli koşulları oluşturup bunu hızla gerçekleştirirdi zaten. Bizim üzerimize düşen bunun için ciddi bir çaba ve fedakarlık göstererek olacağına inanarak çalışmaktır. Yani gerçeğin dinini hoş görü ile yayarak insanlığı tek bir merkezde toplamaya ikna etmektir. Birbirimizi sevmeye ve anlamaya ihtiyacımız olduğunu söyleyip, onların inancını da övüp ortak noktalarını ortaya çıkarmak ve gerçekle hakça birleştirmenin yollarını aramaktır.

Çok değil insanların sadece %1’i buna adansa, Allah’ın rahmeti ile bu gerçek olacaktır. Çünkü çağımızda 1 tane fedakar insan binlerce insana bir mesajı defalarca ulaştırabilir. Onu dünyanın en bilinir markası ve meselesi haline getirebilir. %1 yeterlidir. Ama 3-5 kişi olsak da önemli değil. Eğer iki dünyada güzel bir hayat istiyorsak, yeryüzünde barış için insanlığı gerçeğe çağırmalıyız.

BEN NASIL YAPIYORUM?

Memurken, istifa etmeden önceki son yılda, dinin dünyaya tebliği ve insanların barış ve esenlikte birleşmesi için kendi payıma ne yapabileceğimi düşündüm. Sosyal medyanın yükselişi ile bir belgesel yaparak Allah’ın ikna edici mucizelerini insanlara sunabilirim diye düşündüm. İşten arta kalan tüm zamanlarımda, arkadaşlarım sağda solda gezerken ben sürekli kitap okuyup belgeselim için notlar alıyordum. Mucizeleri topluyordum. Ama yeterince ikna edici bir şeyler arıyordum. Allah’a dua ettim ve bir kaç dakika içinde Altın Oran-Kabe ve Mekke mucizeleri ilham oldu. Haritayı açıp bakar bakmaz bir şeyler ortaya çıktı ve zamanla genişledi.

Ama belgesel yapmak için 3d animasyon gibi yönetmenlikten bile çok daha zor bir şeyi daha öğrenmem gerekliydi. Gidip kitap aldım (o zaman youtube’da Türkçe ders bulmak mümkün değildi). 1 ay içinde herkesin hayret edeceği bir şekilde hızlıca 3d animasyonu öğrendim. (Çok hızlı öğrenen biri olduğumdan değil, İngilizceyi bile daha tam öğrenemedim. Allah bu konuda yardım etti). En sonunda dedim ki; zamanım yok ve memurluk çok yoruyor insanı. Benim patronum sen ol Allah’ım ve bana dinini yaymak için imkan ver” diye dua ettim. Bir kaç ay içinde ummadığım şeyler oldu ve ben istifa ettim.

İlk başta kendim yapmayacaktım belgeseli, başka yapanlara destek vereyim dedim ama planları hoş ve doğru gelmemişti.

 

TAM OLARAK NE YAPMALIYIZ?

Din, inanç, sevgi ve bir tek önderde birleşmek ve buna kendi payına düşen çabayı göstermek dünyada yapılabilecek en büyük barış hareketi olsa gerektir.

Bazıları bunu yapacağına ayrımcı, çatıştırıcı ve savaş çıkaracak türden kötü sözlerle sosyal medyayı işgal ediyorlar. Küfredenlere “Selam” deyip geçmek Allah’ın Kuran’da bir övgüsüdür salihlere. Kısas hakkınız olsa da affetmek barışa bir katkıdır. Ama en büyük barış ve iyilik; insanları eğitmektir. Daha güçlü silahlar yapsınlar, daha hızlı telefonlar yapıp mühendis olsunlar diye eğitmek değil. Birbirimizi daha çok sevmek ve bizi yaratanı tanımak, insanları hoş görüp birleştirmek için eğitmektir asıl ihtiyaç duyulan ilim.

Allah, gördüğünüz gibi bu çağda eşi benzeri olmayan yüzlerce büyük mucizeyi insanlara gösterelim ve hazır olanları Allah’ın dininde birleştirelim diye bizlere keşfini lütfetmiştir. Bunun kıymetini çok iyi bilmeliyiz. Birlik olup herkes bunun için çaba göstermelidir. Neler yapmalıyız?

Belgeselleri üretme ve tüm prodüksiyonu şirketim Allah için bedelsiz yapmaktadır.

Ancak, tüm dünya dillerine çevirileri ve yabancı dillerde seslendirmek büyük bir maliyettir. Ayrıca sosyal medyada tüm dünya ülkelerinde kendi dillerinde büyük tanıtım kampanyaları ile ürettiğimiz kitap ve belgeselleri tanıtmamız gereklidir. Bu ise çok büyük bir yekün tutmaktadır ve maddi olarak beni fazlasıyla aşmaktadır.

Allah’tan bana “tüm dünyaya yayacak kadar zenginlik ver Rabbim” diye dua ettiğimde bana rüyamda şöyle denildi; “sana verdiklerimize şükret ve razı ol.” Sonra şu ilham oldu. “Allah insanları deneyecektir, her şeyi sen tek başına yaparsan, tek başına savaşır, tek başına malından harcar, tek başına ilim ve keşiflerle uğraşırsan, Allah’a insanların sadakatini denemek için geriye ne kalacak?”

Ben üstüme düşeni yapıyorum inşaallah. Yaptığım 2 saatlik Altın oran ve diğer Kuran mucizelerini anlatan belgesel bir çok dile çevirilip tüm dünyada 40 milyona yakın insana ulaştı ve binlerce kişinin Allah’a yönelmesi yada inancının sağlamlaşması ile ilgili mesajlar aldım.

Siz de, bu uğurda tebliğ yaparken siyasete hiç bulaşmadan, ufak tefek mevzularda kaybolmadan Allah’ın sevgi, hoşgörü ve barış inancını, kanıtlar ve mucizelerle dünyaya yaymak için benimle bir olursanız Allah hepimizin iki dünya ecrini daha da arttıracaktır.

Beni whatsapp’dan ekleyin, tanışalım, birlikte güçlerimizi nasıl birleştirebiliriz konuşalım. Bir öğrenci de olsanız bir fabrikatör de, kalbinizi Allah’a açın. Sadece lazım olunca ona koşmayın, o haşa “size hizmetle ve arzularınızı yerine getirmekle yükümlü bir lamba cini” değildir. Onun bize değil, bizim ona hizmet etmemiz gereklidir. O bizi kendisi için yarattı ve rızkımızı yeterince verdi ama biz ondan başka şeylerle meşgul oluyoruz.

Zaten mantık ve vicdan da şunu söylüyor;

Dünyadaki zavallı insanların acısı ile savaşların işkencesi ile, cehaletle yaratana isnad ettikleri kötü sözler nedeniyle hatta insanların yalnızlık ve düşkünlükleri ile tasalanmıyorsak, aynı şeyleri yaşamaya ve unuttuklarımız gibi unutulmaya layık olmuşuz demektir. Çünkü biz de onları umursamamıştık.

Haşa; “Allah’a hakaret edenden bana ne? Küffarın ve zalimin elinde işkence gören insan ve toplumlardan bana ne?” Diye diye biz de onların durumuna düşmeye layık hale geldik.

Öyleyse en azından vaktinizin onda birini ve gelirinizin onda birini Allah için ayırın. Onda birden vazgeçmek kimi fakir veya aç hale getirir ki? Bize düşen çalışmaktır. Sebat edip başarana bir ödül olsa da, başaramasa bile ısrarla mücadele edene, düşse de kalkıp kalkıp mücadele edene bin sevap vardır.

PEYGAMBER OLMAYAN, AMA ONLARDAN BİLE ÜSTÜN OLABİLEN SALİHLER KİMLER?

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir