Baştan beri anlattığımız üzere; Einstein’in de dediği gibi “madde” diye bir şey yok. Gerçek sandığımız her şey bilinçli, her şeyi görebilen ve ses gibi frekanslarla titreşen bir enerjinin benliği olan ve geliştirilebilir “insan” adlı bir yazılımla değerlendirilmesinden ibaret.
Tabi ki kod düzeni, tüm sistemin yapısı bildiğimiz bilgisayarlar gibi değil. Maddenin boşluklu yapısı 1 ve 0 yani var ve yok kavramı enerji arklarının dizilimi yönüyle benzeşim gösterir. Ama gördüğümüz evren farklı bir alemdeki manaya dönüşen kelimelerin (kodların), sınırlı dünyamızda şekil almasından ibarettir.
İnsanların tasarladığı şeyler Yaratıcı’nın tasarladığına benzemeye başlar. Çünkü bilgisinin kökeni, ilham kaynağı hakikatte bir parçası olduğu yaratıcısıdır.
Bir bilgisayar oyununda her şeyi çevresel ve gerçek gibi görsek de hiç bir şey gerçek değildir, enerjidir. Bizim gözlerimizi temsil eden kamera o tarafa döndüğü zaman; bilgi işlenir ve o bilgi kümesi olan sözler madde gibi şekil alarak bize madde izlenimi verir. Bu yüksek verim için gereklidir. Evrende gereksiz hiç bir şey yapılmaz. Gerçekte madde yoktur. Çift yarık deneyini hatırlayın; gözlerimiz yani kamera dönünce fotonlar potansiyel dalgalar gibi davranmak yerine maddeyi ortaya çıkaran ölçülebilir parçacık türevli etkiler gösteriyordu.
Bilgisayar oyununda her şey belli mesafeden net görünecek çözünürlükte tasarlanmıştır. Eğer çok yaklaşırsak birbirinden farkı olmayan pixeller belli olur ve oyun hilesi ortaya çıkar. Pixeller frekans olarak da tanımlanabilen belli renk değerleri alabilen enerji küpleri gibidir. Yakından bakınca gerçeklik kaybolur. Dünyamız da aynı böyledir. Eğer çok yakından bakarsak her şey birbirinden farkı olmayan quarklar, enerji arkları şeklinde görünecektir.
Bir mühendis yani Yaratıcı tarafından tasarlanmış muazzam güzellikte dev bir simülasyonun içindeyiz.
Gerçeklik için maddenin gerekli olmadığını, bir evren yaratmak için sadece beyin içindeki enerji arklarının yeterli olduğunu bize rüyalar göstererek fısıldayan işte O yaratıcıdır. İnsanoğlu sürekli dış dünyasını geliştirmeye çalışıyor. Ancak içsel anlamda kontrol kabiliyetlerini arttırdığında; rüyalarını kontrol edebilecek, içinde sonsuz evrenler var edebilecek ve bir anlık ömrüne bin yıl sığdırabilecektir.
Peki; kutsal kitaplar yaratıcı hakkında başka neler diyor; tüm varlıklarla sesli konuştuğunu, her şeyi gördüğünü ve muhteşem bir akla ve bilgiye sahip olduğunu. Öyleyse o sesi şimdi dinleyelim.
Bir yanıt yazın