Yazar: Erdem Çetinkaya Meta

  • İNSAN YÜZÜNDE, BEDENİNDE VE ISISINDA ALTIN ORAN (4. Kitap 7. Bölüm)

    Soldaki yüz 2,0 oranına, sağdaki yüz 1,0 oranına, ortadaki yüz 1,618 oranına sahip.  (EN ve BOY oranları)

    Hangisi daha orantılı?

    Canlılığın ve mühendisliğin mükemmel örneği insan; altın oranında zirvesindedir. Hem vücudunda hem de yüzündeki oranlar altın oran merkezlidir. Bu orana yakın yüzler ve vücutlarda estetik açıdan güzelliğin zirvesini oluştururlar.

    Hiç bir sayı sanata ve bilime bu kadar kalıcı ve güçlü mühür vuramamıştır. Steven Marquardt adlı Amerikalı estetik cerrah, yaptığı uluslararası bir deneyle tüm dünya toplumlarında altın oranı taşıyan yüzlerin bu orana uymayan yüzlere göre daha güzel bulunduğunu ispatladı.

    BÜTÜN YÜZLERİN ORTALAMASI ALTIN ORANI VERİYOR

    Toronto üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada ise her milletten alınan binlerce yüz resmi bilgisayar yazılımları ile birleştirildi ve her millete özgü ortalama yüz tipinin keşfi amaçlandı. Ancak deney sonuçları ilginçti.

    Ortaya çıkan yeni ortalama yüzler son derece çekici ve altın orana uygundu. Bu da gösteriyordu ki Yaratıcı, insanı sabit bir ölçüyü yani altın oranı merkez alacak şekilde yaratmıştı. 1,618… Ve birleşen yüzler altın orana mükemmel şekilde uyuyordu.

    Bu linkten yüzdeki tüm altın oran bağıntılarını detaylı gösteren animasyonu izleyebilirsiniz.

    https://www.goldennumber.net/meisner-beauty-guide-golden-ratio-facial-analysis/

    Altın oran uygulamasını gösteren örnek bir video.

    https://youtu.be/kKWV-uU_SoI

    İNSAN VÜCUT SICAKLIĞINDA ALTIN ORAN TASARIMI

    İnsan bedeni vücut sıcaklığı altın orana göre ayarlanmıştır. Suyun kaynama sıcaklığı ile donma noktası arasındaki farkın altın oran noktası  insan vücut sıcaklığını vermektedir.

    Denizden 100-200 metre yükseklikte yaşayan dünyanın geneli ise için ise 37,2 ve 36,2 dereceleri ortaya çıkar ki. Bu durum insanın yaşaması için en ideal aralığın yükseklik olarak bu değerler olduğuna işaret olabilir.

  • DÜNYA, AY VE GÜNEŞ SİSTEMİNDE ALTIN ORAN (4. Kitap 6. Bölüm)

    Sistemdeki bilinen 8 gezegenden 5 ana gezegende; yani iç gezegenlerin tümünde ve dış gezegenlerin en büyüklerinin güneş çevresinde dönüş günleri de yaratıcı tarafından altın orana göre tasarlanmıştır. Bu 5 gezegen ileride açıklayabileceğim kendine has yaşam döngülerine sahip oldukları için seçilmişti..

    Dünyanın 1 yılı temel ölçü kabul edildiğinde.  Venüs altın oranın kare kökü kadar, Merkür, küp kökü kadar bir yıl değerine sahiptir. Jupiter ise altın oranın 5. üssü, Satürn ise 7. üssü kadar yıl değerlerine sahiptir. Güneş sistemine kazınmış altın oran bununla bitmez.

    Güneş sisteminde yer alan 9 hakim gezegen ve parçalanmış gezegenin oluşturduğu astroid kuşağında yer alan Ceres’in güneşe uzaklıkları analiz edildiğinde olağanüstü kesinlikte bir altın oran tasarımını ortaya çıkarırlar.

    Merkür’ün güneşle olan mesafesi 1 birim olarak ele alınır ve  bir sonraki gezegenin güneşe mesafesiyle oranlanır. Bu işlem ardışık olarak tüm gezegenlerle oranlanarak yapıldığında görülür ki gezegenler arasında artan mesafenin ortalama artış değeri, altın oran sayısına mükemmel şekilde uyum gösterir. Ceres yada Pluto sıralamadan çıkarıldığında altın oran bağıntısı korunmaya devam edecektir. Gezegenler ilk yaratıldıklarında yörüngeleri daha kararlıydı ama orta yaşa ulaşan güneş sistemimiz zamanın daralması ve dış etkiler nedeniyle altın oran tasarımını kırmak üzeredir.

    SATÜRN’DE ALTIN ORAN

    Saturn, tüm gezegenler içinde taç giymiş bir kral gibi dünya semasında parlayan benzersiz gezegen.  İnsanlar onu uzun zamandır, tek gözlü yada taçlı bir tanrı zannederek binlerce yıl boyunca tapmışlardı. “Saturday” yani haftanın 6. günü Saturn’ü bir kutsamadır. Batı medeniyeti tüm günler, aylara tanrı zannettikleri varlıkların isimlerini vermiştir.  Tüm paganist inançlar bir yana; o gökte parlayan yıldızların en güzel gezegeni olarak altın oranı bir çok şekilde ortaya çıkarıyordu.

    Satürn halkalarının içinde yer alan boşluk halkanın altın oran noktasında yer alır.

    Halkanın genişliği ile halkanın iç çizgisinden Satürn yüzeyine olan mesafe de altın orandır.

    Satürn’ün genişliği ile yüzeyinden halkalarının en dış noktasına olan mesafe yine altın orandır.

    Halkası içindeki boşluğun önü ve arkasındaki mesafelerin oranı da yine altın orandır.

    DÜNYA VE AY’IN TASARIMINDA ALTIN ORAN

    Dünya ve Ay birleştiğinde aynı anda 3 altın oran ortaya çıkıyordu.

    Ay’ın oluşumuna dair en güçlü teori bir gezegenle çarpışan Dünyadan saçılan parçaların bir kısmının, Dünyanın yakın yörüngesinde birikmesi ile oluştuğu yönündedir. Bilim adamları dağılan parçaların bir kısmının yeniden Dünya ile birleştiğini kalanların ise uydular gibi dünyaya çok yakın bir yörüngede oluştuğunu ifade etmektedirler. Yani deyim yerinde ise Dünya ve Ay ilk oluştuklarında bir bütün gibiydi. Zamanla uzaklaşarak şimdiki konumuna geriledi. Yukarıdaki resimde Dünya ve Ay birleştirildiğinde ortaya çıkan olağanüstü altın oran üçgenini görmektesiniz.

    Dünyanın ekvatoral yarıçapı bir birim kabul edildiğinde, Dünya merkezi ile Ay merkezi arasındaki mesafe altın oran kökünü, üçgenin karşı kenarı ise altın oran sayısını vermektedir.

    Yaratıcı kutsal kitaplarında, diğer gök cisimlerinden ayrı olarak; Aya ve Dünyaya boyun eğdirdiğini ve onları bir ölçüye göre oluşturduğunu söylemişti. Bilim adamları Dünya ve Ay’ın tasarımında bu kadar sembolizmle iç içe bir oranla karşılaşacaklarını tahmin etmiyordu.

  • MÜDDESSİR SURESİNDE ALTIN ORAN VE 19 İLİŞKİSİ (4. Kitap 5. Bölüm)

    Ey gizlenen kalk uyar.

    ….

    Bir kibirli ölçtü

    Bu İnsan sözüdür dedi.

    Kahrolası nasıl ölçtü

    Onu Sekara yaslayacağım

    Ne İdrak ettirir sana, Sekar nedir?

    Ne bırakır, ne de tutar.

    Levhalar sunar beşere. (AYETİN EBCEDİ ALTIN ORAN) (74:29)

    Üstünde 19

    (19 harfli Besmele, 109 güneş sistemi ve Altın Oran Mucizeleri)

    Ateş ehli meleklerdir.

    Kafirler için sayıları fitnedir

    Kitap ehli yakınlaşsın;

    İman edenin imanı artsın.

    Kalbi hasta olan desin ki

    Allah ne demek istiyor?

    Allah dilediği şüpheye sokar

    Dilediğini hadiye erdirir.

    Ordularını kendisi bilir.

    Bu bir zikr.

    ….

    Asla! Ay’a ki

    ve döndüğünde geceye

    seherde sabaha (Yeniden Ay, Dünya ve Güneşin hareketlerine dikkat çekilir yani 109’a)

    Mutlaka o en büyüklerden, tek olan

    Beşere uyarıcı.

    Sizden öne geçmek yada

    Arkada kalmak isteyenlere.

    Tüm nefsler kazandıklarına rehinedir.

    Onlar aslandan kaçan yaban eşekleri gibidir. (Bu en doğru çevirisidir. Okuyacağınız meallerde hiç geçmeyen kelimeler ayet içinde gibi yazmakta bazı kelimeler “levvaha” gibi yanlış çevrilmektedir.) Peygamber as. torunları olan imamlar burada bahsedilen ayetlerin geleceğe dönük olduğunu bir çok farklı yerde ifade etmişlerdir.

    Tam 19 yılda bir Güneş, Ay ve Dünya uzayda aynı hizaya gelirler. Buna bilim adamları “meton devri – meton senesi” demektedir. Kuran’da “sene” kelimesi 19 kez geçtiği gibi, Güneş ve Ay’ın yan yana geçtiği ayet sayısı da 19’dur.  Neden Arapçada Güneşin beyni yakışı, pişirmesi manasına gelen “sekarın üzerinde 19 var” dendiğini daha iyi anladınız mı? Çünkü Güneşle ilgili meton devri ve Güneş, Ay ve Dünya’nın tasarımı 10-9’lu 109 sistemine göredir.

    109 mucizesi isimli sunumumda anlattığım gibi, 19 yani; 10 ile 9’un birleşerek oluşturduğu 109 Güneş sisteminin ilahi mührüdür.  Ve bu mührün içinde yani 109 lu sistemin içinde altın oranın saklı olduğunu bir çok delillerle anlatmaya devam edeceğim.

    Müddessir suresinde Kuran üzerine hesap yapan ölçen biçen ve sonunda onun mucizelerle dolu ayetlerine “insan sözü” diyen kişilerin Sekar’a sunulacağını, orada beyni pişirici bir azaba tabi tutulacakları ifade edilmektedir. Ve onlara sunulacağı ifade edilen levhaların içinde en önemlileri; 109,19 ve altın orandır ki, bunların hepsi ahir zamanda ortaya çıkmış ve birbirine bağlı mucizelerdir.

  • ALTIN ORAN VE 19 SAYISI * EVRENİN YARATILIŞI (4. Kitap 4. Bölüm)

    Altın Oranın ilk 6 sayısı :
    1, 6-18-03

    1 Olan Rab; 6 günde ve 18 bin (0) alemi 3 aşamada yarattı.

    Bu dizilim; “kim?, ne zaman?, neyi?, nasıl? Sorularının cevabını içine saklamıştır. Bütün olarak incelenince ise geometri ve tüm yaratımın temelinde yer alan altın oran sayısını görürüz.

    Son aşama dünyaydı.  Tüm bu yaratılışta bu kutsal rakamı kullandı. Rab 6 günü yaratılışın süre sayısı olarak belirledi ve altın oran rakamlarının her şeyi anlatan bu ilk 6 sının toplamını 19 yaparak altın oranın üzerine 19 mührünü vurdu.

    1,61803 sayısında ilk 6 rakamın toplamı 19’dur.

    Müddesir Suresi;

    Sekar (güneşin yakması) nedir bilir misin?

    Levhalar-belgeler sunar beşere.Üstünde 19 vardır.

    ….

    İnancı arttırıcıdır.

    Dikkat et! Ay’a ki

    Ve (dünyanın üstüne) örttüğünde  geceye

    Seherde sabaha (güneş doğunca)

    Mutlaka o en büyüklerden biri, Beşere bir uyarıcı.(Ayetin sayısal değeri 109 (74. sure+35.ayet))

    Müddessir suresi dikkatleri Ay ve Güneşe, Dünyanın dönüşüne dikkat çekmektedir. Adeta 19 ve 109 mühürlerini nerede aramamız gerektiğini bize anlatmaktadır.

    • Güneş sisteminde 19-109 ve Altın Oran birbirine bağlı iki mühür olarak ortaya çıkmaktadır.
    • Güneşin içine yan yana en çok 109 dünya sığar.
    • Güneş ve Dünya arasına yan yana en çok 109 güneş sığar.
    • Ay gittikçe büyüyen bir yörünge elipsine sahip olsa bile günümüzde yörüngesinin orta noktasındayken Ay ile Dünya arasına da en çok 109 Ay sığar.
    • Ay’ın çevresi 109 bin km’dir.
    • Dünyanın çevresi 109 un 365 katı, Güneşin çevresi 109 tane 109 un 365 katıdır.
    • Dünyanın yaşanabilir hacmi 109 X 10¹⁰ km3′ tür.
    • Dünyanın max. hızı ise saatte 109 bin km.
    • Ayın hacmi ise 2 adet 109 X 10⁸ km küptür.
    • (Ay, Kur’an ve hadislere göre ortadan bölünmüş iki parça halindedir)
    • Güneş sisteminde, yaratılışta, Ay ve Dünyanın Güneşle tasarımında altın oran ile 10-9 lu tasarımı iç içe geçmiş bir halde görmekteyiz.
    • Sizlere altın oran, 19, 109 ve daha yüzlerce mucizeyi levhalar/tablolar halinde sunmaktayım.
  • EVRENİN YARATILIŞ SÜRESİ HAKKINDA KUTSAL KİTAPLARIN MUCİZESİ (4. Kitap 3. Bölüm)

    Evren ve Altın oran. En güncel bilimsel verilere göre evrenin yaşı yaklaşık 13,8 milyar,  Dünya’nın yaşı yaklaşık 4,576 milyar yıldır. Dünyamız neredeyse tam olarak evrenin 3 te 1’i yaşındadır. Kutsal metinlerde bunun net bir şekilde söylenmesi gerçekten hayret uyandırmaktadır. 13,8/3=4,6

    Oysa merkezdeki dünya anlayışına uygun olarak “önce dünya yaratıldı, sonra gökyüzüne yıldızlar pırıltılar gibi 1 günde konduruldu” denebilirdi. Sadece derin bir boşluk ve ışıklardan ibaret gökyüzü dünyaya nazaran çok daha basit görünüyordu o dönemin insanı için. Bu ve benzeri mükemmel doğruluktaki ifadeler, cennet ve cehennemi haber veren dinlerin doğruluğuna dair önemli kanıtlardır.

    “Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve dünyayı yaratan, sonra arşa istiva eden Allah’tır…” (A’raf , 7/54)

    “De ki: Siz dünyayı iki günde yaratan Allah’ın tek İlah olduğunu inkâr edip O’na birtakım eşler, ortaklar mı uyduruyorsunuz? …” (Fussilet,  41/9)

    Yeryüzünde olması planlanan işler yani kader ise son 4 gün içinde zamana yayılarak takdir edilmişti. Kur’an ile aynı kaynaktan beslenmiş olan Tevrat’ta detaylı olmasa da Kuran’a benzer bir anlatımla 6 günde yaratılış kavramı vardır.

    Yaratılış 1:31
    Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı günde (her şey) oluştu.

    Kuran’daki açık ifadelerden yola çıkarak hesaplandığında; evrenin yaşı ve dünyanın yaşının birbirine oranı mükemmel bir doğrulukla ifade edilmiştir. Ayetlerde belirtildiği gibi dünyanın yaşı evrenin yaşının 3 te 1’i yani (1/3)’ü dür.

    13,8 (6 gün) /3 =4,6  milyar yıl dünyanın yaşı.(Tam 2 güne tekabül ediyor. 2 gün; 6 günün 3’te biridir.)

    Eğer bir insan sözü olsaydı binlerce yıl önce; dünyayı en son ve son 3 te birlik dilimin başında yaratmaya başladığını söylemek yerine şunları da söyleyebilirdi;

    “Önce dünyayı sonra yıldızları yarattım.”

    Yada dünya temel alındığından “30 günde dünya, 3 günde yıldızlar” diyebilirdi.Örnekler çoğaltılabilir. Tesadüf olarak görünemeyecek büyük bir bilginin varlığı aşikardır. Rab yaratılışın, geometri ve matematiğin temelindeki Altın oran sayısına tüm bu muhteşem düzeni gizlemiştir.Altın Oranın ilk 6 sayısı incelendiğinde kainatın 3 aşama halinde, 6 günde yaratıldığını ve Hz Muhammed’in evrendeki toplam alem sayısı olarak haber verdiği; 18 bin alemin ortaya çıkışına şahit oluruz.

    “Gün” derken dönemlerin ve izafi bir zaman hesabının söz konusu olduğu ise, Kuran’daki “Allah katında bir gün sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir” ayeti ile anlaşılır. “Binden kasıt Arapça’da çok uzun zamandır”

  • BİLİMADAMLARININ ALTIN ORAN HAYRANLIĞI (4. Kitap 2. Bölüm)

    Tarihte bilimi yönlendirmiş ünlü isimler altın oran hakkında neler söylemişler ve yapmışlar bakalım. Yunanlı bir heykeltıraş ve matematikçi olan Phidias (M.Ö. 5004 – M.Ö. 432),  Parthenon’a ait heykellerin tasarımına uyguladı.

    Platon (M.Ö. 428 – M.Ö. 428), “Timaeus” da sunulan doğa bilimleri ve kozmoloji hakkındaki görüşlerinde, altın oranın tüm matematiksel ilişkilerin en bağlayıcılığını ve kozmosun fiziğinin anahtarı olduğunu düşünmüştür.

    Öklid (365 M.Ö. – 300 BC) “ Öklid, milattan önce 300′lü yıllarda yazdığı “elementler” adlı tezinde “ekstrem ve önemli oranda bölmek” olarak altın oranı ifade etmiştir.

    MS 1175’te doğan ünlü bir İtalyan matematikçi olan Leonardo Fibonacci Araplardan öğrendiği günümüz modern rakamları Avrupa’ya getirdi. Şimdi adını taşıyan sayısal dizinin sıra dışı özelliklerini keşfetti. Bu sayı dizisi birbiri ile toplanarak büyüyen sayı dizilerinde altın oranın değişmez varlığını ortaya çıkardı.

    Güneş etrafındaki gezegenlerin yörüngelerinin eliptik doğasının keşfinden Johannes Kepler (1571-1630),  “İlahi Orantı” dan bahsetmişti

    Da Vinci neredeyse tüm tablolarında bu oranı kullanmıştı. Belki de tarihte altın orana en tutkuyla bağlı olan bilim adamı ve dahi sanatçı Da Vinci’dir. Luca Paccoli ile birlikte “İlahi Oran” adlı bir kitap yazmış ve bu kitap için altın oranı tanımlayıcı pek çok resim çizmiştir.

    Altın oranı tanımlamak için “altın” terimini kullanan ilk kişi Martin Ohm (1792–1872)olduğuna inanılmaktadır . 1815 yılında “ Die reine Elementar-Mathematik ” (Saf İlköğretim Matematiği) yayınladı . Bu kitap, “goldener schnitt” teriminin (altın bölüm) ilk bilinen kullanımını içermekle ünlüdür.

    GÜNÜMÜZDE MİMARİ, ESTETİK VE ENDÜSTRİDE ALTIN ORAN KULLANIMI

    Artık neredeyse tüm matematikçi, fizikçi ve konuyu ciddiyetle almış bilim adamları  ve görsel tasarım sanatçıları altın oran adlı sabit bir sayının şaşırtıcı ve hayret uyandıran, kendine has muhteşemlikleri kabul etmektedir.Günümüzde mühendislikte verimlilik hesaplamalarında yeni bir teknik olarak, fizikte akışkan dinamiğinde, estetik cerrahide, mimari de ve neredeyse tüm ünlü markaların logolarında, modern monitör ve tv lerin tasarımında bu oran kullanılmaktadır.

    Bazıları şunu sorabilir; “Kökeni Mısır Piramitlerine kadar uzanan bu sayı ile ilgili sen yeni olarak ne getirdin, neye mucize diyorsun?” Bilgi eksikliği yüzünden bu tür sorulara muhatap oluyorum zaman zaman. Bana lütfedilen; bu sayının Kutsal Kitaplar, Tevrat, Yehova ismi, Mekke, Kabe, Kuran, dünya üstündeki hatlar gibi daha onlarca ayrı konuda altın oran sayısı ile bağlantılarını keşfederek ortaya koymuş olmamızdır. Bu keşiflerin ilhamı ve de dünyaya duyurulması şahsıma bir lütuf olarak bahşedilmiştir.

  • ALTIN ORAN NEDİR? GEOMETRİDE VE TASARIMDA ALTIN ORAN (4. Kitap 1. Bölüm)

    Altın oran sayısı ve mucizeleri hakkında bilgi vermeden önce sizlere mutlaka daire şekli ve “HU” sesi hakkında bilgi vermeliyim.

    Çünkü göreceğiz ki  altın oran doğrudan geometrinin içinde gizlidir. Daire her şeyi çepeçevre kuşatır ve içine aldığı tüm temel geometrik şekillerin içinde altın oran bağıntıları oluşturur.

    Rabbin isminin sembolü; onun kuşatıcı yönünü ve yarattığı her şeyin etrafını sarması nedeniyle çemberdir.

    Onun isminin şekli ile hareket eden yaratılış, altın oranı doğrudan bir kural olarak ortaya koyar.

    Evrensel bir takım sembollerin ve seslerin sırrını anlamadan Yaratıcı’nın işlerini anlayamayız. O, söz ile var eder ve her şey söz ile başlar. Yaratılan her şey bir sestir yani ilahi bir sözdür.

    O yarattığı her şeyin şekline ve hareketine kendi isminin resmini bir imza gizi gizler ve yarattığı her varlığa o ismini sürekli söyletir. İşte bu evrensel bir bilgidir ve kainat kitabı okunarak elde edilebilir.

    ALTIN ORAN NEDİR?

    “Altın oran nedir?” Sorusuna pek çok farklı cevap verilebilir. Mükemmel oran, güzelliğin formülü.

    Tv’lerin, kredi kartlarının, pek çok logonun ve sayısız tasarımın en ve boy oranları gibi temel ölçülerinin birbirine oranı mümkün mertebe altın oranı (1,618’i) verecek şekilde tasarlanmaktadır.

    Fotoğrafçıların sahnedeki odak nesneyi fotoğrafın altın oran çizgisine denk getirme çabası da yine aynı kuramın bir sonucudur.

    Altın oranın kendine has bir çok ismi ve sayısız şaşırtıcı özelliği vardır. Doğru üzerindeki eşsiz nokta. Ardışık ve toplanarak artan sayı dizisindeki (Fibonacci dizisindeki) her elemanın arasındaki oran. Geometrinin gizli hazinesi ve çok daha fazlası.

    Basit şekilde ifade edersek; bir doğru parçasını öyle bir noktada bölün ki; oluşan iki yeni doğrunun birbirine oranı ile uzun doğru parçasının, bölünmemiş doğruya oranı aynı olabilsin. İşte bu oran altın orandır.

    Matematikteki sabit bir sayı olan 1,6180339… ile tanımlanmaktadır. Bir nesneyi tanımlayan temel ölçülerin birbirine oranlanması sonucunda 1,6 yada 1,618 e yakın değerler çıktığında oluşan ölçüye; “altın oran” denmektedir. “Phi” olarak tanımlanan bu işaret “Φ” Altın Oranı ifade eder. 1,6180339… sayıları ile başlayarak sonsuza dek uzayan tümünü sayması imkansız bir sayı dizisidir.

    Bilim çevrelerinde 1,618 olarak ünlenmiştir. Grafik çizimlerinde kabaca 1,6 olarak (resimlerde 3’te 1 kuralı), Mimari tasarımlarda 1,61 kullanımı yaygın görünür.

    İlginçtir ki uzunun kısaya oranı 1,618 olan iki parça ele alalım. Bu sefer kısayı uzuna oranlarsak ilginç şekilde 0,618 sayısı çıkar. 1, den sonraki oran sürekli korunur. Diğer oranlar ve sayılar için böyle bir durum söz konusu değildir.

    Matematiğin ve Sayıların Temelinde, Geometrinin Merkezinde, Fizikte, Bitkilerin ve İnsanların tasarımında bu sayı başroldedir. Dünyanın en ünlü bilim adamları ve dahileri bu sayıya tutku dolu bir hayranlık beslemektedirler. Bu sayının binlerce yıllık geçmişe uzanan Mekke, Kabe ve Kuran ile iç içe olduğunu kim bilebilirdi? Mucizelerin ortaya çıktığı çağdayız!

    RABBİN MUTLAK İSMİ İÇİNDE ALTIN ORAN

    DİNLEYİN!! HHHH (nefes sesi) Bu O’nun öz ismi.

    Dinle kendini derin bir nefesle… Bu O’nun sesi. Her varlık O’nu sesleniyor. Tüm içtenliğiyle mutlu olup gülerken, en zevk aldığı anda yada ağlarken hıçkıra hıçkıra… yalnızca O’nun ismi duyulur tüm dudaklarda.

    Hhhhuu. Ağaçlar esen rüzgarla boyun eğerken O’na, yapraklarına çiçek kokan ilahi nefesi üfleyene Huu der. Görkemli dağlar ve nefes alan her şey, onu ululayan sesiyle ona tapar.

    “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O’nun adını  tekrar eder. O’nun adını şükranla tekrar etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz onların ismimi tekrar ettiklerini anlamazsınız…”

    (el-İsrâ, 44)

    Bu ayetin Arapçası şöyle başlar. Tusebbi huuu le huuu…

    Tesbihuu ederler.. O’ nu huu…

    Ve yarattıklarının nefeslerine kendi ismini gizledi. Nefislerine ilahi ruhunu gizlediği gibi.

    Bir robot tasarımcısının ürettiği o biyolojik makine çalışırken dikkatlice dinlediğinizde tasarımcıya ait ismin sesini duymak… işte bu büyüleyen bir teknoloji… yada onu şaha kaldırdığınızda tüm gücüyle sahibinin  ismi ile kükremesi gibi hayret verici. Teknolojinin en üst düzeyi öyle sanatsal ve mükemmel yerleştirilmiş ki. Canlının doğallığını asla bozmuyor. O ilahi markayı yani hu sesini her duyguda farklı bir şarkı ile söylüyoruz.

    Nefesimiz, anlam dolu melodilerle ona yönelmiş bir ağıt yakıyor yada övgü dolu şiirler gizliyor, dalgalanan ve farklı notalarda konuşan hu seslerinde.

    O’nun sembolü yani Hu’nun; son ilahi kitap dili olan Arapça’da daire şeklinde çizilir. 5000 yıldır teklik dininin dili olan Türkçe’de ise O yine bir daire ile çizilir. İngilizce’ye ise “O” kelimesi Arapça-İbranice gibi sami dillerden geçmiştir. Ve yine Arapçadaki gibi “hu-hi” şeklinde okunmaktadır. Tevrat’ın dili olan ibranicede “O” yine “huu” diye okunur. Yahoo yada yehova “ya huu” demektir. Vav harfi burada aslında uzatma harfinden ibarettir. “Ey İlah” anlamına gelir. İbranice ve dünyada yaygın olarak kullanılan 40’a yakın dilde “O” yani 3. tekil şahıs, “H” sesi yada yazılı “O” sembolü ile ifade edilir.

    Arapçada “Allah” kelimesi “illa (yegane) Hu (O)” kelimelerinin birleşimi ile oluşturulmuştur bizzat Yaratıcı tarafından. “İlla”, Arapçada “sadece-tek” manasına gelir. Yani Allah; illa Hu; “sadece O” olarak çevrilebilir. İlah kelimesi de bu şekilde doğmuştur. Ses olarak adı Hu, sembol olarak görünüşü daire; yani O’dur.

    Buda, öğrencilerinin en kutsal zikri; om mani padme Huum’dur. (Tersten Muhammed api Nammu diye okunur. Nammu Sümer’de ilk ve mutlak Tanrı’nın ismidir.)[1]

    Zerdüştlükte tanrı adı A-HUU-Ra Mazda.

    İslam’da  Allah-hu dan sonraki en yaygın isim Ra-HU-Man ve RaHİm

    Hinduzimde ise Mutlak ve Eşsiz Yaratıcının adı yine B-RaHHma

    Ve tüm dünya birbirini onun adı ile selamlıyor. Hayy..Haloo.. Helloo

    Ve evrensel dilde mutlulukla gülüyoruz; HAHA, bazen ağlıyoruz Ü-hühü sonra zevk içinde Hıhh, yorulunca güç istiyor bedenimiz can verenden “Huhh”. Birbirimizi içten bir şekilde onaylıyoruz Hıhı. Aklımıza gelen müthiş bir ilhamla yerimizden kalkıyoruz ayağa; AHA.

    Bazılarının içindeki Ego; bilgisizce; bazen Huu’yu yok saymak istese de; tüm varlığı nefesiyle O’nu haykırıyor, o sağır gibi dinlese de. Nefes sesiyle Huuu’ya, hu dilinde dualar eder. Ciğerinin “huu” diyebilmesi için gerekirse tüm servetini bile verir.

     

    DAİRE ŞEKLİNDEKİ İLAHİ SIR

    Peki, nedir bu “Hu” ismine ilahi dillerde sembol seçilmiş kapsayıcı şeklin sırrı? Sonsuzluk işareti olmanında ötesinde. Yaratıcı modern insana öğrettiği ilk dillerde neden daireyi seçti Hu isminin sembolü olarak?

    O

    Hu sesi nasıl ses veren tüm canlı ve cansızın zikri olmuşsa, onu ifade eden sembol de, tüm varlıkların görsel seremonisi ile ortaya koyduğu bir zikir haline gelmiştir.

    Tüm atomlar daire şeklinde yörüngeler

    çizerler ve geceleri parlayan tüm yıldızlar hatta bizimki gibi tüm dünyalar… Yalnız O’nun daireye benzeyen yörünge izi üstünde yürürler. O’nun isminin resmini çizerler.

    Çünkü;

    “O; huu, Her şeyi çepeçevre kuşatmıştır” Kuran 2.115

    Bu bir önceki örnekteki gibi, bir ürüne baktığımızda onu oluşturan küçük hareketli parçaların hareket ederken çizdiği şeklin sahibinin ismini çizmesi ile eş değer hünere ve büyüleyiciliğe sahiptir. Tüm atomlar, yada tüm galaksi ve yıldız sistemleri kendisini yaratanın ismini logosuyla göklere çizer.

    Nasıl her canlı O’nun ismini seslenmeden canlı kalamıyorsa,  hiç bir nesne O’nun ismini kainata çizmedikçe var olamaz.

    Tüm duygular gibi kainat da aşktan doğmuştur. Kelebek aşık olup ölümü göze aldığı ateşin çevresinde dönmeye başlar.  Aşık olan her şey döner. Su yeryüzünün çekimine kapıldığında düz bir delikten daireler çizerek akar. Hava dönerek savrulur engellerden. Ve dönerek yörüngesine tutunur gezegenler; muhteşem yıldızlara aşık olarak.

    Ve AŞK, insan DNA’sının ruhuna bir sayıyı fısıldadı. Altın Oran sayısı. Sonsuz Çember ve geometrik şekillerin etkileşiminden doğan 1,618. İçimize yerleştirilen şifre O’na benzeyen her şeye şiddetle bir çekim duymamızı sağladı. Tüm insan yüzlerinin ortalamasında altın oran vardır. En güzel yüzlerde ve vücutlarda bu ilahi oran, Rabbin imzası olarak ölçülendirilmiştir. Tüm bitkiler “filotaksi” denen bir yaprak dizilim şekli ile altın orana uygun şekilde yaprak açmaktadır. Haydi yavaşça daha derinlerdeki hazineleri keşfetmeye başlayalım. Çünkü yeni başlıyoruz. Altın oran kitabında 100’den fazla altın oran mucizesi görmek üzeresiniz.

    Aşağıdaki şekilleri incelediğimizde her matematiksel geometrik şeklin altın oran bağıntısı içerdiğini ilahi imzanın onları daire ile kuşattığını görürüz.

    AB/BG = ALTIN ORAN = 1,618…

    Eşkenar beşgende altın oran bağıntısına farklı bir bakış açısı.

    Φ işare Altın Oranı ifade eder

    b / a = 1,618 ( Altın Oran )

    İçimize yerleştirilen şifre O’na benzeyen her şeye şiddetle bir çekim duymamızı sağladı. Tüm insan yüzlerinin ortalamasında altın oran vardır. En güzel yüzlerde ve vücutlarda bu ilahi oran, Rabbin imzası olarak ölçülendirilmiştir. Tüm bitkiler “filotaksi” denen bir yaprak dizilim şekli ile altın orana uygun şekilde yaprak açmaktadır. Haydi yavaşça daha derinlerdeki hazineleri keşfetmeye başlayalım. Çünkü yeni başlıyoruz. 100’den fazla altın oran mucizesi görmek üzeresiniz.

    GEOMETRİ, DAİRE VE İLAHİ SİSTEM İLİŞKİSİ

    Bu ve buna benzer armonik görünen ve 1 sayısının kendini değişik işlemlerle çoğaltarak oluşturduğu yansımalar yaratılışı tarif edercesine altın oran sonucunu vermektedir.

    Peki neydi bu ilahi oransal sembolün hu ismi ve daire şekli olan ilişkisi?

    Hz Musa’ya  Tevrat “Çıkış* 3:14″ ehyeh aşer ehyeh “Ben benim” diyen Yaratıcı. Kendini Hz Musa ve insanlık için özel bir isim vermeden “O” olarak tarif etmiştir. Kendini tarif ederken çember formülü 3:14 ile zatının sonsuzluğuna ve ilahi sembolüne atıfta bulunmuştur. “Yahu” ile de “Hu” ismine..

    HU İsminin İbranice’de hangi işaretle gizlendiğini fark ettiniz mi? Pi sayısının yani daire formülünü ifade eden sembolle. Yukarıdaki yazıda 2. harfe bakınız. Pi sembolünü göreceksiniz.

    Pi sembolü, içine gizlediği altın oran 1,618’i işaret edercesine Yunan alfabesinin de 16. harfidir. Yeryüzündeki tüm diller Rab tarafından insana öğretilmiştir. Tüm tarihi ve keşifleri yönlendiren O’dur.

    Kainatın ilahının gizli ismi H ve gizli sembolü Daire’dir. Yaratılıştaki ilahi imza ise Altın Oran; matematikteki ismi ile PHI  (fi) dir. PHI de PI sayısına HU eklenerek ifade edilir. Allah son kutsal kitabında şöyle der; “Ellerinizle yaptığınız şeyleri de Allah yapmaktadır” Yani her işimizi, dilleri, bilimi ve tüm oluşu gerçekte olduran  sadece O’dur. Bilgisayar ekranına bir şekil çizebilirsiniz. Ama o şekil işletim sistemi tarafından ve onun izniyle çizilecektir.

    Kuran’da ise Yaratıcı hemen her yerde kendinden “O” diye bahseder. “Ben” dediği yer yok denecek kadar azdır. Doğada asla bulunmayan tek bir şekil vardır. O özel ve eşsiz şekil “dairedir”. Daire sonsuz sayıda noktanın bir araya gelerek oluşturduğu doğada var olması imkansız bir şekildir. Çünkü doğada hiç bir şey sonsuz sayıda noktaya sahip olamaz. Ama Yaratıcı sonsuz yaratma gücüne sahiptir. O’nun sembolü ancak sonsuzluğun sembolü olan daire-çember şekli olabilir.

    Yaratıcı şöyle der;

    “Allah her şeyi çepeçevre kuşatandır.”(Nisâ 126)

    ” Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık”(Kamer 49)

    ALTIN ORAN SAYISI?

    Altın oran matematikte ki pi sayısı (3,14…) gibi, en ünlü 2 sabit sayıdan diğeridir. Bir nesnenin iki temel ölçüsü basitçe birbirine oranlandığında 1,6 yada 1,618 gibi değerlere ulaştıkça, o nesnenin tasarımı için altın orana uygundur denilmektedir. Örneğin çağımızda tüm tv’ler altın orana uygun olsun diye 16 ya 9 oranında imal edilmeye başlanmıştır. 16, 9 ile oranlandığında 1,618 e yakın bir sayıya ulaşırız. Aynı şekilde kredi kartları ve bir çok mimari eser, logo bu oranın estetik gücünden faydalanmak için bu oran esas alınarak tasarlanıyor.Altın oran ardışık sayıların toplanarak ilerlediği fibonacci dizisindeki her sayının birbirine olan değişmez oranıdır.Elinizde iki eş uzunlukta çubuk var diyelim. Birini altın oran noktasından kırarsanız, oluşan iki kısa çubuğunu birbirine oranı, kırılan uzun çubukla kırılmamış çubuğun oranı aynı olacaktır. Altın oran kendine has harikulade sürprizlerle doludur.

    Örneğin;
    Altın oran bağıntısına sahip iki uzunluktan uzunun kısaya oranı 1,618 olurken, kısanın uzuna oranı 0,618 olmaktadır. 618 kısmı hiç değişmemektedir. Ayrıca kendisinin tersi yani 1 ile bölümü yine kendisini veren tek sayıdır. 1/1,618=0,618.

    Aynı şekilde;
    Altın oranın karesi ;

    1,618 X 1,618=2,618 olmakta

    618 kısmı yine değişmemektedir.

    Mısır piramitlerinin ve bir çok ünlü tablonun bile tasarımında yer alması, insan doğasında bu oranı kullanmaya genetik bir eğilim yada aşinalık olduğu düşüncesini uyandırıyor. Çünkü doğada bitkilerin yapısında, insan yüzlerinin ortalamasında vücutlarında bile altın oranın var olduğu bilim adamlarınca net bir şekilde ortaya kondu. Fakat benim size yepyeni bir mucize olarak anlatacaklarım, dini, ilahi semboller ve kitaplarla altın oranın ilişkisi olacaktır. Rabbimin ansızın lütfettiği bu mucizeler bende olduğu gibi sizde de büyük heyecan uyandıracaktır.

    1,6180339… olarak  sonsuza dek giden sayılarla ifade edilen bu büyüleyici oran, Kepler, DaVinci, Fibonacci gibi pek çok bilim adamının saplantılı derecede bu rakamla ilgilenmesini ve hakkında kitaplar yazmasını sağladı.Fakat onun asıl sırrı, insanlık tarihi ve mistizm üzerine kurulu, derin ve olağanüstü gizemleri barındırıyordu. Birazdan, önce doğada, Ay’ın ve Dünya’nın tasarımında, bitki ve insan yüzlerinde altın oranın nasıl doğaya vurulmuş bir mühür olduğunu anlayacak, daha sonra da kutsal kitaplar, Kabe, Mekke, Kudüs ve peygamberlerin doğum yerleri ile altın oranın nasıl muhteşem bir uyum içinde olduğunu görerek, dinleri ve kutsal kitapları gönderenin kainatı yaratanla aynı güç olduğuna şahit olacaksınız.

    [1] Allah’ın lütfettiği büyük bir keşif de Buda’nın ve doğu dinlerinin öğrencilerine “Om Mani Padme Hum” tersten “Muhammed api Nammu” ile Midra’yı miras bırakmasıdır. “Api “ise “Yakın veya üzerinde yerleştirerek ilhak, birleşen vb yakınlığı, …e ulaşan ifade” gibi anlamlara gelmektedir.” https://www.sanskritdictionary.com/?iencoding=iast&q=api&lang=sans&action=Search

  • YARATICININ SAYISI 10.9 (109) (3. Kitap 5. Bölüm)

    Yaratıcı dünyaya güneşe ve aya kazdığı sayısal mühürle şöyle diyordu. 9-11 yok. Sadece 10 ve 9 var. 9 Allah’ın yeryüzündeki halifesini, 10’dan sonra gelen kişiyi temsil eder. 10 ise yaratıcıyı ve eksiksizliğini sembolize eden rakamdır.

    9 ve 11 ‘in 911 olarak sembole dönüşmesi gibi 10 ve 9 da yan yana gelerek 109 sistemini yada Kuran’daki ifadesiyle “19 sistemini” oluşturuyordu.

    Önce ilahi 109 sembolünü güneş sistemi açısından inceleyelim;

    109 sayısını tahtaya yazın; on (10) ve dokuzun (9) yan yana yazılarak sembolleştirildiğini göreceksiniz.

    MÜDDESSİR SURESİ- KUR’AN

    İnsanlığa levhalar sunar.

    Üzerinde on – dokuz vardır.”

    Kasem ederim Ay’a,(AY)

    Geri döndüğünde geceye, (DÜNYA’nın dönerek gece oluşu)

    Aydınlandığında sabaha.(GÜNEŞ’in doğuşuna)

    Muhakkak ki o, elbette en büyüklerden biridir!

    İnsanlık için bir uyarıcıdır. (Kim? on dokuzun kendisi mi? Yoksa on dokuzun gerçek manasını açıklayarak mucizeyi ortaya çıkaran ve Kuran’ı eksiksiz doğrulayan mı?)

    Sizden öne geçmek isteyen yada geride kalacaklar için…(Uyarıcı veya on dokuz insanların derecelerinin değişmesi için vesile. On dokuz tek başına muamma olduğundan bir açıklayıcıya ve onunla azaba karşı uyarıcıya ihtiyaç duyuyor.)

     

    Güneşin içine yan yana en çok 109 dünya sığar.

    Güneş Ekvator Çapı: 1.391.000 km / Dünyanın Ekvatoral Çapı 12756,2 km = 109,04…

    Güneş ve Dünya arasına yan yana en çok 109 güneş sığar.

    Dünyanın Güneşe Max. Uzaklığı: 152.098.232 km / Güneş Ekvator Çapı: 1.391.000 km = 109,34…

    Ay yörüngesinde, gel git aralığının altın oran noktasındayken, Ay ile Dünya arasına da en çok 109 Ay sığar.

    Ay’ın dünyaya uzaklık ortalaması :379.372,695 km / Ay’ın ekvatoral Çapı: 3.476,28 km = 109,1318

    Ay’ın çevresi 10,9 bin km’dir.

    Nasa’ya göre Ay’ın çevresi 10,917.0km (109,1X100 km)

    Dünyanın çevresi 109 un 365 katı, Güneşin çevresi 109 tane 109 un 365 katıdır.

    Nasa’ya göre dünyanın ekvatoral çevresi; 40,070.2 km.  40070,2/109,6= 365,604

    Dünyanın yaşanabilir hacmi 109 X 10¹⁰ km3′ tür.

    Nasa’ya göre dünyanın hacmi (Bin’de 7’lik düzeyde yaşanabilir atmosfer zarı ve yükseltiler hesaplanmamış halde); 1,083,206,916,846km3

    Dünyanın max. hızı ise saatte 109 bin km.

    Dünyanın güneş çevresinde ki (gün beri) max. hızı 30.29 km/s.  30,29×60(sn)X60(dk)=109.044,0 km (Dünyanın saatte ki max. hızı)

    Ayın hacmi ise 2 adet 109 X 10⁸ km küptür.

    Nasa’ya göre; Ayın hacmi; 21,971,669,064 km

    219,71/2=109,86…  (Ay Allah tarafından MÖ. 7. yy’da 2 ye bölünmüştür ve bu olay Hz. Muhammed’in en bilinen mucizeleri arasındadır.)

    Günesin Çevresi= Ayın çevresi x Dünya’nın çevresi / 100

    4379000 km (Güneşin Çevresi) = 10917 km (Ay’ın çevresi) X 40070,2 (Dünya’nın çevresi) = 4,3745E8 (on binde 5 değişim, atmosfer farkı ile tam ölçüm)

    …örnekler uzayıp gitmektedir.

    Ölçümlerde kullanılan kaynaklar:

    https://solarsystem.nasa.gov/moons/earths-moon/by-the-numbers/

    https://solarsystem.nasa.gov/solar-system/sun/by-the-numbers/

    https://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya

    https://en.wikipedia.org/wiki/Earth%27s_orbit

    Gördüğünüz gibi 109’lu yani on ve dokuzlu sistemin en küçük yapı taşı ay’dır. Kuran’da ay suresinin matematiksel değer toplamı nedir? Tabi ki 109;  54. Sure ve 55 ayettir.54+55=109

     Kuranda: 10:9-10:5 ayetlerinde şöyle der;

    O Allah’dır ki, senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz diye güneşi bir ışık, ayı da bir nur yaptı. Ve aya menziller tayin etti. Allah bunu hak olarak yarattı. O, bilecek olan bir kavim için âyetlerini ayrıntılı olarak açıklar. Elbette gece ile gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve Allah’ın göklerde ve yerde yarattıklarında sakınan bir kavim için bir çok delil vardır. Bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla tatmin bulanlar ve bizim âyetlerimizden gafil olanlar da vardır muhakkak. İşte bunların kendi elleriyle ettikleri yüzünden varacakları yer cehennemdir. Hiç şüphesiz iman edip salih ameller işleyenleri, imanlarından dolayı Rableri hidayete erdirir. Naîm cennetlerinde altlarından ırmaklar akar durur.

    105 ve 109 Dünya güneşe yaklaşıp uzaklaşırken araya girebilecek en az ve en çok güneş sayısının ifadesidir. Ayetlerde güneşten aydan, cehennemden ve cennetten bahsedildiğini görmek, bunların yaratıldığı ölçülerden ve toplumlar için bunlarda mucize saklı olduğundan bahsetmesi ne kadar muhteşem bir ifadedir.

  • HRİSTİYANLARA VE AMERİKAN HALKINA İNCİLLE SESLENİŞ (3. Kitap 3. Bölüm)

    Ey Amerikan halkı ve yöneticileri! Sizi kesin bir bilgi ile uyarmak için sizlere Kitab-ı Mukaddes ve İncil ile sesleniyorum. Rab size şöyle demişti;

    Tesniye 16: 22 Tanrınız RAB’bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz

    Ama siz dünyanın hemen her yerini dikili taşlarla doldurdunuz. Hatta Vatikan’ın göbeğini…

     

    Oysa bunlar Allah’ın elçisi Musa ile savaşan firavunun sembolleriydi. Bununla yetinmediniz ve sizi perde ardından yöneten liderleriniz paranızın üzerine en büyük dikili taş olan piramitlerin resmini koydu. Hz İsa’nın en büyük savunucularından ve putperestliği dünyanın üçte birinden yok oluşuna vesile olan Hz. Muhammed, Anticrist’in tanımını 1400 yıl önce şöyle yapmıştı;

    “O (Allah düşmanı İsa karşıtı)  kayalık biryerden çıkar, tek gözlüdür ve adı Mesih Deccal’dir, yeryüzünde onun yüzüne bakıp da korunmuşlar hariç kendini ona kaptırmayan yoktur, böylece o dünyanın tümüne hakim olacak, kendine boyun eğmeyen yerlere (ambargolar ve finansal saldırılarla) kıtlık ve kuraklık getirecektir”demiştir.

    İşte bakın; her kral bastırdığı paranın üzerine kendi resmini basar. Bu adettir. Deccale bakın ki; Hz Musa’nın ve Allah’ın düşmanı olan firavunun sembolünü ve sözde tanrı horus’un tek gözünü kendine sembol seçmiş. Ve bu tek göz resminin altında M.Deccal yazıyor. İşte bu Hz. Muhammed’in mucizesidir. Roma rakamları ile 1776’nın, Amerika’nın ve onu yöneten şeytani örgütün kuruluş yılı ifadesidir bu. Peygamber As. hem burada, hem de özgürlük heykeli üzerinde yer alan bu sembolü gördüğümüzde tanımamız ve onun kültüründen uzak durmamız  için tüm insanlığı uyarmıştır.

    M.Deccal’in altında “NOVIS ORDO SECLORUM” yazılıdır. Bu “Ateist – seküler – din dışı dünya düzeni” anlamına gelir. Hz. Muhammed onun alnı ortasında “Seküler” yani “kafir” yazacağını da haber vermiştir. Yani her bir köşesi ile, Musa’ya ve Onun İlahı olan yaratıcımıza karşı başkaldırı ve küfrün simgesi olan bir bayraktır bu para. Deccalin portresidir.

     

    Gerçeği arayan değerli Amerikan halkı; maalesef Deccal’in kurduğu ve size kendini özgürlük savaşçısı gibi gösteren, ama dünyayı sömürmek yoluyla toplumları fakirleştiren ve köleleştiren şeytani gizli liderlerin ülkesindesiniz. Onun sizlere sunduğu olanaklar hoşunuza gitse de; dünyanın tamamına yakını, onun bastığı ve üzerinde bu sahte ilahın kendi resmi ve ismi kazılı olan bu kağıdı almak için karın tokluğuna çalışan zavallı kölelere dönüşmüştür. Bundan da kötüsü; toplumları Allah’a ortak koşmak, medya ve klipler yoluyla insanları şeytana alkış tutturmak, pornografiyi ve fuhşu dünyaya yaymak gibi kirli eylemlerin öncüsü haline gelmiştir.

    Ve sizleri perde ardından yönetenler paganist emelleri doğrultusunda; 25 Aralığı yani Roma’daki güneşe tapınma bayramını size İsa’nın doğum günü olarak gösterdiler. Oysa İncil, onun koyunlar dağlarda otlarken doğduğunu söyler. Ve sizlerin İsa’nın asla söylemediği şeylere inanmanızı istediler. O asla “Tanrı’yım” demedi. O asla “Tanrı’yı bırakıp da bana yalvarın” demedi. Onu da, annesini de Allah yaratmıştır ve onu kutsal ruhla desteklemiştir ve o ruhla konuşturmuştur. Dilerse sonsuz olan tek ve eşsiz Yaratıcı, bizi de onları da yok eder. Öyleyse Tevrat’a geri dönün ve yalnız Allah’tan yardım isteyin ve dini ona özgü kılın. İsa’ya saygı göstermenizde sakınca yoktur, ama onun İncil’de açık ve net bir şekilde belirtmediği hiç bir şeyi dinin kuralı olarak size dayatmalarına izin vermeyin.

    İsa a.s. asla pazar gününü kutsal ilan etmedi. Cuma günü akşam mezara konup, Pazar sabah mezardan çıkan toprak altında 3 gün kalmış olabilir mi? Ama onlar buna rağmen Sunday’i yani güneş gününü size kutsalmış gibi sundular. Çünkü onlar Mısır’ın “Ra” dinine yani güneşe ve yıldızlara, onları temsil ettiğine inandıkları cin ve şeytanlara tapmaktadırlar.

    Bugün bile Nasa ve birçok kuruluş yaptıklarına sözde ilahların isimlerini veriyorlar. Aylar ve günler hep sahte tanrılara adanmış küfür dolu isimlerdir.

    Ey Amerikan halkı, kalbinizdeki doğruluğa ve adalete sesleniyorum. Sizi yargılamıyorum, belki de bilmiyordunuz; ama artık biliyorsunuz ve bundan sorumlusunuz. Bu bilginin yayılmasını sağlayın ve insanların dinlerin birliği ve Rabbin birliği inancına, gerçek İseviliğe yöneltin. Sayımız az da olsa yeterince güçlü haykırabilirsek şehirlerin tepelerinden o zaman tüm insanlık bizi duyacak ve kalpleri eğilimleri değişecek, doğru insanlar güç bulacaktır. Sosyal medya ve tüm araçlarla maddi manevi fedakarlık göstererek gerçeğin bilgisini yayın. Allah içinizden düşünen ve akleden insanlar için büyük mucizeler vermiştir ve bunları kitaplarımda ve kanallarımda açıklıyorum.

    Sizi İncil ile uyarıyorum. O şöyle diyordu;

    Vahiy 17 

    Yedi tası alan yedi melekten biri gelip benimle konuştu: “Gel!” dedi. “Sana engin suların kenarında oturan büyük fahişenin çarptırılacağı cezayı göstereyim. 2 Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.” 

    Tüm dünya krallarını birden dize getiren ve onlarla her türden kirli ilişkilere giren, onların suçlarını örten başka kim vardır? İşte ABD’yi temsil eden engin denizler kıyısında ki 7 başlı ve altınla değerli taşlardan yapılmış gibi görünen özgürlük heykeli, Mısır’lı kadın. Göğe kaldırdığı şey; ateş!

    İlerde vahyin bildirdiğine göre anlaşılacaktır ki; 7 başlı bu kadın bir günahlar kentini simgelemektedir. Ancak onun çıkış yeri çöldür. Çünkü o Mısır’daki Süveyş kanalı girişine yani çöle konması için yapılmıştı. Avrupa kompleksine giren 1800 lü yıllardaki Osmanlı liderleri onu sipariş etmiş ve parası ödemişti ama sağduyulu devlet adamları bu heykelin Rabbe adanmış bir ülkeye yakışmayacağını düşündüler. Heykel Fransa’da kaldı ve daha sonra süslenip değiştirilerek ABD’ye hediye edildi.

    3 Bundan sonra melek beni Ruh’un yönetiminde çöle götürdü. Orada yedi başlı, on boynuzlu, üzeri küfür niteliğinde adlarla kaplı kırmızı bir canavarın üstüne oturmuş bir kadın gördüm. 4 Kadın, mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar, incilerle süslenmişti. Elinde iğrenç şeylerle, fuhşunun çirkeflikleriyle dolu altın bir kâse vardı.

    Mor/mavi ve kırmızı boyalarla çizgilendirilmiş bir semboldür o kadın. Altın kaplama görünen meşalesi ile süslenmiştir.

    7 Melek bana, “Neden şaştın?” diye sordu. “Kadının ve onu taşıyan yedi başlı, on boynuzlu canavarın sırrını ben sana açıklayayım. 8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok.

    Bazı yorumcular burada anlatılan şehrin Roma şehri olduğunu iddia ederler. Ancak anlaşılıyor ki, İncillerin yazıldığı dönemde olmayan bir kenttir. O zamanla Amerika, ıssız ve sadece yerlilerin yaşadığı uçsuz bucaksız çayır ve ormanlarla kaplıydı.

    15 Bundan sonra melek bana, “Şu gördüğün sular -fahişenin kenarında oturduğu sular- halklar, toplumlar, uluslar ve dillerdir” dedi. (Yani hemen her dil ve ulus burada toplanmıştır)

    18 Gördüğün kadın dünya kralları üzerinde egemenlik süren büyük kenttir.” (Krallar ona boyun eğer, dünyanın hakimidir)

    Vahiy 18

    Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı. 2 Melek gür bir sesle bağırdı: “Yıkıldı! Büyük Babil yıkıldı! Cinlerin barınağı, Her kötü ruhun uğrağı, Her murdar ve iğrenç kuşun sığınağı oldu. 3 Çünkü bütün uluslar Azgın fuhşunun şarabından içtiler. Dünya kralları da Onunla fuhuş yaptılar. Dünya tüccarları Onun aşırı sefahatiyle zenginleştiler.” 4 Gökten başka bir ses işittim: “Ey halkım!” diyordu. “Onun günahlarına ortak olmamak, Uğradığı belalara uğramamak için çık oradan! 5 Çünkü üst üste yığılan günahları göğe erişti, Ve Tanrı onun suçlarını anımsadı.

    Sizlere soruyorum; tarihte başka hangi kent vardır, tüm dünya krallarını dize getiren ve kirli ilişkiler kuran ve “dünyanın tüccarları” onun aracılığı ile süper zenginler olmuş? Devam eden vahiyde ise bu kentin ruhu şöyle konuştuğu anlatılır;

    7 Kendini yücelttiği, sefahate verdiği oranda ıstırap ve keder verin ona. Çünkü içinden diyor ki, ‘Tahtında oturan bir kraliçeyim, dul değilim. Asla yas tutmayacağım!’ 8 Bu nedenle başına gelecek belalar Ölüm, yas ve kıtlık- Bir gün içinde gelecek. Ateş onu yiyip bitirecek. Çünkü onu yargılayan Rab Tanrı güçlüdür. 9 “Kendisiyle fuhuş yapan ve sefahatte yaşayan dünya kralları onu yakan ateşin dumanını görünce onun için ağlayıp dövünecekler. 10 Çektiği ıstıraptan dehşete düşecek, uzakta durup, ‘Vay başına koca kent, Vay başına güçlü kent Babil! Bir saat içinde cezanı buldun’ diyecekler. 11 “Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.

    Dünyaya hakim olmuş ama 1 saat içinde gökten gelen ateş ve yıkımla yok olan bir kent daha tarihte görülmedi. Öyleyse İncil’in bu vahyi geleceğe ilişkin henüz gerçekleşmemiş bir vaattir.

    15 Babil’de bu malları satarak zenginleşen tüccarlar, kentin çektiği ıstıraptan dehşete düşecekler. Uzakta durup ağlayacak, yas tutacaklar. 16 “‘Vay başına, vay!’ diyecekler. ‘İnce keten, mor ve kırmızı kumaş kuşanmış, Altın, değerli taş ve incilerle süslenmiş Koca kent! 17-18 Onca büyük zenginlik Bir saat içinde yok oldu.’ “Gemi kaptanları, yolcular, tayfalar, denizde çalışanların hepsi, onu yakan ateşin dumanını görünce uzakta durup, ‘Koca kent gibisi var mı?’ diye feryat ettiler. 19 Başlarına toprak döktüler, yas tutup ağlayarak feryat ettiler: ‘Vay başına koca kent, vay! Denizde gemileri olanların hepsi Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla Zengin olmuşlardı. Kent bir saat içinde viraneye döndü.’ 20 Ey gök, kutsallar, elçiler, peygamberler! Onun başına gelenlere sevinin! Çünkü Tanrı onu yargılayıp hakkınızı aldı.” 21 Sonra güçlü bir melek değirmen taşına benzer büyük bir taşı kaldırıp denize atarak şöyle dedi: “Koca kent Babil de İşte böyle şiddetle atılacak Ve bir daha görülmeyecek. 22 Artık sende lir çalanların, ezgi okuyanların, Kaval ve borazan çalanların sesi Hiç işitilmeyecek. Artık sende hiçbir el sanatının ustası bulunmayacak. Sende artık değirmen sesi duyulmayacak.23 Artık sende hiç kandil ışığı parlamayacak. Sende artık gelin güvey sesi duyulmayacak. Senin tüccarların dünyanın büyükleriydi. Bütün uluslar senin büyücülüğünle yoldan sapmıştı. 24 Peygamberlerin, kutsalların Ve yeryüzünde boğazlanan herkesin kanı Sende bulundu.”

  • DECCALİ KANITLARLA GÖRMEK (3. Kitap 2. Bölüm)

    Klipler, filmler, siyasi liderler, borsa ve ekonomi sembolleri, gezegen isimlerinden Nasa projelerine kadar, pek çok ay adı, hepsi Yunan ve Mısır tanrılarının adı verilmiş; bu şekilde yüceltilmek istenmiştir. Paganist ve aslında her biri insanları köleleştiren cinler olan sahte ilahlara açıkça tapınılan kokuşmuş bir dünyada; zamanın en çirkin halindeyiz.

    Öyle ki, Amerikan parası üzerinde Mısır tanrılarının açık resmi; Hz Musa’nın baş düşmanı Firavun ve tanrısı Horus’un gözü açıkça konmuştur. Pek çok insan Sümerlerin cin tanrıları olan Anunnakilerin, Annuid ismi ile dolara kazındığı görüşünde.

    Onların inançları kendi içlerinde farklılık gösterse de özetle şu şekilde. Sümer tabletlerinde insanı yaratanlar sözde evrenin tanrısınıın oğulları ve kızları olarak tarif edilmiş. Bunlar sonsuz ömre sahip, bilim ve teknolojide ileri insan üstü türler. Tufanı bunları getirdiği; insanı genetik olarak geliştirdikleri ve ömrünün kısaltmaları gibi bir çok kavram Sümer tabletlerinde yazılıdır. Bu nedenle tüm dinlerin aslında Sümer tabletlerinden esinlenerek doğduğunu iddia ederler. Onlara göre tüm dinler tüm peygamberler yalandır; cinler insanlara yardım eden, hala gözetlemekte olan krallardır. Gerçek yaratıcı onlara göre kenara çekilmiş ve karışmamakta; gücü kim eline alır ve yönetirse dünyayı o kontrol etmektedir. Kural yoktur; güç vardır onlara göre. Para ve altın asıl tapınma araçlarıdır.

    Argümanları bilgisiz insanları ikna edecek güçtedir. Kişi gelip bakar ve görür ki; en eski metinler olan Sümer tabletlerinde Tevrat, İncil ve Kuran’da yazan bir çok şey burada detaylıca ama biraz farklı şekilde anlatılmış. Diğerleri gibi dinlerin, Sümer’deki efsanelerin farklı anlatımlarından doğduğunu asıl gerçeğin orada olduğunu düşünür.  Bilgisiz olduğundan beyni kolayca yıkanır ve dinlere düşman olur. Bu nedenle Musa’nın düşmanı Firavun ve Tanrısının sembolü Doların üzerine işlenmiştir. Tek tanrılı İbrani dinlere düşman çok tanrılı Yunan ve Mısır mitolojisi yüceltilmiştir. Gezegen ve gün isimleri olarak günümüzde bile kullanılmaktadır.

    Tabletlerde yazanlar ve mitolojideki pek çok şey, gerçektir. Bir takım meleklerden olan Cinler gökten dünyaya gelmişler ve insanları sahiplenip köleleştirmişlerdir. Aralarında doğa üstü güçleri ile yaşayarak onlara zulmetmişlerdir. İnsanlar onlardan korkarak, kurbanlar adayıp hizmet etmişlerdir. Bu korku öyle büyüktü ki; mistisizm, ruhçuluk ve ezoterizm,  o çağlarda insanlığın tek meşgalesi haline geldi. Cinler dost edindikleri insanlara güç vererek onları kral yaptılar ve onlar aracılığı ile insanları daha kolay yönettiler. Tufan bu nedenle oldu ve nefilimleri ruhlara dönüştürdü; Fakat tufandan bir süre sonra yeniden yayılıp güçlenmeye başladılar. Şeytana tapan dünya liderleri var. Bunların kanıtlarını da göreceksiniz.

    ŞEYTAN ELEBAŞININ ADI (SAHTE)MESİH DECCAL’DİR.

    Peygamber As. Deccal hakkında 1400 yıl önceki kitaplarda yazdığı şekilde muhteşem ve mucizevi bilgiler vermiştir.

    Alnının ortasında herkesin okuyacağı şekilde Deccal yazar.

    Taşlık bir yerden çıkar.

    Tek gözlüdür.

    “Ben Tanrıyım” der.

    İşte Deccal;

    1 Doların üzerine bakın Tek Gözlü ve insanların tanrısı olduğunu iddia eden Mısır Güneş tanrısı Ra ve Horus’un sembollerini göreceksiniz. Ve bu putperestliği yücelten şekilde tek göz, taşlarla örülü Mısır Piramitinin içindedir. Ve çok şaşıracaksınız; Tanrı sembolünün hemen altında Mesih Deccal kelimesinin sessiz harflerle yazılmış halini görüyorsunuz.

    MDCCL XXVI

    Mesih Deccal

    Sözde Mısır Güneş Tanrısı Ra ve oğlu Horus ile betimlenmiş Amerikan parasının üzerinde açıkça şu yazıyor. “Tanrımıza güveniyoruz”. Hangi tanrı olduğunu resmedecek kadar açık göstermişler. Hz İsa’yı 13. havarisi ele vermiş ve ayın 13. günü çarmıha gerilmek istenmişti. Daha pek çok nedenden ötürü İsa’yı sevenler 13’ten nefret eder ve pek çok otelde ve binada 13. numaralı ev atlanmıştır. 1 Dolar üzerinde ise hemen her şeyin sayısının 13 adet olmasına özen gösterilmiştir. Bu insanların şeytan ve tapınıcısı olduğunu kanıtlamak için daha ne kadar çok delil göstermemiz gerekli.

    Annuit Coeptis= Tanrı yani Mısır tanrısı düzeni destekliyor olarak çevrilmektedir. Bu düzenin ne olduğu da piramitin altında yazmaktadır; “seküler yani dinsiz ve Allah’sız dünya düzeni”.  Pek çok araştırmacıya göre Annuit, eski pagan tanrılarından olan “AN” ve Mısır şehri “ANNU” ile insanları köleleştiren ve kendilerine “tanrı oğulları” diyen gökten gelmiş kavim anunnakileri  sembolize etmektedir.

    Mısır’da sözde tanrı kralları oynayan şeytan soyundan gelen insanlar, daha sonra kurulan hemen her krallıkta hatta Roma’da, krallar zincirinin bir parçasıydılar. Günümüzde bu gelenek süregelmektedir. Ya açıktan yada gizli bir şekilde bir devletin kralı şeytan soyundan olmak zorunda idi. Roma kralı yükselişte olan eşsiz ve muhteşem Hz. İsa’nın dinini, putperestliğe çevirmeyi başardı. Nasıl mı?

    İncil’de Hz İsa’nın baharda koyunlar otlarken doğduğu açıktır. Ama noel olarak 25 Aralık “güneşe tapınma günü” kutlanır. 21 Aralıkta en uzun geceyi yaşayan dünya, 3 gün ölü kalan güneşin dirilmesi ile 25 Aralıkta yükselişe geçer.

    Yahudilikte çok katı kurallardan birisi Cumartesinin kutsallığıdır. Ama “Sunday” kutsal yapılmak için Hz İsa’nın dirilişi erkene alınmış ve Hz İsa’nın mutlaka 3 gün yer altında kalması gerekirken 2 günde topraktan çıkarılmıştır. Zorlama şekilde pazar kutsal ilan edilir. Çünkü pazar güneşe tapanların tapınma günüydü. Bu yüzden adı Sun-day’dir.

    Paskalya bayramı ve tavşan heykelcikleri yine eski bir putperest eylemdir. Roma tarafından Tanrı Allah’ın peygamberi ve kulu olduğunu söylediği halde, yaratıcının tek oğlu yada kendisi yada aynı anda ikisi de gibi kavram karmaşasıyla, mısır tanrıları gibi “Tanrı oğlu” ilan edildi.

    Değerli rehberimiz ve peygamberimiz Hz İsa’nın gerçek dinini nasıl mahvettiklerini ve onun hakkındaki muhteşem gerçekleri daha sonra açıklayacağım.

    Şimdi şeytanın dünyayı nasıl yönettiğini ve onu nasıl 1 günde yeneceğimizi görelim.