RABBİN UZAYDAKİ SESİNİ DUYALIM (1. Kitap 6. Bölüm)

Şimdi bilimsel verilerle bunu ispat edelim.

Önce sesli konuşmasını dinleyelim;

“O, ol der ve olur”

“Yaratması sadece ol demesiyle gerçekleşir”

“Eğer evrenin sırrını bulmak istiyorsan, enerji, frekans ve titreşim açısından düşünmelisin” –Nikola Tesla

“Titreşimleri duyularımızla algılayabileceğimiz şekilde indirgenen enerjiye “madde” deriz. “Madde” diye birşey yoktur.” –Albert Einstein

Bing Bang yani evrenin ilk yaratılışındaki 300 bin yıllık atomların ve maddenin görünmeye başladığı evrenin kozmik sıvı olarak tanımlandığı o dönemde büyük bir sesin evreni titrettiğini ve maddenin ortaya çıkmasında etkili olduğunu bilim bugün keşfetmiştir.

Kozmik ses dalgaları adı verilen bu olağanüstü ses dalgası hakkında Newscientist dergisinin hazırladığı bilimsel makalede şu ifadeler yer alıyordu;

Big Bang’ten hemen sonra ortaya çıkan kozmik ses dalgaları da evren haritasına entegre edildi. Erken Evren’de fotonlar tarafından emildiği düşünülen bu dalgaların varlığı ilk kez 2005 yılında keşfedilmişti. Erken Evren kabul edilen ilk 300 bin yıla ait ‘yankı’ları taşıyan bu kozmik ses dalgalarından, galaksilerin dağılımını anlamada istifade edilecek. Bilim insanları kozmik ses dalgalarını da hesaba katarak, astronomik ölçümlerin kesinliğini artırmayı hedefliyor.” [1]

Bilim adamları bu kozmik ses dalgaları olmasaydı belki de evrenin hiç oluşamayacağını düşünüyorlar.

RAB EVRENE NELER SÖYLEDİ (ENOK PEYGAMBER’DEN)

Evren nasıl oluştu? Enok kitabındaki mucizevi detaylara bakmadan önce evrenin var edilişi ile ilgili detayları yeniden bir gözden geçirelim.

Henüz görünmeyen bir enerji belki de bomba gibi patlayarak uzayın derin boşluğuna saçılmıştı. Bu kozmik patlamaya; “big bang” yani büyük patlama ismi verildi. Saniyede, evrenin sıcaklığı 2 trilyon dereceye düştü ve önce maddenin bilinen en temel yapı taşları olan kuarklar oluştu, daha sonra da bunlardan atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronlar oluştu. Şaşırtıcı şekilde ilk 300.000 yıl boyunca ışık bu patlama yığının içinde gizli kaldı ve görünmedi.

Şimdi Peygamber Enok’un (İdris As.) kitabında evrenin ilk yaratılışını anlatan detaylara bakalım

Bölüm-25 

1- En düşük (basit) şeylere şunu emrettim; görünmez şeyler, görünür şeylere dönüşmeli. Ve Adoil (ado-il Tanrı’nın Kargaşası demektir) çok büyük oldu ve ben ona baktım. O büyük ışıktan bir gövdeye sahipti.

(ikinci paragrafta ise yoğun galaktik maddenin çözülüp dağılarak ışık hüzmeleri halinde çözülüp evrene yayılışı harikulade şekilde anlatılıyor)

2- Ve Ben ona dedim: “Adoil kendini çöz-çözül! Ve senden görünenin çıkmasına izin ver.”O da çözüldü ve çok büyük bir “ışık” ortaya çıktı.

26-3-Ve ona dedim ki: “Oranın altına git. Kendi kendini yerleştir. Alt seviyedeki şeyler için temel ol! O archas oldu. (Archas – arklar demektir. Maddenin en temel hali olan quarklar enerji arklarını temsil eder) aşağı indi ve kendi kendini yerleştirdi. Alt seviyedeki şeyler için temel (maddenin yapı taşı) oldu. Karanlığın aşağısında başka hiçbir şey yoktu.[2]

Oluşan ve maddeye ilk temelini veren şey quarklardır. Gerçekten de bir titreşim ve frekans içindeki enerji arkları -yayları gibidirler. Tariflerin ne kadar muhteşem olduğunu görmektesiniz.

Enok’un diğer adıyla İdris a.s.’ın da gerçekten yaratıcıdan vahiy aldığını binlerce yıl önce kimsenin bilemeyeceği bu bilgileri bize bildirmesi ile anlamış oluyoruz.

Hem Tevrat’ta hem Kuran’da anlatılan içsel tahtını O, bu ışığın ortasına koymuştur. Görüyoruz ki o, bunları yaparken konuşmaktadır. Tüm kutsal kitaplarda bu böyledir. O yarattıklarına şekil verirken frekansları kullanmaktadır. Frekans duyabildiğimiz aralığa geldiğinde ona ses deriz. Yani yaratıcı aslında her şeyle frekanslar yoluyla her an konuşmaktadır ve yaratışına devam etmektedir.

Adoil yani büyük patlama, büyük kargaşa ise yaratıcının yaratmaya karar verdiği harekete geçtiği anda içinde büyüyen enerji ile olan içsel konuşmasıdır. Dışındaki varlıklarla değil; bizzat kendi özündeki patlama ile konuştuğu için ona ADO-EL yani “Tanrı’nın patlaması – kargaşası” adını vermiştir.

Özetlersek ;

Yaratıcımız Allah, gökte oturan bir kral değildir. Her şeydir ve sonsuzdur. Fakat dilediği surette insanlara görünür. İsterse bir kral isterse ışıktan bir ruh yada kambur bir yaşlı adam suretinde.

O, konuşur ve bu seslerin evrendeki tezahürü frekanslardır ve ölçümlenebilir.

O, her zerresi ile görür ve insana kendinden bir kısmını gösterir. Çift yarık deneyi ile aslında ispatlanan budur.

Peki kutsal kitaplardaki insansı ilah anlatımları bir çelişki değil midir? Hayır. Yaratıcı hem her yerde ve her şey olduğunu hem de kendini dilediği bir surette ifade edebileceğini bizzat yaşayarak gösterecektir.

SENİN İÇİN ŞEKİL ALDI KAİNAT

Neden tüm varlık senin gözlerine bakıyor; var olabilmek için? Neden şekil alıp var oluyor yokluk; gözlerin hatrına. Çünkü Rab; içine kendi yüzünü görebileceği bir ayna yerleştirdi. Yaratılmış en üstün şey olabilme ihtimaline sahip; içinden bir çoklarına dostum ve sevdiğim dediği insana melekleri secde ettirdi. Ona ayna misali derin gözler verdi; bu nedenle evrende yaratılmış güzel ne varsa insana mutlaka sunulacak; gözleri hatrına. Unutma, kulak bir göz, ten bir göz, akıl ve kalp, burun ve dil de bir gözdür aslında.

[1] Kaynak: New Scientist 15 May 2006 by Kimm Groshong

http://www.newscientist.com/article/dn9164-biggest-map-of-universe-reveals-colossal-structures.html

http://thaber.wordpress.com/page/14/

[2] https://reluctant-messenger.com/2enoch01-68.htm

 

Benzer Yazılar

Yorum Bırak