BİRİNDEN YARDIM İSTEMEK HARAMDIR (1. Kitap 16. Bölüm)

Allah’u Teala, Fatiha suresini tekrarlatmak yoluyla bizlere her rekatta yani günde 17 yada 40’kez söyletmektedir ki “Allah’tan başkasından yardım istemeyiz”.

Fâtiha/5

اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ

(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

Lakin, herkes herkesten yardım istiyor. “Bu nasıl bir iştir? Madem yardım istiyorsun bu ayeti tekrar edip durmaya utanmıyor musun?” denirse ne demelidir?

Bu dua anlamındadır diyen, elbet olacaktır. Kuran’da bu kelime nasıl geçmiş bakalım. Göreceğiz ki, kafirlerin “Muhammed’e Kur’an’ı yazma konusunda birileri yardım etmiştir” derken kullandığı kelime de yine aynı kelimedir. Müminlerin sevap konusunda yardımlaşmaları da yine ayetlerde emredilmiştir. Yani en yaygın ve bilinen manasıyla “yardım”  manasına gelmektedir. Dua yada ilahi bir yardım isteme biçimini değil, genel bir yardım isteme kelimesini ifade eder.

Peki yalnız Allah’tan yardım istemezsek ne olur? Nasıl yaşarız? Sır nedir? Nasıl yalancı olmaktan kurtuluruz. Günde 40 kez tekrar etmemiz istenen şeyi nasıl anlamayız da gaflette yaşarız?

Evvela Fatiha Suresinde geçen bu kelimenin kökleriyle birlikte Kur’an’da hangi ayetlerde geçtiğine bakalım ki, Kur’an-ı Kerim kendi kendini açıklasın.

Bu kelime ع و ن kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 11 adet kelime bulunmaktadır.

Kelimelerin Kur’an’da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.

Liste Halinde

Furkân/4

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌۨ افْتَرٰيهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَۚۛ فَقَدْ جَٓاؤُ۫ ظُلْمًا وَزُورًاۚۛ

İnkâr edenler: Bu (Kur’an), olsa olsa onun (Muhammed’in) uydurduğu bir yalandır. Başka bir zümre de bu hususta kendisine yardım etmiştir, dediler. Böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya

Fâtiha/5

اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ

(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

Bakara/45

وَاسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ وَاِنَّهَا لَكَب۪يرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِع۪ينَۙ

Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz o (sabır ve namaz), Allah’a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir.

Bakara/68

قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَۜ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌۜ عَوَانٌ بَيْنَ ذٰلِكَۜفَافْعَلُوا مَا تُؤْمَرُونَ

«Bizim adımıza Rabbine dua et, bize onun ne olduğunu açıklasın» dediler. Musa: Allah diyor ki: «O, ne yaşlı ne de körpe; ikisi arasında bir inek.» Size emredileni hemen yapın, dedi.

Bakara/153

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَ

Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.

A’râf/128

قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اسْتَع۪ينُوا بِاللّٰهِ وَاصْبِرُواۚ اِنَّ الْاَرْضَ لِلّٰهِ۠ يُورِثُهَا مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۜ وَالْعَاقِبَةُلِلْمُتَّق۪ينَ

Musa kavmine dedi ki: «Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Kullarından dilediğini ona vâris kılar. Sonuç (Allah’tan korkup günahtan) sakınanlarındır.»

Kehf/95

قَالَ مَا مَكَّنّ۪ي ف۪يهِ رَبّ۪ي خَيْرٌ فَاَع۪ينُون۪ي بِقُوَّةٍ اَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًاۙ

Dedi ki: «Rabbimin beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım.»

Enbiyâ/112

قَالَ رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّۜ وَرَبُّنَا الرَّحْمٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ

(Muhammed:) Rabbim! (Onlar hakkında) adaletinle hükmünü ver. Bizim Rabbimiz Rahmân’dır. Sizin anlattıklarınıza karşı yardımı umulandır, dedi.

 

KİMSE KİMSEDEN YARDIM İSTEMEMELİDİR

Evet. Bunun bir kaç yerde istisnası ayetlerde belirtilmiştir. Onlara geçmeden evvel neden yardım istenmemesi gerektiğini ve ihtiyaç duyduğumuzda nasıl davranmamız gerektiğini açıklayalım.

Müslüman adil olmalıdır. Bir kimseyi yardıma çağırmak yani bir ücret vermeksizin, karşılığını önermeksizin, sadece siz istediniz diye fedakarlık yapmasını istemek; adil insana yakışmaz. Bu, o kişiyi haksızca kullanmaya davettir. Maalesef hakiki manası; “gel, bana yardım et ki, ben senden karşılıksız yararlanayım” demektir.

Rabbimiz bunu müslümanlara yakıştırmamaktadır. Yani kimsenin kimseye borcu yoktur. Yardım istemeye de hakkı yoktur. İnsanların vicdanlarını ve ilahi duygularını kullanarak nefsine, nefsin için yardıma çağırmak bir nevi insanları haksızca kullanmak için kan emmek, vampirleşmektir.

Sert sözlerle konuştuğumu fark ettiniz. Çünkü Rabbimiz bizi 40 kez men ettirmiş, bunu dilimizle söyletmiş. Demek ki çok önemlidir ve hassas olunması gereken bir konudur.

 

DOĞRU İNSAN İHTİYAÇ DUYDUĞUNDA NASIL DAVRANIR?

Bir örnek üzerinden konuşalım. Arabanız yolculukta bozuldu, dağ başında yolda kaldınız. Soğuk ve donup ölebilirsiniz. Uzaktan gelen bir araç gördünüz. Bu büyük bir fırsat. O sizi kurtarabilir donarak ölmekten. Ondan yardım isteyelim mi? Hayır. Ama araç el kaldırıldığında durursa içindekilere şöyle demeliyiz;

“Donmak üzereyim. Eğer beni uygun bir yere bırakırsanız, size anlaşacağımız miktarı öderim”

Yada paranız da yoksa;

“Size anlaşacağımız miktarı borçlanırım ve rehin olarak kimliğimi yada değerli bir şeyler verebilirim”

Diyelim ölüm döşeğindesiniz ve verebileceğiniz hiç bir şey yok. Ama bir işin yapılmasına ihtiyacınız var. O zaman da;

“Verecek hiç bir şeyim yok ve borcumu ödeyecek zamanım kalmadı. Son nefesimdeyim. Yapacağın iyilik hususunda ahirette sevaplarımdan vermek yada günahlarından almak suretiyle ödeşmek koşulu ile bana şu işi yapar mısın? demelidir.

Elbette karşıdaki kişiye düşen, karşılığını yalnız Allah’tan bekleyerek iyilik yapmaktır.

 

YARDIM İSTEME KONUSUNDA İSTİSNALAR

Dar ile Unutmak ve Aciliyet

Elbet insanız ve can boğaza gelince yardım diye bağırmış olunabilir. Uzun uzun acil bir zamanda, insanlara karşılık teklif edemeyiz. Lakin işin dar zamanı geçip de, akıl başa gelince, örneğin denizde boğulan adam kıyıya çekilince, kendisine yardım edenlere yaptıkları işin karşılığı olarak hediyesini sunmalı en azından ısrarla teklif etmelidir. Kabul görürse de vermelidir.

Başkasına Hayırlı İşler İçin Yardım

Bir okul yapılırken, bir savaş verilirken, bir başkasına iyilik yapmak suretiyle sevap kazanmaya çalışılırken, yani zatınız için değil de bir sevap işlemek için başkalarını yardıma davet etmeniz konusunda bir sakınca yoktur. Delilim; Kehf 95’de Zulkarneyn’in halka yardım edip sevap kazanmak maksadıyla yaptığı yardım çağrısıdır.

ALLAH’TAN BAŞKASINDAN YARDIM İSTEMENİN HÜKMÜ

Her ceza, suça göredir. İnsanlardan karşılıksız yardım isteyip duran, sürekli yardıma muhtaç kalır. Yardım göndereni Allah bilmeyen, insanlara yalvarıp duran şirk batağında yuvarlanır.

Yardım istemek yerine borçlu kalmamaya çalışan ve hakka riayet eden düşünceli kişi hem izzet bulur hayatında, hem de Allah’un kulu olma sıfatını kazanmaya vesile bulur.

Kişi günde 40 kez demesi gerekenle çelişir mi? Bunu yapan aynı zamanda yalancı olmuş olur. Çünkü sürekli yalnız senden yardım isteriz deyip, ilk fırsatta yada boşlukta başkalarından yardım isteyerek, hatta bazı tarikatlardaki gibi görmediği ve hakkında bilgi sahibi olmadığı varlıklara el-medet diyerek yardım istemenin en şiddetli hali ile yakarmak çok çirkin bir iştir.

Öğretmenden bile ilahi bir ilim istenirken, karşılığı teklif edilmelidir. Elbet ilahi bir ilmi olanın karşılıksız öğretmesi olması gerekendir. Bu konuda bize doğru üslubu Hz. Musa öğretiyor.

Kehf 18:65-69

Böylece katımızdan, kendisine rahmet verdiğimiz ve ledun (gizli) ilmimizden öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.

Musa (A.S) ona şöyle dedi: “Rüşde ulaşmak üzere, sana öğretilen (ilmi ledun) den bana öğretmen için, sana tâbî olabilir miyim?”dedi. Hocası: “Muhakkak ki sen, benim maiyetimde (iken vuku bulacak olaylara) sabretmeye asla güç yetiremezsin.” dedi.Ve “haberdar edilmediğin cihetle, ihata edemediğin şeye nasıl sabredeceksin?” diye ekledi. Hz. Musa;“İnşaallah (Allah dilerse), beni sabırlı bulacaksın.”diye cevapladı.

Gördüğünüz gibi, Musa As. hocasına; emirlerine itaat edeceğini ve kendisine karşı sabırlı olacağını vaat ediyor. Yani kızsa da anlamadığı bir şey olsa da hoş görü ile yaklaşıp itaat edecek ve bekleyecektir. Şahsı için bile olsa bir hizmete koşulsa itaat edecektir.

Talebe, ilim karşılığında hocasının emirlerine uyması bir sözleşmedir. Talebenin emirlerin ne olacağını önceden sorması iyi olurdu. Ola ki sınamak için hoca ondan zor bir emir isteyebilir. Öyleyse ibret alın Musa ve hocasından; bir işe başlamadan önce sözleşmenizi detaylandırın ve asla yardım istemeyin.

YALNIZ ALLAH’TAN YARDIM İSTEYİN ARTIK.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir