OM MANİ PADME HUM; MUHAMMED APİ NAMMU; MUCİZESİ (1. Kitap 19. Bölüm)

Budizm’in en kutsal mantrası; “Om mani padme hum” (Sağdan sola, ilahi alfabelerin düzeninde okununca “Muhammed Api Nammo” olarak okunur. (Nammu Sümer’de yaratıcı Tanrıdır. Midra da tersten Erdem diye okunur)

Orijinal

Sanskritçe

om mani padma hum

Aşağıdaki videoda ünlü Budist lider Dalai Lama’nın geleneksel anlamı hakkında yapmaya çalıştığı açıklamayı dinliyoruz. Bugüne dek onun manası “nilüfer içinde ki inci” demekti. Umuyorum ki o incinin Muhammed Peygamber olduğunu dünya anlayacaktır. Onlara Allah’ın lütfu ve ilhamıyla yüzlerce kanıt daha sunacağım.  (inşallah)

https://www.youtube.com/watch?v=6pAZH23YSyU

Mantra Hindistan’da Sanskritçe dilinde ortaya çıktı. Buda’nın öğrencilerine emanet bıraktığı bu mantra yani sürekli tekrar edilen kutsal zikir; geleceğe barışı ve tüm dünya dinlerine kucak açmayı miras bırakıyordu. Bu zikir tersten okununca (Muhamed api Nammu) olarak seslendirilmektedir. Yani Nammu’ya ulaştıran Muhammed. Nammu İbrahim’in kavmi Sümer’de her şeyi yaratan eşsiz ve ortaksız mutlak tanrının ismiydi. Muhammed ise tüm dünyada ki tüm kutsal kitaplara, tek ilaha yönlendiren ve mucize göstermiş tüm elçilere inanmayı emretmiş, kucağını tüm insanlığa açmış bir merhamet peygamberiydi.

Yani Buda, bu zikir ile yeryüzünde ki tüm elçileri kabul eden Muhammed’i ve her şeyi yaratan tek tanrıyı kendisine inanan tüm insanlara miras bırakmıştı.

Göklerde tüm yazılar İbranice ve Arapça gibi sağdan sola yazılır. Ama dünya soldan sağa yazılan diller kullanıyor. Eski doğu dinlerinde beklenen kurtarıcının adı olan Mitra da böyledir.  Erdem kelimesini Arapça olarak yazın ve SAĞDAN SOLA okuyun. Medre yada midra olarak yazılır. Arapça da sessizlere ses veren harekeler olmadığından midra ile erdem kelimesinin sağdan sola yazılışının aynı olduğu görülecektir.

Api kelimesi hakkında sözlük bilgisi;
“Yakın veya üzerinde yerleştirerek ilhak, birleşen vb yakınlığı, e ulaşan ifade” gibi anlamlara gelmektedir.
https://www.sanskritdictionary.com/?iencoding=iast&q=api&lang=sans&action=Search

Nammu ilk dönem Sümer tabletlerinde her şeyi yaratan ilah olarak karşımıza çıkar. Nammu’nun tüm tanrıları (büyük melekleri) yaratan Tanrı olduğunu anlatan birçok ilk Sümer dönemine ait kaynaklardan bir kaçı;

http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTmFtbXU

Ünlü Sümerolog ve tarihçi Kramer “Sümerlerin Kurnaz Tanrısı Enki” isimli kitabında bir sümer tabletinde ki şu çevirisini not düşmüştür;

Tablette şöyle yazılıdır;

Nammu ilksel ana, bütün büyük tanrıları doğurmuş olan, tüm tanrıların gözyaşını oğluna (Enki’ye) getirdi:

– “Sen, sere serpe yatan, sen uyuyan, sen uykusundan uyanmayacak olan: Tanrılar “benim elimden çıkanlar” …dövünüyorlar.

Sümer tabletindeki bu metinden anlıyoruz ki; insanlar o zamanlar doğayı kontrol eden melekleri yaratılmış oldukları bildikleri halde Tanrılar olarak isimlendirmektedir. Bu ifade onların her şeyin üzerinde mutlak bir güç ve yaratıcılığa sahip olmadıklarını ve onlarında yaratılmış olduklarını bildikleri ama saygı duydukları anlamına gelmektedir. Metnin devamında Nammu tüm tanrıları yani melekleri kendi elleriyle yarattığını ifade etmektedir. Demek ki; Nammu Tanrıları doğurdu derken bir kadın gibi yada tanrıça vasfıyla olan bir doğurma değil yine o günün diline özel olarak var oluşuna elleriyle yaratarak neden olma da doğurma olarak isimlendirilmektedir. Oğul olma kavramınında hem Sümer metinlerinde hem de onun kavramlarıyla etkilediği Tevrat’ta, aracısız elleriyle yaratılmış olmaktan doğan, soyut bir kavram olduğu da anlaşılmıştır.

Buda, Hz Muhammed’den yaklaşık 1000 yıl önce yaşamıştı ve yaşadığı çağda Nammu’yu duymuş olmalıydı. Çünkü orta doğudan göç eden veya ticaret maksatlı gelen pek çok Sümerli dinleri hakkında ki bilgiyi de yanlarında getiriyordu.  Her dilde kelimelerin söylemi bir kaç harfle değişmiş olabilse de ortadaki benzerlik tesadüfe asla yer bırakmamaktadır.

Keşif: Erdem Çetinkaya Meta (Metta; Doğu dinlerinin kutsal metinlerinde beklenen kişinin soy ismi olarak Metta bildirilmektedir)


DESTEK ÇAĞRISI:

DÜNYAYA ULAŞMAK İÇİN YARDIMINIZA İHTİYACIM VAR!

Bu makale Erdem ÇetinkayaMet’a tarafından yazılmış Mucizelerin Sesi isimli kitabından alınmıştır.

Bu mucizelerin ilk bölümünü saygın bilim adamlarının verdikleri röportaj ve destekler sonucunda “Kutsal Gizemler, Altın Oran Kabe” isimli 105 dakikalık belgeselle dünyaya bir çok dilde duyuruldu. Sosyal medyada ve TV’lerde toplam 40 milyonu aşkın izlenme saysına ulaştı. Binlerce kişinin Allah’a yönelmesine ve inancını değiştirmesine vesile oldu.

Şimdi çok daha fazla mucizeyi Allah ilham etti ve tüm dünya ile paylaşmak için tüm dünya dillerinde profesyonel belgeseller hazırlamalı, kitaplar ve belgeseller bir çok dile çevrilmelidir. Akabinde Allah2ın bu mucizelerini duyuran, tüm dünya da milyarlarca insana ulaşan büyük tanıtım kampanyaları düzenlenmelidir.  İyiliğin emri ve kötülüğün nehyi, iman etmekten sonra ki ilk görev ve en büyük ibadettir. En büyük iyilik imana, cennete, insanlığın birleşmesine vesile olmak ve cehennemden kurtuluşu sağlamaktır.

İlk adımı 14 yıllık bir çalışma ve büyük fedakarlıklarla gerçekleşen bu seslenişe sizde PDF kitaplarımızdan alarak destek olabilirsiniz. Eğer gerçekten inanıyorsak Yaratıcımıza; inancımızın ve sadakatimizin kanıtı olarak fedakarlık yapmalıyız.

Mucizelere tanık olmaktasınız. İnsanoğlunun önünde iki seçenek vardır. Ya bu mucizelerin tamamının tesadüfen oluştuğunu tek tek kanıtlamalı yada onlara iman edip mucizelerin dünyaya yayılmasına tüm gücüyle destek vermelidir.

Rabbin gözünden bakın kendinize, her şeyi verdiğiniz ve sonsuz cenneti armağan edeceğiniz insanoğlu, sizden emanet ettiklerinizin onda birini bile esirgiyor. Ona değer verir miydiniz?

Hz İsa;
– Zengin birinin cennete girmesi devenin iğne değilinden girmesinden daha zordur. (imkansızdır)

Kuran;

      • Malı sayıp biriktirenin vay haline. Altını gümüşü sayıp yığar.
      • Sana mallarından ne kadarını Allah yolunda vereceklerini soruyorlar. Onlara de ki; “ihtiyaçlarından fazlasını”.

Buda:

“…sahip olunan her mal ve mülk bencillik günahını arttırır”

Gerçekten sonsuz yaşamın gelişine, cennete ve cehenneme inanarak Allah’ın yüceliğini kabul eden  bir insan onda biri vakfetmekten tereddüt etmez. Mucizeleri dünyaya yaymak için Allah’a infak edin. O da size hem bu dünyada hem de sonrasında güzel bir hayat lütfetsin.

İnsanoğlu haşa Kainatın ilahına allah’a bir lamba cini gibi davranıyor. Sürekli bencilce, hizmetçisiymişçesine istiyor ama Rabbim ne ister diye sormuyor. İşi düştüğünde O’nu yardıma çağırıyor ama O’nun için fedakarlık yapmıyor. Sanki o Allah’ın değil, Allah onun kuluymuş gibi davranıyor. Öyleyse Allah insanoğlunun nankör ve bencillik dolu sesine neden cevap versin?

Sorularınız ve desteğiniz için mail atmanız yeterlidir.

“Mucizelerin Sesi” adlı kitabımdaki tüm içeriği ücretsiz olarak sitemde makaleler halinde yayınlıyorum. Ama toplu ve sıralı halde bir kitap olarak edinmek ve bu yolla da HAK DİNİN dünyaya mucizeler ve kanıtlarla yayılmasına destek olmak isterseniz aşağıdaki linkten alabilirsiniz.

ŞİMDİ E-KİTABI SATIN AL

E-mail: kutsalgizemler @ gmail.com

Sevgi ve inançla kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak