AŞK’IN TAPINAĞI: RA HU MAN (1. Kitap 9. Bölüm)

“Nereye bakarsan bak; Allah’ın yüzünü görürsün” der Kur’an.

Bir gün garip bir şey olur… Hayat hızla akıp giderken birden göz bebeklerini kör eden bir ışık doldurur.  Aslında görmeye yeni mi başladın? Yoksa ölüydün de yaşam veren o ilahi nefesi mi aldın? Bilemezsin… Ama ilk kez kalbinin attığını hissedersin. Orada öylece duruyor, herkesle sıra bekliyor, ama bakışı öyle güzel bir nisan yağmurudur ki kalbini istila eden. Yenilmeye razı olursun. Tapınmak ister kalp, tüm benliğin… Bir sözde ilahtın onu görene dek sen… Dünya etrafında dönsün isterdin. Onu gördüğün an kul olmayı seçtin. Onu mutlu etmek ve yaşamak için her şeyini verirdin.

Söyle insan! Herkes o insana öylesine bakarken, sen neden onu ilahın gibi gördün, aşk denizine düştün, hiç düşünmez misin? İsabet eden bu ok; ceza mıdır, ödül müdür bilinmez ama neden sadece sana isabet etmiştir. Herkes onun yanından geçip giderken, sadece senin dizinin bağını çözen nedir? Niye sadece sen?

Allah her şey… Ama onun Kuran’daki tarifi ve misali bir lamba içindeki, inci misali ışık değil mi gözleri alan? Sen hala anlamadın mı, görmedin mi Ra-Hu-Man’ın göz kırpışını? İlk kez belki de bir insanı İlahi boya ile süslenmiş görmüştün. İlk kez birine kul olmak istemiştin. Aklın “o bir insan” derken, kalbin “o  bir ilah” diyor, “tapayım” diyor. Yemin ederim sana kalbin doğruyu söylüyor. Sen cam bir çerağ içindeki hakikati görüyorsun. Bir su damlasına benzeyen sevgilinin gözlerinden; denizi seyreden insan… Gördüğündeki sırrı çözmüştü. Rahuman ona insan suretinde görünmüştü. Musa’yı yaşlı adam suretinde deneyen Allah, sana güzel bir suretle dönmüştü.

Bir ermiş, bir adamla konuşmak için kapısını çalmış ama adam yokmuş ve kızı açmış o kapıyı. Ermiş kızın yüzünü görmüş ve o an bayılıp düşmüş, aşka tutulup kendine gelememiş nice zaman. Kızın babası bu durumu görüp ermişe kızını vermeyi teklif etmiş. Ermiş bunu reddetmiş. Çünkü o, ne gördüğünü biliyordu. O kör değildi. Ra-HU-Man’ın bir gün değil, bin gün, insan suretinde karşısına çıkacağını, aslında herkesce sıradan bulunan, şöyle biraz bakılıp geçilen bir yüzün ardına geçip, “ey insan secdeeee” diye seslenileceğini biliyordu.. O kör değildi… Rabbini gördü bir su damlasında. Bir çiçeğin küçücük yaprağından çiçekler bahçesinin kokusunu aldı. O an Hakkın nuru kalbini yaktı. Ay’a bakıp ona yansıyan güneşi anladı.

AŞK KUTSALDIR EY İNSAN

AŞK KUTSALDIR. AŞK TAPMAKTIR. AŞK ALLAH’I ANLAMAKTIR. AŞK KULLUK SIRRINA VAKIF OLMAKTIR.

Soruyorum aşık olmayan kalbe. Ne zamandır ölüsün? Ne kadar oldu nefes alamadın? Ne zamandır bir çift göze bakıp, yada bir ceylana gölden su içen … “ne ulusun” diye ağladın?

Bakmaya haya edip, güç yetiremeyip, onun gözlerini yüreğine nakşettin? Ve zikirlerine zikir ekledin? Ancak ahmaklar şekerci dükkanından şeker çalar. Şekerci seni çağırırken şeker ocağına.  Hangi kör büyüyü görür de bilmez büyücüsünü. Nasıl garip, ibretli bir kördüğüm ki; onu elde ettiğinde büyü sona eriyor, bambaşka bir hale dönüşüveriyor. Adeta; “senle işim yok artık” der gibi… Amacım seni bir kula değil, kendime aşık etmekti.

Kuran ne der? “Nereye baksanız Allah’ın yüzünü görürsünüz.”

İster doğaya bak, ister insana, körsen O’nu göremezsin asla.

Ve Sen de kör çıktın ey insan! Bir göz aynasından seni çağırdım. Hiç mi duymadın? Hiç mi düşünmedin, onca insan arasından aşık etmek için kendime, seni seçtim. Ne aşık eden gözün haberi var senden… Ne de  senden başkası ona aşık oldu senin gibi… Kalpleri kör eden ışık benim; bakan da bakılan da benim vechim…

Allah şöyle diyor kutsal kitapta;

Velteffeti-ssâku bi-ssâk(i)

O gün bacak bacağa dolanır.

Kalem suresinde şöyle der;

O gün bacak açılır ve secdeye çağrılırlar ama güç yetiremezler. Çünkü onlar dünyada secdeye çağrılmıştı. (da secde etmemişlerdi)

Ey insan, sakınman gerekiyordu evet; ama hiç mi bir güzelin gözlerindeki örtü açılmadı? Rahman ve Rahiym’in, cennete misal yarattığı bir dizin ışığını gözün hiç mi çalmadı? Secdeye hiç mi çağrılmadı kalbin, sözsüz ve kitapsız, peygambersiz ve duasız… Kalbin “secde et” demedi mi yaratana… Perdelerin ardından kalbini kendine çağırana… Cehenneme girecek herkes; eğer bir elçi görmüşse ve O’nun huzurunda Rahman’a secde etmemişse. ALLAH VAR diye bağıran, SENİ BİR PEYGAMBER gibi yaratanına çağıran bir güzel görmedi mi güzel gözlerin?

En sahih bilinen kaynaklarda bile, peygamber, benimle aynı tefsiri yaptı; bana inanmıyorsanız ona inanın;

“Kalem suresindeki gibi; Rabbimiz baldırını açar, her mümin erkek ve her mümin kadın O’na secde eder. Dünyada iken kendisine riya ve gösteriş olarak secde edenler geri kalırlar. Onlar da secde etmeye kalkarlar, ancak sırtları bükülmeyen yekpare bir tabakaya dönüşür (ve secde edemezler.)”

(Buhari, Tefsir, Nunvel Kalem 2, Tefsir, Nisa 8, Tevhid 24; Müslim, İman 302. (183)

Hz. Musa dua eden bir çoban gördü ve yaklaşıp dinledi;

“Yeter ki gel, koyun kesip yediririm, Sen dile, ayaklarını yıkarım. Seni temizlerim. Ne kadar çok severim ben Sen’i. Sana çok hayranım.” gibi şeyler söylemekteydi.

Duydukları karşısında Hz. Musa öfkeden küplere bindi, bağıra çağıra kesti o mübarek çobanın duasını:

Hz. Musa:

Sus, seni cahil adam! Ne yaptığını sanırsın? Allah’ın ayakları mı var yıkayasın? Böyle dua olur mu?

Çoban, utanıp, bin tevbe etti ağlayarak. Bilmiyordum dedi. Musa adamı yola getirmekle ne iyi ettim diyerek dağa çıktı. Allah ona;

“Ey Musa! sen bugün ne yaptın? Sen ayırmaya mı geldin beni aşıklarımla, yoksa buluşturmaya mı? Şu garip çobanı azarladın. Onun bana ne kadar yakın olduğunu anlayamadın.

Diyerek Musa’yı azarladı… Musa koşarak çobana gitti…

Rab Kur’anda Rahman tecelliyatıyla, “insanı iki elimle yarattım” dedi. Peygamber, “Rahman, ayağını cehennemin üstüne koyacak” dedi. Tevrat 7 elçinin onun yeryüzündeki gözleri olduğunu söyledi. Şüphe yok ki, yakında sonsuz ve sınırsız yüce Allah’ı Rahman tecelliyatı ile muhteşem bir insan suretinde göreceksiniz. Kiminiz ölmeden, kiminiz de yaşamadan…önce.

Onu bu dünyada, bu yaşamında ya gördün ya da göreceksin, aşık olup seveceksin; bir perdenin ardından. Onu son bir kez de kıyamet günü göreceksin. Secdeye son bir kez daha davet edileceksin. Ama ölmeden onu göremediysen bir daha asla göremeyeceksin.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak