Kategori: Güncel

  • KUR’AN’DA “TÜRKİYE”, “REİS” “MEHDİ” 2023 VE 2024 YILLARI

    1424 YANİ 2003 YILINDA TÜRKİYE’DE NE OLDU?

    Kur’an’da “tayyip” kelimesinin geçtiğine ilişkin bazı iddiaları duymaktaydım. Bu konuyu detaylıca incelemek istedim. Herhalde mucizeyi anlatan yazılmış en detaylı analiz şu an okuduğunuz makaledir.

    Aşağıdaki yazı Cumhurbaşkanlığı Resmi Web Sitesinden alınmıştır.

    Recep Tayyip Erdoğan, 12 Aralık 1997’de Siirt’te halka hitaben yaptığı konuşma sırasında, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmenlere tavsiye edilen ve bir devlet kuruluşu tarafından yayınlanan bir kitaptaki şiiri okuduğu için hapis cezasına mahkûm edildi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine son verildi.

    Recep Tayyip Erdoğan, 4 ay kaldığı cezaevinden çıktıktan sonra kamuoyunun ısrarlı talebi ve gelişen demokratik sürecin bir sonucu olarak 14 Ağustos 2001’de arkadaşlarıyla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AK Parti) kurdu ve Kurucular Kurulu tarafından AK Parti’nin Kurucu Genel Başkanı seçildi. Milletin teveccüh ve güveni AK Parti’yi daha kuruluşunun ilk yılında Türkiye’nin en geniş halk desteğine sahip siyasî hareketi hâline getirdi ve 2002 yılı genel seçimlerinde üçte ikiye yakın parlamento çoğunluğuyla (363 milletvekili) tek başına iktidara taşıdı.

    Hakkındaki mahkeme kararı nedeniyle 3 Kasım 2002 seçimlerinde milletvekili adayı olamayan Erdoğan, yapılan yasal düzenlemeyle milletvekili adaylığının önündeki yasal engelin kalkması üzerine, 9 Mart 2003’te Siirt ili milletvekili yenileme seçimine katıldı. Bu seçimde oyların yüzde 85’ini alan Erdoğan, 22. Dönem Siirt Milletvekili olarak parlamentoya girdi.

    15 Mart 2003 tarihinde Başbakanlık görevini üstlenen Recep Tayyip Erdoğan, aydınlık ve sürekli kalkınan bir Türkiye idealiyle, hayatî öneme sahip birçok reform paketini kısa süre içinde uygulamaya koydu. 

    https://www.tccb.gov.tr/receptayyiperdogan/biyografi/

    Hapse girmesine neden olan; kalabalıklar karşısında okuduğu şiir şöyleydi;

    Minareler süngü, kubbeler miğfer,
    Camiler kışlamız, müminler asker,
    Bu ilahi ordu dinimi bekler,
    Allahu Ekber, Allahu Ekber.
    Yolumuz gazadır, sonu şehadet,
    Dinimiz ister sıdk ile hizmet,
    Anamız vatandır, babamız millet,
    Vatanı mamur eyle yarabbi! .
    Milleti mesrur eyle Yarabbi!

     

    Yani özetle anlıyoruz ki, kendisinin okuduğu Allah ve din ile ilgili bir şiir onun hapse girmesine neden olur ve bu durum halkın gözünde mazlum ve dindar bir kişilik olarak değer bulmasına neden olur. Allah da, çeşitli vesilelerle 1424 hicri yılında yani 2003 yılında onun başbakan olarak ülkenin başında görev yapmasını nasip etmiştir.

    14.24 ayetinde, bu yıl olan meseleyi anlatması ilgi çekicidir. Elim Türkiye’de darbe üzerine darbe olmuş, en son Necmettin Erbakan hükümeti, ordunun basitçe “çekil” demesiyle “sözlü darbe” yemiş ve yıkılmıştır. Daha sonra Tayyip Erdoğan’ın şeceresi ile birlikte ülke iktidarına kök salacağı ve sabitleneceğinin anlatılması çok şaşırtıcıdır. Gerçekten de neredeyse tüm aile bireyleri ve hatta damadı devlette etkin ve kilit görevler üstlenmektedir. Gökyüzünden dalları olup besleneceğine dikkat çekilmesi iktidarı boyunca göksel kavramlar yoluyla güç toplayacağını ifade etmektedir.

    Gerçekten de 1424 (2003) yılında Tayyip Erdoğan’ın darbelerle dolu Türkiye’deki darbeleri durdurarak ve dini kimliğiyle başa geçmesi, İslam dünyası için bu yılların  en önemli olayıdır.  Onun adının Kur’an’da anılması onu yüceltse de, Kur’an dünya tarihinde önemli olan kişilerden ve yerlerden iyi yada kötü bile olsa isimlerini anarak bahsetmiştir. Her kişinin sonunu, yapacaklarının ve üreteceklerinin değeri belirler. Allah’tan dileriz ki; O, bu övgüye değer şekilde hareket etsin ve Allah’ın kanunlarına uygun hareket edip, artık İslam’ın dünyaya tebliğine çalışsın.

    14.24

    اَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا كَلِمَةً

     طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ اَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِي السَّمَٓاءِۙ

    Elem tera keyfe daraba(A)llâhu meśelen kelimeten tayyibeten keşeceratin tayyibetin asluhâ śâbitun vefer’uhâ fî-ssemâ/-(i)

    AYETİN DEŞİFRESİ

    Elim Türkiye fi (içinde) Darbe Allah meselesi kelimedenTayyib’den, şeceresinden Tayyibin, kökü sabit dalları gökte.

     

    İbrahim Suresi 1400’lü yıllara ışık tutan ve içinde nice gizemi barındıran bir suredir. Diğer ayetlerinde geçen kelimelere bakarak önümüzdeki yıllarda neler olacağına bakabilirsiniz. Sure 1452’de (11 sene sonra 2031’de)  bitiyor. O zaman dek, Mehdi, karmaşıklık ve kaos üzerine bazı anlatımlar mevcut.

     

    KURAN’DA Kİ MEHDİ AYETLERİNDEN BİRİ VE 2021’E İŞARETLER

    1443; 2021 yılının yorumu ise şu şekildedir;

    مُهْطِع۪ينَ مُقْنِع۪ي رُؤُ۫سِهِمْ لَ

    ا يَرْتَدُّ اِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْۚ

     وَاَفْـِٔدَتُهُمْ هَوَٓاءٌۜ

    Mehti’ye / Mehdi aynı mekanı reisleri ile o yerdeydi ili (il ey him), terfi ona (taraf ol ona) ve fayda ona hava (boş)

    Yani, Mehdi ile onları reisleri olan Tayyib Erdoğan aynı mekan ve ildeydi. Reis Mehdi’yi yüceltmedi, fayda etmedi, ona bomboştu.

    Bu ayetlerden reisin ve Mehdi’nin Ankara’da birbirine yakın mekanlarda yaşadığı, er yada geç Mehdi’den haberdar olacağı ama ona karşı fayda ve yüceltme konusunda boş olacağını anlıyoruz. Şimdiye dek böylede olmuştur. Arapça manasına bakıldığında ise, kalplerin heva yani dünya arzusuyla dolduğu anlatılmaktadır. Abdullah Gül, yani Mehdi zamanının ilk reisi farkında olmadan Cuma namazında, Ulus’ta Anafartalar çarşısı altındaki camiide, Mehdi’nin hemen yanına seccade serdirmiş ve iş yerleri yakın olduğundan omuz omuza namaz kılmışlardı. Yine meclis, reis ve Mehdi’nin iş yeri arası yürüme mesafesindeydi.

    Mehdi Youtube’da ve TV’lerde bir çok program yaptı, milyonlarca kez izlendi, dünyaya İslam’ı yayan kişiler arasında öncülerden biri kabul edildi ve TRT’ye pek çok kez davet edildi. Kral Abdullah onu arayıp elçiliğe davet edip teşekkür ettirdi. Allah bilir ki; reisin ve bir çok yüksek mevki kişi devlet TV’sinde ve özel TV’lerde Allah’ın mucizelerini anlatan ve görülmemiş mucizeleri bilim adamlarının desteği ile sunan Mehdi’yi gördüler ama onların hiç bir destekleri olmadı.

    Ayetin içeriğinde insanların mehdiden yüz çevireceği ve kalplerinin bomboş olacağına dair de işaretler vardır. Gerçekten de Mehdi ilk kez 2021 yılında bizzat kendi kendini açıklayan bir çok videolar hazırlamış, Mehdiyete ait Sırat, İlahi yol gibi mucizeleri göstermiş, ama insanlardan neredeyse hiç bir ilgi bulamamıştır.

    İnsanların ona cevabı genelde şöyleydi; “Belki sensindir evet, ama belki de değildir, bilemeyiz, hayırlısı olsun”. Aşağıda 2021 yılında gösterdiği mucizelerle ilgili videoları ve izlenme sayılarını görüyorsunuz. O bugüne dek mucizeleri anlatmaya devam ediyor.

     

    2023 YILI DEPREM VE MEHDİ’NİN UYARISI

    Mehdi hem çevresini hem de kendisini takip edenleri uzun zamandır mucizeleri görmezden geldikleri yada yeterince tebliğ yapmadıkları için azabın geleceğine dair uyarıyordu. Ancak deprem gecesi Adana’da yaşayan ve soyadı Yetim olan manevi bir kardeşine uyarı olarak aşağıdaki mesajları gönderdi;

     

    Yukarıda gördüğünüz gibi büyük deprem 2023; yani 1444 Recep ayında gerçekleşti. Bu depremden sadece iki saat önce Mehdi, Yetim soyadlı kardeşine şu mesajı yolladı;

    Bu değerli kardeşim Yetim, Adana’da deprem bölgesinde yaşıyordu ve evleri ciddi hasar aldı. Maalesef uzun süre başka evlerde yaşayıp ciddi sıkıntılar çektiler. İşte bu yılın en önemli olayını anlatan ayet 1444 ayeti şunları diyordu;

    وَاَنْذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَأْت۪يهِمُ الْعَذَابُۙ فَيَقُولُ

     الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا رَبَّنَٓا اَخِّرْنَٓا اِلٰٓى

     اَجَلٍ قَر۪يبٍۙ نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ الرُّسُلَۜ اَوَلَمْ تَكُونُٓوا

     اَقْسَمْتُمْ مِنْ قَبْلُ مَا لَكُمْ مِنْ زَوَالٍۙ  

    Veenżiri-nnâse yevme yetîhimu-l’ażâbu feyekûlu-lleżîne zalemû rabbenâ aḣḣirnâ ilâ ecelin karîbin nucib da’veteke venettebi’i-rrusul(e)(k) eve lem tekûnû aksemtum min kablu mâ lekum min zevâl(in)


    14.44 ( İnzar uyar) Ve an Zar; (Ve zaman çığlık (zar) zamanı), Nisayı evi(m) Yetihim (Yetim isimli Kadının evi hakkında) azabı fay koluyla eza nuzülum (indi), var bin ahı (yakarışı) Rana (kızı) ile eceli. Ankara (guraba – yakın – samimi) (bin) necib (kıymetli)  davette ve nette bir resul, ev elem, metakayani/müttakiyn, tümünü kabulüm, meleğimin zevalini

    Özetle; Uyar o kadını, evi Yetim’in fay kolu ezilişinin azabında, Emine Rana ile ah ediyor, Ankara’daki resül bin kez kıymetli üstün bir davetle uyardı onu nette. Evi Elim acı ve yıkıntı içinde, (ikisinden) Tekinin duasını o akşam; tümünü kabul ettim (?Mehdi’nin duası), onları yok olmaktan kurtardım.

     الرُّسُلَۜ اَوَلَمْ تَكُونُٓوا

     اَقْسَمْتُمْ مِنْ قَبْلُ مَا لَكُمْ مِنْ زَوَالٍۙ

     

    Devamı;

    وَسَكَنْتُمْف۪ي مَسَاكِنِ الَّ ذ۪ينَ ظَلَمُٓو

    ااَنْفُسَهُمْوَتَبَيَّنَلَكُمْكَيْفَفَعَلْنَابِهِمْوَ

    ضَرَبْنَالَكُمُالْاَمْثَالَ

    Vesekentum fî mesâkini-lleżîne zalemû enfusehum vetebeyyene lekum keyfe fe’alnâ bihim vedarabnâ lekumu-l-emśâl(e)

    14.45 Ve seken tüm fay sakini meskeni il ezin zalimin nefsini hem ve tabi olanların tüm keyfi fail (keyifleri kaybolur) nebi hem (duyur onlara), ve darbe binaya, la küm-ül emsal (emsali yok bütünde)

    Allah kötülerle birlikte, bazen iyileri de bir gazabın içinde alıp götürür. Ancak içinde tebliğ yapan, “emri bil maruf nehyi anil münker” yapanlar varsa ancak onları dışarı çıkarır.

    46. sunni deprem

    14:47 (2025) Sakın Allah, peygamberlerine vaadettiğinden döner sanma. Şüphe yok Allah üstündür, intikam alır.

    14:49 (2027) O gün bütün suçluları, zincirlere vurulmuş görürsün.

    14:52 (2030) Bu insanlara, bununla uyarılmaları, O’nun tek ilah olduğunu bilmeleri ve kapı (el-bab) sahiplerinin (devlet kapısı) öğüt almaları için bir tebliğdir.

  • KUR’AN’DA MUCİZE “KORONA VİRÜSÜ”, “VEBA” VE “AIDS” KELİMELERİ

    Uyarı: Bu yazı bir kaç kez , “Halkın kutsal saydığı değerleri aşağılamak” iddiasıyla adli makamlara şikayet edilmiştir. İlahiyat uzmanlarının yaptığı tetkikler ve savcılık incelemesi akabinde şu ana dek bir suç unsuruna rastlanmamış ve araştırmanın değeri nedeniyle ilahiyat uzmanlarınca takdir edilmiştir. Muhtemelen cahil yada art niyetli insanların şikayetleri sonucu KURAN’da KORONA kelimesinin yanlış değerlendirilmesi sonucu bu art niyetli şikayetler gelmekte resmi kurumlar boş yere meşgul edilmektedir.

    Bu yazı ve araştırma yüce Kuran’ı ve Allah’ın geleceğe dönük işaretlerini kutsal metinlerden kavrama çabasıyla ele alınmıştır ve yüzbinlerce okuyucum nazarında ilgi ve hikmet nazarıyla karşılanmıştır. Bu uyarı yazısının eklenmesine rağmen şikayet eden taraflar hakkında “iftira” suçuyla haklarında savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkımızı kullanabileceğimizi hatırlatır, yazıyı iyi niyetli ve işinin ehli din alimleriyle birlikte incelemden hakkımızda sui zan edilmemesini, iftira atılmamasını rica ederiz.

    ——

    Bu sabah 7.40 civarında haberlerde Çin’i saran Korona virüsünün hızla yayıldığına ilişkin haberleri izliyorduk. Kur’an’da Allah’ın her şeyi açıkladığı hatırıma getirildi ve Kur’an’da bu kelimeyi aratmak istedim. Gördüğüm ayetlerin hikmetli mesajları karşısında ellerimi defalarca hayretle dizime vurdum ve Allah’ı yücelttim. O geleceği ve her şeyi bilen, çok adil ve hikmetli olandır.

    …Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. (Kuran 6:38)

    Allah’u Teala, Kur’an’ın mucizevi ve her şeyden bahseden yüce bir kitap olduğunu ilan etmiştir. Allah böyle derken; dünyayı ve tüm insanlığı eşi görülmemiş şekilde evlerine hapseden ve şimdiden ekonomileri çökerten KORONA / KOVİD isimli virüsün, “Kur’an’da işaret edilerek yada üstü kapalı halde bile yoktur” demek, Allah’a ve Kur’an’a atılmış bir iftira olsa gerektir.

    Sizler de COVID ( Kaf, Vav, Nun) yada “KAF, RA, NUN “(Arapça KORONA yazılışı) harflerinin Kur’an’da yan yana geldiği yerleri arayın. Meallerde elbette “KORONA” yazmamaktadır ve yazması da beklenemez. Çünkü bu hem yeni bir kelimedir hem de belki açıkça yazsa, küffar ona bu ismi vermeyecekti. Ayetlerin asıl ve bilinen manalarını temel olarak kabul ediyoruz ve bu manalar değişsin demiyoruz. Ancak bu harflerin içinde yer aldığı ayetlerin;  virüsü ve bu günümüzü adeta bir mucize gibi anlattığını görünce aşağıda ayetleri sıralamak istedik. Bir tane bile cennetliklerden bahseden ayette geçse idi, bu çalışmamızı yok sayardık. Ama tümü, bağlanmış, ateş içinde, engellere hapsedilmiş, kimsenin kurtaramayacağı insanlardan bahsedilmektedir. Gördüğümüz bu bilgiyi gizlemek Kur’an’a ihanetti.

    Yeni eklendi: Kur’an’da ayrıca “KOVİD” kelimesini de araştırdım ve aynı muhteşem mucizeyi gördüm. Lütfen bu linkten inceleyiniz.

    https://www.erdemcetinkaya.com/kuranda-kovid-kelimesi-mucize/

    İŞTE KUR’AN’DA “CORONA VİRÜSÜ” (KORONA)

    MÜSLÜMANLARIN KUR’AN HAKKINDAKİ  BÜYÜK CEHALETİ

    Kur’an’ın orjinalinde hareke yani sesli harfler yoktur. Araplar günümüzde bile hareke kullanmazlar ve cümlenin gelişinden mantıklı gördükleri manayı verecek şekilde kelimeyi tahmin ederler. Peki bu harekeler Kur’an’a ne zaman yerleştirildi? Haccac-ı Zalim adı verilen ve binlerce Müslümanı öldüren Emevi komutanı tarafından bizzat oluşturulduğuna dair hakim görüş vardır. Harekeler peygamber as. zamanında kesin olarak yoktu. Hatta Peygamber zamanındaki Kur’an-ı Kerim yazmalarında harflerdeki noktaların da çoğu bulunmazdı.

    Aşağıdaki resimde Hz. Muhammed (as.)’ın diğer ülke krallarına gönderdiği ilk Arapça metinlerde, harflerde bırakın harekeyi nokta bile olmadığı görünmektedir. Allah dilese idi, hem hareke hem de noktalar koydurarak Kur’an’ın tek çeşit okunmasını isterdi. Ama Allah buna izin vermemiştir. Çünkü Allah Kur’an okuyanları düşündürtmek, farklı manalarla farklı ilimlere ulaştırmak istemiştir. Kalplerinde kötülük olanlar onda çirkin manalar görürler. Ama Allah’a saygısı olanlar o harfleri Kur’an’ın ruhuna uygun ve mucizeler görerek okurlar ve Allah’a çokça şükredip onu yüceltirler.

    Hz. Muhammed’in İmparator Heraklius’a Mektubu

    İlk nüshalardan birkaç örnek. Bazı eski nüshalarda bazı harflerin noktaları daha sonradan kırmızı ile yerleştirilmiş. Ama hiç birinde hareke yok.

    Hz. Peygamber sağlığında Kur’an’ın harekelerinin farklı okunuşlarına izin vermişti.

    Hz. Ömer (ra) şöyle der: 

    “Hişam b. Hakim’in Furkan suresini, okuduğumuz şekilden başka türlü okuduğunu işittim. Çünkü Hz. Peygamber (asm), bu sureyi bana okumuştu. Ona okumasını bitirinceye kadar mühlet verdim, sonra onu elbisesinden yakalayıp, Peygamber’e (asm) getirdim: 

    “Ya Resulallah! Bundan, Furkan suresini bize öğrettiğinden başka şekilde okuduğunu işittim.” dedi. 

    Peygamberimiz (asm) ona “oku” dedi, o da evvelce benim işittiğim şekilde okudu. Bunun üzerine Peygamberimiz (asm): 

    “Böyle nazil oldu.” dedi. Bana “oku” dedi, ben de okudum. 

    “Bu böyle nazil oldu. Kur’ân yedi harf üzerine nazil olmuştur. Hangisi kolayınıza gelirse onu okuyun.” dedi. (Buhari) 

    Görülüyor ki; Peygamber as. Kur’an’ın farklı okunuşlarına izin verse de sahabeler bunu dejenerasyon olarak görüp şiddetle karşı çıkıyordu. Halbuki Allah resulü bu farklılığa uygun şekilde farklı türevleri ile bazı ayetlerin manasını zenginleştirerek okumaktaydı. Örneğin; Harut ile Marut; iki Melek miydi yoksa İki Melik, yani kral mıydı? Bazıları “melik” diye okur bazıları “melek” diye. İkisi de farklı olsa da derinleştirici ve mantıklı bir anlam vardır. Bana göre her ikisi aynı anda doğrudur. Bu Kur’an’ın mucizevi yönüdür. Hatta ne melik ne melek, sadece bilgiye “MALİK” de olabilirler. Hepsi de güzeldir.

    Yalnız, günümüze ulaştırılan hareke ve okuma sisteminin Allah’ın izni ile bizlere ulaştığını ve Kur’an’ın Allah’ın korumasında olduğuna ilişkin ayetleri düşünürsek, hepimizin mevcut hareke yapısını kabul etmesi ve saygı göstermesi gerekir. Bununla birlikte harekelerin güçlü bir sözlü gelenekle günümüze aktarıldığını hatırlamak da gereklidir. Benim burada yaptığım çalışma, harekeleri (sesli harfleri) değiştirme çabası değildir.  Günümüzde ortaya çıkan “Korona” gibi yeni kelimeleri ifade eden harflerin hangi ayet içinde yan yana geçtiğini aramaya ve bu şekilde geleceğe verilmiş mesajları anlama çabasıdır.

    Eğer Allah, araştıran ve derin ilimle ilgilenen insanlar için bu delilleri gücünü göstermek için yaptıysa ve bizler buna iman ettiysek bizim açımızdan bir risk yoktur. Ama bir kişi, bu mucizeyi Allah koydu da, bunu reddeder ve yalanlarsa o zaman Allah’ın delilini, mucizesini yalanladığı ve yok saydığı için cehennemlik olacaktır. Yani bir mucize varlığına iman etmek risksizdir. Ama onu yalanlamak ve aşağılamak Allah’ı yalanlamak ve eleştirmek olabilir. O nedenle dikkatli olmalıdır.

    KUR’AN’DA “KORONA (KAF, RA, NUN )” HARFLERİNİN YAN YANA GELDİĞİ YERLERİ İNCELEYELİM

    Arapça’da KORONA; kaf, ra ve nun ile yazılır.

    قرن

    Bu kelimeyi Kur’an’da aratınca şu 15 ayete ulaşırız.

    HELAK EDİLENLER

    En’âm  6/6

    الم يروا كم اهلكنا من قبلهم من قرن مكناهم في…

    Elem yerav kem ehleknâ min kablihim min (karnin) korona…

    Görmediler mi helak ettik nice kabileyi korona’dan…

    Kur’an, dünyanın tüm milletlerine ve tüm dillere hitap eden bir harf sistemi ile yazılmıştır. Onda sesli harfler bulunmaz. Böylece farklı anlamlarda yorumlanarak bir ayet, birden çok anlama ulaşılabilir.

    Not: Bazıları ahmakça bir yaklaşımla “ayetleri yanlış okuyorsunuz” demektedir. Onlar, Kur’an’ın orjinalinde hareke ve noktalar olmadığını bilmiyorlar. Ayrıca elbette biz de klasik okunuşunu da kabul ediyoruz. Yaptığımız iş, Kur’an’ın asıl manasını kabul ederek; bu harflerin anlamlı şekilde bir araya gelişinin başka bir mucizeyi ortaya çıkarışını göstermektedir.

    En’âm  6/6  Görmediler mi onlardan önce nice nesilleri helak ettik ki onlara, yeryüzünde size vermediğimiz imkanları, kudretleri vermiş, onları yeryüzüne yerleştirmiştik, üstlerine bol bol yağmur yağdırmıştık, ayaklarını bastıkları yerlerden ırmaklar akıtmıştık, fakat sonra suçları yüzünden helak ettik onları ve onlardan sonra da başka başka nesiller meydana getirdik.

    Bu ayetin ilk cümlesindeki “karn” yani “nesil” kelimesi içinde geçmektedir. İlk cümle helak edilen insanları anlatmaktadır ve bunun onların suçları yüzünden yapıldığı anlatılır.

     

    1449 yılına işaretle

    “YAKINLAŞTIRILIRLAR” VE “ZİNCİRLENİRLER”

    İbrahim  14/49

    وترى المجرمين يومئذ مقرنين في الاصفاد

    Veterâ-lmucrimîne yevme-iżin (mukarranîne) mu-korana -ne fî-l-asfâd(i)

    Görürsün suçluları o gün korona’lı ve bezler içinde.

    Burada ise “KORONA” kelimesinin harfleri “yakınlaşmış; mukarranîne” kelimesinin içine gizlenmiştir. “Al asfad” yani “bezler” kelimesini sözlüklerden incelediğimizde “bağ”, “bezler”, “kelepçeler” kelimelerine ulaşırız. “Tutsak etmek, bağlamak” anlamları da vardır. Google Translate en yakın “bezler” kelimesini önermektedir. “Tutsak” olarak da çevrilse, “bezler” olarak da çevrilse muazzam bir anlama sahiptir. Tüm Çin, evlerinde tutsak ve ağızlarına virüsü engellemeye çalışan bezler bağlamış halde beklemektedir.  Adeta bir hapis içinde sonlarına dair korku içindedirler.

    Ayetin sayı nosu 1449 yılını verir. İslami takvime göre 1441 yılındayız. Bu yıldan 7-8 yıl sonrasına kadar uzanan bir kargaşa ve helak döneminde miyiz? Yorum sizin.

    Dipnot: Erdem Çetinkıyameta’nın binlerce kişiyi İslam dinine çeken, tüm dünyada milyonlarca kez izlenen mucizeler belgeselini siz de izleyin. Allah ona “Altın Oran, Kabe, Mekke ve Kuran mucizelerini” VE DAHA NİCELERİNİ vermiştir.

    Sitesinden makaleler halinde ücretsiz okuyabildiğiniz kitapların, dünyaya yayılması için e-kitaplardan alın.

    Erdem Çetinkaya Meta’nın e-kitaplarını indirmek için: www.kutsalgizemler.com

    ZULKARNEYN ZULMEDENLERE AZAP EDİYOR

    Kehf  18/83

    ويسٔلونك عن ذي القرنين قل ساتلوا عليكم منه ذكرا

    Veyes-elûneke ‘an żî-lkarneyn(i)(s) kul seetlû ‘aleykum minhu żikrâ(n)

    Bu ayette korona Zülkarneyn (AS.) kelimesi içinde geçiyor. Bakalım Allah ona ne diyor?

    Kehf  18/86

    لقرنين اما ان تعذب واما ان تتخذ فيهم حسنا

    Hattâ iżâ beleġa maġribe-şşemsi vecedehâ taġrubu fî ‘aynin hami-etin vevecede ‘indehâ kavmâ(en)(k) kulnâ yâżâ-lkarneyni immâ en tu’ażżibe ve-immâ en tetteḣiże fîhim husnâ(n)

    Dedik ki: Ey Zülkarneyn, istersen azaplandırırsın bunları, istersen iyilik edersin onlara…Dedi ki: Zulmedeni azaplandırırız, sonra da Rabbinin tapısına götürülür de Rabbi, onu şiddetli bir azaba uğratır.

    Kehf  18/94 Dediler ki: “Ey Zu’l-Karneyn, gerçekten Ye’cüc ve Me’cüc yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi ödeyelim mi?”

    Yine “KORONA” geçen bu ayette Çinlileri seddin arkasında tutup, onların dışarı çıkmasını engelleyecek bir engel yapılmasından bahsedilmesi şaşırtıcıdır.

     

    Meryem  19/74

    وكم اهلكنا قبلهم من قرن هم احسن اثاثا ورءيا

    Onlardan önce nice nesiller helak ettik ki mal bakımından da daha güzel mallara sahipti onlar, gösteriş bakımından da.

     

    Mü’minûn  23/31

    Sonra onların ardından, başka bir nesil meydana getirdik.

    ثم انشأنا من بعدهم قرنا اخرين

     

    [the_ad id=”2357″]

     

    SIKIŞIK -KORONALI BİR YERDE ÖLMEYİ DİLERLER

    Furkân  25/13

    واذا القوا منها مكانا ضيقا مقرنين دعوا هنالك ثبورا

    Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık (KORONALI) bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar.

    Ve-iżâ ulkû minhâ mekânen dayyikan mu-korona-ne de’av hunâlike śubûrâ(n)

     

    EVLERİNİZDE OTURUN

    Ahzâb  33/33

    وقرن في بيوتكن ولا تبرجن تبرج الجاهلية الاولى…

    Ve KORANA fî buyûtikunne velâ teberracne teberruce-lcâhiliyyeti-l-ûlâ

    KORONA içinde oturun evlerinizde, burçlar içinde ilk cahiller gibi…

     

    Sâd  38/3

    كم اهلكنا من قبلهم من قرن فنادوا ولات حين مناص

    Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Feryat ettiler ama kurtuluş vakti değildi.

     

    BAĞLARLA BAĞLANMIŞLAR

    Sâd  38/38

    واخرين مقرنين في الاصفاد

    Ve âḣarîne mu-korana-ne fî-l-asfâd(i)

    Ve bir başka kısmı da bukağılarla bağlanmıştı.

    Fil asfad; “Bağlar-bukağılar” manasına gelmektedir.

    Mu korana: Koranalanmış, demektir. (Klasik okunuşta mukarranîne diye okunur ve birbirine bağlanmış demektir)

     

    Fussilet  41/25

    وقيضنا لهم قرناء فزينوا لهم ما بين ايديهم وما خلفهم و

    Ve kayyadnâ lehum KORONA-E fezeyyenû lehum mâ beyne eydîhim vemâ

    Biz onlara birtakım yakınlar (KORONA) musallat ettik. Onlar, kendilerine önlerindekini ve arkalarındakini süslü gösterdiler. Kendilerinden önce geçmiş olan cin ve insan toplulukları içinde (uygulanan) söz, onlar için de hak oldu. Çünkü onlar hüsrana uğrayanlardı.

     

    Zuhruf  43/13

    لتستوا على ظهوره ثم تذكروا نعمة ربكم اذا استويتم عليه وتقولوا سبحان الذي سخر لنا هذا وما كنا له مقرنين

    O, bütün çiftleri yaratan ve gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri var edendir. Ki sırtlarına binesiniz, sonra onlara bindiğiniz zaman, Rabbinizin verdiği nimeti anasınız ve şöyle diyesiniz: “Emrimiz altına almaya gücümüz yetmediği halde, bunları bize musahhar eden Allah, münezzeh ve yücedir.”

     

    ÜLKELERİ DOLAŞIP SARMIŞLAR

    Kâf  50/36

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettik ki onlar bunlardan daha güçlüydüler. Ülkeleri dolaşmışlardı. (Ama) kaçacak bir yer var mı?

    وكم اهلكنا قبلهم من قرن هم اشد منهم بطشا فنقبوا في البلاد هل من محيص

    Değerli kardeşlerim, Allah’ın gösterdiği bu mucizeleri herkesle paylaşmak üzerinize farzdır. Çünkü duydunuz gördünüz. Paylaşmazsanız ve yaymazsanız sorumlu olursunuz. Allah’ın dinine yardım edin ki; size de musibet bulaşmasın.

     

    KUR’AN’DA “AIDS/HIV” VİRUSU

    Aids yada diğer adıyla HIV virüsü yaklaşık 180 yıllık geçmişi olan bir hastalığa sebep olmuş ve 35 milyona yakın insanı öldürmüştür. Kur’an’da bu iki kelimeyi de arattığımızda yine helak edilmiş toplumların karşımıza çıkması ilginçtir.

    عاد وثمود 

    “Aids” kelimesinin tamamı bu formda geçer ve lanetlenip gazaba uğratılmış “Ad ve Semud” kelimesinin birleşimi olarak karşımıza çıkar. (Elif, ye ve vav harfi Arapça’da ekseriyetle ses uzatma harfi olarak kullanılır ve okunmadan geçilir. Bu nedenle onları kelime içinde ama sesi değiştirmeyen harfler olarak kabul ettik). Kur’an’da bu harfler hep “Ad ve Semud” kelime grubunun içinde yer almıştır.

    “HIV” kelimesi ise tek bir ayette geçmektedir.

    Kâri’a  101/9

    فَاُمُّهُ هَاوِيَةٌۜ

    Fe-ummuhu hâviye(tun)

    Onları anası HIV’dir. / Onların anası (haviye) ATEŞ’tir.

    Evet sadece Kur’an’da “HIV” harfleri sıralı ve yan yana  “Haviye” yani “Ateş” kelimesinin içinde geçer . Devamında şöyle der; “Onun ne olduğunu ne bilirsin? O, pek kızgın bir ateştir.”

     

    KUR’AN’DA VEBA

    Pek çok kişi “Korona yazıyor ama Veba daha çok can aldı, o niye Kuran yok?” dediler. Ben de dedim ki; “Allah’ın kitabında eksik yoktur”. Ve hemen bakmaya başladım. Öncelikle veba ile ilgili Wikipedia adlı ansiklopedi sitesinin verdiği bilgiye baktım.

    Kur’an analizlerimden anladım ki, Allah tüm dünyaya ve dillere hitap ederken insanlığın ortak dil ve değerlerine göre kelimeleri seçmektedir. Aynı zamanda hastalığın en etkili yeri Avrupa olduğundan ve bu mucizenin ortaya çıktığı zamanda dahi dünyanın hakim dili İngilizce olduğundan, “veba” kelimesinin İngilizce’sini aramam gerektiğine karar verdim.

    Wikipedia şöyle diyordu; (Türkçe Sitesi)

    Kara ÖlümKara Veba ya da Büyük Veba Salgını, 1347-1351 yılları arasında Avrupa‘da büyük yıkıma yol açan veba salgınıdırAsya‘nın güney batısında başlayarak 1340’lı yılların sonlarında Avrupa’ya ulaşmıştır. Salgına Yersinia pestis adı verilen bir bakterinin yol açtığı düşünülmektedir.

    Amerika’daki Kızılderili Soykırımları‘ndan sonra bilinen bütün büyük salgınlardan ve savaşlardan daha fazla can alan salgında Fransız vakanüvis Jean Froissart‘ın gerçeğe yakın olduğu kabul edilen saptamasına göre Avrupa nüfusunun yaklaşık üçte biri öldü. Salgın Orta DoğuHindistan ve Çin de dahil olmak üzere 75-200 milyon kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır.

    İngilizce sitesinde hastalığın isminin hakim dil tarafından “Pestilence” olarak tanımlandığını gördüm. Kur’an’da bu şekilde aramanın doğru olduğunu düşündüm.

    Eski Arapça’da harflerde hareke ve hatta noktaların çoğu kullanılmıyordu. Bunu Hz. Muhammed’in krallara gönderdiği mektupların müzelerdeki kayıtlarında ve bazı eski Kur’an nüshalarında görebiliyoruz.

     

    “PESTİLENCE” SESİ KUR’ANDA SADECE TEK AYETTE GEÇER

    Arapça’da “pe” harfi ve sesi nerdeyse hiç kullanılmadığından “BESTİLENCE” olarak aramaya karar verdim. Çünkü Kur’an, mevcut kelime ve harflerle hem geçmişe hem geleceğe mesajlar veriyordu.

    56:5

    وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّاۙ

    Ve busseti-lcibâlu bessâ(n)

    Bu kelimenin sesini veren 6 harfin yan yana geçtiği tek yer olarak; Vakia suresi 5. ayetini gördüm. “VAKIA; VAKA” demektir. ADLİ; TIBBİ önemli olayları ve hastalıkları ve olumsuz durumları, belaları anlatmak için kullanılır.

    Bu ayetin içinde بُسَّتِ الْجِ – be-se-te-e-le (n)-ce harfleri yan yanaydı.

    “N yani nun harfi nerede?” diye sorabilirsiniz. Arapça’da “n” sesi için çoğu zaman bir hareke kullanılır ve bu ses harfle verilmez. Bu nedenle “Bestelence”deki te’ye tenvin işareti konarak harf yapısı değiştirilmeden de “pestelence” okunacak şekilde yazılabilir.

    سَّتِالًجِ

    Yani Kur’an’ın orijinal ve harekesiz metninde bu ayeti “bestelence” şeklinde okuyabiliriz. Ancak bu tespitimizin ayetin geri kalanı ile anlamlı olması gereklidir ki geleceğe bu şekilde şifreli ve gizli bir mesaj vermiştir diyebilelim. Ayetin orijinal ve klasik manası şöyle meallendirilmiş:

    (5.Ayet) Vakia: Dağlar bir serpilişle serpildiği…

    Peki bu ayeti detaylı analiz eder ve günümüze bakacak şekilde yeniden yorumlarsak ne sonuca ulaşırız?

    Ve busseti-lcibâlu bessâ(n)

    Ve (ve sonra) – bestelence (veba), bâlu (bela-işemek-pislik-önemli-yığınla), bessa (serpiştirildi, dağıtıldı.)

    بَالُ Balu kelimesinin manasını kanıtlamak için size Arapça sözlükten aldığım ekran görüntüsünü göstereceğim.

     

     

    Arapça’da hareke olmadığı için yukarıdaki anlamların her birisi ile de yorumlanabilir.

    Yani özetle ayet geleceğe dönük olarak şöyle demektedir.

    SURE-İ VAKİA: (VAK’A) “Ve bestelence pisliği dağıtıldı.”

    Devamı ise çok anlamlı bir şekilde veba mikrobunun yayılışını anlatır şekilde; “Tanecikler yayılır.” diye ayete devam eder.

    Korona virüsü Çin’de yayıldı. Çünkü Çin milyonlarca Türk’ü haksız yere öldürmüştü. Aynı zamanda dinlere ve Tanrı inancına karşıydı. Peki Veba neden gerçekleşmişti? Avrupa nüfusunun neden üçte birini yok etti. Bunu anlamak için Avrupa tarihine bakmak gereklidir.

    Biliyoruz ki Veba’nın yani “pestelence”nin en büyük darbesi Avrupa’da 14. yy ‘da oldu. Avrupa, o güne dek üst üste 9 haçlı seferi yaptı. Veba kendini göstermeye başladığında Avrupa’da düzen bozuldu ve haçlı seferleri de bu nedenle durdu. Avrupalılar 200 yıl süren, 9 seferde milyonlarca Müslüman ve Yahudiyi katledip çok büyük topraklar ele geçirdiler.  Ancak öldürdüklerinden daha fazla insan kendi topraklarında veba yüzünden acı şekilde can verdi. Allah suç işleyen toplumların günahkarlarını yeniden dünyaya getirerek onlara azap etmektedir. Bu konu hakkında yazdığım kitabı ücretsiz olarak okuyunuz.

    Vaka Suresinin ilk 6 ayeti şöyle;

      1. Vak’a vaki olduğunda
      2. Onun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur.
      3. Alçaltır, yüceltir.
      4. Yer şiddetle sarsılır
      5. Ve pestelence belası dağıtılır
      6. Tanecikler yayılır.

    Daha onlarca kelime üzerine araştırma yapıyorum. Sizler de merak ettiklerinizi sormak ve araştırmamı istediğiniz kelimelere bakmam için lütfen yorum yazın ve bildirimleri açın. Böylece haberdar olursunuz.

     

    KUR’AN’DA DİĞER GİZLİ KELİMELER VE KOORDİNAT MUCİZELERİ

    https://www.erdemcetinkaya.com/kuranda-ki-farkli-koordinatlar-mucizeleri/

    https://www.erdemcetinkaya.com/1-durak-mekke-kabe-koordinat-mucizesi/

     

    (Yeni yazılarda bildirim almak için sol altta duran zil ikonuna tıklayınız ve bildirimleri kabul et tuşuna basınız)

    (Keywords: Korona Virüsü, Corona, Koruna, Coruna, Korana Virüsü)